Abdullah Kıran
Revvadîler varlıklarını sürdürdükleri müddetçe Tebriz şehrini başkentleri olarak korudu ve yönetim merkezlerini başka bir şehre taşımadı. Ancak 1042 yılında Tebriz’de meydana gelen bir depremde kent çok büyük bir yıkıma uğrayınca, şehrin hâkimi, Revvâdî emiri Vehsûdan b. Ebû Nasr Hüseyin b. Memlan, Selçukluların bu zayıf ânından yararlanıp bir saldırıya geçebilecekleri endişesine kapıldı ve Tebriz’den bir kaleye çekildi. Depremden birkaç yıl sonra Tebriz’e uğrayan Nasır-ı Hüsrev, Sefername adlı eserinde, “bu şehirde müsterika günlerinde yatsı namazından sonra dört yüz otuz dört yılı rebiyülevvelinin on yedinci perşembe gecesi bir deprem olduğunu, şehrin yarısının yıkıldığını bir kısmınaysa bir zarar dokunmadığını anlattılar ve kırk bin adam öldü dediler” diye yazar (Nasır-ı Hüsrev,1967:39). Ancak şehir çok kısa bir süre içinde yeniden imar edildi (Bosworth, 1968:33).
Mervanîlerden sonra Revvadîler, ardından da Şeddadîler Selçuklu egemenliğini tanıdı. 1054-55 yılında Azerbaycan’a doğru harekete geçen Tuğrul Bey, ilk olarak Tebriz şehrine geldi. O dönemde şehir Revvâdî Kürtlerinin başkentiydi. Hâlâ Revvâdî emiri olan Vehsûdan, bu sefer sırasında Selçuklulara karşı herhangi bir direniş sergilemeden (Bosworth,1968:33), Tuğrul Bey’e biat edip adına hutbe okutmayı kabul etti. Tuğrul Bey ve emirlerini memnun etmek amacıyla kendilerine çok değerli hediyeler takdim etti. Oğlunu sultana rehin vererek, sahip olduğu topraklar üzerinde egemenliğini devam ettirdi.[1]
Revvâdî miri Vehsûdân, vefat edeceği 1059 yılına kadar Tuğrul Bey’e bağlı kaldı. Ancak, Vehsûdân’ın ölümünden sonra yerine geçen oğlu Memlan döneminde Oğuzlar Revvadîlere saldırınca, Memlan Bağdat’a gidip durumu halifeye bildirdi. Memlan’ın Selçukluları şikâyet mercii olarak Bağdat’taki halifeyi görmesi, Revvadîlerin Tuğrul’a biat etmesinde Bağdat’ın etkisine işaret eder. Şikâyet üzerine Halife el-Kâim Biemrillâh, Revvadîlerin yıllık vergilerini ödemeleri ve Memlan’ın oğlunu rehin vermesi karşılığında saltanatlarını sürdürmeleri konusunda Tuğrul Bey’e güvence verdi. Revvadîler, Sultan Alparslan’ın 1071’de Memlan ve oğullarını tutuklamasına kadar Azerbaycan’da hâkimiyetlerini sürdürdü (Keleş, 2020:114).
Revvâdîlerden sonra Şeddadîler de Tuğrul’a biat etti
Revvâdî emiri Vehsûdan b. Memlan’ı kendine tabi kılan Tuğrul Bey, bu kez Gence’nin Şeddadî hâkimi Ebü’l Esvar Şavur’un üzerine yürüdü. Sonuçta, Ebü’l Esvar da Sultan Tuğrul’a boyun eğip, hutbelerde Abbasi halifesinin yanı sıra Selçuklu sultanının da adının zikredilmesini emretti. Bununla birlikte Şeddadî emiri, hükümdarlığı boyunca darp ettirdiği sikkelere sadece mevcut halifenin adını yazdırttı. Zira Ebü’l Esvar henüz bağımsızlığına önem veriyor ve Selçuklulara çok da can-ü gönülden itaat etmek istemiyordu (Keleş, 2016:165).
Malazgirt bir dönüm noktası oldu
990-1096 yılları arasında yüz yıldan fazla devam eden Mervanî Kürt mirliği, en parlak ve en müreffeh dönemini Nasrüddevle’nin hükümdarlığında (1011-1061) yaşadı. Roma İmparatorluğu, H.382/993 yılında Ahlat, Malazgirt, Erciş ve Bergeri (Muradiye) bölgelerine doğru bir saldırı başlattığında, Emir Ebu Ali bin Mervan bu taarruzu yenilgiye uğrattı. Ebu Ali bir de bütün İslam ordularını Romalılara karşı seferber edeceğini söyleyince, Roma barış istedi ve böylece Mervani emirliği ile Roma İmparatorluğu arasında on yıllık bir barış antlaşması imzalandı (İbn’ül Erzak, 1975:77).
Mervanîler döneminde Kürt-Türk ilişkileri bağlamında vuku bulan en önemli gelişme hiç kuşkusuz Malazgirt Savaşıydı. İbn’ül Ezrak’a göre, Roma ordusunun Malazgirt’e geldiği haberini Sultan Alparslan’a bildiren bizzat Ahlat ve Malazgirt halkıydı. Ancak bazı kaynaklara göre, sultanı Suriye’deki Roma elçisi haberdar etmişti (İbn al-Adîm, 2011:67). Fakat gene İbn’ül Ezrak’a göre, Ahlat ve Malazgirt halkı Alparslan’ı savaşa teşvik etmiş, kendisine destek sağlayarak ordu ile beraber muharebeye katılmış ve savaş sonrasında ganimetten büyük bir pay almıştı.
Sıbt İbn’ül Cezvi, Alparslan’ın dört bin kişilik ordusuna “az önce on bin Kürt de katılmıştı” derken (Sümer ve Sevim, 1988:34), İbn’ül Devadari de “Sultan Alparslan’a Kürtlerden ve sair kavimlerden olmak üzere 10 bin kadar insan da katılmıştı” sözleriyle bunu doğruluyor (Sümer ve Sevim, 1988:57). Ahmed bin Mahmûd Selçukname’sinde “Sultan’ın yanında Kürtlerden on bin seçkin asker ve reisler de toplandı” şeklinde bir ifade kullanıyor (Ahmed bin Mahmûd, 1977: 94). Buna göre, Malazgirt muharebesinde Sultan Alparslan’ın ordusunun en az üçte ikisinin, yani her üç askerinden ikisinin Kürt olmuş olması gerektiği anlaşılıyor.[2]
Başkentleri Meyyâfarıkin (Silvan) olan Mervanîler 1050 yılında; başkentleri bugünkü Gence (Azerbaycan) şehri olan Şeddadîler 1055’te; başkentleri Tebriz (İran) olan Revvadiler de gene 1055 yılında Tuğrul Bey adına hutbe okutmaya başladı. Tuğrul Bey, Bağdat’taki Abbasi halifeliği adına seferler düzenlemekteydi. Dolayısıyla halifeliğe biat etmiş olan Kürt mirliklerinin bu seferler sırasında Selçuklu sultanını destekleme zorunluluğu vardı. Zaten sultan da sefere çıkmadan önce civardaki tüm müttefiklerini harekete geçirmek ve onların desteğini sağlamak durumundaydı.
Kürt mirliklerinin Selçuklulara boyun eğip egemenliklerini tanımasında, Selçukluların Bağdat’taki halifelik adına hareket etmeleri belirleyici bir rol oynadı. Aksi takdirde, Roma’ya boyun eğmeyen Kürt mirlikleri, Selçuklulara karşı da sonuna kadar direnebilir ve belki birlikte hareket edebilirdi. Ancak Tuğrul’un Bağdat adına hareket etmesi ve fethettiği yerlerde Abbasi halifeliği adına hutbe okutması, Kürt mirliklerinin herhangi bir direniş göstermeden Selçuklu egemenliğini tanımalarına yol açtı.
Mervanî mirliğinin sonu
Mervanî Kürt mirliğinin 1050 yılında Tuğrul’a biat etmesine rağmen, Selçuklular bir müddet sonra mirliği tamamen ortadan kaldırmak istedi. Selçukluların böyle bir politikayı benimsemesinde, mirliğin Sultan Tuğrul döneminde henüz haberdar olmadıkları zenginliğini daha sonra öğrenmeleri belirleyici rol oynadı.
Mervanîler, Selçuklulara bağlandıktan sonra özerk bir mirlik olarak varlıklarını devam ettirmeye razıydı. Ancak servetleri âdetâ başlarına bela oldu. Daha önce Mervanîlere vezirlik yapmış olan Fahruddevle Muhammed bin Cehir,bir müddet sonra Bağdat’ta Halife El- Kaim’e vezir oldu. Ancak daha sonra bu görevden azledildi ve yerine oğlu Amidüddevle Ebu Mansur Muhammed vezir tayin edildi. Amidüddevle, Nizamülmülk bin İshak’ın kızı Zübeyde ile evliydi. Aynı sırada Mervanîlerin bilge veziri Ebu Tahir Selame bin Enbarî görevinden alınarak, yerine Meyyafarıkin’de bir hekim olan Ebu Salim atandı. Olup bitenleri duyan Fahruddevle, derhal Nizamülmülk’e koşarak Mervanî devletinin sahip olduğu hazinelerden, para, altın ve değerli mallardan söz ederek, yeterli bir ordu sağlandığı takdirde burayı ele geçirebileceğini söyledi (İbnü’l Erzak, 190). Daha Malazgirt seferi öncesinde Meyyafarıkin’e uğrayıp pek çok hediyeler almış olan Nizamülmülk de Mervanîlerin zenginliği konusunda bir fikir sahibiydi.
Fahruddevle’nin kışkırtmaları üzerine Sultan Melikşah’a çıkan Nizamülmülk, “O memleketin düzeni bozulmuştur. Orada haddi hesabı olmayan mal ve para vardır” diyerek, Mervanilere yönelik bir sefer için izin istedi. Bunun üzerine Sultan Melikşah, başında Fahruddevle’nin bulunduğu bir orduyu Mervaniler üzerine gönderdi. 1086 yılında Meyyafarıkin ve Amed’i aylarca kuşatma altında tutan Fahruddevle, gene de şehre hâkim olamadı. 1087 yılında Sultan Melikşah, Emir Artuk’u büyük bir orduyla Fahruddevle’nin yardımına gönderdi. Derken Mervani başkenti ele geçirildi ve mirliğin hazinelerine el kondu (İbnü’l Erzak, 190).
Sefer sonrasında ele geçirilen paha biçilmez eşya, altın ve zümrütler arasında, Mervanî beyi Nâsıruddevle’nin 140 adet inciden ibaret tesbihi ve kılıcı da vardı. Daha önce bu tesbih ve kılıç hakkında bilgi sahibi olan Sultan Alparslan, Mervani miri Nizameddin’e haber göndererek bunları istemiş, ancak Nizameddin onların yerine farklı bir kılıç ile inci tanelerinden meydana gelmiş bir salkım ve başka değerli hediyeler göndermişti. Sefer sonrasında meşhur inci tesbih ve kılıcın Sultan Melikşah’a ulaşıp ulaşmadığını bilmiyoruz. Ancak Mervanilerin hazinesinden büyük miktarda para ve altın almakla suçlanan Fahruddevle daha sonra Nizamülmülk’ün gözünden düşünce, Melikşah onun yerine Kıvamuddin Amidmülk Ebu Ali el-Belh’i Diyarbekir’e tayin etti.
Lâkin 1090’da Amed (Diyarbekir) ve Meyyafarıkin Nizamülmülk’ün damadı Amidüddevle’ye verildi. Meyyafarıkin’deki ünlü Mervani sarayına Nizamülmülk’ün kızı Zübeyde Hanım, eşi ve ailesiyle yerleşti. Belli ki Nizamülmülk, bu zengin ülke ve hazinelerin başına damadının oturmasını daha güvenli bulmuştu.
[1] Tabi hükümdarların, metbû (tabi olunan) hükümdarların sarayında oğullarından veya kardeşlerinden birini rehin olarak bırakması geleneği çok eskilere dayanır. Tabi hükümdarlardan (ve/ya aşiret reislerinden) her birinin oğlu veya kardeşi sarayda rehin tutulduğunda, sultana isyan etmelerinin zorlaşacağı düşünülüyordu. Nizamülmülk Siyasetnâme’sinde Selçuklu sultanlarına, sarayda rehin tutulanların sayısının bin olmasa bile beş yüzden aşağı düşmemesini öneriyordu. Bkz. Mehmet Altay Köymen, Büyük Selçuklu İmparatorluğu Tarihi, III. Cilt, Alparslan ve Zamanı (Türk Tarih Kurumu, 6. Baskı, Ankara, 2016), s.130.
[2] Malazgirt savaşı ile ilgili genişçe bir değerlendirme için bkz. Abdullah Kıran, “Hakikat ve Tahrifat Dikotomisinde Malazgirt Savaşı”; Muş Kitabı, editör Sedat Karakaya ve Orhan Keskintaş, Pınar Yayınları, 2020.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
11.03.2025
26.11.2024
29.03.2024
18.07.2023
9.06.2023
20.05.2023
13.03.2023
15.11.2022
29.07.2022
7.03.2022