Alper GÖRMÜŞ
Geçmişte yaptığımız hatalar üzerinde düşünmek ve yapılan hataları kabul etmek, elbette olgunluk ve cesaret gerektiren bir edimdir... Fakat şu anda yapmakta olduğumuz hatalar üzerinde düşünmek, "şu anda (da) hata yapıyor olabilir miyim" diye sormak, geçmişteki hataların gerektirdiğinden çok daha büyük bir olgunluğu ve cesareti gerektirir.
Geçmiş hatalarınızla yüzleşmeniz ve onlardan ders çıkarmanız, bugünkü hatalarınızın tamirinde size fazla bir yarar sağlamaz; meğerki, çıkardığınız derslerden biri “her şey zamanında” olsun ve bu sayede bugünkü hatalarınız ve onların bugünkü “mümkün çözüm”leri üzerinde, iş işten geçmeden düşünme olgunluğunu ve cesaretini gösterebilin... Çünkü bugünün “mümkün çözüm”ü yarın “mümkün çözüm” olmaktan çıkacaktır.
Aynı şey toplumlar, partiler, siyasetler için de geçerlidir.
Özellikle Kürt meselesi gibi yüz yıllık bir tarihi olan devâsa bir sorun söz konusuysa, somut duruma hiç bakmaksızın (ki biraz sonra ona da bakacağız) şu sonuca rahatlıkla varabilirsiniz: Süreç boyunca, belirli tarihsel anlarda “mümkün çözüm”ler ıskalandığı için bugüne gelinmiştir...
Çünkü, belirli bir tarihsel ânın “mümkün çözüm”ü sadece o an için geçerlidir... Momenti kaçırır da, zamanında meselenin çözümünde size dev bir imkân sunabilecek adımı çok geç atarsanız, onun fazla bir fayda sağlamadığını görürsünüz... Her şey zamanında...
Ben, 2009'daki ilk Kürt açılımından itibaren sık sık “şu anda hangi mümkün çözümü ıskalıyoruz” sorusunu soruyorum...
Bu çerçevede kaleme aldığım ilk yazıda, başlangıçtan 2009'a kadar geçen sürede ıskalanmış “mümkün çözüm”lerin daha sonra uygulandıklarında neden ve nasıl etkisiz kaldıklarını, Kürt sorununun en önemli vechesi olan “dil” üzerinden göstermeye çalışmıştım...
Bu yazıda önce o özeti hatırlatacak, ardından da “şu anda hangi mümkün çözümü ıskalıyoruz” sorusuna kendi cevabımı vermeye çalışacağım.
Şöyle yazmıştım 2009'da:
'Türkçe bir ekmek istiyorum...'
“Belma Akçura’nın, ilki 24 Eylül 1925 tarihini taşıyan ve günümüze kadar yüze yakın başka örneğini bildiğimiz 'Kürt raporları'nı derli toplu bir şekilde aktaran kitabını, Devletin Kürt Filmi’ni okuyorum... Bu kitap da gösteriyor ki, (...) hatalar 'geçmişte' kaldığında onlarla iyi kötü yüzleşirken, bu canlı sürecin ortaya çıkardığı yeni sorunlara gözlerimizi kapatıvermişiz.
“Belma Akçura, ilk Kürt raporumuz olan 27 maddelik 'Şark Islahat Planı'nın 'Kürtçenin yasaklanması' maddesinin 'Türkçesini' kitabında şöyle aktarıyor:
“'Söz konusu vilayet ve kaza merkezlerinde, hükümet ve belediye dairelerinde ve diğer kuruluşlarda, okullarda, çarşı ve pazarlarda Türkçe’den başka bir dil kullananlar hükümet ve belediyenin emirlerine aykırı davranmakla suçlanacak ve cezalandırılacaklardır.'
“Sonraki yıllarda, biliyorsunuz, ilan edilmemiş bir özeleştiriyle insanların konuştuğu dilin yasaklanmasının saçmalığı kabul edildi ve yasak kendiliğinden ortadan kalktı. Sonra 12 Eylül geldi ve dil yasağı, bu kez generaller eliyle hem de Anayasa’ya girdi. 1982 Anayasası’nın 26. maddesinin 3. ve 4. fıkraları şöyleydi: 'Düşüncelerin açıklanmasında ve yayılmasında kanunla yasaklanmış olan herhangi bir kullanılamaz.'
“Malum, 'Bir ekmek istiyorum, fakat Türkçe diyorum' günleri...
“O da geride kaldı; aşağı yukarı 20 yıldır, bizzat Kenan Evren tarafından itiraf edilen 'Türkçe yasağı hataydı' dönemini yaşıyoruz...
(...)
“TRT Şeş neden umulan olumlu etkiyi yaratamadı? Çünkü olumlu etki yaratacağı zamanda değil, çok sonrasında geldi... Böyle çok sayıda örnek verilebilir.
“Aynı şey 'mümkün çözümler' için de geçerli... Bir dönemin 'mümkün çözüm'ü o tarihsel anda size imkânsız ya da 'sindirilemez' görünebilir ve siz o çözümü ıskalarsınız... Yıllar sonra razı olduğunuzda ise onun 'mümkün çözüm' olmaktan çıktığına şahit olursunuz. Fakat o tarihsel anda yine bir 'mümkün çözüm' vardır ve siz bu defa da onu içinize sindirememektesinizdir...”
Bugünün mümkün çözümü: Anadilde eğitim
Bugün, Kürt sorununun en önemli vechesi olan “dil” konusunda devletin, medyanın ve kamuoyunun bir kesiminin “içine sindiremediği” mümkün çözümün adı “anadilde eğitim...”
Apaçık, tartışmasız bir insan hakkı olan anadilde eğitim, Kürt sorununu çözme yolunda cumhuriyet tarihi boyunca en cesur adımları atmış bir yönetim tarafından bile “ülkeyi bölebilecek” bir adım olarak görülüyor.
Hiç şüpheniz olmasın: Bu türden çıkışlar Kürtlerin zihinlerinde ve kalplerinde derin yaralar açıyor ve bugünün “mümkün çözüm”ünü yıpratıyor.
Hiç şüpheniz olmasın: Nasıl ki bugün Kürtçe yasağını “hata” olarak kabul ediyoruz, yarın da anadilde eğitim yasağını hata olarak kabul edeceğiz... Fakat bugün Kürtlerin zihinlerini ve kalplerini kazanma yolunda dev bir adım anlamına gelecek anadilde eğitim serbestliği, yarın aynı etkiyi yapmayacak... Her şey zamanında...
Öcalan'ın meşru aktörlüğü...
Kürt sorununun bugünkü “mümkün çözüm”ünün başka bir önemli vechesi, Abdullah Öcalan'ın “meşru aktör”lüğünün içe sindirilmesidir.
Aslında bu her zaman böyleydi, fakat bugün her zamankinden çok böyledir.
Öcalan bugün devlet ve “devlet ne derse doğrudur”cu basın tarafından Kürt sorununun çözümünde bir “aktör” olarak kabul ediliyor... Fakat bunun “meşru” bir aktörlük olmadığını, “kerhen” kabul edilmiş bir sonuç olduğunu hepimiz biliyoruz... Tek başına o kibirli “Öcalan'ın kullanılması” tabirinin sık sık dillendirilmesi dahi bunu göstermeye yeter.
Buraya bile ne kadar zor geldiğimizi, “Öcalan hakikati”ni ne kadar zor kabul ettiğimizi hepimiz biliyoruz.
Bir örnek: 2009'da Kürt milletvekillerinin parlamentoyu terk etmeleri gündeme gelmiş, bu da siyasette büyük bir gerilime yol açmıştı... Ahmet Türk'ün, bu karardan neden vazgeçtiklerini açıkladığı basın toplantısında “Öcalan'ın arzusu”nun belirleyici bir rol oynadığını vurgulaması, karardan duyulan memnuniyetin önüne geçmişti.
Hiç unutmuyorum, o tarihte, TV Net’teki Habere Bakış’ta, Veyis Ateş gelişmeye çok sevindiğini fakat açıklamanın “Öcalan” bölümünün ağzında “kekremsi bir tat” bıraktığını söyleyince, programı birlikte sundukları Kürşat Bumin “ne yapalım, hakikat kekremsi” diye teselli etmişti onu...
Fakat biliyorsunuz, “Öcalan hakikati”nin kendini kabul ettirmesi ve böylece onun bir “aktör” olarak öne çıkması cezaevlerindeki açlık grevlerini sona erdirme iradesini bütün örgüte kabul ettirmesinden sonra mümkün olabilmişti.
Geç olmuştu ama, olmuştu...
“Aktör” Öcalan, doğrusu o tarihten bu yana çözümü gerçekten arzulayan samimi insanların tamamının kabul ettiği gibi son derece olumlu bir rol oynadı. Fakat o adım için onca süre boşa geçirilmeseydi, hiç kuşkusuz çok daha büyük bir rol oynayabilecekti...
Bugünün 'mümkün çözüm'ünü ıskalarken...
Abdullah Öcalan uzun bir süredir mevcut koşullarla rolünü tam olarak oynamasının mümkün olmadığını, PKK, Kandil ve Avrupa'yla temasının sağlanamaması durumunda yapabileceklerini yapamayacağını anlatmaya çalışıyor.
Dicle Üniversitesi'nden, Âkil İnsanlar heyeti üyesi Vahap Coşkun Öcalan'ın bu çıkışını şöyle yorumluyor:
“Abdullah Öcalan, bu açıklaması ile iki şeyi ifade ediyor: Kendi koşullarının düzeltilmesini ve dış dünya ile daha rahat irtibat kurmayı, avukatlarıyla görüşmelerini düzenli bir şekilde yapmayı, basınla doğrudan irtibat kurabilmeyi istiyor. Böylelikle kendi fikirlerini kamuoyuna arada herhangi bir aracı olmadan doğrudan iletme şansına sahip olmak istiyor. Öcalan meşru bir siyasal aktör olduğunun tescil edilmesini istiyor. Hükümete söylediği de aslında şu: 'Bu süreci başlatan ve PKK’yi buna ikna eden benim, gerek Kürt sorununun çözümünde gerekse Suriye’de herhangi bir şekilde bu sorunu çözmek istiyorsan bunu ancak benimle çözebilirsin.' Öcalan, bunun tescil edilmesini istiyor.” (Taraf, 24 Ağustos 2013).
Gerçekten de, bu aşamada onun “meşru” rolü olmaksızın Kürt sorununun çözümünde ilerleme kaydedilemeyeceği apaçık bir hakikat olarak ortada duruyor. Bunun, aynı zamanda Öcalan'ın talebi olması sonucu değiştirmez...
Fakat bizim medyamız okurlarını “sevimsiz hakikat”lerden esirgemeyi seven bir medya olduğu için, barış sürecini destekleyen bölümü dahi bunu kabullenmeye bir türlü yanaşmıyor. Bu hakikatı mertçe kabul edecek yerde, enerjilerini Öcalan'ın sadece “kullanıldığı”nı tekrarlayıp okurlarının yüreklerini soğutmaya harcıyorlar.
Hükümete ve özellikle de Başbakan Erdoğan'a gelince... Bu gerçeği onlar da biliyor ama onları da “devlet kibri” engelliyor...
Bakın, hükümetin ve Erdoğan'ın “taban tepkisi”nden korktuklarından hiç söz etmedim, çünkü böyle bir şey yok! O taban, hükümetin Kürt sorununu çözme yolunda attığı hiçbir adımda cezalandırıcı bir tepki göstermedi: AK Parti'nin oyu hâlâ aynı yerde.
Vakit geçiyor, hükümet ipe un seriyor ve Öcalan'ın gerçek rolünü oynayabilmesi için atması gereken adımları atmıyor...
Hiç kuşkum yok, bir gün bu adımı da atacak ama o zaman da bugünün mümkün çözümü mümkün çözüm olmaktan çıkmış olacak.
Ne zaman mı? Nasıl mı? Mesela Öcalan'ın iradesini bütün örgüte bu ölçüde kesin bir biçimde kabul ettirdiği günler geride kaldığında, aynen böyle olacak.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları






































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025