Alper GÖRMÜŞ
Ali Bulaç’la 1999’da Aktüel dergisi için, ana teması ‘İslam ve modernlik’ olan bir söyleşi gerçekleştirmiştim. Bulaç’a, Türkiye’nin hızla şehirleştiğini, bu durumda İslam’ın ve İslami değerlerin de şehirlerde, kapalı sosyo-ekonomik koşulların tersine bir tür ‘değerler rekabeti’ne girmek zorunda kalacağını hatırlattım ve sordum: Modernlik, önüne çıkan her şeyi eritiyor, kendi ürettiği değerlerin dışındaki bütün değerler üzerinde ağır bir hegemonya kuruyor... Sizce, içine girdiğimiz süreç, hayatını İslami değerler üzerine kuranlar açısından da endişe duyulması gereken bir süreç mi?
Bulaç, soruyu cevaplamaya “kaçış yok” diye başladı ve Mısır’da Müslüman Kardeşler’in (İhvan) 1950’lerdeki tecrübesini anlattı. Mısır’da şehirlerdeki ‘modern’ eğilimler karşısında kendi değerlerini koruyamayacaklarını düşünen çok sayıda İhvan mensubu, şehirlerin dışında yarattıkları İslami gettolarda yaşamaya başlamışlar. Fakat çok geçmeden, bunun manasız bir kaçış olduğuna hükmedip geri dönmüşler. “Böyle yapamayız” demişti Bulaç, “şehirlerde kalmalı ve değerlerimizi oralarda savunmalıyız...”
Peki, diye sormuştum, İslam’ın modernlik karşısında erimesi ihtimalini hiç mi yok? Gelen cevap gayet köşeliydi: “Var böyle bir ihtimal. Fakat bu ihtimalin gerçekleşmemesi için modernlikle onun alanlarında rekabet etmekten başka bir yol yok.”
Modernliğin ‘ayartıcılığı...’
Söyleşinin yapıldığı tarihte Türkiye’de İslami köklerden gelen siyasetçiler anlamlı bir iktidar dönemi yaşamamışlardı ve onun tadını bilmiyorlardı (Refah Partisi’nin 1990’ların ortasındaki iktidarsız iktidarını saymıyorum). Dolayısıyla, Ali Bulaç, yalnızca modernliğin Müslümanlar üzerindeki ‘ayartıcılığından’ söz ediyor, muhtemel bir iktidar döneminin ‘ayartıcılığını’ analizine dahil etmiyordu.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti) iktidar döneminde modernliğin yanı sıra iktidarın ‘ayartıcılığı’nın ne kadar güçlü olabileceği de ortaya çıktı ve bu hal Müslümanlar arasında zaman zaman bir iç sızısıyla ifade de edildi. Selin Ongun’un Başörtülü Kadınlar Anlattı: Türbanlı Erkekler adlı kitabında böyle çok sayıda tanıklık ve ifade yer alıyor. Bunlardan, Prof. Dr. Fatma Tülin Kayhan’ın yaşadığı bir tecrübe şöyle:
“Beş altı yıl önceki Hac ziyaretimde Şeytan taşlamak için kullanılacak taşları toplamak üzere bir bölgeye götürüldük. Hac yolculuğumuzda tercih ettiğimiz firmanın yetkilileri bizi taş toplamak için bir araziye bıraktı. Beyler dinlenmek için o civardaki çadırda uzanıyor. Biz hanımlar da taş toplamak için yola koyulduk. Ve civardaki Araplar tarafından uyarıldık: ‘Bu alan taş toplama arazisinin dışında...’ Hemen heyecanla, bize göre çok önemli olan bu gelişmeyi beylere söylemek için çadıra döndük. Bu beylerin içinde ilahiyatçılar, akademisyenler, doktorlar, mühendisler var. Arazinin doğru alan olmadığını öğrendiğimizi söyleyince firmadaki yetkili, ‘Geçen yıl taş toplanan bölgeye burası da dahil edildi’ dedi. Erkekler hemen ikna oldular; sorgulamadan, ‘Tamam burası doğruymuş’ diyerek çadırdaki dinlenmelerine devam ettiler. Biz hanımlar, ‘Bu şüpheli bir iş’ diyerek, taşları asıl yerden toplamak için epey yol yürüdük. Ve emin olarak ibadetimizi gerçekleştirdik. Dolayısıyla Hac ziyaretinde böyle olan erkek, modern hayatta nasıl değişmesin?”
Deizmin ana kaynağı: Modernlik
Bu yazının buraya kadar okuduğunuz bölümü, AK Parti iktidarı ile Gülen Cemaati arasındaki kavga henüz ‘dershaneler’ meselesiyle sınırlıyken yazdığım “AK Parti, Cemaat ve temel içgüdü (iktidar)” başlıklı yazının da giriş bölümüydü... Günümüzün dikenli tartışması ‘deizm’in kaynakları faslına da anlamlı bir giriş olacağı düşüncesiyle buraya aldım.
Hatırlayacaksınız, bu konuda kaleme aldığım ilk yazı “Deizme kayışın bir kaynağı: Dindar siyasi figürler...” başlığını taşıyordu ve geçtiğimiz Perşembe Serbestiyet’te yayımlanmıştı. Şimdi, ikinci yazıda, başlığın da ima ettiği gibi deizmin ana kaynağına dair bir şeyler söyleme çabam kafaları biraz karıştırmış olabilir. Çünkü bir şeyin kaynaklarını ele alma iddiasındaki bir yazının normal olarak en temeldeki nedenlerden başlaması, bilahare daha tâli olanlarına evrilmesi beklenir. Bu ölçüye vurduğumuzda, gençlerin deizme kaymasının kaynakları faslına “dindar siyasi figürler”in olumsuz imajlarının gençler üzerinde yarattığı etkiyle başlamak doğru görünmüyor. Yine de böyle yaptım, çünkü tartışmayı başlatan ilahiyatçılar, deizme yönelmede özellikle dini kimlikleriyle öne çıkan siyasetçilerin ve elitlerin olumsuz örnek oluşturma yönlerine dikkat çekiyorlardı. Tartışma bu nokta üzerinde odaklanmıştı ve ben de tartışmaya oradan başlamayı uygun buldum.
Bu tespitte bir hakikat payı vardı ama, gençlerin deizme yönelmelerinin esas nedeninin dini kimlikli siyasetçilere ve dini elitlere duydukları tepki olduğunu öne sürmek doğru değildi. O etki bir katalizör rolü oynadı ve tepkimeyi kuşkusuz ki hızlandırdı. Fakat kurumsal dinin siyasetçi olan ya da olmayan önde gelenleri, siyasi iktidarın ele geçirilmesiyle birlikte olumsuz rol modelleri olarak öne çıkmamış olsalardı bile gençlerin kurumsal dine mesafe koyma eğilimleri varlığını alttan alta devam ettirecekti. Çünkü katı olan herşeyi eriten ve o ergimiş maddeden birörnek imalat yapan modernlik, hükmünü öyle de böyle sürdürecekti.
‘Modern’ huzursuzluk
Hayatını Tanrı’nın emirlerine, kutsala göre düzenlemesi gerektiğine inanan insanların, Tanrı’nın men ettiği ya da dini açıdan ayıplanan şeylerin iğvasına kapılmalarının nasıl bir huzursuzluk yaratacağı herhalde izahtan vârestedir.
Dünyada Tanrı (din) merkezli bir hayatın yaşandığı eski çağlarda, inanç ile yaşanan hayat arasında büyük çelişkiler yoktu. Fakat Batı hümanizmi Tanrıyı ‘öldürüp’ yerine insanı (bireyi) koyduktan sonra, yani dünyanın ‘Tanrı merkezli’ olmaktan çıkıp ‘insan merkezli’ bir hale gelmesinden sonra inançla yaşanan hayat arasında büyük bir fark ortaya çıktı. Din yerinde duruyor, insana ne vaat ediyorsa onu vaat etmeye devam ediyordu... Fakat dünyevi yaşam, bilim ve teknolojinin muazzam ilerleyişiyle insana eskisinden çok daha fazlasını vermeye başlamıştı ve bu sayede ortaya çıkan modern yaşam, dinin talep ettiği hayat tarzıyla çelişiyordu.
Dini de Tanrı’yı da reddedip (ateizm) bu huzursuzluktan kurtulmak mümkündü ama, inanç ihtiyacı olanlar için bu yol da kapalıydı.
Deizm, işte bu insanlar için mükemmel bir bileşim sunuyordu. Deizm sayesinde hem inanç ihtiyacı tatmin ediliyor hem de kurumsal dinlerin modern hayatta yerine getirilmesi giderek zorlaşan amellerinden ve zorunluluklarından kurtulunmuş oluyordu.
‘Terapi edici ahlâkî deizm’
Şükrü Hanioğlu, gençler arasındaki deizme yönelişin Türkiye’ye has olmadığını ele aldığı dünkü (15 Nisan) yazısında (Sabah, Terapi edici ahlâkî deizm), deizmin, modern-seküler hayatın iğvası ile dinin vecibeleri ve kuralları arasında sıkışmış gençler için ‘popülist’ bir çıkış yolu olduğunu belirtiyordu. Hanioğlu yazısında bunu destekleyen bir araştırmaya da yer veriyordu:
Gençlerin benzer eğilimlere yönelmesi ABD'de kapsamlı araştırmalar yapılmasına neden olmuş ve bunlar neticesinde sosyolog Christian Smith'in "Terapi Edici Ahlâkî Deizm (Moralistic Therapeutic Deism)" ifadesiyle tanımladığı bir kavramsallaştırma yaygın kabûl görmeye başlamıştır.
(...)
Bu ise bireyciliğin yükselişi, kapitalist tüketim toplumunun kökleşmesi, dijital iletişim devrimi, yirminci asır pozitivizminin tortusu ile ampirizmin popüler kültür üzerindeki etkisi ve nesiller arası bağlantının zayıflaması benzeri nedenlerden kaynaklanmaktadır.
"Terapi Edici Ahlâkî Deizm" kavramı klasik ya da modern anlamında "deizm" ve onun "akıl-Tanrı" arasındaki yaratmaya çalıştığı bağdaştırma ile ilişkisi olmayan, popüler bir "inanç biçimi"ni tanımlamaktadır.
ABD'de örgütlenmiş din kurumlarının "Kafeterya Hıristiyanlığı" ifadesiyle aşağıladığı bu yaklaşımı benimseyen gençler dine, "arzularının gerçekleşmesine yardımcı olacak;" ama "yaşamlarının akışında değişim yaratmayacak," onlardan taleplerde bulunmayacak, kurallar dayatmayan, "toplumsal değil şahsî düzeyde iletişim kuracakları" bir kaynak olarak yaklaşmakta ve onu işlevselleştirmektedir.
Bunun neticesinde örgütlenmiş, kurumsal "din"in yerini işlevselleştirilmiş, bireysel "inanç" almakta, Tanrı ise "sorunlu dönemlerde yardıma koşan," ama adanma, itaat ve disiplin çerçevesinde ibadet talep etmeyen bir "terapist" olarak kavramsallaştırılmaktadır.
Bu ise Tanrı'nın varlığını inkâr etmeyen; ama onun ihtiyaç duyulmadıkça gündelik yaşama müdahale etmediğini varsayan, benzeri şekilde, ahlâkî karakterli; ama "yükümlülük"ten kaçınan bir "inanç" biçimini şekillendirmektedir.
‘Sapıklık’ diyerek, yok sayarak...
Müslüman dünya, modern-seküler hayatın karşı konulması güç ayartıcılığı henüz kapısını çalmadan önce kendisinin böyle bir sorununun olmadığını düşünüyor, Batı’nın içine girdiği ‘ahlaki çöküş’ten yola çıkıp İslami inancın Hıristiyan inancına üstünlüğü sonucuna varıyordu.
Ne var ki 20. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren İslamiyetin kalkanlarının modernlik karşısında o kadar da muhkem olmadığı ortaya çıkınca bu söylem yavaş yavaş etkisini kaybetti.
Şimdi, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın deizme dair fetvası biraz bunu hatırlatıyor. Başkanlığa göre, bu Batı gençliğinin sorunuymuş, Müslüman Türk gençlerinin bu türden ‘sapık’ akımlara kapılması mümkün değilmiş.
Eh, Cumhurbaşkanı Erdoğan da zaten “olmaz böyle şey” demişti.
Demek ki ‘deizme kayan Müslüman gençler’ hususunda endişelenecek bir durum yokmuş.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları






































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025