Umut ÖZKIRIMLI
George Orwell’in şu sıralar malum nedenlerle yeniden revaçta olan ünlü romanı 1984’ü mutlaka duymuşsunuzdur sayın Kılıçdaroğlu. Daha çok tüm özgürlüklerin ayaklar altına alındığı totaliter bir toplum düzenini anlatan ‘distopik’ yönüyle bilinen bu roman aynı zamanda edebiyat tarihinin en çarpıcı ‘ihanet‘ hikayelerinden birini barındırır içinde. Hafızanızı tazelemek için kısaca özetleyelim.
Romanın baş kahramanı Winston, kuralları hiçe sayarak aşık olduğu Julia ile birlikteyken ‘Düşünce Polisi‘ tarafından yakalanır ve nerede olduğunu bilmediği bir hücreye atılır. Bunu uzun bir sorgulama süreci izler. Amaç, Winston’ın iradesini kırmak, ona Parti’nin (alternatif?) gerçeklerini kabul ettirmek, hatta Parti’nin asla görünmeyen ama her yerde posterleri asılı lideri ‘Büyük Birader‘i sevdirmektir.
İşkencelere dayanamayan Winston bir süre sonra iki kere ikinin beş ettiğine, köleliğin özgürlük, Tanrı’nın Parti olduğuna inanır.
Parti görevlisi O’Brien, Winston’a “Seni alt ettik … Onurun ayaklar altına alındı … Yalvar yakar oldun, aman diledin, herkesi ele verdin, bildiğin ne varsa söyledin. Bir insan daha fazla küçük düşebilir mi?” diye sorduğunda ise Winston muzaffer bir tavırla “Julia’ya ihanet etmedim” diye yanıt verir. Ve Parti’nin eline düşenlerin korkulu rüyası 101 Numaralı Oda’ya alınır.
Bu odada ‘dünyanın en kötü şeyi‘ vardır. “Dünyanın en kötü şeyinin ne olduğu kişiden kişiye değişir” der O’Brien. Kimine göre diri diri gömülmek, kimine göre yakılarak öldürülmektir en kötü şey. “Senin durumunda dünyanın en kötü şeyinin fareler olduğu anlaşılıyor” diye devam eder O’Brien, içinden sesler gelen bir tel kafesi Winston’ın yüzüne yaklaştırarak. Parti, Winston’ın kabuslarından bile haberdardır.
İnsanoğlu en ölümcül acıya bile dayanabilir, ‘ama herkesin asla dayanamayacağı bir şey mutlaka vardır.‘ Winston için dayanılmaz olan farelerdir. O’Brien Winston’a tel kafesin kapısını açtığında açlıktan kudurmuş farelerin uçarak yüzüne saldıracaklarını, gözlerinden ya da yanaklarından başlayarak dilini yiyeceklerini söyler. Winston daha fazla dayanamaz ve avazı çıktığı kadar bağırır: “Julia’ya yapın! Julia’ya yapın! Beni bırakın! İstediğinizi yapın ona, umurumda değil. Yüzünü paralasınlar, her yerini yalayıp yutsunlar. Beni bırakın, Julia’ya yapın!” Winston sevdiğine ihanet etmiştir sonunda.
Bir ihanetin hikayesi
Bu ‘ihanet‘ hikayesini neden anlattığımı belki de anlamışsınızdır sayın Kılıçdaroğlu. Belki de diyorum çünkü kariyerinizde ‘ihanet’in yeri büyük. İnsanlık hali, hangi ‘ihanet’inizden bahsettiğimi çıkartamamış olabilirsiniz. Ben bir tanesinden, can dostum Prof. Dr. İştar Gözaydın’a ‘ihanet’inizden bahsedeceğim.
20 Aralık 2016’da FETÖ/PYD soruşturması kapsamında gözaltına alınan, 27 Aralık’ta ‘terör örgütü üyeliği’ suçlamasıyla tutuklanan, bu satırlar yazıldığı sırada sık sık hak ihlalleri ve işkence iddialarıyla gündeme gelen İzmir Şakran Cezaevi’nde 45’inci gününü dolduran Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli beyinlerden İştar Gözaydın’dan. Daha birkaç gün önce Evrensel Gazetesi’nde çıkan habere göre tutuklulara ‘terörist’ yazılı yaka kartı takma zorunluluğu getirilmiş hatta. Eh, İştar da ‘terörist’ nasıl olsa, taksın değil mi?
Yalnız bu ‘terörist‘le sizin yakın bir dostluk ilişkiniz vardı, yanılıyor muyum? İştar’ı 2015 seçimlerinde partinizden milletvekili adayı yapmayı planladığınızı, ‘nedense‘ bundan son anda cayıp daha sonra parti meclisine sokmaya çalıştığınızı bilen biliyor, hatırlatmaya gerek yok. Ama İştar’la bir dönem ne kadar ‘yakın‘ olduğunuzu, ona ne kadar değer verdiğinizi, sonrasında ‘nedense‘ selamı sabahı kestiğinizi, gözaltına alındıktan sonra eşi İskender Savaşır’ın telefonlarına bile çıkmadığınızı pek bilen yoktur sanırım. O halde geçmişten bazı detayları kamuoyuyla paylaşalım, ne dersiniz? Hem sizin ne kadar ‘vefalı‘ bir dost olduğunuzu bilmek isteyenler vardır belki. “Karizmatik değil ama iyi insan” diyorlar ya sizin için. Öğrenmek hakları ne kadar ‘iyi bir insan‘ (!) olduğunuzu.
Dost dediysem, kökleri o kadar eskiye uzanan bir dostluktan bahsetmiyorum elbette. 2014 Eylül’ünde CHP genel merkezinde başlayan bir hukuk. Hani sizin İştar’a CHP’nin kendisini dindar kesimlere anlatması gerektiğinden, ama bu kesimleri pek tanımadığından bahsettiğiniz görüşme. Hatta İştar’a kendi danışman ve akademisyen kadronuza sıkıştığınızdan, farklı kesimlerden fikir insanlarıyla görüşemediğinizden yakınmışsınız. İştar da size yardımcı olmaya çalışacağını söylemiş ve özel e-mail adresinizden düzenli yazışmaya başlamışsınız. (Silmiş misinizdir o e-mailleri? Merak işte.)
13 Ekim 2014’te yeniden buluştuğunuzda İştar talebiniz doğrultusunda sizi daha önce ilişki kur(a)madığınız akademisyen, gazeteci ve benzeri isimlerle buluşturmak üzere evinde ağırlamak istediğini söylemiş. Düşünmeden kabul etmişsiniz. İlki 8 Kasım’da yapılan bir dizi akşam yemeğine kimler katılmamış ki? İzinlerini almadığım için tek tek saymıyorum ama siz biliyorsunuz kimlerin katıldığını. O yemeklere birlikte katıldığınız Bülent Kuşoğlu, Gürsel Tekin, Oğuz Kaan Salıcı da biliyor. Ne de olsa bu yemekler gizli örgüt toplantısı, katılanlar da İlluminati üyesi değil tabii. Yoksa öyle mi?
Bir akademisyenden ‘terörist’ yaratmak!
Tam o sırada basında İştar’ın sizin yerinize İstanbul 2. Bölge 1. Sıra’dan aday gösterileceği haberleri de çıkmaya başlıyor. Oxford Üniversitesi’nden iki yıllık bir iş teklifi alan İştar, Ocak 2015 sonunda Swiss Otel’de özel bir odada baş başa yaptığınız bir görüşmede sizden durumu netleştirmenizi rica ediyor ve size “Gideyim mi, kalayım mı?” diye soruyor. Ve siz beraber yapacak çok işiniz olduğunu ifade ediyor, elinizi İştar’ın elinin üzerine koyarak, “Bizle kalın” diyorsunuz. İştar -maalesef!- size güveniyor ve kalıyor. Hatta yine sizden onay alarak Doğuş Üniversitesi’ndeki işinden de istifa ediyor. Böyledir İştar, dost bildiklerine güvenir.
Sonrası malum. Listeler açıklanıyor, İştar yok. Siz de yoksunuz. Hayır, listede değil. İştar’ın hayatında. Kayboluyorsunuz bir anda. İşsiz kalan, ek geliri olmadığı için ekonomik sıkıntı da çekmeye başlayan İştar yine de her zamanki sevgi dolu haliyle size bir mail atıp kırgın olmadığını yazıyor. Ağustosta Gediz Üniversitesi’nden teklif geliyor, İştar da kabul ediyor. CHP’yi ve yaşadıklarını unutuyor.
Ama siz unutmuyorsunuz ‘eski dostunuz’u ve 16 Ocak 2016 sabahı aniden ortaya çıkıyor, telefonda İştar’a kendisini Bilim Kültür Yönetim Platformu’ndan parti meclisinde görmek istediğinizi söylüyorsunuz. İştar -maalesef ki ne maalesef!- size yine güveniyor ve teklifinizi kabul ediyor. Böyledir İştar, tüm insanların özde iyi olduğuna inanır.
Ama işte bu ‘özde iyi‘ (!) insanlardan biri, partisinin önde gelen bazı isimleri İştar aleyhinde ‘Cemaatçi-Diyanet’e çalışıyor-şeriat istiyor’ diye kulis yaptığında yakın dostunu savunmuyor ve İştar’ın üzeri çiziliveriyor. Sonra gün geliyor, ‘Parti’ İştar’dan ‘terörist’ yaratıyor.
Farelerden korkmak
Peki danışmanlarınız, dostlarınız birer birer ‘terörist’ ilan edilirken siz neredesiniz sayın Kılıçdaroğlu? Tamam, anlıyoruz, ‘Parti’ sizi de 101 Numaralı Oda’ya aldı, alternatif gerçekleri kabul ettirdi. Öyle olmasa Yenikapı Mitingi’ne figüran olarak katılmaz, ‘Anayasa’ya aykırı olduğunu‘ bile bile dokunulmazlıkların kaldırılmasına onay vermez, HDP’den bucak bucak kaçmaz, milliyetçi tabanınıza yaranmak için “Oslo’da terör örgütüyle masaya kimler oturdu?”, “Terör örgütü lideriyle başkanlık pazarlığını kimler yaptı?” tarzı twitler atmazdınız.
Benim merak ettiğimse şu: Size gösterilen tel kafesin içinde ne vardı sayın Kılıçdaroğlu? Siz de farelerden mi korkuyorsunuz? Yoksa başka bir şeyden mi? ‘FETÖ’cü oldukları gerekçesiyle tutuklanan Murat Aksoy, Fatih Gürsul ve sevgili İştar Gözaydın’ı ‘unutuverdiğinize‘ göre kafesin içinde ‘FETÖ‘ olmasın? Siz de ‘FETÖ’cü müsünüz sayın Kılıçdaroğlu? Evinde yemeklere katıldığınız, milletvekili ve parti meclisi üyesi yapmaya çalıştığınız sevgili İştar ‘terörist’se siz de ‘terörist’ olmuyor musunuz? Gün gelir, öyle sayılmaz mısınız?
Bu arada Winston’a da haksızlık etmeyelim. Acımasız bir totaliter yapının eline düşmüş, işkenceye uğramış zavallı bir bireyin ihaneti anlaşılabilir bir şey sonuçta. Siz ise 12 milyon insanı temsil eden ana muhalefet partisinin liderisiniz. Türkiye’nin 1984’tekine benzer bir totaliter düzene geçişini tribünden izlemek, bırakın izlemeyi bu geçişi kolaylaştırmak zorunda değilsiniz. İhanet, önünüzdeki tek seçenek değil. Peki neden ‘ihanet‘i seçiyorsunuz sayın Kılıçdaroğlu? Neden korkuyorsunuz?
O’Brien’ın Winston’a seslenişinden esinlenerek soralım: Defalarca alt edildiniz … Onurunuz ayaklar altına alındı … Herkese, en çok da size güvenenlere ihanet ettiniz. Bir insan daha fazla küçük düşebilir mi?
http://www.diken.com.tr/bir-ihanetin-hikayesi-tel-kafesin-icinde-ne-vardi-sayin-kilicdaroglu/
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.03.2020
25.02.2020
10.02.2020
16.12.2019
5.01.2019
19.10.2019
12.10.2019
6.08.2019
2.07.2019
24.03.2020