Fehim TAŞTEKİN
Suriye’deki süreç öyle bir yere gelip dayandı ki müdahaleci aktörlerin savaşı dayatma gerekçeleri farklılaştı. ABD-İsrail-Körfez ekseni için bir süreden beri İran’ın bölgedeki varlığı en temel mesele. İran gerekçesiyle Suriye’yi felç etmeye kararlılar.
Kördüğümün diğeri de kuzeyde; Kürtlerin fiili özerk statüsünü bitirmeye ayarlı Türk askeri-milis müdahalesi süreklilik arz ediyor. Türk-Amerikan uyumunu bozan “Kürt çelişkisi” aşılamadığı için iki NATO müttefiki Şam’a düşmanlıkta istedikleri gibi ortaklaşamıyor.
Bu durum Ruslara dengeleri değiştirme fırsatları sundu. Fakat Rusya da sonunda kendisini bekleyen üç boyutlu çelişkiden sıyrılacak yeni bir strateji geliştiremedi.
- Bu çelişkinin bir ayağında Türkiye duruyor. Rusya Türkiye’yi Astana platformunda yanına alıp İdlib dışındaki bütün cephelerde silahlı muhalefetin çöküşünü kolaylaştırırken karşılığında Türk ordusuna alan açtı. ‘Suriye Milli Ordusu’ adıyla silahlı muhalefeti de tahkim eden Türk askeri varlığını sürdürmenin gerekçeleri Rusları çıkmaza sürüklüyor: Bunlardan en önemlisi Kürtlerin liderliğindeki fiili özerkliğin bitirilmesi. Fakat Rusya için Amerikalılara çıkış kapısını göstermenin en kestirme yolu Kürtlerin Şam’a kayması. Türkiye hem Amerikan varlığından şiddetle rahatsız hem de Kürtlerin bir statü ile Suriye bütünlüğü içinde kalmasına zinhar yanaşmıyor. İki olmaz bir arada. Ankara’nın “Askerimi çekmem” derken ortaya koyduğu ikinci önkoşul Şam’da geçiş sürecinin tamamlanması ve Türkiye’nin kalkan olduğu grupların iktidar ortağı haline gelmesi. Bu süreç de yürümüyor. Bu da Astana’nın ruhuna Fatiha okumak isteyenlerin altını çizdiği nokta.
- Rusların aşamadığı diğer çelişki 2015’te Fırat’ı ABD ile nüfuz paylaşım hattı olarak belirleyen mutabakat. IŞİD’e karşı savaşı kullanarak sahaya intikal eden ABD ile bu tür bir mutabakatın mantığı krizin iki büyük güç arasında bir çatışmaya dönüşmemesine dayanıyordu. Ancak Ruslara göre ABD, Suriye Demokratik Güçleri ile kurduğu ortaklıkla Fırat’ı bölünme hattına dönüştürecek bir yönelim içinde. Amerikalılar başlığını atmadıkları bir hikâye yazıyor.
- Rusların bir diğer çelişkisi İran ile İsrail arasındaki kavgada beliriyor. Ruslar ikisini de karşısına almak istemiyor. Amerikan-İsrail-Körfez cephesi Suriye’deki oyunlarını bozduğu için kızsalar da artık Rusya’nın rolünü kabullenmiş durumda. Dahası bu role kendi beklentilerini yüklüyorlar. Nedir bu beklentiler? İran’ın Suriye’deki askeri ve milis unsurlarının Rus maharetiyle çıkartılması.
Bu çerçevede verdikleri mesaj ya da yarattıkları algı mealen şu:
“İran’ın artan varlığı hem Suriye hem Rusya’nın çıkarlarını tehdit ediyor; İsrail’in Suriye’deki İran varlıklarını hedef alan saldırıları Şam-Moskova ikilisinin işini kolaylaştırıyor.” Bu sonucu veren yorumları İsrail-Arap medyasında bulmak mümkün.
***
Başından beri Moskova ABD’nin Suriye ordusunu veya Ulusal Savunma Güçleri’ni bombalamasını hatta Deyr el Zor hattında Rus paralı askerlerini vurmasını açıktan mesele yapmadı. ABD ile kapışma riski Ruslara Afganistan senaryosunu hatırlatıyor. Ruslara göre Suriye’nin bir bataklığa dönüştürülmesine izin verilmemeli; savaş devletler arası çatışmaya dönüşmemeli; yıkıcı maliyetlere yol açmadan hedefe varılmalı.
Ruslar Ekim 2019’da Türkiye’nin Barış Pınarı Harekatı’nın yol açtığı çatlaklardan Fırat’ın doğusuna geçtikten sonra Amerikan güçlerini bunaltmaya ve harekat alanlarını daraltmaya çalışsa da bu oyun planında bir Rus-Amerikan çatışmasına yer yok. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov 18 Ocak’taki açıklamasında bu çetrefilli durumu “Onları (Amerikalıları) oradan çıkaramayız. Onlarla çatışmaya girmeyeceğiz. Ama belli kurallara uymaya çalışarak anlaşmazlıkları çözme konusunda diyalog içerisindeyiz" sözleriyle özetledi.
Bu hassasiyetin Ankara’ya hitap eden tarafında ise daha çok Türkiye’nin yeniden Amerikalıların oyun planına dönmesini önleme önceliği yer alıyor.
Rusların yaklaşımı aynı şekilde İran bağlantılı güçlerin İsrail tarafından vurulmasına göz yumulmasını gerektiriyordu. Rus hava savunma sisteminin gözleri İsrail uçaklarına karşı köreldi.
Bu sayede 3 yıldır Amerikalıların istihbarat desteğiyle İsrail dokunulmazlık içinde saldırıyor. Kendi raporlarına göre İsrail ordusu sadece 2020’de Suriye’de 50 hedefi 500’ün üzerinde güdümlü füze ve mermiyle vurdu. 2019’da saldırı sayısını bin olarak vermişlerdi.
Bu saldırılar sürerken muhaliflerin Gaziantep merkezli Cüsur (Köprüler) Etütleri bir iddiayla suları bulandırdı. Buna göre geçen ay İsraillilerle Suriyeli yetkililer Rusların kullandığı Hmeymim Hava Üssü’nde buluştu. Suriye tarafında Ulusal Güvenlik Büro Başkanı Tümgeneral Ali Memluk ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Bessam Hasan; İsrail tarafında eski Genelkurmay Başkanı Gadi Eizenkot ve eski Mossad yetkilisi General Ari Ben-Menaşe vardı. Rusya adına Suriye’deki Rus Hava Kuvvetleri Komutanı Aleksander Çayko hazır bulundu. İddiaya göre İsrail heyeti İran, Hizbullah ve İran’ın desteklediği milislerin Suriye’den çıkarılması, muhalifleri kapsayacak bir hükümetin kurulması, askeri ve güvenlik kurumlarının yeniden yapılandırılması ve ordudan ayrılan komutanların güvenceyle geri dönmesini istedi. Şam heyeti de İran güçlerinin ülkeden çıkarılmasına karşılık Suriye’nin Arap Birliği’ne dönüşü, İran’a borçların ödenmesi için mali yardım ve yaptırımların kaldırılması şartlarını koştu.
Görüşmeden bir mutabakatın çıkmadığını ama Rusların bu teması rejim için can simidi olarak gördüğünü, Şam’ın da kendisini İran ve Rusya’nın zincirlerinden kurtaracak bir çıkış aradığını savunan Cüsur “İsrail ile barış, rejim açısından diplomatik ve ekonomik ambargodan çıkış için mükemmel bir çözüm” yorumunu yaptı.
Cüsur’a göre İran güçleri Suriye yönetiminin kontrolündeki bütün vilayetlerde toplam 125 yerde konuşlanmış durumda.
Suriye Dışişleri’nden bir kaynak Cüsur’un iddialarını reddedip bunların İsrail’le normalleşme arayışında olan çevrelerin yönlendirmesi olduğunu ve işgal altındaki toprakları kurtarmaya dönük siyasetin değişmediğini kaydetti.
İsraillilere atfen sıralanan istekler muhaliflerin kendi temennileri gibi duruyor. Bu temenniye İsrail tarafından da yatanlar var. Mesela Suriye üzerinde doktora çalışması yapmış Mordechai Kedar, “Esad, IŞİD'i halletmek için İran’ı çağırmanın bedelinin Suriye'yi ona teslim etmek olduğunu anladı. Artık şimdi İsrail ile Esad arasında çok geç olmadan İran'ı Suriye'den çıkarma konusunda ortak bir istek var” diyor. Kedar’a göre Rusya ve Suriye, İran’la çatışmak istemiyor ama iki ülke de İsrail’in saldırıları sayesinde İran’ın Suriye’den çıkmasını kendi çıkarına uygun görüyor. Bu mantık İsrail’le normalleşme coşkusuna kapılan Arap sokağında da yüksek sesle satıyor!
Suudi gazetesi Elaf, İsrailli bir askeri kaynağa dayanarak Suriye’nin barış için koştuğu şartları Moskova üzerinden İsrail’e ilettiğini yazdı. Şam’ın gizli diplomasideki diline ve tarzına aşina olanlar Suriyelilerin bu türden bir pazarlığa girmeyeceğini de kestirebilir.
***
Bu toplantının olup olmadığından bağımsız olarak şunlar söylenebilir:
- Teknik olarak savaş halinde olsalar da Suriyeliler ile İsrailliler arasında belli düzeylerde temasların kurulma olasılığı dışlanamaz. Bu tür temaslar Ankara-Şam hattında da mevcut.
- İsrail-ABD-Körfez ekseninin Şam’a İran’la arasına mesafe koyması halinde düşmanlığa son verme teklifini iletmesi de şaşırtıcı olmaz. Bu yaklaşım 2003’teki Irak işgalinden itibaren birkaç kez pazarlık konusu yapıldı.
- Rusya’nın İran’ın askeri varlığının Suriye’nin düze çıkmasının önünde temel bir bahaneye dönüştürülmesi de Şam ve Moskova’da değerlendirme konusu olabilir. İran’ın Şam’a desteği Irak, Suriye, Lübnan ve Filistin’i de içine alan bölgesel stratejinin bir parçası. Suriye’yi kurtarma konusunda hedef birliği içinde olsalar da Rusya ile İran’ın gündemi birbiriyle örtüşmüyor. Şam da Filistinli örgütler ve Hizbullah’tan yana işbirliği içinde olsa da İran’ın kendine özerk alanlar yaratması konusunda dikkatli. Yani Şam’da kimse ipleri İran’ın eline teslim etmek istemez. Öteden beri İran’la işbirliğinin olası maliyetlerine dair “Aklımda” diyen bir uyanıklık hali mevcut.
***
Peki bu çetrefilli tablodan Cüsur’un yaptığı yorumu teyit eden bir sonuç çıkar mı?
İran ve Rusya, Suriye’de bütün iç çelişkilerine rağmen var olan bir stratejinin farklı yüzlerini temsil ediyor. Aralarında rekabet ve göreceli çıkar çatışması var. Fakat İdlib’de yüzlerce örgütün hakimiyeti sürerken, Fırat’ın doğusunda Kürtlerle düğüm çözülmemişken, Türkiye ve ABD askeri varlığıyla koşullarını dayatırken Suriye yönetimi zor zamanda yanında duran İran’a kapıyı gösterir mi? Meseleye Şam-Tahran çizgisinden bakanlar zinhar hayır diyecektir. Rusya da aradaki sorunlara rağmen İran’la tersleşebilir mi? Rus-İran ilişkisi bir ittifak ilişkisi değildir, iki tarafta nerede ortak olacağını nerede ayrı duracağını biliyor. İran’ın rolünün Ruslara kayması için pragmatizmin kapılarını zorlayabilirler ama Ruslar için de Suriye’de kavga etmenin sırası değil.
Bu gerçeğin yarısı. Diğer yarısı bundan sonrasında etkili olabilecek bazı kaygıları içeriyor:
- Şam, İran ve Rusya’nın desteğinin Suriye’yi ipten döndürdüğünü biliyor ama müttefiklerin her şeyi belirleyen bir konumda olmasını da istemiyor.
- Suriye ve Rusya bundan sonraki süreçte İran’ın bir yüke dönüşebileceği hesabını yapıyor.
- Şam iki müttefikine bakışında farklı pencereler kullanıyor. İşgal altındaki Golan tepeleriyle ilgili davada İran Şam’ın yanında, Rusya değil. Moskova Filistin meselesindeki hassasiyetine karşın İsrail’le ilişkileri hatırı sayılır bir noktaya getirdi. Fakat Rusya, İsrail’in saldırıları yüzünden Suriye’yi düze çıkarma operasyonunun sendelemesini de istemiyor. Rus stratejisi Suriye ile İsrail arasında bir gerilimin tırmanmasını gerektiriyor. Belki bu yüzden Golan’da Suriye ve İsrail güçleri arasına Rus askerlerini yerleştirdiler. Beri taraftan İsrail de 2018’de İran unsurlarının güney cephesinden uzak tutulması konusunda Amerikan-Rus mutabakatına atfen Rusların rolüne değer verse de İran-Irak-Suriye-Lübnan güzergâhındaki ‘direniş ekseni’ni besleyen akışı önlemede işi başkasına bırakmıyor. Bunun nedeni İsrail’in aldığı bütün karşı önlemlere rağmen Hizbullah’ın İran ve Suriye sayesinde caydırıcılık inşa edebilmiş olmasıdır. Al Akhbar’ın haberine göre İsrail istihbarat servisi sonunda Hizbullah’ın elinde yüzlerce güdümlü füze olduğunu belirtip önleme stratejisinin başarısız olduğunu kabul etti. Dikkat edilirse İsrail bu eksenin Lübnan ayağını atlayıp Suriye ve Irak’ta vuruyor. Bu iki cephe açık ve kolay hedef. Ayrıca ABD, İsrail’in arkasını kolluyor. Gözetilen bir takım dengeler ve koşullar yüzünden Suriye ve Irak’ta yaptıkları İsrail’in yanına kâr kalıyor. Suriye kendi hava sahası içinde ve kısmen Golan’da karşı atışlarla yanıt verse de İsrail’e misilleme yapmıyor. Bu stratejik bir değerlendirme. Hizbullah da Lübnan içindeki hassas süreç yüzünden elindeki silahların tekraren her şeyin üzerine çıkarılmasından sakınıyor. Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah geçenlerde Suriye’de savaş bitmediğinden meseleye “stratejik sabır” ile yaklaştıklarını belirterek güdülen mantığı şöyle açıkladı:
“Direniş ekseni bu dönemde çok tetikte. Ölçüsüz bir çatışmaya, zamanını düşmanlarımızın tayin ettiği topyekün bir savaşa sürüklenmemize izin vermemeliyiz.”
***
İsrail’in saldırılara silahlı grupların tuttuğu cephelerin birer birer çöktüğü ve Suriye’yi çökertme operasyonunun başarısız olduğunun anlaşıldığı noktada başladığını hatırlatalım. İran varlığının gerekçe yapılması meselenin sadece İran olduğu anlamına gelmiyor. ABD’nin eski Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin ifadesiyle “ABD destekli İsrail saldırıları Suriye rejiminin askeri seçeneklerini daha fazla sınırlamıştır.”
İsrail’in saldırılarının Amerikan güçlerini tehlikeye soktuğuna dair Pentagon’da endişeli kanatlar olsa da Jeffrey, Suriye’deki Amerikan askeri varlığı, Türk askeri varlığı ve İsrail’in hava saldırılarını ABD’nin askeri stratejisinin etkili sütunları olarak tanımlıyor. Hatta Başkan Donald Trump, Suriye’den çekilme kararını açıkladığında Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’yu Kudüs’e gönderip “İsrail’in Suriye’de özgürce hareket edebileceği garantisini vermişti.
Amerikalılar boşu boşuna “Şam’da tutum değişikliğini hedeflediklerini” söylemiyor. Trump giderayak İsrail’i her şeyin merkezine alan siyaseti önemli bir düzeye taşıdı. Araplarla ilişkilerini normalleştirme sürecine hız verilirken İsrail’in Katar’daki CENTCOM’un sorumluluk alanına alınması az bir şey değil.
Ortak İsrail-Arap cephesi kurulurken Suriye eskiden olduğu gibi yeniden bir eksen değişikliği zorlaması ile karşı karşıya. Bu sürece senaryo savaşları da eşlik edecektir. Suriye krizinde eksik olan bir şey de değil.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025