Umut ÖZKIRIMLI
“Irkçı da sizsiniz faşist de. Gelecek güzel günlerde, Türkiye’nin başını Suriye’de belaya sokmanın öncelikli failleri kabul edileceksiniz.”
29 Temmuz’da siyasi İslamcı Haksöz gazetesi’nin kendisiyle ilgili bir haberine tepki olarak attığı twitte böyle feveran ediyordu Hürriyet gazetesi yazarı İsmail Saymaz.
Olayı anlamak için bir gün öncesine gitmemiz ve Saymaz’ın Suriyeli mülteciler konusuna değinen diğer twitlerine bakmamız gerekiyor. 28 Temmuz’da birbiri ardına attığı üç twitte şunları yazıyor İsmail Saymaz:
“Suriyeliler bahsi her açıldığında kendi halkını ırkçı diye suçlayanlardan fazlasıyla gına geldi. Yoksulun daha yoksula, ezilenin daha ezilene ezdirildiği bu sorunu, halkı suçlayıp faşizmin kahrolmasın[ı] temenni etmekle çözüleceğini sanıyorsanız, çok yanılıyorsunuz.”
“Resmi işsizlik beş milyona dayanmış, üniversiteli işsizler ordusu yarım milyonu geçmiş. Asgari ücret, açlık sınırının altına inmiş. Kira, maaşın yarısını götürüyor. Suriyelilerle biriken bu öfkeyi anlamaya çalışmak yerine kibirli bir dille halkı ırkçı ve faşist diye suçluyorlar.”
“Tanzim satışta patatesi taneyle alan, evlatları atanamayan, binbir umutla üniversiteyi bitirdiği halde emekli babasının eline bakan, tekstil atölyesinde ve sanayi sitesinde asgari ücretle çalışan yoksul Türk halkı, İslamcıların ümmetçi hayallerinin bedelini ödemek zorunda değildir.” (Tek bir düzeltme dışında imlaya dokunmadım.)
Sosyal medyada haklı olarak epey tepki çeken bu twitlere ilk yanıt verenlerden biri aynı gün bu konuda bir yazı yazan Banu Güven’di (https://t24.com.tr/haber/banu-guven-suriyeliler-defolsun-esittir-turken-raus,832535). Başka isimlerin de katılımıyla bir süre devam eden bu tartışmayı konunun içeriğinden çok magazinsel boyutunu öne çıkarmayı tercih eden farklı medya platformlarından okuyabilirsiniz.
Ancak konu, iki gazeteci arasında yaşanan bir tartışmaya indirgenemeyecek kadar önemli. Saymaz’ın tepkilere verdiği öfkeli, kimi bel altı (Güven’e yönelik “Çalıştığın Alman kuruluşuna şunu anlatman iyi olur”; “Hiç mi insanlarınıza karşı aidiyet hissetmiyorsun?”) yanıtlara hiç girmeyelim. Öte yandan mülteci karşıtlığı, ırkçılık, milliyetçilik ilişkisi irdelenmeye değer.
İşe şunu belirtmekle başlayalım. Sadece Türkiye değil, hiçbir ülke, 4 milyonun üzerinde mülteciyi kaldıramaz. Ekonomik durumu Türkiye’den çok daha iyi durumda olan Almanya, İsveç gibi mültecilere karşı görece daha olumlu politikalar izleyen AB ülkeleri bile 2015 yılında yaşanan krizden sonra ya sınırlarını tamamen kapattılar ya da kabul ettikleri göçmen sayısını büyük ölçüde kısıtladılar. Zaten Türkiye’deki Suriyeli sayısının patlamasının bir nedeni de AB ile 2016 yılında imzalanan anlaşma (anlaşma metni için bkz. https://www.europarl.europa.eu/legislative-train/theme-towards-a-new-policy-on-migration/file-eu-turkey-statement-action-plan). Kaldı ki mülteci sorunu sadece ekonomik de değil. Kültürel farklılıklar ve bunun doğurduğu çatışmalar, mültecilerin arasına sızan terör örgütü mensuplarının yarattığı güvenlik açığı… Dolayısıyla, evet, bu sorunun konuşulması ve zamana yayılarak, kimse mağdur edilmeden, çözülmesi gerekiyor.
Ancak sorunu ırkçı yaklaşımlarla ya da ırkçılığı besleyen milliyetçi hamasetle aşmak mümkün değil. İsmail Saymaz’ın twitlerinden yola çıkarak meseleyi anlatmaya çalışayım.
-
“Resmi işsizlik beş milyona dayanmış, üniversiteli işsizler ordusu yarım milyonu geçmiş. Asgari ücret, açlık sınırının altına inmiş. Kira, maaşın yarısını götürüyor”sa bunun sorumlusu Suriyeliler midir? Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na göre Türkiye’de çalışma izni verilen Suriyeli sayısı 31 bin 185. CHP, 1 milyondan fazla Suriyelinin kayıt dışı çalıştığını iddia ediyor (https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-49150143?ocid=socialflow_twitter). CHP’nin verdiği rakamın doğru olduğunu kabul etsek bile bunun sorumlusu yine Suriyeliler değil, buna göz yuman Türkiye Cumhuriyeti hükümeti. Saymaz, bu konuda tek kelime etmiyor.
-
“Tanzim satışta patatesi taneyle alan, evlatları atanamayan, binbir umutla üniversiteyi bitirdiği halde emekli babasının eline bakan, tekstil atölyesinde ve sanayi sitesinde asgari ücretle çalışan yoksul Türk halkı İslamcıların ümmetçi hayallerinin bedelini ödemek zorunda değildir”, evet. Burada da öncelikle Kızılay ve Dünya Gıda Programı (WFP) tarafından yürütülen (ve sadece Suriyelilere yönelik olmayan) anket sonuçlarına göre işi olmayan mültecilerle, düzenli işi olan mültecilerin kazançlarının asgari ücretin altında olduğunu belirtmek gerekiyor. Asıl soru ise evlatların atanamaması ile Suriyelilerin ne ilgisi olduğu! Bilebildiğimiz kadarıyla Suriyeli mülteciler bürokraside yüksek pozisyonlara gelmiş değiller. Bakanlık filan yapmıyorlar; dolayısıyla KHK’lerden, üniversiteyi bitirdiği halde emekli babasının eline bakan genç işsizler ordusundan sorumlu da olamazlar.
-
“Kim dedi bunun sorumlusu Suriyelilerdir?” diye çıkışıyor İsmail Saymaz Banu Güven’e ve onu “niyet okumakla” suçluyor. Suçluyor da, Saymaz’ın twitleri pek de niyet okumaya yer bırakmıyor. Mülteciler meselesini “Yoksulun daha yoksula, ezilenin daha ezilene ezdirildiği” bir sorun olarak tanımlayan Saymaz’ın kendisi. Kim daha yoksul, daha ezilen? Türk halkına ırkçı denilmesine içerlediğine göre ezen Türkiyeli yoksullar olamaz. O zaman? Yoksulu, ezileni ezen Suriyeliler olmuyor mu? Başka bir twitinde “Türk/Kürt yoksul ile Suriyeli yoksul karşı karşıya getiriliyor” diyerek kendini savunmaya çalışıyor Saymaz. Peki, kim getiriyor bu insanları karşı karşıya?
-
“İslamcılar” ve onların “ümmetçi hayalleri” mi? Kim bu İslamcılar? Haksözcüler mi? Ümmetçi hayaller kuranlar peki? Suriye’de savaşa müdahil olan kim sevgili Saymaz? Şu an Afrin’i elinde bulunduran cihatçı grupları kim destekliyor? İŞİD’ci bombacılar yüzünden ülke “Dingo’nun ahırına döndü” diyorsun. Kim soktu o bombacıları ülkeye? Kim yaralı İŞİD’cileri Türkiye’deki hastanelerde tedavi etti? Banu Güven’in vatan sevgisini ya da çalıştığı kuruluşu sorgulayacağına, yazdığın kitaplara referans vereceğine açıkça söylesene. Türkiye’yi yöneten kim İsmail Saymaz? Ümmetçi hayaller kuranlar nerede? Washington’da mı?
-
Şu ana kadar sorduğum tüm soruların cevabını biliyorsun değil mi? Ama yazamazsın. Yazarsın da, o zaman laf attığın Haksöz, Güneş gibi paçavralardan çok da farkı olmayan, satışı 40 bin’lerde sürünen amiral geminde yazmaya devam edemezsin değil mi? Edebilir misin? Sakın yine hamasete sarılıp “yurt dışından atıp tutmak kolay. Sıkıyorsa buraya gel, öyle konuş” deme. Beni işe hiç karıştırma, çünkü gazeteci değilim. Yurt dışında bulunma nedenlerim de çok iyi bildiğin gibi özel. Ama işlerini özgürce yapamadıkları için “Alman kuruluşlarında” çalışmak zorunda kalan meslektaşlarına laf etme istersen. Kimse keyfinden Almanya’ya gitmiyor malum. Kimileri hapis korkusundan ailesine, eşine, dostuna hasret. Sen bir seçim yaptın, Radikal kapatılınca “ümmetçi hayaller kuranların” eline geçen amiral gemisine kapağı attın. İstediğini yaparsın, kimse sana hesap soramaz. Sonuçta hepimiz kendi yaptığımız tercihlerden sorumluyuz. Ama sen de başkalarına hesap soramazsın. İsteyen Alman kuruluşunda çalışır; isteyen İngiliz kuruluşunda.
Bitirmeden şu ırkçılık meselesine de girelim istersen. “Suriyeliler bahsi her açıldığında kendi halkını ırkçı diye suçlayanlardan fazlasıyla gına” gelmiş ya sana. Bu kez akademisyen şapkamı takıp da cevap vereyim izninle. “Vatanı için savaşmayanlar plajımıza giremez” yazan Sinoplu işletmeci, “Ellerine silah almaya yürekleri yetmez, yetseydi ülkelerinde kalırlardı” diye slogan atan ekşisözlük yazarı, “Yok mesele gerçekten Suriyelilerin iyiliğini istemekse, o zaman bu, zaten Suriyelilerin Suriye'ye gitmesini istemeyi gerektiriyor. Çünkü nitelikli modern bir toplumdan gelmeyen bu insanların, Türk toplumuna uyum sağlamaları mümkün değil” diye yazan köşe yazarı hem ırkçıdır, hem faşisttir sevgili Saymaz.
Irkçıya ırkçı demeden “Suriyelilere biriken bu öfkeyi anlamaya çalışmalıyız” diye twit atmak da ırkçılık değilse bile yangına körükle gitmektir. Sadece Twitter’da 1.4 milyon takipçisi olan, hemen her TV kanalına çıkabilen az sayıda insandan birisin. İyi niyetliysen (ben öyle olduğuna inanmak istiyorum) ve gerçekten mülteci sorununun çözümüne katkıda bulunmak istiyorsan ırkçıya ırkçı demekten korkmaman gerekiyor. Bir de tabii bu sorunu yaratanlara iki çift laf etmekten.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları












































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.03.2020
25.02.2020
10.02.2020
16.12.2019
5.01.2019
19.10.2019
12.10.2019
6.08.2019
2.07.2019
24.03.2020