Fehim TAŞTEKİN
“Amerika geri döndü. Diplomasi geri döndü.” Joe Biden’dan dünyaya yeni Amerikan müjdesi! Bunu 4 Şubat’ta söyledi, pek çok tarafın yüzü gülümsedi. 18 Şubat’ta İran’la nükleer müzakerelere dönüş için AB’den gelen buluşma teklifine ‘hay hay’ da dedi.
Bu arada başka şeyler oldu. Irak’ta nevzuhur ya da paravan bir örgüt, 15 Şubat’ta Erbil Uluslararası Havaalanı’nın bitişiğindeki Amerikan üssüne roket attı. Sonra 22 Şubat’ta Bağdat’ta Yeşil Bölge’deki Amerikan Büyükelçiliği hedef alındı. Derhal İran parmakla gösterildi. Bunlara misilleme olarak Amerikan ordusu 25 Şubat’ta Irak-Suriye sınırının Suriye tarafındaki Elbu Kemal’de İran destekli Ketaib Hizbullah ve Ketaib Seyyid el Şüheda’nın kullandığı binaları vurdu.
Düşmanlarla hesaplaşma, dostları hizaya getirme stratejisinin temel parametresi; önde diplomasi, arkada sert güç. Bildiğimiz eski Amerika; küresel tahakkümün şirin ve haşin tarafları arasındaki mükemmel eşgüdüm!
***
Biz Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bir Selman ve Mısır Devlet Başkanı Abdülfettah Sisi’yi aynı kefeye koyan Biden’ın üç müttefikle tutturacağı yolu kestirmeye çalışırken geri dönen diplomasideki sert peşrev dosta düşmana Amerikan caydırıcılığının çok uzaklara gitmeyeceğini hatırlatıyor.
Amerikan Kongre üyelerinden de afallayanlar olmuş; yetkisiz şekilde Donald Trump gibi savaş çıkartacak hamleler olacaksa diplomasiye dönüş bunun neresinde?
Aynı amaç için Demokratların yaklaşımı biraz daha sofistike, daha maske sever. İlla bir hikmet aranacaksa elbette birkaç nüans çıkar:
- Trump’tan farklı olarak Biden Irak’taki uluslararası koalisyona haber vererek incelik gösterdi. Ortaklarla ortak hareket etme, sorumluluğu ve sonuçları paylaştırma geleneğinin bir parçası. Eskiden Cumhuriyetçiler de bunlara dikkat ederdi.
- Öncesinde Irak hükümeti ile koordinasyon sağlandı. Savunma Bakanı Lloyd Austin’e göre Bağdat’ın temin ettiği istihbarat işe yaradı. Biden zaten saldırıdan iki gün önce Başbakan Mustafa el Kazımi ile görüşmüştü. İki lider saldırganların sorumlu tutulması gerektiği konusunda uzlaşmıştı. Fakat istihbarat paylaşımına dair ifşaat Irak hükümetini biraz sıkıntıya soktu. Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin’in ansızın Tahran’a gitmesi arada ufak bir yangının çıktığının işareti. Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Ali Şemhani, Iraklı konuğuna dedi ki; "ABD'nin son saldırıları IŞİD’i güçlendiriyor. İran tekfirci terörün yeniden nüksetmesine izin vermeyecek."
- Hedef seçiminde de bir incelik var sanki. Vurulan yerler Irak değil Suriye’de. Suriye zaten yangın yeri; milisler de ikide bir İsrail tarafından vuruluyor. Güya böylece Irak’ın toprak bütünlüğü ve egemenliğine hürmet edildi. Siyaseten de Haşd el Şaabi’nin Kazımi’yi haşlamasının önüne geçildi.
- Suriye’de Iraklı milislerin vurulmasının İran tarafından da sindirileceği düşünülmüş olmalı. Trump tuttu İran’ın en simgesel isimlerinden birini, Kasım Süleymani’yi öldürdü. Iraklı milislerin ölümü kaç ‘kriz’ eder ki!
- Saldırıda 9 bina yerle bir edilmiş, 2 bina kullanılamaz hale gelmiş ama ölen sadece bir kişi. (Trump’ın emriyle Aralık 2019’da Ketaib Hizbullah’a düzenlenen saldırıda 25 milis ölmüştü.) Irak’la koordinasyonun başka türlü çalıştığına dair bir çıkarıma yol açıyor. Muhtemelen binalar önceden tahliye edildi; Biden’ın işine gelen bir durum olmalı.
- Olay Suriye’de gerçekleştiği için birkaç dakika öncesinden Ruslar da haberdar edilmiş.
Yani çok ‘anlayışlı’ bir saldırı. İşte Demokrat farkı!
Mademki diplomasi geri döndü; gerilim ölçülü olmalı ki İran’a açılması hedeflenen o kapı kapanmasın!
Bir iddiaya göre Biden yönetimi, Tahran’da Amerikan çıkarlarını temsil eden İsviçre aracılığıyla saldırının orantılı olduğu mesajını iletti. Tahran da bunu büyük bir mesele yapmadı. İran’ın BM Özel Temsilcisi, ABD ile gerilim istemedikleri mesajı verdi.
Tahran’la nükleer müzakereyi dönüşü tehlikeli bulan İsrail ve Körfez’deki ortaklara da “Nükleer anlaşma ayrı İran’ın Orta Doğu’daki faaliyetlerine karşı politika ayrı, endişelenmeyin” denilmiş oldu. Zaten İran’la 42 yıllık düşmanlığın nükleer anlaşmaya dönüş sayesinde sona ereceğini bekleyen de yok.
***
Demokrasi ve insan hakları soslu diplomasinin sofistikeliğini yolda bırakacak zayıflıklar da yok değil. Malum Amerikan dış siyasetinin süzme özünü çifte standartlar oluşturuyor.
- İran’ın BM denetimine açık nükleer programını yaptırım, saldırı tehdidi ve siyasi baskıya gerekçe yaparken İsrail iki yıldır Orta Doğu’nun yegâne nükleer bomba fabrikası Dimona’da tesislerini büyütmekle meşgul. Yaptırıma konu olmayı bırak BM denetimi bile mevzu bahis edilemiyor.
- Biden Yemen savaşına artık silah satmama kararı alıyor ama Suudi-Emirlik koalisyonunun ülkeyi açlığa, sefalete, yıkıma sürükleyen saldırılarına sesini çıkarmıyor. Daha dün Hudeyde’de Suudi hava bombardımanında bir aile yok edildi. Biden’ın Suudi Kralı Selman’a verdiği mesaj, Yemen krizinin Suudilerin desteği olmadan çözülemeyeceği yönünde! Yemen’de üç maymunu oynayıp Suriye’de celalleneceklerdir çünkü bu ülke rakip takımdan.
- Amerikan siyaset guruları öteden beri diyor ki petro-dolar düzeni ve İran’ı kuşatmak için Suudi Arabistan’a ihtiyaç var. Veliaht Prens Muhammed bin Selman (MbS) bu zemindeki ortaklığı sürdürecek azim ve iştahta birisi. Tam kral olacak adam! O yüzden Cemal Kaşıkçı cinayetinde MbS’nin kanlı elini sakladılar. Biden bir tutarlılık gösterisi olarak cinayet emrini MbS’nin verdiğini not eden CIA raporundaki sansürü geçen Cuma kaldırdı. Ama bunun gerektirdiği yaptırım konusunda ikilemi aşamadı. Biden’ın kestiği ceza cinayete karışan birkaç kişiye vize yasağı koymak ve MbS ile görüşmeyi Savunma Bakanı’na havale etmekten ibaret. Fakat Kongre’de Demokratlardan gelen baskı karşısında bugün bir şeyler açıklamak zorunda kalacak. Bakalım ne çıkacak? Birkaç gün önce Reuters, Suudilerin savunma kapasitesine destek taahhüdü korunurken saldırı amaçlı silahların satışına kısıtlama gelebileceğini yazdı.
Her ne olacaksa da Suudilerle ortaklığın sarsılmamasına özen gösterilecek. MbS krizi bingo olduğu halde Merkez Kuvvetler Komutanı General Kenneth McKenzie 19 Şubat’ta Suudilerle ortaklığın önemini teyit eden bir açıklama yaptı. McKenzie İran’la olası düşmanlık halinde Suudi Arabistan’da ‘çekilme-destek’ amaçlı yedek üsler aradıklarını söyledi.
- İsrail’in Filistin, Suriye ve Lübnan topraklarındaki işgalini destekleyen; Trump yönetiminin BM kararlarına aykırı aldığı kararları teyit eden Biden yönetimi, Ruslarla uğraşmaya yeminli olduğu için şunu diyebiliyor: “Kırım’ın işgali uluslararası düzene küstahça bir hakarettir. Rusya’yı işgali derhal sona erdirmeye çağırıyoruz. İlhakı asla tanımayacağız.”
- Yine Biden Yemen, Suriye, İran, Venezüella ve Küba’yı vuran insanlık dışı yaptırımları da sürdürmede kararlı gözüküyor.
Tekrar sert güç gösterisine dönersek; “Diplomasi geri döndü” sözünü anlamsızlaştıran bazı tuzak adımlara değinmek lazım.
Trump’ın Süleymani suikastı ile büyüttüğü misilleme döngüsü İran’ın asimetrik savaş kararlılığını besliyor. Halbuki hedef bu kapasiteyi düşürmekti. Biden ilk saldırı emriyle Trump’ın kurduğu tuzaktan kaçamadı. Amerikan saldırısından sonra İsrail’e ait MV Helios Ray gemisi Umman Körfezi’nde vuruldu. İsrailliler İran’ı işaret ediyor. Bu, Elbu Kemal’e karşılık mı? Olmasa da intikam defterinde bir sürü çentik mevcut.
Irak’taki Haşd el Şaabi grupları ya da Yemen’deki Husilerin eylemlerinin tamamen İran’a bağlanması da sorunları çözmeyi zorlaştıran ayrı bir tuzak. İran’ın kimi ne kadar kontrol ettiği tartışmalı. İran Husilere arka çıksa da Yemen’deki çatışmalar hepten bir vekalet savaşına indirgenemez. Buradaki en eski ve en temel sorun Suudi Arabistan’ın Yemen’i kontrol etme savaşıdır. İran ekrana olduğundan çok büyük yansıyor. Irak’ta da ABD’yi ülkenin her açıdan yıkımından ve El-Kaide/IŞİD’in doğuşundan sorumlu tutan gruplar az değil. Bunlar ABD’yi işgalci olarak görüyor. Elde “ABD’ye çekil” çağrısı yapan bir meclis kararı da var. Tahran yönlendirici ve katalizör olabilir ama İran’ın çıktığı bir denklemde de bu direnç belli ölçülerde sürebilir.
İran’ın ‘ulusal gurur’ meselesi yaptığı nükleer konuda sessizce diplomasiye geçmek yerine eşik yükseltme taktiği de üçüncü bir tuzak.
Biden, ABD’nin tek taraflı çekildiği nükleer anlaşmaya (JCPOA) uyulması şartını İran’ın önüne koşul olarak getiriyor. İranlıların tezi açık; diyorlar ki “Biz imzacı ülkeler yükümlülüklerini yerine getirmediği için anlaşmanın 36’ncı maddesine dayanarak kendi yükümlülüklerimizden bazılarını askıya aldık. ABD anlaşmadan çekildiğine göre söz söyleme hakkına sahip değil. Önce anlaşmaya dönmeli.”
***
Velhasıl Trump’ın ‘azami baskı’ stratejisine eşlik eden tehlikeli hırçınlık Biden’ın akıllı diyalog stratejisi için de bir enstrüman.
Bu salvolar gerilime bağışıklığı olan tarafların masaya oturmasını engellemeyebilir ama Orta Doğu’nun üzerine çökmüş laneti kaldıracak bir diplomasi kalibresinden söz etmek hayal olur. Önceliğin diyaloga verilmesi, Amerikan siyasetinin temel parametrelerinde köklü değişikliklere yol açmıyor. ABD’nin yol açtığı ya da körüklediği Suriye, Libya ve Yemen’deki savaşları bitirecek bir diplomasiye dönüşten söz edilebilir mi? En basitinden BM İnsani Yardım Koordinasyon Ofisi Yemen’deki durum için “Milyonlarca aile için ölüm cezası” tanımını kullanıyor. Diplomasi henüz bunlar için dönmüş gözükmüyor.
Biden uyumlu diktatörler ve monarşilerle ortaklık geleneğine ne kadar parantez açabilir? Biden’ın demokrasi ve insan haklarını bir enstrüman olarak öne çıkarması Amerikan siyaset birikimi ve geleneğine uygun bir tercih. Arıza çıkartan ortaklar böyle hizalanıyor, hasımlar bu araçlarla sıkıştırılıyor. Fazlasını ummak çok devrimci bir hayal olur.
Yazarlar
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları









































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025