Cemil KOÇAK
Genellikle aklımızda kalan, 1 Kasım 1922’de saltanatın kaldırıldığıdır; fakat aynı kararla hilâfetin saltanattan ayrı tutulduğunu unutmamalıyız. Bir de bu kararla Osmanlı Devleti de tarihe gömülmüş oldu; İstanbul Hükûmeti de öyle.
Yaklaşık 91 yıl önce imzalanan Mudanya Ateşkes Anlaşması’nın ardından sıra, Birinci Dünya Savaşı’nı bitirecek barış anlaşması görüşmelerine gelmişti. Fakat Osmanlı tarafının kim ya da kimler tarafından temsil edileceği henüz kesin olarak çözülememiş bir meseleydi. İngiltere, Fransa ve İtalya, hem İstanbul, hem de Ankara hükûmetini barış anlaşması görüşmelerine davet etmişti. İstanbul Hükûmeti adına Sadrazam Tevfik Paşa, Ankara’ya başvurmuş ve Osmanlı tarafını birlikte temsil etmeyi önermişti. Ama öncelikle iki hükûmet arasında görüşmelere başlanmalıydı. Mustafa Kemal Paşa, bu öneriye karşılık, Ankara hükûmetinin dışında bir hükûmet tanımadıklarını ilân etmişti. TBMM hükûmeti dışında bir hükûmet tanınmıyordu.
Meclis’te saltanata itirazlar
Batı cephesinin komutanı olarak Meclise dönen İsmet Paşa, burada yaptığı konuşmada; böyle bir ikili temsilin mevcut askerî duruma zarar vereceğini belirtti. Hâlâ işgal altında bulunan İstanbul’daki bir hükûmetin bu şartlarda temsilci olması beklenemezdi. Doğu cephesinden Meclise dönmüş olan Kâzım Karabekir de aynı görüşteydi. Meclis’te ikinci grubun önderi konumunda bulunan Hüseyin Avni Ulaş da, hilâfetin bu sırada anlayışsız ellere düştüğünden şikâyetçiydi. Meclis’teki bütün konuşmacılar, hâkimiyeti millîye fikrinin sultanlığını kabul edemeyeceğinde hemfikirdi.
Rıza Nur da aynı fikirdeydi; ona göre, aslında Osmanlı Devleti ve saltanatı üç yıl önce fiilen ortadan kalkmıştı. Sadece bunun ilânı biraz gecikmişti; şimdi bu aşamada bunu ilân etmek gerekiyordu. Kâzım Karabekir, saltanat sürenlerin lânetlendiğini açıklamıştı bile. Bir konuşmacı, İstanbul hükûmetinin vatana ihanet ettiğinin açıklanmasını istemişti. Gerek Rauf Orbay, hükûmet başkanı olarak yaptığı konuşmada; gerekse Ali Fuat Cebesoy, söz konusu ikili hükûmet modelinin batılı ülkeler tarafından siyasal amaçlarla kullanılmaya çalışıldığını belirtiyor ve buna artık son verilmesi gerektiğini bildiriyordu. Tıpkı İçişleri Bakanı Ali Fethi Okyar gibi. Bir milletvekili sarayın çoktan ölmüş olduğunu açıklamıştı. Ölülerle haberleşmeye gerek yoktu. Anlaşılan iyi gömülmemişlerdi; kesin olarak gömülmeleri gerekirdi.
Mustafa Kemal Paşa da, İstanbul hükûmetiyle muhatap olmama yönündeki önergenin kabul edildiğini açıklayacaktır. Sadrazamın başvurusu yanıtsız bırakılacaktı. Fakat ikinci aşama olarak, bu kişi ve kurumlara karşı yasal işlem yapılması da kabul edilmişti. Bu öneri biraz tartışılmıştı; fakat Rıza Nur ile arkadaşlarının önergesi Meclis gündemine alındığında, tarih 30 Ekim 1922 idi.
Rıza Nur’un önergesi
Önergeye göre; Osmanlı devleti otokrasi ile birlikte son bulmuştu. Türkiye Devleti adı ile bir halk hükûmeti kurulmuştu. Adı TBMM hükûmetiydi. Türkiye Devleti, Osmanlı Devleti’nin yerini almıştı ve onun yegâne mirasçısıydı. Anayasaya göre egemenlik ulusa verildiğinden, İstanbul’daki padişahlık yok hükmündeydi. Tarihe karışmıştı. İstanbul ve civarında artık meşru bir hükûmet olmadığından, burası da Ankara hükûmetinin yönetimine katılmıştı. Türkiye hükûmeti, hilâfeti hâlâ esir olduğu yabancıların elinden kurtaracaktı.
Meclis’te önergeye ilişkin tartışma açılması talep edilmiş; buna karşılık Mustafa Kemal Paşa, usûl tartışması açılmasına mâni olmuştu. Buna gerek yoktu; oylamaya geçmek gerekirdi. Fakat oylamada gereken çoğunluğun sağlanması tehlikedeydi. Oya katılım yeterli olmazsa, önerge kabul edilse dahi, geçerli sayılamazdı. Bu bakımdan Mustafa Kemal Paşa, mevcut üyelerin red ya da çekimser oy kullansa dahi, oylamaya muhakkak katılması gerektiği kanısındaydı; hatta oylamaya katılmayan milletvekillerinin o gün için gündeliklerinin kesilmesine de karar verildi. Fakat yine de sadece 136 üye oylamaya iştirâk edebilmişti; sadece iki red ve iki de çekimser oya rağmen çoğunluk sağlanamamıştı ve önergenin görüşülmesine ertesi gün devam edilmesi gerekiyordu.
Önerge değiştiriliyor
Mevcut önergeye karşı olan muhalefet nedeniyle 1 Kasım’da yeniden toplanan Meclis’te önerge değiştirildi. Anlaşılıyordu ki, hilâfet meselesi yüzünden, ilk önergedeki formül pek çok üyenin içine sinmemişti. Hilâfetin ne olacağı bu önergede yeterince açık değildi. Sadece yabancıların elinden kurtarılmaktan söz edilmişti. Rıza Nur, önergesine bir ek yapmıştı bu kez; buna göre, hilâfet Türklere ve Osmanlı ailesine aitti. Türkiye Devleti de halifelik makamının dayanağı olacaktı. Halifeliğe TBMM tarafından bu ailenin bilim ve ahlâk bakımından dine ve doğruluğa en yakın ve uygun olan üyesi seçilecekti.
Ama sırada bir başka önerge daha vardı; ikinci grubun önderi Hüseyin Avni Ulaş’ın önergesine göre, Türkiye halkının egemenlik yetkisi TBMM’de toplanmıştı; iradei millîyeye dayanmayan hiçbir güç tanınmayacağından, TBMM hükûmetinin dışında bir hükûmet artık yoktu. Osmanlı hükûmeti, İstanbul’un fiilî işgal tarihi olan 16 Mart 1920 tarihinden itibaren tarihe karışmıştı. Hilâfete gelince; hilâfet, Türkiye Devleti’ne ve Osmanlı hanedanına aitti. Halife, TBMM tarafından seçilecekti. Bu konudaki kıstas, Rıza Nur’un önergesindekiyle aynıydı. Ama seçim için üçte iki çoğunluk aranacaktı. Hilâfet makamının dayanağı ise Türkiye devleti idi.
Komisyon devrede
Önergelerin komisyonda görüşülmesine karar verilmişti. Aynı gün böylece komisyonca yeniden düzenlenmiş yeni bir önerge gündeme geldi. Komisyon, esas olarak Ulaş’ın önergesine ağırlık tanımıştı. Her ne kadar daha sonra 1926 İzmir suikastı nedeniyle asılarak idam edilecek olan Lazistan milletvekili Ziya Hurşit, ‘muhalifim’ dediyse de, Meclis oturumunda önerge oy birliğiyle kabul edilecektir. Osmanlı Devleti’nin tarihe gömülmesine, saltanatın kaldırılmasına ve Osmanlı hükûmetinin de lağvedilmesine ilişkin karar önemsiz bir muhalefetle; fakat hilâfetin koruma altına alındığının kesinlik kazanmasıyla birlikte oy birliği ile kabul edilebilmişti. Birinci grupla ikinci grup bu formülasyonda anlaşmışlardı çünkü. Dahası; Rauf Orbay’ın önerisine üzerine, 1 Kasım gecesinin aynı zamanda Hazreti Muhammed’in de doğum gününün yıl dönümü olduğu hatırlanarak, bu iki önemli olayın örtüşmesinden ötürü, ertesi günün bayram ilân edilmesi de kabul edilmişti.
Sadrazam Tevfik Paşa resmî devlet töreniyle gömüldü
Sadrazam Ahmet Tevfik (Okday) Paşa, Birinci Dünya Savaşı’nın kaybedilmesinden sonra 11 Kasım 1918’de hükûmet kurmuştu; Millî Mücadele döneminde 4 Mart 1920’de Damat Ferit Paşa’nın onun yerine Sadrazam olarak atanmasına kadar bu gö-revini sürdürdü. 21 Ekim 1920’de yeniden Sadrazam oldu. Son Osmanlı Sadrazamı idi. Osmanlı devletine son verilmesi, saltanatın kaldırılması ve İstanbul hükûmetinin de lağvedilmesi kararı üzerine, o da 3 Kasım’da görevinden ayrıldı. Lâkin artık sadrazamlık mühürünü devredecek kimse kalmamıştı. O da evine gitti. Osmanlı Devleti’nin II. Mahmut’tan beri resmî gazetesi olan Takvimi Vekâyi ise son kez 4 Kasım’da basıldı. Bu tarih, Osmanlı Devleti’nin sonuydu.
Milli Mücadele dönemi
Belki de asıl şaşırtıcı olan nokta; Tevfik Paşa’nın cumhuriyet döneminde 1936 yılındaki ölümüne kadar olağan hayatına devam edebilmesiydi. Bunu özellikle şunun için yazdım: Bazen Millî Mücadele’nin İstanbul ile Ankara arasında bir iç savaş şeklinde gerçekleştiğini düşünenler oluyor. Fakat Damat Ferit Paşa’nın kurduğu hükûmetler dışında aslında Millî Mücadele döneminde Ankara ile İstanbul hükûmetleri arasında düşmanlıktan çok yakınlık vardı. Özellikle Tevfik Paşa’nın hükûmetleri döneminde bu böyle idi. Nitekim, Tevfik Paşa 1936 yılında 90 yaşını geride bırakırken öldüğünde kendisine cumhuriyet hükûmeti resmî tören düzenledi. Şefik Okday, “Büyükbabam Son Sadrazam Ahmet Tevfik Paşa” kitabında şöyle yazıyor: “Cenazesi de sâde geçmiş; bir kıt’a TC askeri ve bir polis müfrezesi, eski hükûmet ricâli ve aile dostları cenazeyi takip etmişlerdi. Nâşı Ortaköy’deki Yahya Efendi dergâhına gömülmüştü. Sonraları babam Edirnekapı şehitliğinde bir aile mezarlığı hazırlayarak, nakli kubur yaptırdı. Artık Tevfik Paşa’nın kemikleri şehitlikte yatmaktadır.”
Devlet aynı kaldı
Eğer bir iç savaş söz konusu olsaydı; zaten son Osmanlı Sadrazamı’nın hayatının geri kalan kısmını sükûnet içinde, sonradan meşhur Park Otel olacak olan Gümüşsuyu’nda bulunan köşkünde geçirebilmesi mümkün olamazdı. İç savaşların tarihini birazcık bilenler bile, mücadeleyi kaybedenlerin genellikle hayatlarını da kaybettiklerini ya da hayatlarının geride kalanını sürgünde geçirmek zorunda kaldıklarını da bilirler. Osmanlı devleti sona ererken, devletin en üst düzeydeki pek çok görevlisi cumhuriyet döneminde de hayatlarına devam edebildiler. Rejim değişmiş olabilirdi, ama devlet aynı kalmıştı.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.02.2016
3.02.2016
26.03.2016
19.03.2016
13.03.2016
5.02.2016
28.02.2016
20.02.2016
13.02.2016
7.02.2016