Cemil KOÇAK
İnternette dolaşan uyduruk bilgi ve haberlerin sonu asla gelmiyor; fakat siz yine de her okuduğunuza dikkat edin; çünkü tarihçilik ciddî bir iştir. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde öğretmenlerin aldığı maaş asla internet efsanelerinde iddia edildiği rakamlar değildi.
Eğer öğretmenseniz, eminim ki aldığınız maaştan pek de memnun değilsinizdir. Haklısınız da. Fakat bir zamanlar bu memlekette öğretmenlerin el üstünde tutulduğuna, maaşlarının çil çil altınlarla falan ödendiğine ilişkin internet geyiklerine inandıysanız eğer, durum daha da vahim demektir. Bir zamanlar öğretmen olmak da, bugünkünden daha farklı değildi. Yani köylüler ne kadar milletin efendisi olduysa, öğretmenler de işte ancak o kadar olabildiler.
Tek parti dönemi maaşları
Tabiî yine dönemin belgelerine dayanarak bu uydurmasyon haberciliği tekzib edeceğim, her zaman olduğu gibi. Şimdi dönemin Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel’in 7 Aralık 1939 tarihli bir yazısına göz atacağız. Atatürk öleli sadece bir yıl olmuş yani. Bakalım Yücel, öğretmen maaşları konusunda neler yazmış zamanında?
Millî Eğitim Bakanı Hasan Âli Yücel, 7 Aralık 1939 tarihinde, Başbakanlığa yazdığı bir yazıda, basından hayli şikâyetçiydi.
Yücel’e göre, “bugünlerde gazetelerimizden bazılarında muallimlerimizin [öğretmenlerimizin] maddî vaziyetlerinin bozuk olduğu hakkında neşriyata [yayına] tesadüf edilmekte [rastlanmakta] ve bunlar arasında büyük puntolu [iri] harflerle ‘muallimlerin hâli berbat’ başlığı altında muallim kütlesini heyecana sevk edecek yazılar da görülmekte” idi. Oysa Yücel’e göre, bu tür haberlerin gerçeklerle ilgisi bulunmuyordu. Yücel, yazısında, 1923 yılında ilkokul öğretmenin 300 Kuruş (3 Lira) maaşla mesleğe başladığını hatırlatıyor ve bu rakamın hâli hazırda 2.000 Kuruş (20 Lira) olduğuna dikkat çekiyordu. Yine aynı tarihlerde bir orta okul öğretmeninin maaşı ortalama 40 Lira iken, hâli hazırda bu maaş 2.500- 3.000 Kuruş’tan (25-30 Lira’dan) başlamaktaydı. Hâli hazırda orta öğretimde görevli öğretmenlerin 22’sinin maaşı 90 Lira, 45’inin maaşı 80 Lira, 70’inin maaşı 70 Lira, 250’sinin maaşı 60 Lira, 335’inin maaşı 50 Lira ve 320’sinin maaşı da 40 Lira idi.
3 maaşa bir radyo alınabilirdi
Bir an için Yücel’in verdiği bilgilerle internet bilgisini karşılaştıralım: İnternet bilgisine göre; Cumhuriyetin ilan edildiği 1923 yılında bir okul müdürü 25 cumhuriyet altınına denk gelen 2.500 Kuruş (25 Lira) maaş almakta imiş, öğretmen maaşları da 1.500 ilâ 2.000 Kuruş (15-20 Lira) arasında değişiyormuş! Yücel’in sözünü ettiği 300 Kuruş nerede, 2.000 Kuruş nerede? Efsaneler hep güzeldir, tek sorunları gerçekle ilgisinin olmamasıdır! Tarihçilik işte bunun için ciddî bir iştir. Meraklısı için yazayım bari: 1927 yılında bir radyo alıcısının fiyatı da 300 Lira idi! 1934 yılında 150 Lira’ya kadar gerilemişti. Yani ortalama memur maaşıyla üç aylık maaşa denk geliyordu!
Yücel basına da kızgın
Yücel, Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu haberin sadece gerçeklerle bağdaşmadığını belirtmekle kalmıyor, fakat aynı zamanda haberin olası sonuçları hakkında da şöyle yazmaktan kendisini alamıyordu:
“Muallimler kütlesini Cumhuriyet devrinde mağdur mevkiinde göstererek, onları heyecana ve bedbinliğe [ümitsizliğe] evk edecek, mesleklerine karşı bağlılıklarını sarsacak ve aralarında sendikalar teşkiline, grevler yapılmasına yol açacak ve öteden beri memleketimizde tesiri görülmekte olan komünizm propagandasını körükleyecek birer âmil [neden] olacağı kaanatinde [kanısında] olduğumdan, hakikat ile taban tabana zıt bu gibi muzır fikirlerin muallim kitlesi arasında intişarına [yayılmasına] meydan verilmemesi için matbuat [basın] hakkında esaslı tedbirler alınması esbâbının temini” de gerekiyordu.
Ya öğretmenler kızarsa
Yücel açısından öğretmen maaşları uygundu; tek sorun basının bunu mesele yapmasıydı. Fakat bu o kadar da basit bir mesele sayılamazdı; ya öğretmenler arasında yayılan bu türden haberler, öğretmenlerin kendilerini Cumhuriyet döneminde mağdur hissetmelerine yol açarsa, işte o zaman ne olacaktı? Bu türden haberler onları ya heyecana ve ümitsizliğe sevk ederse, o zaman ne olacaktı? Ya mesleklerine karşı bağlılıklarını sarsacak ve aralarında sendikalar oluşturmalarına ve hatta grevler yapmalarına yol açarsa, ne olacaktı? Çok daha vahimi, öteden beri ülkemizde etkisi görülen komünizm propagandasını körükleyecek gelişmeler olursa, ne olacaktı? Yücel, bakan olarak bu türden haberleri yalanlıyordu; bunların gerçekle bir ilgisi bulunmuyordu; “muzır fikirler”in öğretmenler arasında yayılmasına engel olmak da gerekirdi. Elbette basın hakkında esaslı önlemler alınmalıydı!
Şimdi bir an için durup düşünelim; tamamen denetim altında tutulan, sahiplerinin neredeyse tamamı CHP milletvekili olan basının bu durumda bile bu haberleri yazabilmesi, öğretmenlerin durumunun ne kadar vahim olduğunu bize göstermiyorsa, o zaman asıl vahim olan, bu gerçeklere gözleri kör olanların içinde bulunduğu gerçeklerden kopuk hâldir.
Yücel komünizme de karşı
Hasan Âli Yücel’in kendi bakanlığının personeli olan öğretmenlerin maaşlarının düşük olduğu yolundaki sıradan bir haberden nasıl komünizm propagandasına vardığı sorusu bir yana, herhalde bu yazının tek başına kendisi bile, zamanında Yücel’i kendileri için adeta kutsal bir isim haline getiren geniş kitleler açısından şaşırtıcı olmalıdır! Yücel, basın aracılığıyla kamuoyuna yönelik en basit bir şikâyete karşı basına derhal çekidüzen verilmesini talep etmekte bir an için olsun tereddüt göstermemişti. Yücel, ayrıca okullardaki komünist faaliyetler konusunda da yeterli duyarlığı göstermekte olduğunu vurgulamıştı. Yücel’in Türkiye’de sol kamuoyunda adeta kutsal, saygın, tartışılmaz ve sorgulanmaz isminin dönemin sol grupları arasında da aynı şekilde algılanıp algılanmadığı ise ayrı bir sorudur.
Yücel’in sol kamuoyundaki efsane isminin olgularla ne ölçüde bağdaşabileceği sorusu bir yana, günümüzde dahi Yücel’in eski bir solcu ya da sol sempatizanı olarak algılanması ve bilinmesi, Türkiye’de solun naifliğinden yalnızca biridir. Ne var ki, Türkiye’de solun tarih yazımının bu konulardaki basit yanlışlıkları, sadece kötü tarihçilikten ileri gelmemektedir. Ama aksine, bu türden vahim yanlışlıklar, siyasî ve ideolojik paradigmanın yarattığı körlüğün basit bir sonucudur. Körlerin olguyu görebilmesi tabiî ki imkânsızdır! Burada sözünü ettiğim körleşmiş bir bakıştır ve solun günümüzdeki bakışını da yakından ve derinden etkilemektedir. Solun Türkiye’de politik arenada kuvvetli bir çıkış yapabilmesi, ancak geçmişini yeniden değerlendirmesi ve mevcut paradigmanın yarattığı körlükten sıyrılmasına bağlıdır. Sol, her şeyden önce kendi içinde olgusal nitelikte, metodik ve analitik düşüncenin yeşermesine imkân vermeden, politik arenada asla yer alamayacaktır!
‘İşte internet EFSANESİ’
VEKİL MAAŞLARI ÖĞRETMEN MAAŞLARINI GEÇMEYECEKTİ HANİ!
“Dönemin Maliye Bakanı Hasan Fehmi Ataç , TBMM’de Mustafa Kemal Atatürk’e sorar
- ‘Paşam; vekil maaşlarını düzenleyeceğiz, ne kadar verelim?’
Mustafa Kemal Atatürk’ün cevabı şu an öğretmenlerin sıkıntılarını anlamak istemeyen birçok insana tokat gibidir…
- ‘Öğretmen maaşlarını geçmesin.’”
İşte aynen aldım; hani şu zamanında altınla ödenen öğretmen maaşları efsanesinin yanında yeni bir efsane daha. Bir zahmet o dönemin milletvekili maaşlarının miktarını öğrenin efendim; bir de öğretmen maaşlarının. Sonra bir matematiksel karşılaştırma yapın. Sayılarla aranıziyi değilse, bunu bir matematikçiye de yaptırabilirsiniz. Sonra aradaki farkı bir görün bakalım, neymiş. Öğretmen maaşını geçmeyen milletvekili maaşı hiçbir zaman olmadı. Zaten öyle olsaydı, ünlü yazarları, şairleri neden milletvekili yapsınlardı ki, öğretmen sıkıntısı çeken bu ülkede aynı maaşla eminim okullarda öğretmen olarak da çalışmayı tercih ederlerdi. Ama öyle olmadı tabiî. Herkes acaba neden milletvekili olmak için kuyrukta bekliyordu da, öğretmen kuyruğu hayli kısaydı sorusuna bir yanıt verildi mi? Öyle olsaydı, neden Yahya Kemal Beyatlı, Reşat Nuri Güntekin, Behçet Kemal Çağlar, Faruk Nafiz Çamlıbel, Abdülhak Hamit milletvekili yapıldı?
Öğretmen olsalardı da, bu ülkenin çocukları bu ünlülerden öğretmen olarak yararlansalardı, daha iyi olmaz mıydı?
Yanıt: olmazdı; çünkü milletvekili maaşıyla kıyas kabul etmez derecede düşük maaş alırlardı öğretmen olarak. Bana inanmıyorsanız, dönemin öğretmenlerine bir sorun da gerçeği öğrenin isterseniz. O dönemde görev yapan hangi öğretmen maaşının milletvekili kadar olduğundan söz ediyor acaba, bir hatırlayan var mıdır? Bana inanmıyorsanız, isterseniz meselâ dönemin öğretmenlerinden Sabahattin Âli’ye falan sorabilirsiniz. Milletvekili maaşını ne yaptın diye?
Belki profesörlere de sormak istersiniz; zamanında yasa çıktığında profesörlerin ya milletvekilliğini ya da üniversitedeki görevlerini tercih etmeleri istendiğinde, niye herkesin milletvekilliğini tercih ettiğini de sorabilirsiniz. Sorun şu: Bilmek istiyor musunuz gerçekten; yoksa efsanelerle avunmayı mı tercih ediyorsunuz?
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016