Ümit KIVANÇ
Sedat Peker’in, Türkmenlere yardım kisvesi altında Suriye’deki El-Nusra Cephesi’ne silah gönderildiği yollu büyük iddiası üzerine, El-Nusra’nın “yaşamöyküsü”nde iz sürmeye devam ediyoruz. Geçen bölümde, artık El-Kaide’nin Suriye kolu olarak tanınan Nusra’nın Irak İslâm Devleti’nden kopmaya hazırlandığı günlere gelmiştik.
8 Nisan 2013 günü, Irak İslâm Devleti’nin yayın organı El-Furkan, lider Ebubekir el-Bağdadi’nin konuşmasını yayımladı. Ses kaydında Bağdadi, Ebu Muhammed el-Colani için “askerlerimizden biri”, Nusra Cephesi’nin savaşçıları için de “oğullarımız” diyordu: “Askerlerimizden biri olan el-Colani’yi ve onunla birlikte oğullarımızdan bir grubu vekilimiz olarak tayin ettik ve Levant’taki hücrelerimizle buluşsunlar diye onları Irak’tan Levant’a gönderdik… Onlar için planlar yaptık, nasıl çalışacaklarını tayin ettik ve onlara elimizden geldiğince her ay malî destek verdik ve onları hem mültecilerden hem yerlilerden Cihad’ın savaş alanlarını tanıyan bilen elemanlarla takviye ettik.”
Bağdadî, “Levant ve dünya halkı önünde ilan etmenin zamanı gelmiştir ki,” dedi, “El Nusra Cephesi, Irak İslam Devleti’nin bir uzantısıdır ve onun parçasıdır.”
Bundan böyle her iki isim de kullanılmayacaktı, çünkü ortada tek bir örgüt vardı: Irak ve Şam (Levant) İslâm Devleti. Daha sonra, Arapçada olumsuz çağrışım yaptığı için kısaltması hasımlarınca DAİŞ, DAEŞ veya DEAŞ olarak anılan, Türkçeye daha ziyade “IŞİD” kısaltmasıyla yerleşen örgüt böyle doğdu.
Bağdadi, “binlercenizin dökülen kanını demokrasiye feda etmeyin” sözleriyle Suriye muhalefetinin cihatçı olmayan kesimlerine de seslendiği konuşmasında, Levant’ta görevleri “sadece hazırlanmak ve lojistik ve Allah’ın yolundan yürüme şansını beklemek” olan hücreler kurduklarını açıkladı, bunların bundan böyle “Irak ve Şam İslâm Devleti adı altında” savaşacaklarını tekrarladı.
Bu duyurudan sadece iki gün önce El-Kaide’nin resmî propaganda mecrası As Sahab Zevahiri’nin çağrısını yayımlamıştı. Zevahiri, “Cihad’ın meyvesini almak için elinizden geleni yapın,” diyordu. “Allah’ın izniyle bir cihadî İslâm devleti kurun.”
Bağdadi’nin açıklaması bu doğrultudaki bir adım gibi algılandı. Oysa durum bambaşkaydı.
COLANİ AYRI BAŞ ÇEKİYOR
Nusra’nın resmî yayın organı Beyaz Minare’de (El-Manara el-Bayda) yayımlanan cevabında el-Colani’nin Bağdadi’nin konuşmasına verdiği karşılık şöyle özetlenebilirdi: “Yoo! Saygıda kusur etmeyiz, ama örgütümüz ayrı!” Saygı faslı yerinde görünüyordu. Colani, Irak İslâm Devleti liderinden, “Allah onu esirgesin, Şeyh Bağdadî,” diye sözediyordu, “el-Şam’da ezilenleri destekleme planımızı onayladı ve bize para verdi ve bazı kardeşlerimizi yanımıza kattı...” Irak’ta İslâm bayrağının dalgalanmasını çok istediklerini, hattâ bunun için orada çalıştıklarını hatırlatan Colani, “ama şimdi işimiz Suriye’de” diyordu.
Ayrıca ne Bağdadî’nin açıkladığı karardan ne de böyle bir açıklama yapılacağından kendisinin ya da El-Nusra içerisinden herhangi birinin haberi vardı. El-Nusra, El-Kaide merkezine bağlıydı; Irak’taki Bağdadî’nin değil, Pakistan’daki Eymen el-Zevahiri’nin otoritesini tanıyordu.
Suriye’de rejime karşı savaşan örgütlerin sayısının 1200’ü bulduğu 2013 yazına kadar Nusra-IŞİD ilişkisi belirsiz kaldı. Her ikisinin resmî yayın organlarında bu konuya dair resmî açıklamalar yeralmadı. Nihayet Mayıs sonunda Zevahiri mektup gönderip arayı bulmayı denedi, “peki, biriniz Suriye’de, biriniz Irak’ta çalışın, ama işbirliği yapın” dedi.
Zevahiri’nin görüşü Colani’nin işine geliyordu; bunu yaymaya başladı. Ardından Al Jazeera, Zevahiri’nin mektubunu olduğu gibi yayımladı.
'İKİSİ DE YANLIŞ YAPTI'
23 Mayıs 2013/13 Recep 1434 tarihli bu mektupta El-Kaide lideri açıkça, “ikisi de yanlış yaptı” diyordu: “Şeyh Ebubekir el-Bağdadî, bizim buyruğumuza ihtiyaç duymadan, bize danışmadan, en azından bize haber vermeden Irak ve Şam İslâm Devleti'ni ilan etmekle yanlış yapmıştır. Şeyh Ebu Muhammed el-Colani, bizim buyruğumuza ihtiyaç duymadan, bize danışmadan, en azından bize haber vermeden, Irak ve Şam İslâm Devleti'ni reddetmek ve El-Kaide ile bağlantısını açıkça ilan etmekle yanlış yapmıştır.”
Zevahiri, Irak’takilere, “IŞİD iptal edildi, faaliyete IİD olarak devam edin!” buyurdu.
Mektubunun sonuna Hud suresinden ayet koymuştu; “Ben sadece gücümün yettiği kadar ıslah etmek istiyorum,” diye. Zevahiri’nin gücü yetmedi.
15 Haziran 2013’te yayımlanan sesli mesajında Bağdadi şöyle haykırdı: “Kanın dolaştığı bir damarımız ve gören bir gözümüz olduğu sürece Irak ve Şam İslam Devleti var kalacaktır. (…) bundan vazgeçmeyeceğiz ve taviz vermeyeceğiz; ölene kadar!” IŞİD lideri, almış yürümüştü: “Allah’a karşı gelen mektuptaki emirleri değil Allah’ın emrini yerine getirmeyi seçtim.”
IŞİD böylece, doğrudan El-Kaide merkezini karşısına alıyordu. Zevahiri’nin yolladığı arabulucular gidişatı değiştiremedi. Aksine.
2016 Ağustos’unda El-Bab civarında arabayla giderken ABD savaş uçağından atılan bombayla öldürülene kadar IŞİD’in starlarından olan Ebu Muhammed el-Adnanî, IŞİD Sözcüsü sıfatıyla sahneye çıktı, El-Furkan Medya’da yayımlanan, “kimse bizi yolumuzdan döndüremez” yollu konuşmasında, El-Kaide’ye zaten hiç biat etmediklerini, Irak-Suriye sınırını tanımadıklarını, “Diyala’dan Beyrut’a kadar bütün Rafızîleri (Şiiler) bombalayacaklarını” ilan etti. Sadece bölgedeki bütün Şiileri ve örgütlerini değil, El-Kaide’ci Colani ve örgütünü de karşısına aldı, “inşikak”tan (ihanet anlamı da içeren bölücülük) sözetti.
Adnanî, bizzat Zevahiri’yi de boş geçmedi. Ona itirazları vardı: (1) ‘günah işleyin’ diye emir verdin, (2) Ortadoğu’nun Sykes-Picot Anlaşması’na göre bölünmesini onaylıyorsun, (3) El-Nusra’nın “itaatsiz asileri”ne itibar sağladın, (4) itaatsizliğe emsal yarattın, (5) taraflarla yeterli istişare yapmadan hükme vardın, (6) bunlar mücahitlerin düşmanlarının işine yaradı, (7) mücahitlerin Suriye’den çekilmesini istemen anlamsız.
'TEK BAYRAK, TEK EMİR'?!
Ayrılık kalıcı hale geliyordu. Tunus’tan Suudi Arabistan’a din âlimleri, cihatçı teorisyenler ve siyasî örgütçüler çatışıyorlardı. Kimi Bağdadi’ye sınırsız biat edilmesi için bütün şartların varolduğunu öne sürüyordu, kimiyse harp meydanında kazanılan başarıların iç kavgalarla nasıl hebâ edildiğini hatırlatıyor, IŞİD ve Nusra’daki “kardeşlerimiz”i “tek bayrak ve tek emirin altında” savaşmaya çağırıyordu. Halife muamelesi görmeyi bekleyebilecek emirin hâlihazırda varolmadığını ileri sürenler de vardı.
El-Kaide merkezi, bir umut, Ebu Halid el-Suri’yi arabulucu tayin etti. 2014 başında el-Suri, bütün öbür “mücahitler”le savaşan IŞİD'i suçladı. IŞİD Cerablus'ta bomba yüklü araçla başka örgütlerden 33 militanı öldürdüğünde Suri, IŞİD'in “Cihad ve İslâm Devleti kurma adına işlediği suçlar"ı lanetledi, örgüt adına savaşanları tövbe etmeye çağırdı. El-Kaide merkezinin arabulucusu safını seçmişti.
Nusra ise, Suriyeli bir örgüt olarak öbür muhalif gruplarla kolayca yakınlık kurdu, 2014 başında Kuzey Suriye’de IŞİD’e karşı birleştiler, onu İdlib ile Halep’in büyük bölümünden sürüp çıkardılar. IŞİD bu çarpışmalarda yedi bin savaşçı kaybetti.
Şubat 2014’te, Eymen el-Zevahiri, El-Kaide’nin IŞİD ile “hiçbir bağlantısının bulunmadığını” ilan etti. IŞİD de hepsine inat, adını dümdüz “İslâm Devleti”ne (İD) çevirdi. Militanları ve yandaşları ondan artık sadece “Devlet” diye sözediyorlardı. Tek “İslâm Devleti” vardı, o da oydu!
“El-Kaide’nin Suriye kolu” olarak tanınan Nusra’nın örgüt merkeziyle ilişkisi ise, daha belirsiz, spekülasyona açık bir çizgi izledi. Esad yönetimine karşı silahlı cihatçı örgütlerin en güçlüsü olan Nusra’yı kimse açıktan destekleyemiyordu. Kim El-Kaide’nin Suriye örgütünü silahlandırıp donatmayı göze alabilirdi?
Bu gerilim Nusra’nın bütün siyasî adımlarını belirledi. Örgüt her seferinde kendini El-Kaide’nin otoritesinden biraz daha uzaklaştıracak adımlar atmak zorunda kaldı.
Öyle görünüyor ki, 2015 ilkbaharında Nusra’nın El-Kaide bağlantısı Şam rejimini devirmek isteyenler için kayda değer pürüz yaratmıyordu. Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin teşvik ve desteğiyle oluşturulan Fetih Ordusu’nun gövdesini Ahrar el-Şam’la birlikte Nusra oluşturmuş, bunun ardından Suriye ordusunun ele geçiremediği bölgelerde bariz bir Nusra hegemonyası giderek yayılmıştı.
İki yıl sonra, 2016’nın Şubat başında ABD ile Rusya “düşmanlıkları durdurma” anlaşması yapıp Nusra ile İD dışında bütün örgütleri ve rejimi kapsayan iki haftalık ateşkes üzerinde anlaştıklarında, Nusra hâlâ El-Kaide uzantısı sayılıyordu. İslâm Devleti örgütünün bombalanmasına kimsenin itirazı yoktu da, hemen bütün örgütler, Nusra da ateşkesle korunsun istiyorlardı. Çünkü en güçlü silahlı örgüt oydu. Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) saflarından şöyle çağrılar duyuluyordu: “Nusra ile işbirliği yapan bütün gruplara çağrı yapıyoruz, Nusra’ya baskı yapsınlar, El-Kaide ile bağlarını koparsın; böylece terörizmle mücadele adı altında siviller öldürülmesin.”
KABUK KABUK İÇİNDE
“Savaş diplomasisi” içerisinde iyice pişen pragmatik lider El-Colani, İD ile aynı muameleyi görme tehlikesi karşısında, El-Kaide’ye açıkça mesafe koyma yüzünden dünya cihatçılarının tepkisini de çekmeyecek bir yol buldu: 2016 Temmuz’unda, etrafına topladığı çeşitli örgütlerle “Şam’ın Fethi Cephesi”ni (ŞFC) oluşturdu. Çekirdeğinde yeraldığı ve gerçekte hükmettiği bu yeni şemsiye örgüt altında görünmez olmayı hesaplıyordu. ŞFC’nin El-Kaide bağlantısı gibi bir sorunun olmaması gerekirdi, çünkü böyle bir ilişkiden uzak örgütlerin de katıldığı bir bileşimdi. Artık ŞFC olmuş Nusra, birçok başka örgütle kapıştığında kendini savunurken, “El-Kaide ile ilişkimizi, Suriye Devrimi’nin hayrı için kesmedik mi?” diye soruyordu. Canhıraş konuda canhıraş soru! Buna rağmen herkes uzun süre ŞFC’ye Nusra, Nusra’ya El-Kaide uzantısı muamelesi yapmayı sürdürdü. Zaten birçok yerde bizzat ŞFC elemanları duvarlara yazdıkları sloganlara Nusra imzası atmaya devam ediyorlardı.
ŞFC 2017 başında İdlib’te mutlak hakimiyet sağlama hedefiyle harekete geçti. Kendisine kafa tutabilecek yegâne örgüt olan Ahrar el-Şam’ın merkez karargâhına saldırdı, irili ufaklı birçok örgütü sindirdi, dağıttı. O sırada ŞFC’ye karşı çok geniş bir cephe oluştu. Birçok din âlimi onu suçlayan fetvalar verdi. Örgüt de kendisini “biz İD gibi değiliz, kimseyi kâfir ilan etmiyoruz, turuncu mahkûm elbiseleri giydirip kurban etmiyoruz” diye savundu, ötekileri, “Şeriat’a dayalı bir Sünnî yönetim biriminin statü kazanması üzerinde” anlaşmaya ve güçlerini birleştirmeye çağırdı.
Ardından, yeni bir siyasî-diplomatik hamle yaptı. Ahrar’ın yanından kopardığı -Ankara’nın gözdelerinden Nureddin Zengi Hareketi dahil- kırk kadar örgütün de katıldığı, yaklaşık yüz örgütlük bir koalisyon oluşturdu ve Nusra çekirdeğinin etrafına bir kılıf daha örülmüş oldu. Çekirdeğinde Nusra saklı Şam’ın Fethi Cephesi etrafında oluşturulan yeni koalisyonun adı “Heyet Tahrir el-Şam”dı (HTŞ). Eski Ahrar liderini siyasî önder yapma gibi jestlerin ardına gizlense de, iktidar yine mâlûm Nusra çekirdeğindeydi: Silahlı kuvvetlerin başkomutanı, Colani’ydi.
HTŞ, her ihtimale karşı, El-Kaide merkeziyle ilişkisi olmadığını ilan etti. Buna paralel olarak, Suriye’nin geleceğinde rol oynayacak bir sivil güce dönüşebileceği yolunda diplomatik sinyaller vermeye başladı. Ama bundan evvel, kendisiyle rekabet edebilecek güçte başka örgüt kalmaması için yeni bir şiddet dalgası yarattı, ötekilerin hepsini ya safdışı etti ya da onlara boyun eğdirdi. İdlib-Hatay (TC) sınırının neredeyse tamamını, sınırda “kaçakçılık hattı” olarak adlandırılan kısımları ele geçirdi ve, en önemlisi, Bâb el-Heva sınır kapısındaki trafiği tamamen denetimine aldı. Kapıdan elde edilen geliri de.
İdlib vilayetine ilaveten, Lazkiye’nin kuzeyinden ufak, Hama’nın kuzeyinden büyükçe, Halep’in batısından iri parçaları da içeren ve genel olarak kabaca “İdlib” olarak anılan silahlı muhalefet bölgesi neredeyse tamamen HTŞ’den sorulur olmuştu.
Ancak örgüt, kısa süre sonra, bölgenin askerî denetimini kendisinden daha güçlü bir orduyla paylaşmak zorunda kalacaktı: TSK ile.
--DEVAM EDECEK--
Yazarlar
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları





















































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024