Yıldıray OĞUR
Uzun yıllar inzivaya çekildiği Diyarbakır’daki köyünden çıkarak, Diyarbakır’da her zamankinden çok daha kalabalık olan Newroz mitinginde konuşan Leyla Zana’nın Kürtçe yaptığı konuşmasında iki kritik mesaj vardı.
(Ne olduğundan habersiz olduğumuz bu bayramı 90’lı yılların başında öğrendiğimiz Kürtlerin Newroz’undan bahsederken Newroz, sonra bir anda Türklerin de böyle bir bayramı olduğunu hatırlayan ve takım elbiselerle resmi kısık ateşten atlama törenleri düzenleyenlerin Nevruz’undan bahsederken Nevruz demeyi tercih ediyorum.)
Tartışılan yeni bir çözüm süreci için şöyle dedi:
“1993’te Öcalan ilk kez barış yolunu ve yöntemlerini konuşmaya başladı. Bu yolun bir daha açılmasına hazır mısınız? Tek kelime ile soracağım size. Evet mi?”
Bir hafta kalan yerel seçimler içinse şöyle:
“Bir yandan CHP bir yandan AKP diğer yandan MHP. ‘Kürtlere yaptıklarımızdan Kürtler razı ki bize destek veriyor’ diyorlar. Ama biz irademizi sadece kendimiz için kullanacağız.”
Zana’nın yerel seçimlere 10 gün kala bu çıkışının bazı muhalifleri, özellikle İstanbul seçimine kilitlenmiş CHP’li siyasetçileri, kendilerini yine siyasetin dalgalarına bırakmış gazetecileri, kanaat önderlerini kızdırdığı anlaşılıyor.
En komiği zamanlamayı manidar bulanlar.
Ne yaparsın ki 21 Mart Newroz, tarihi 31 Mart seçimlerinin öncesine denk geldi!
Bir süredir benzer açıklamalar yapan, Erdoğan’ı çözüm için muhatap olarak işaret eden, AK Parti ile de diyaloğa yeşil ışık yakan, 3. Yolcu çizginin altını çizen Selahattin Demirtaş, Ahmet Türk de muhaliflerden aynı tepkileri alıyor.
Başak Demirtaş’ın adaylık ihtimali sırasında bu homurtu sesleri zirve yapmış muhalif kanallarda iktidarla işbirliği, gizli anlaşma, pazarlık suçlamaları, sandıklardan çıkarılan “terör”lü cümlelerle birbirine karışmıştı.
İktidarla işbirliği, muhalefete, demokrasiye ihanet suçlamaları aklıma bundan 12 yıl önceki hararetli bir tartışmayı getirdi.
2012’nin haziran ayı. Çatışmalar, ölümler var. Ufukta bir çözüm, barış ihtimali yok.
O sırada yazdığım Taraf’ta bir çözümün gelmekte olduğunu anlatan yazılar yazıyordum.
Haber kaynaklarından duyumlar, açık kaynaklardan analizlere dayanan bu yazılar üzerine büyük bir polemik başladı.
Bir grup, demokrasi gelmeden barış ve çözüm olamayacağını, otoriterleşen Erdoğan’la Kürt meselesini çözmenin mümkün olmadığını savunuyordu.
Muhalif çevrelerde takdir ve beğeni toplayan bir görüştü bu.
Dışarıdan yazarlar, siyasetçiler de tartışmaya girdiler. Gazeteden istifalar oldu, MİT’çilik, gizli AKP’lilik suçlamaları havalarda uçuştu.
Tam o günlerde Leyla Zana Hürriyet’e konuştu ve şöyle dedi:
“Asker çözer, polis çözer, yargı çözerle bu iş olamaz. Burada bir gerçek vardı. Bunu hepimiz açıkça söyleyelim ve kabul edelim. Bu işi isterse en güçlü durdurur. O güçlü kimdir, şimdiki hükümettir. O hükümetin başı Recep Tayyip Erdoğan’dır. Tarihin en güçlü hükümetinin başındaki isim isterse o iradeyi gösterir, buna gücü yeter ve bu sorunu da çözer. Ben onun bu işi çözeceğine inanıyorum. Buna dair umudumu da, inancımı da asla yitirmedim. Yitirmek de istemiyorum. Yitirseydim giderdim, burada olmazdım. Şimdi hepimizin yapması gereken, hepimizin başbakanın sorunu çözmesinde yanında olduğumuzu ona hissettirmemiz, onu teşvik etmemizdir.”
Leyla Zana’nın bu çıkışına o yıllarda BDP Genel Başkanı olan Selahattin Demirtaş şöyle demişti:
“Hiçbir belediye başkanımız, hiçbir parti yetkilimiz, hiçbir milletvekilimiz halkın iradesinin üstünde olamaz. Leyla’yı Leyla yapan Mecnun’un aşkıdır.”
Demokrasi gibi zor ve ulaşılmaz bir çıtayı barış gibi acil bir ihtiyacın önüne koyanlara demokrasi ile barışın ayrılmaz bir ikili olmadığını, dünyada demokrasisiz barış deneyimleri olduğunu da hatırlatıyorduk.
Anlatması pek kolay değildi. Dünyadan örnekler tam tersini söylüyordu ama.
O yazılardan birinde şöyle yazmışım:
“Mesela Sudan’ın soykırımcı lideri El Beşir en radikalini yapmıştı, referanduma gidip, savaştığı etnik gruba ayrılmak isteyip istemediklerini sormuştu, “istiyoruz” cevabına saygı duymuştu. Peki, savaş suçlusu Beşir demokratlıktan mı yapmıştı bunu?
Peki, ya De Klerk, aparthaid rejiminin ünlü ailelerinden birinden gelen bir ırkçı olarak nasıl Mandela ile el sıkışıp, birlikte Nobel Barış Ödülü’nü kaldırdı dersiniz? Büyük bir demokrat olduğu için mi?
Ya demokrasiyle, demokrat liderle barış arasında doğrudan bir ilişki olsaydı, dünyanın en demokratik anayasasını yapıp, tüm faşizan yüklerinden kurtulan İspanya’nın bir Bask sorunu kalır mıydı?
Öyle olsa, 1998’de Öcalan, yarı-askerî bir rejimle yönetilen Türkiye ile anlaşıp, silahlı mücadeleye son kararını verir miydi? Kürt bile diyemeyen bir devlete güvenip, gerillalarını sınırdışına çeker miydi? Partisinin adını değiştirir miydi?
Evet demokratikleşme barışı sağlamlaştırır, kalıcılaştırır. Ama barışın önüne daha uzun yıllar alacak tam bir demokratikleşme hedefini koymanın, bu sorunu çözmek için sandıktan demokrat bir başbakanın, Yeşiller-EDP iktidarının çıkmasını beklemenin her gün kan akan meselenin çözümünden kaçmaktan başka bir anlamı yok.”
Günün sonunda Ocak 2013 itibarıyla benim gibi düşünenler ve Leyla Zana haklı çıktı.
Erdoğan, çözüm sürecini başlattı.
Gezi Olayları gibi AK Parti iktidarının en sertleştiği günlerde çözüm süreci sürdü.
17-25 Aralık sonrasında yani iktidarın hukukun, medyanın dizginlerini eline aldığı sırada da süreç sürdü.
6-8 Ekim olaylarına rağmen devam etti.
Ve 2015 Şubat’ında Dolmabahçe Zirvesi gibi tarihi bir mutabakat anına ulaşıldı.
Yani Türkiye çözüm sürecini demokrasinin dipte olduğu yıllarda yürüttü.
Eğer Suriye savaşı olmasaydı, PKK geri çekilmeye ve Öcalan’a direnmeseydi, bu mesele o şartlarda da çözülebilirdi.
Nitekim, Dolmabahçe mutabakatını tanımadığını açıklayan Erdoğan’ın çıkışına rağmen 7 Haziran seçimlerinden bir ay sonrasına kadar ateşkes de sürdü. PKK’nın HDP’nin seçim başarısına rağmen şehir gerillası savaşı başlatma kararının, hendeklerin muhasebesi daha sonra yaşananlar nedeniyle henüz düzgün bir biçimde konuşulamadı. Çözüm sürecinin bitmesi sadece 7 Haziran seçimlerine yıkıldı.
Çoğu kez olayların kronolojisiyle bile oynanıyor ve suç birbirine atılıyor.
Şimdilik o tartışmaya girmeden bugüne geri dönelim.
Bugün Türkiye’deki demokrasi ve hukuk standartları 2013’ün gerisinde. O yüzden her seçim muhalefet için gidişata hayır deme, gücünü göstermek, iktidara ders verme seçimi.
28 Mayıs seçim yenilgisinden sonra muhalefet için 31 Mart bir rüştünü ispat etme, gücünü gösterme, kitlelerin heyecanını 2028’e kadar sürdürme seçimi.
Muhaliflerin heyecanı o yüzden anlaşılır.
Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşları için güçlü bir muhalefet hayati önemde..
Muhaliflerin Kürt seçmenlerden beklentisi de bu doğrultuda iktidara karşı muhalefetin yanında hizalanmaları ve oylarını kullanmaları.
Anketlere göre çok büyük bir kısmı da zaten öyle yapacak.
Ama onlardan beklenen bunu yaparken susmaları ve sadece görevlerini yapmaları.
Seçim öncesi Zana’dan, Demirtaş’tan, Türk’ten gelen AK Parti’ye, Erdoğan’a diyalog eli uzatan, yeni bir çözüm süresinden çıkışlar Batı’daki muhalifleri çok kızdırıyor.
Hatta Kürt seçmenlerin Leyla Zana’yı, Öcalan’ı, Demirtaş’ı dinlemeyeceği, İmamoğlu’nu dinleyeceğini söyleyecek kadar ileri gidenler bile oldu.
İşte tam da burası kendi gündemine gömülmek, kendi meselelerini ülkenin en büyük meselesi zannetmek gibi bencilliğe işaret ediyor.
O kadar ki Kürt siyasetçilerin seçim vesilesiyle siyaset yapmasına bile tahammülsüzler.
Halbuki televizyonlara çıkarılmayan, vebalı gibi davranılan, kriminalize edilen Kürt siyasetçiler için yerel seçimler bir diyalog, konuşma, müzakere etme fırsatı.
Tabii ki ellerindeki kozu, siyasi gücü pazarlık için, güç elde etmek, sorunlarını çözmek için devreye sokacaklar, masaya getirecekler.
Tam olarak buna iyi siyaset diyoruz.
Muhaliflerin onlardan beklediği ise kendi dertlerini unutup, sadece Türkiye’deki muhaliflerin Erdoğan’a karşı kazanmasına sessizce destek olmaları. İstanbul’da CHP’ye bir zafer kazandırmaları.
Aksi her adımı iktidarla işbirliği olarak görüyorlar.
Çünkü iktidar kaybederse otoriter rejimin yara alacağını, muhalefetin güçleneceğini, otomatik olarak bunun Kürtlerin de yararına olacağını düşünüyorlar.
Haklı noktaları var.
Ama 2019’da muhalefetin belediyeleri kazanması Kürtlerin dertlerine bir çare olmadı. Son beş yılda HDP’nin aday çıkarmamasıyla, Kürt oylarıyla seçilen CHP’li belediyelerin Kürt seçmenlere ekstra bir katkısı olmadı.
Mesela İmamoğlu, ancak seçime üç hafta kala Kürtçe merhaba demeyi öğrenmesi gerektiğine karar verdi.
(Bu arada Kürtçe merhaba, merhaba demek.)
31 Mart’ta belediyeleri muhalefetin kontrol etmesi de Kürtlerin kendilerine özgün kayyum, tutuklu siyasetçiler, yok olan Kürtçe gibi dertlerine bir çare olmayacak.
Ama gerçek şu ki; AK Parti iktidarı dört yıl daha iktidarda ve karşımızda yerel seçimden yaralı çıkınca bunu demokratik meşruiyet açısından kafaya takacak bir iktidar da bu zaferi alıp iktidarı sıkıştırabilecek bir muhalefet de yok.
Muhtemelen 1 yıl sonra 31 Mart seçimlerinin sonuçlarını kimse hatırlamayacak.
Ama AK Parti iktidarı hala sürüyor olacak.
Bu yüzden Demirtaş, Zana, Türk gibi Kürt siyasetçilerin 1 Nisan ve sonrasındaki Türkiye için hazırlık yapmaları, yerel seçimleri iktidarla konuşmak için bir fırsat olarak kullanmaları iktidarla işbirliği değildir, buna siyaset diyoruz.
Siyaset bütün yumurtaları aynı sepete koymakla yapılmaz. İmkanları, alternatifleri artırmak, gücünü çoğaltmaktır iyi siyaset.
O yüzden muhaliflerin artık Türkiye’deki demokrasinin yükünü Kürt seçmenlerin üzerine yıkmaktan vazgeçmesi, kendi dertlerine çare arama çabalarına saygı göstermesi, işbirlikçilik suçlamasını bırakması, İstanbul’u hangi parti yönetecek gibi dertlerle dertlenmiyorlar diye Kürt siyasetçileri suçlamak gibi bencillikleri terketmesi gerek.
Türkiye’de demokrasinin ve hukukun şartları 2013’den çok daha kötü olabilir.
Kürt meselesinde statükonun sarsılması, İstanbul seçimlerini CHP’nin kazanmasından daha fazla Türkiye’deki demokrasiye hizmet eder.
Bırakın da Kürt siyasetçiler ellerindeki siyasi ve demografik gücü pazarlık yapmak, sorunları çözmeye çalışmak, iktidarla diyalog kurmak için kullansın.
Muhalifler bencilliği, Kürtleri iktidarla mücadele saflarının en önüne çağırmayı bırakmalı, bu tarihi meselenin, çetin sorunların halli için diyalog ihtimalini şeytanlaştırmaktan vazgeçmeli.
Bu kez Kürt memet nöbete çağrılmamalı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026