Ümit KIVANÇ
Erdoğan’ın Sivas mitinginden elimizde kalanları çabucak toparlayacak olursak: (1) Siyaset artık temsil ilişkisi değil, liderden talepte bulunmayacaksın; (2) Terörle mücadele istiyorsan, Suriye’de fetih istiyorsan, biber pahalı diye yakınmayacaksın; (3) Hans ile George’dan uzak duracaksın.
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan yerel seçim kampanyasının mitingli faslını Sivas’ta açtı. İktidar partisi liderinin Sivas mitingi kayda değer bir hadiseydi ve sanırım bazı yönleriyle ileride de hatırlanacaktır.
Hürriyet’in ayrıntılı olarak aktardığı AA haberinden, Erdoğan’ın konuşmasının ilk -Sivas’a methüsenâ- kısmında geçen kavramları ve sözcük gruplarını ardarda sıralıyorum – maksadım konuşmanın kesintiye uğradığı ana kadarki duygusal havayı canlandırmak:
Sivaslılara ‘Yiğido’ denir – namerde boyun eğmezler – Sivas’ın hamuru, mayası ve duruşu – yiğitler – en zor zamanda haktan ve adaletten ayrılmazlar – her şartta sadece ve sadece hakkı tutup kaldırırlar – tarihin en merkez şehirlerinden – bin yıldır Türk yurdu – Danişmentliler, Mengücekliler, Anadolu Selçukluları – Türk-İslam kimliği – Efes’ten Mezopotamya’ya uzanan Kral Yolu – İpek Yolu – Antalya’dan İran’a uzanan Selçuklu Ticaret Hattı – kavşak noktası – asırlar boyunca ticaretin sultan şehri – Avrupa’nın Orta Çağ karanlığını yaşadığı dönemde İslâm dünyasını aydınlatan kandillerden dördü Sivas’ta – Gök Medrese, Şifaiye Medresesi, Çifte Minareli Medrese – ilmin de sultan şehri – dar-ül ulema – öyle sıradan bir şehir değil – Danişment, Eratna ve Selçuklu Devletlerine başkent – Sivas Kongresi – Millî Mücadele’mize başkent – Gazi Mustafa Kemal – Abdulvahabi Gazi, Ahmet Turan Gazi, Kadı Burhanettin, Sultan Keykavus, Şemsi Sivasi, Akşemsettin, Pir Sultan, Aşık Veysel…
SİYASETÇİ-KİTLE BAĞLANTISI ARTIK ÇİFT YÖNLÜ DEĞİL
Erdoğan’ın konuşması, coşkuya dönüşmesi beklenebilecek bu kısmen ruhânî hava içerisinde devam ederken, habere göre “bazı kişilerin kadro taleplerini dile getirmesi”, oluşmakta olan duygu selinin önüne set çekivermiş; öyle anlaşılıyor. Çünkü cumhurbaşkanı kalabalığı gururla taşımaları gereken tarihî miras ve bu mirasın taşıyıcıları sıfatıyla AKP’ye oy vermelerinin kaçınılmazlığı konusunda bilinçlendirirken, usul usul havalanılan yerden birden hep beraber somut gerçeğe, gündelik olana dönülmüş, ayaklar yere basılmış, ilim ve ticaret kandillerinin yandığı sultan şehrinde değil, gençlerin işsiz, soğanın ateş pahası olduğu bugünün Sivas’ında olunduğu fark edilmiş.
Ve inilen yerde öyle her aklına esenin, temsilcisi saydığı siyasetçiden bir şeyler talep etmesinin artık eskisi gibi mümkün olmayacağının idrak edilmesi gerekmiş. Erdoğan, “Biz KİT’lere kadrolarını verdik, bizden bir şey beklemeyin,” diye seslenmiş talepkârlara. “Hepsini verdik. Şu toplantıyı da provoke etmeyin. Alışılmış bir siyasetçi, bir lider değilim. (…) Lütfen samimi ve dürüst olalım.”
Erdoğan Sivaslılara, siyasetin yapılış şeklinin, lider-kitle ilişkisinin, kitlenin hareket (talep) alanının artık bütünüyle değişmiş olduğunu anlatmış. Ve, öyle anlaşılıyor ki, bunu pek de yumuşak üslûpla yapmamış. Başkalarına benzemediğini, “alışıldık” olmadığını hatırlatmış. Sözünün kesilip, kendisinden o günkü o toplanış için hesapta olmayan şeyler, yani kendisinin verilmesini uygun gördüklerinin ötesinde şeyler istenmesinin “provokasyon” sayılacağını bildirmiş. Miting için kitleye anlatılması uygun olan bütünlüğün aktarılma işleminin kitle tarafından gündelik taleplerle kesintiye uğratılmasından duyduğu hoşnutsuzluğun ilkesel niteliğini vurgulamış. Karar için gerekli donanımın, haliyle karar yetkisinin ve uygulama kudretinin kendisinde olduğu, kararı verip geride bırakmış olduğu mevzuda başıboş bir şekilde, gelişigüzel talepler öne sürülmesini kabul edilmez bulmakla kalmayıp, kendisine karşı girişilmiş kışkırtıcı hareket sayacağını duyurmuş.
Ardından talepkârları “samimi ve dürüst” olmaya çağırmış. Yani söz konusu kabul edilemez ve kışkırtıcı hareketin aynı zamanda bir tür hilebazlık içerdiğini belirtmiş.
Ve birazdan daha ağırı gelecek darbeyi herkesin pek iyi anlayacağı dilden indirmiş: “Cudi’de, Gabar’da, Tendürek’te ve Kandil’de terörle mücadele verirken, onları temizlerken sizin söylediklerinize bakın!” Eğer buraya kadarki uyarı tesirli olmadıysa -ki, eminim olmuştur-, vatan hainliğine varması iki adım bile sürmeyecek suçlamanın eşiğine gelinmiş oluşu, cumhurbaşkanının planladığı akışı kesip talep öne sürmeyi bundan böyle kimsenin aklından bile geçirmemesi gerektiğini Sivaslıların şahsında herkese açıkça anlatmış olmalı.
Sivas mitinginin bundan böyle hep hatırlanacak ilk önemli özelliği buydu: Kitle, lider konumundaki tek adamın “alıştığı” geleneksel siyasî temsilci olmadığı gerçeğiyle karşılaştı. Bu karşılaşmayı özellikle ilginç kılan, bizzat liderin “ben o değilim” demiş oluşu.
SAVAŞ İLE EKONOMİNİN BAĞLANTISI
Erdoğan’ın Sivas mitinginin ikinci bombası -zira buraya kadar sözünü ettiğimiz şey de aslında siyasî-toplumsal bomba-, şimdiye kadar çoğunlukla yokmuş gibi yapılan bir bağlantının en yetkili ağızdan açıkça dile getirilişiydi: Savaş harcamalarıyla ekonomik bunalım arasındaki ilişki.
İşsizlik başlığı altında ele alınıp ekonomik bunalımla ilişkisi kurulabilecek “iş talep etme” girişimi ve liderin buna gösterdiği tepki de bir yanıyla şüphesiz bu kapsama sokulabilir; ancak cumhurbaşkanı bu dolaylı bağlantıyla yetinmedi. Daha somut ve açık konuştu. “Terörle mücadele” sahasından çıkmadan, “Biz bunu yaparken,” dedi, “birileri bizi farklı yerlerden vurmaya çalışıyor.” Akla ilk gelenler şüphesiz dış güçler, Batı, vs.’ydi. Fakat Erdoğan onları geriye bıraktı. Terörle mücadeleyle meşgûl yöneticileri “farklı yerden vurmaya” çalışanlar, cumhurbaşkanının tanımına göre, fazlasıyla içimizden birileriydi ve her zamanki olağan şüpheliler, bildik “vatan hainleri” değildi: “Ne diyorlar? Domates, patlıcan, sivri biber, diyorlar.”
Yani bu defa tekere çomak sokanlar, domatesin biberin pahalılığından yakınanlardı. Dolayısıyla, iş talep edenler dahil, herkes olabilirdi.
Sonrası, “ekonomi ve devlet” dersi olarak geldi: “Düşünün, bir merminin fiyatı nedir? Benim Mehmet’imin giyinip kuşanması ve teröristlere karşı verdiği bu mücadelenin bedeli nedir? Bunu düşünün. Bunları bu iktidar yapıyorsa, bu iktidar başarıyorsa, siz daha hâlâ kalkıyor, ‘patates, soğan, domates, sivri biber’, bunları konuşuyorlar” (cümle haberde böyle, yalnız ‘bunlarla’yı ‘bunları’ diye değiştirdim -ük).
Böylece, Suriye maceraları başladığından beri bu işin ekonomiye ağır yük getireceğini ifade eden üç-beş kişinin mecburen alçak sesle söylediklerini mutlak iktidar yetkisine sahip kimse açık, net, veciz şekilde ortaya koymuş oldu.
Farkında mısınız, değerli okurlar, anlasın anlamasın herkes ekonomi konusunda atıp tutuyor, “ben demiştim” yarışına girmiş ekonomistler, uzmanlar, neyin niye olması/olmaması gerektiğine dair sayfalar dolduruyor ve fakat artan fiyatlarla birlikte üzerimize boca edilen analiz ve öngörüler arasında savaş harcamalarının adı pek anılmıyor. Üstelik bu maliyet hesabının, Kürt sorununu esas olarak askerî yöntemle “halletme” kararı verilişinden bu yana, sadece harcama bakımından değil, savaş ortamının yol açtığı dizginlenme, gelişememe maliyetini de üstüne katarak yapılması gerekiyor. Son dönemin Suriye harekâtları da elbette ayrı ve muazzam bir kalem.
Erdoğan’ın Sivas mitinginde domates-biber fiyatıyla mermi ve Mehmetçik’in giyim kuşam parası arasındaki bağlantıya işaret etmesi, ekonomik bunalım hakkında konuşulurken eksik bırakılan önemli unsurun bundan böyle hesaba katılmasını sağlayabilir. Belki de olumlu bir durumdur bu!
GEORGE, HANS, TANZİM SATIŞ
Erdoğan’ın konuşmasının bundan sonrası için aynı şeyi söylemek zor, çünkü bu kısımda kolayca anlamlandıramayacağımız bir zincir yer aldı. Domates-biber fiyatlarını mevzu ederek münasebetsizlik ve herhalde yıkıcılık yapanlardan söz ettikten sonra şöyle devam etti Erdoğan: “Yani bizi George, Hans bir yerlerden vurmak istiyor. Bunlar da George’a Hans’a önayak oluyorlar.” Dış düşmana hizmet eden iç hainler denklemini biliyoruz, bunda alışılmadık bir yan yok; fakat domates-biber fiyatlarının konu edilmesinde Hans veya George parmağı aranması sanki bizim şartlarımızda bile tuhaf kaçıyor. İktidar propaganda aygıtının gazeteleri, televizyonları “ABD ile arayı düzelttik!” diye sevinç çığlıkları atarken Hans ile George’un Sivas’ta -yine birtakım hainlikler peşinde- karşımıza çıkması tuhaflığı artırıyor. Bu yolda öbür adımlar da şöyle geldi: “Eğer birileri marketlerde şuralarda buralarda yapıyorlarsa, kabine toplantısında da açıkladım, gerekirse tanzim satışları belediyelerimizin eliyle kurarız ve en ucuz fiyata da buralara ürünleri getiririz. Şu anda Hazine ve Maliye Bakanlığımız, Ticaret Bakanlığımız, Gıda Tarım Bakanlığımız başladılar.”
Buradaki “birileri”nden kasıt, açık ki, Hans ile Georg olmadığı gibi, domates-biber fiyatından yakınarak Hans ve George’a “önayak olanlar” da değil, bizzat fiyatları olağanüstü artıranlar. Bunlara karşı, bildiğimiz üzre, tanzim satış mağazaları yoluyla atağa geçiliyor. Bu durumda devlet, Hans ve George’la işbirliği halinde hem domates-biber fiyatlarını artırarak hem de bu fiyat artışlarının patırtısını kopararak ülkeyi bir yerlerden vurmaya çalışanlara pek asimetrik kalan bir karşılık vermiş oluyor: Tanzim satış mağazaları!
Erdoğan’ın Sivas mitinginden elimizde kalanları çabucak toparlayacak olursak: (1) Siyaset artık temsil ilişkisi değil, liderden talepte bulunmayacaksın; (2) Terörle mücadele istiyorsan, Suriye’de fetih istiyorsan, biber pahalı diye yakınmayacaksın; (3) Hans ile George’dan uzak duracaksın.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024