Cemil KOÇAK
Eskimiş, tozlanmış, bodrumlarda, tavan aralarında, arşivlerde kaderine terk edilmiş, tozlu yığınlar içinde kalmış kâğıtları elden geçirmek, tarihçinin günlük işleri arasında sayılabilir. Bu, yalnızca nostaljik bir gezinti de değildir. Geçmişi didiklemenin ve öğrenmenin yolu buradan geçer çünkü...
İsmet Paşa’nın küçük bir ricası
Koral’ın emekliye ayrılmasının hemen ardından Başbakan İsmet İnönü, bizzat kendi el yazısıyla, İstanbul Dolmabahçe Sarayı’ndan 23 Ekim 1929 tarihinde Millî Savunma Bakanı Abdülhalik Renda’ya yazdığı şifreli bir yazıda, “Emin Paşa’nın dâhil olduğu grupta birkaç zat, eylül girmezden birkaç gün evvel tekaüde sevk edildiklerinden mağdur olmuşlardır. Reisicumhur hazretleri de [Atatürk] bana bahis buyurdular. Bunların tekaüt muamelesinin eylül içinden tashihen icrası için iktiza eden muameleye tevessül buyurulmasını rica ederim efendim.” diyordu.
Anlaşılan o ki, emeklilik işleminin birkaç gün önceye alınması, muhtemelen emekli maaşının hesaplanmasında fark yaratıyordu ve işlemin bu nedenle birkaç gün geciktirilmesi istenmişti. Maalesef İsmet Paşa’nın talebinin yerine getirip getirilmediğini bilmiyorum.
Kendisi Füreya’nın babası olur da…
Koral’ı hatırlamadığınızı tahmin ediyorum. Olabilir; fakat ünlü seramik sanatçısı Füreya’yı herhalde bileceksiniz. Eğer bilmiyorsanız, hiç olmazsa Ayşe Kulin’in 2000’li yılların hemen başında, zamanında çok satan, satış rekorları kıran “Füreya” kitabını hatırlamanız gerekir. Belki yeni farkına vardınız, fakat kitabın kahramanı olan Füreya, Mehmet Emin Koral’ın kızıdır. Meşhur Şakir Paşa’nın evlâtlarından Hakkiye Koral’la evliliğinden olan kızıdır.
İsterseniz kitaptan birkaç satır da paylaşayım: “Hakkiye’nin kocasını iç güveysi almıştı eve. Genç adam kaç kere en azından mutfak masraflarına katkıda bulunmayı teklif etmişti; ama Sadrazam yaverliği, büyükelçilik yapmış koskoca Osmanlı paşası, damadından iaşe parası alacak değildi elbette. Üstelik Hakkiye kocasıyla birlikte bahçenin dışındaki küçük evde oturuyordu. Kiliseye bakan kapının karşısında küçük ahşap evi tamir ettirip, büyük kızının düğün armağanı yapmıştı. Şakir Paşa, Avrupa’da bir süredir moda olmaya başlayan çekirdek aile örneğini yaşatmak istemişti kızına. (…) Modern hayatta her aile kendi evinde yaşamalı diye düşünmüş, ilk evlenen büyük kızının evini ayırmıştı. (…) Hakkiye ancak yatmadan yatmaya gidiyordu küçük eve. Zaten kocası da asker olduğu için çoğu kez yalnız kaldığından…”
Hakkiye Hanımla Emin Beyin evliliği
Kitaptan bir parça daha aktarıyorum: “Hakkiye bunları söylerken hafifçe dalıyordu gözleri. Nikâhtan önce, taa uzaktan tek bir kere gördüğü kocasıyla baş başa kaldıkları düğün gecesini hatırlıyordu. Hiç tanımadığı, hiç bilmediği, en az kendisi kadar heyecanlı ve şaşkın esmer genç adam, odalarına çekildiklerinde, ceketini çıkarmış, kemerini çözmüştü. Hakkiye’nin kulakları uğulduyordu. Yatağın kenarına oturmuş, beklemişti. Namaz seccadesine yürüyen kocası, namazını kıldıktan sonra, seccadeden alnına yapışmış pullarla karşısına gelip durduğunda, bir kahkaha fırlamıştı Hakkiye’nin dudaklarından. Şaşkın şaşkın bakmıştı kocası. ‘Emin Beyefendi, alnınıza pullar yapışmış da…’ Kara kaşlarının üstündeki pulları almak için elini uzatmıştı usûlca. Ama sinirleri boşalmış olduğundan, kendini tutamıyor, sürekli gülüyordu. Emin Bey de gülmeye başlamıştı. Ancak o zaman görmüştü kocasının beyaz muntazam dişlerini.”
“Hakkiye’nin kocası Emin Bey (…) iyi yetişmiş gençler olmakla birlikte, Şakir Paşa ailesinin eğitimine ve dünya görüşüne oldukça yabancı, orta sınıftan gelme ordu mensuplarıydılar. Hakkiye, evliliğinin en başında, Halıcıköy’de kocasının ailesiyle birlikte oturmaya çalışmış, ama yaşam tarzları çok değişik olduğu için, yeni ailesine intibak edememişti. Kocasının evinde ne kitap okunuyor, ne müzik çalınıyordu. Kadınlar ve erkekler uluorta bir arada oturmuyorlardı. İçi sıkıldığında ya da bir eksiği olduğunda, çarşafına sarınıp dışarı çıkması bile hoş karşılanmıyordu. Hakkiye, bu hayata ancak dokuz ay tahammül edebilmiş, sonra kalkıp kendi ailesinin yanına yerleşmişti.”
Cevat Şakir babasını vurunca…
Çok uzun yıllar sonra Halikarnas Balıkçısı olarak tanınacak olan Cevat Şakir’in, babası Şakir Paşa’yı tabanca ile vurarak öldürmesi haberi de köşke ulaştığında, bu kötü haberi ilk alan yine Emin Bey olacaktır. Kitapta Emin Beyin niçin Anadolu’ya çok geç katıldığı da açıklanmaya çalışılmıştır. Oğlu tarafından öldürülen kayınpederi Şakir Paşa’nın bir anlamda vasiyetine uymuştur Emin Bey.
Koral’ın Millî Mücadele’deki hizmeti
Elbette Koral’ın Millî Mücadele’ye çok geç katılmış olması dikkatinizi çekmiş olmalıdır; yine de derhal çok üst düzey bir göreve atanması dikkat çekicidir; fakat bunun önemli bir nedeni vardır. Koral, İstanbul’da Harbiye Nezareti’nde görevli iken, İstanbul’dan Anadolu’ya silâh sevkiyatının gerçekleşmesinde katkıda bulunmuştu. Kitapta bu sahneler de anlatılmaktadır. Bu aşamada belirtmeliyim ki; Emin Paşa’nın mütarekeden hemen sonra, 1 Mart 1919’da atandığı Karadeniz Boğazı Müstahkem Mevkii Komutanlığı, herhalde bu işi hayli kolaylaştırmıştı! Bu görevde bir yıl kadar kalmıştı çünkü. Koral, milli ordu İzmir’e girdikten sonra atandığı İzmir komutanlığı sırasında ailesinden yine ayrı kalacaktır. Hakkiye hanım, Füreya ile birlikte İstanbul’da kalmayı tercih etmiştir; sadece tatillerinde İzmir’e gidecekler, ama bir süre sonra İzmir’e taşınacaklardır. En yakınlarından biri de, Atatürk’ün eşi olacak olan Lâtife Hanım olmuştu. O kadar ki, davetli sayısı hayli dar tutulmuş olan Atatürk ile nikâhında, Emin Paşa ile eşi de bulunmuştu! O sırada İzmir valisi Abdülhalik Renda idi. Füreya ise, İzmir’de ailesi ile beraber kalmamıştı; eğitimi için İstanbul’daydı.
Ve sonrası…
Emin Paşa’nın başına gelenleri yine kitaptan izleyelim: “Emin Paşa, iki yıla yakındır felâketlerle boğuşmaktaydı. Eskişehir’de kolordu kumandanlığı yapmakta iken, hakkında yapılan bir ihbarla hayatı cehenneme dönmüştü. Ahlâkî bir nedenle istifası istenmişti. (…) Hakkındaki ihbarı öğrenince, istifa etmemiş, askerî mahkemede yargılanmayı tercih etmiş ve aklanmıştı.” Fakat hastalanmıştı da. “Emin Paşa, çok ıstıraplı bir sinir hastalığına yakalanmıştı. Belkemiği iltihap içindeydi.” Füreya’nın “babası, hastalığı nedeniyle istifa etmiş ve tedavi görmek üzere Viyana’nın yolunu tutmuştu. Emin Paşa’nın başına geleni ve hastalığının nedenini ise, kitapta Füreya’ya itirafından öğreniyoruz. Anlatılana göre, Eskişehir’de komutan iken eşini aldatmıştı ve yakalanmıştı da! Skandal çıkmaması için boşanma gerçekleşmemişti. Ama evlilik hayatı bitmişti. Askerlikten ayrılmak zorunda kalması, kitapta istifa olarak geçiyor; ardından da aile hayatının darmadağın olması, Emin Paşa’nın sağlığını bozmuştu. Bu öykü, onun malûlen emekliye ayrılmasını da açıklıyor. Emin Paşa, Atatürk’e kırgındı. Hakkiye hanım da benzer duygular içindeydi. Eşine yapılan haksızlık, Atatürk’ün çevresinin eseriydi ona göre.
Füreya ile Kılıç Ali’nin evliliği
Füreya’nın ilk evliliği kısa sürmüştü. Kılıç Ali, Atatürk’ün çok yakınında bir kişiydi. Ailenin de bir şekilde yakınıydı. Hatta Cevat Şakir’in aftan yararlanarak hapishaneden çıkmasından sonra, bu kez de devlet büyüklerine hakaretten yargılanması sırasında, Kılıç Ali, onun cezasını hafifletecek tavassutta da bulunmuştu. Bu arada, Kılıç Ali’nin Füreya’ya talip olmasının Atatürk’ün çok yakını olan Nuri Conker’in tavassutu ile gerçekleşmesi, Emin Paşa’yı bayağı şoke etmişti. Kılıç Ali, Füreya’nın neredeyse babası yaşında olduğundan, bu öneriye pek de sıcak bakmamıştı Paşa. Ancak Füreya evliliğe evet diyence, babaya da diyecek bir şey kalmamış olmalıydı!
Başkaca kitaplar da var
Bir de Şirin Devrim’in “Şakir Paşa Ailesi” kitabını tavsiye ederim; bu hayli egzantrik ailenin öyküsünü merak ettiyseniz eğer. Devrim’in yazdığına göre, Hakkiye Hanım, harbi umumide gönüllü hastabakıcılık da yapmış; sonra İstanbul belediyesinde meclis üyeliği de yapacak olmasının yanında. Son olarak, Nermidil Erner Binark’ın “Şakir Paşa Köşkü” kitabını da ihmal etmeyin derim. Eğer aile tarihine meraklıysanız. Belki de bu eskimiş kâğıt parçasıyla ben de Şakir Paşa ailesinin tarihine bir mürekkep damlası damlatabilmişimdir; kimbilir?
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Sovyetler boğazlarda imtiyaz talep etmişti
9.02.2016 - Sovyetler Montrö Antlaşmasını değiştirmek istedi
3.02.2016 - Türk sovyet anlaşması 1945 yılında feshedilmişti
26.03.2016 - Sadece donanmayla mı? Çok zor...
19.03.2016 - Sıkıyönetim bildirilerini hatırlarken
13.03.2016 - Sosyalistlerin hatırlamak istemediği tarih
5.02.2016 - Başarısız bir ‘ihtilal’ daha var
28.02.2016 - Bitmeyen Halkevleri meselesi
20.02.2016 - İttihat ve Terakki Cemiyeti CHP’ye sesleniyor
13.02.2016 - CHP ‘propaganda bürosu’nun önemini keşfediyor!
7.02.2016
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları












































































































































ışıl türer
yazınız akıllara bir felsefenin osmanlı zamanından bu zamana süregelen halini gözler önüne getiriyor.Felsefe teolojinin hep gerisinde kalmaktadır bu ülkede bunun nedeninie aslında açıkladınız....Kaldı ki bilirsiniz bu ülkeye anayasanın getirilmeside tepeden indirmeydi.diyeceğim o ki eğer bir insanın kalbine ne kadar korku salarsanız o kadar düşünemez sınırı olan bir felsefe yapmaya kendini iter.Dolayısıyla insanlara çobanı sorgulatmadan kul hakkını kaldıramayız.Oturup konuşulmadan ise etik problemler çözülmeyecektir
Hüseyin Azizefendioğlu
Çok fazla teorik olmasına ve ülkemiz realitesinde icrasına raslanmamasına rağmen yazınız, temel bir konuya başlangıç olması itibarıyla çok güzel bir yazı. Umarım bu konunun özünü teşkil edecek idari ve hukuki totaliter uygulamaları birgün irdeleyenler olacaktır. İslam dininde kul hakkı, en fazla önemsenen ve en ağır ceza konusu olan bir konudur ki, Allah’ın bile affetmediği bir husus olarak ciddi bir şekilde rivayet edilir ve önemsenir. Medeni dünya hukukunda kul hakkı, insan hak ve hukuku olarak geçer ki, örneğin Almanya Anayasasının birinci maddesi: (insan onur ve haysiyetine dokunulamaz!) Türkiye Cumhuriyeti’nin totaliter ve vesayetçi hukukunda ise İnsan hak ve hukukunun değeri teoride de, uygulamada da mevcut değildir; bunun yerine Amirin takdir yetkisi, hatta kurumun takdir yetkisi gölgesinde insan hak ve hukukunu ayaklar altına alabilmektedir. Dolayısıyla amirlik ve kurum yetkileri, bildiğimiz insan hak ve hukuku açısından kötüye kullanılmakta, insan hak ve hukuku ayaklar altına alınmakta, bu hususta hassasiyet gösteren bir mağdur ve mazlumun durumu amirler ve kurumlar tarafından kişisel husumet haline getirilmekte ve dolayısıyla mağdur ve mazlumlar ezilebildiğince ezilmeye devam edilmektedir. Bu zulum uygulamasına ne mevcut hükümet, ne de mevcut yargı dokunmuştur. Bu zulmun yıkılması, zalimlerin de yargı tarafından olmasa da Allah tarafından hak ettikleri cezaya çarptırılması dileği ve umuduyla...