Ümit KIVANÇ
Türkiye’de “tepedeki” siyasetin dinamikleri, mekanizmaları, devlet dediğimiz yapının temelleri, şalterlerinin, sigortalarının bulunduğu kontrol odaları, herkesçe girilip çıkılamayan iç salonlarıyla, siyasetin mecburen yoldan geçen herkese açık tutulan avlusu arasındaki giriş bölmeleri, bekleme odaları ve koridorlar hakkında birşeyleri merak eden herkesin, öğrenme yolunda kaçınılmaz olarak karşısına çıkan figürler vardır. Hava nasıl olacak diye, rüzgâr ne taraftan esiyor diye baktığınız yön ete kemiğe bürünse olacağı şey gibidir bunlar. Cemil Çiçek, akla ilk gelenlerden.
Çiçek, biliyorsunuz, 13 bin liralık maaşları daha beş dakika mesai yapmadan 18 bine çıkarılan Yüksek İstişare Kurulu’na cumhurbaşkanınca seçilerek taltif edilenler arasında. Yukarıda söylediklerimi hem derinleştirecek hem de kastedileni anlamayı derhal kolaylaştıracak bir anahtarı, Çiçek’in öngörü ve temkin kabiliyetini kurulun bir başka üyesiyle, Bülent Arınç’la kıyaslayarak elde edebiliriz. Maaşlarının yükseltilmesine laf edenleri “edepsizlikle” suçlayıp, sonra ‘öyle demedim’ deyip kendini kaybedilmeye mahkûm, yıpratıcı polemiğin nesnesi haline getiriveren Bülent Arınç’ın aksine, Çiçek, daha buraya seçilir seçilmez, sözkonusu kurul üyesi olarak alacağı maaşı bağışlayacağını duyurmuştu.
Baktım Cemil Abi burada…
Daha önce de aktarmıştım, ama kimbilir ne zaman; bu yüzden, hatırlayacak az sayıda okurun affına sığınarak, bugünün tepelerdeki bir siyasetçisinden dinlediğim Cemil Çiçek anekdotunu anlatmak isterim. AKP’nin “hazırlandığı” günlerde, aynı kulvarda bir başka parti hazırlığı daha vardır. İki grup da zemin yoklamakta, “buluşmalar” düzenlemektedir. Çengel atılan çevreler aynı olduğundan, bazen istenmeyen kesişmeler meydana gelir. Nitekim bir gün otel lobisinde biraraya gelen grup, öbür grubun da aynı lobinin öbür tarafında toplaşmakta olduğunu görür. Lobiye giren bazı insanlar, iki taraf da tanıdık olduğu için, birine davet edilmişken yanlışlıkla öbürüne giderler. Bunlardan biri, yanlış grubun yanına geldiğini anlayınca öbür tarafa gider, fakat biraz sonra tekrar dönüp gelir. Bir ara ona “ne iş?” diye sorarlar, adam şöyle cevap verir: “Baktım Cemil Abi burada, demek iş buradan yürüyecek dedim, geldim.”
Önemli yani, Cemil Çiçek. Hava açacak mı, kapayacak mı, ona bakarak kerteriz almaya alışmış sağcı siyasetçi bol. Devletin neresi nezdinde ne bakımdan ne kadar önemli, ayrıntısını tabiî bilemeyiz, önemli olduğunu biliyoruz. Bugünün tantanası içerisinde Çiçek’in macerasını izlemekten imtina edemeyiz.
ANAP ve AKP’nin kurucu heyetleri içerisinde yeralan, böylelikle bunların devletçe kabulünün simgesel ilanını ete kemiğe büründüren, eski Adalet Bakanı, eski Meclis Başkanı Cemil Çiçek, bir süredir ortalıkta yoktu. Sonra bir yanda Ali Babacan ile Abdullah Gül’ün, öbür yanda Ahmet Davutoğlu’nun iki ayrı kanaldan yürüttükleri yeni parti oluşumlarıyla adı anıldı. Tayyip Erdoğan da Çiçek’in yeni bir oluşum bünyesinde görünmesinin ne anlama geleceğini pek iyi bildiğinden, onu da, merkezkaç kuvvetlere kapılmasınlar diye bir “yüksek kurul”da biraraya topladığı siyasetçilerin arasına kattı. Gerçi Cemil Bey Ali Babacan ekibiyle temasları için “dedikodu” dedi, lâkin onlarla birlikte bir lokantada aynı masada görüntülendi. Görüntü, Erdoğan’ın onu “massetme” operasyonunun başarısına dair şüphe uyandırıyor. Neden? Çünkü “Cemil Abi” bu sefer burada değil şurada. Ama aynı zamanda orada!
“Dört ayaklı vizyon”
Çiçek nerede, göreceğiz. Zaten onun bulunduğu yeri kollayarak ikbal arama değil başına ne geleceğini anlama derdi olan bizim gibiler için soru farklı. Kendisinin nerede bulunduğu değil, bulunduğu yere ne kattığı önemli. Bizzat yeraldığı siyasî bünyeye ne gözle bakıyor, devlet siyasetçisi Cemil Çiçek?
Çiçek, bir süre önce [ https://tinyurl.com/y38avyum ] kendisiyle görüşen Özlem Gürses’in (Sözcü) sorularını cevaplarken, “ekonomi, adalet ve dış politika alanlarındaki ülke sorunlarının dört ayaklı bir siyasî vizyonla ele alınması gerektiğini yıllardır söylediğini” belirtmişti. “Ülke sorunlarının ele alınması” derken kastedilen, bildiğimiz siyaset. Siyasetin en üst düzeyi. Ülke yönetimi. Güya bizim bu konulardaki tercihlerine göre seçeceğimiz insanların yapacağı iş. “Ekonomi, adalet ve dış politika” diyor adam, dahası mı var?
“Dört ayaklı vizyon”la ele alınacak bunlar... Peki kimlere ait bu dört ayak? Arada bizimki de var mı? Cemil Çiçek, ayakların kimlere ait olduğunu şöyle sıraladı: “iş dünyası, akademi, kıdemli siyasetçi ve görevdeki bürokratlar”. Yani bizimki yok. Seçmeninki.
Kendisiyle önceki gün görüşen Deniz Zeyrek’in (Sözcü) [ https://tinyurl.com/y3znx8bq ] aktardığına göre, Cemil Çiçek, “Biz,” demiş, istişare konusunda, “zaten zaman zaman bu işi yapıyor, önemli konulardaki görüşlerimizi en üst seviyede iletiyorduk.”
Bilmediğimiz kanallar
Kimdir bu, görüşlerini en üst seviyede iletebilen “biz”? Başka bir “biz”in, yani bizim bilmediğimiz, seçilmeksizin, hepimiz için açık, bilinen bir konumları olmaksızın ülke siyasetini yönlendirebilen birileri. Kurula dair, “Burada bizlere önemli bir görev ve sorumluluk atfediliyor,” dedi Cemil Çiçek; Arınç üzerinden maaş meselesi mevzu edildi diye yakınarak. “İş değil maaş konuşuluyor!”
Şu “önemli görev ve sorumluluk” konusunu ortaya getirip, “Yüksek İstişare Kurulu ne yapacak?” diye sormuş Deniz Zeyrek. Çiçek şöyle cevap veriyor: “Herhangi bir icra yanı yok. Ancak danışmanlıktan da farklı olması gerekiyor, yeterince danışman var zaten. İsmi geçenler siyasetin içinden gelen isimler. Ciddî konularda deneyimlerini aktarır, tavsiyede bulunabilirler. Millî Güvenlik Kurulu'nun sivil bir şekli gibi düşünün.”
Bak sen! Demek şu “dört ayak” teorisi Çiçek’in arzuladığı pratiğe kavuşuyor. Üstelik galiba ayakların ikisine öbür ikisi kadar ihtiyaç duyulmuyor olmalı. Bugünkü koşullarda “iş dünyası”nın bağımsız mihrakmış gibi memleket haline dair öneriler geliştirmesi düşünülemeyeceğine, “akademi” denen şeyden geriye ne kaldığı da epeyce şüpheli olduğuna göre..?
Çiçek, “Bu kurul devlet işleri için kuruldu,” diyor. “Gündemi büyük ihtimalle genel iç ve dış siyaset olur. Üyelerin hepsi en üst seviyede siyaset yapmış kişiler.” Yukarıda geçen, “icra yanı yok … ancak danışmanlıktan da farklı olması gerekiyor” lafına dikkatinizi çekeyim mi yoksa zaten oraya takılıp kaldınız mı? Çiçek’in bu sözleri gazetecinin “kurul AKP’nin istikbaliyle de ilgilenecek mi?” mealindeki sorusuna cevabın ettiğini de ekleyeyim.
Bu kurul ne işe yarayacak?
Yüksek İstişare Kurulu dendiğinde, girişimin öncelikle güncel-pratik düzeydeki iki siyasî hedefi üzerinde duruluyor. Bu kurulun icadından ilk muradın, başka yere kaçıp dengeyi Erdoğan ve AKP’nin aleyhine çevirecek kurt siyasetçileri zaptetmek olduğu söyleniyor ki, bu elbette yanlış değil. İkinci olarak, kimseye kulak vermemekle, hep tek başına kararlar vermekle eleştirilen “TekAdam”ın tekrar birilerine danışmaya, istişareye yöneldiğinin vücut bulması, Tek Adam’da yoğunlaşıp sıkışan kudretin paylaştırılması olarak sunuluyor bu heyet. Kurulla ilgili haberler duyulduğunda Duvar’da Kemal Can [ https://tinyurl.com/yyvvuy65 ] şöyle yazmıştı: “Erdoğan’ın, AKP tabanında hâlâ kredisi olabilecek (…) ağırlıklı isimleri çeşitli görevlerle etrafına toplaması, bugünlerde çok ihtiyacı olan güç tedariki için elbette çok önemli. Fakat bu hamlelerin, bu ülkede siyasete ilginin yapısından kaynaklanan bir başka hedefi daha var: Erdoğan’ın uzunca bir süredir etrafını boşaltarak kapattığı ilişki kanallarını yeniden açıyormuş görüntüsü yaratmak. İster lidere yakınlıkla, ister devlette etkinlikle bazı temas kapılarının açılacağı/artacağı izlenimi verilmesi, hem bu rollere tayin edilenler için, hem de bu gelişmeyi izleyen sıradan seçmenler için anlamlı.”
Devletin bizim irademizi takmadan yönetildiği geleneksel mekanizma, 21. yüzyıl padişahlığı olarak şekillendirilmeye çalışılan başkanlık sisteminin şu ana kadar yarattığı hasarı gidermeye ve kendini toparlamaya çabalıyor, anlaşılan. Yani: bir, Cemil Çiçek’in yine sık sık karşımıza çıkmasından tabiî bir şey olamaz; iki, Erdoğan da onsuz yapamadı. Yani: belediye seçimlerinin sonucunu tanımayarak ve seçim tekrarlatılarak kalkışılan, seçmen iradesini hiçleştirme operasyonuna ilaveten, ana politikaları seçilmemişlerin belirlediği vesayet düzenine yumuşak geçiş.
Cemil Çiçek “burada ne önemli iş yapıyoruz, siz maaşla uğraşıyorsunuz” derken gayet haklı görünüyor. Nasıl tarif etmişti: “MGK’nın sivil şekli gibi düşünün.”
Düşünsek iyi olacak hakikaten.
Yazarlar
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları






















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024