Galip DALAY
Ortadoğu'da lokal krizlerden bahsetmenin mümkün olmadığı bir dönemden geçiyoruz. Neredeyse her kriz bölgesel ve her kriz çok aktörlü ve boyutlu. Bunu dikkate almadan yapılan her analiz bölgesel gerçekliği ve eldeki meseleyi ıskalama riskiyle karşı karşıya kalır. Son Katar krizi tam da böylesi bir resme oturuyor: kriz bölgesel. Katar'ı izole etmek isteyen aktörlerden hiçbiri başlangıcı ve sonu Katar olan bir vizyonla hareket etmiyorlar. Katar meselesi bölgesel bir vizyon ve pozisyon içerisinde anlam kazanıyor. İçerisinde yer aldığı ittifak sistemi, parçası olduğu network ve kendisine ait otonom bir duruşa sahip olması onu Suud-BAE-Mısır için istenmeyen bir aktör kılıyor.
Yine, Ortadoğu'yla alakalı yapılan analizlerde her ne kadar alışkanlık gereği devlet isimleri sürekli zikredilse de hakikatte belli şahısların hareketlerinin ve tercihlerinin yakından takip edilmesi daha doğru bir resme götürür bizi. Kurumların kırılganlığı, devlet geleneğinin zayıflığı kişisel siyaseti kurumsal siyasetin önüne geçiriyor ve şahıs merkezli analizleri elzem kılıyor. Bu krizde de önce şahıs bazındaki temel aktörlere yoğunlaşmak gerekiyor.
Bu son krizde iki ismin söylem ve eylemlerine yakından bakmamız gerekiyor: Abu Dabi Veliaht Prensi Muhammad bin Zayed ve Suudi Arabistan Veliaht Prens Yardımcısı Muhammed bin Selman. Bu iki aktör, bu son girişimin asıl mimarlığını yapıyorlar. Her iki aktör de Trump ile daha önce Washington'da görüştüler. Trump'ın damadı ve danışmanı Jared Kushner'le yakın ilişkiler geliştirdiler. Bu ilişkilerin son Riyad zirvesinde yüzlerce milyar dolarlık antlaşmalarla perçinlenmesi ve Trump'ın Salı günü attığı tvitlerin de gösterdiği gibi orada onun da bu aktörlere yeşil ışık yakması, bu son girişimin zeminini hazırlamış görünüyor. Riyad zirvesi bu aktörlere bölgeyle alakalı tasavvurlarında daha cüretkar davranmaları için moral ve motivasyon sağladı.
Bu son girişim bir yanıyla bölgesel bir güç ve vizyon projeksiyonuna işaret ederken diğer yanıyla bu aktörlerin Yemen başta olmak üzere iç ve dış politikalarında yaşadıkları başarısızlıklarını yeni bir krizle aşmaya çalışmalarını temsil ediyor. Daha doğru bir ifadeyle, bu aktörler dikkatleri başka bir yöne çekerek başarısızlıklarını görünmez kılmaya çalışıyorlar. Burada Yemen fiyaskosu özellikle önemli. Suudi Arabistan geniş bir 'Arap ve Körfez koalisyonu' kurmasına rağmen Yemen'de Husi'lere karşı anlamlı bir başarı sağlayamadı. Başkent Sana hala Husilerin elinde. Onca yıkım, ölüm, Amerikan desteği, geniş bir askeri varlık ve sofistike askeri teknolojiye rağmen Suud-Birleşik Arap Emirlikleri Yemen'de istediği sonucu elde edemedi. Suudi Arabistan'da bu dosya Muhammed bin Salman'ın uhdesinde. Orada elde edilecek bir başarıyı da haliyle kendisine temellük edecekti ve bunu da hem kendisini Suudi Arabistan'da sistem içerisinde daha fazla güçlendirmek hem de bölgesel güç projeksiyonu için kullanmayı tasarlıyordu. Ayrıca buradan elde ettiği güçle, prestij ve meşruiyetle son derece hasta ve yaşlı olan Kral Selman'dan sonra kuzeni Veliaht Prens Muhammed bin Nayif'i elimine ederek tahta geçmeyi planlıyordu.
Kendisi genç, hırslı ve deneyimsiz olduğu için bütün bu süreçte kendisinden daha yaşlı ve daha deneyimli olup bölgesel güç oyunlarını daha iyi okuyan ve oynayan Dahlan gibi birçok kirli ve karanlık adamı kullanmayı bilen, ekonomik gücü siyasal güce dönüştürme konusunda mahir Abu Dabi'nin Veliaht Prensi Muhammed bin Zayed kendisine akıl hocalığı yaptı.
Yemen'deki başarısızlığı başka bir krizle örtme tavsiyesinde de, Muhammed bin Selman'ın hamiliğini yaptığı iddialı ekonomik kalkınma ve modernizasyon projesi olan Suudi Arabistan 2030'un ortaya atılmasında da, radikalizmle/İslamcılıkla savaşılması durumunda Batı'da daha fazla kabul görüp rakip Muhammed bin Nayif'le mücadelede destek alabileceği telkinlerinde de, bu ikisi arasındaki ilişkinin izleri var. Dolayısıyla bu son krizi düşünürken bu krizin ana mimarlarının karakterlerini, ihtiraslarını, ikisi arasındaki ilişkinin yapısını ve farklı yaş gruplarında olmalarının onların projeksiyonlarını nasıl etkileyebileceği hususlarını gözden kaçırmamamız gerekir.
Krizin diğer boyutu da bu iki aktörün bölgesel tasavvuru ve vizyonuyla ilişkili. Peki bu aktörler nasıl bir bölgesel tasavvur veya vizyona sahipler? Bu son girişimin çekirdek kadrosunu bir kenara koyacak olursak, Katar'a karşı yaptırım uygulayan bütün ülkelerin tamamıyla aynı önceliklere sahip oldukları veya ortak bir bölgesel vizyona sahip olduklarını iddia etmek güç. Hatta bu krizin merkezinde yer alan Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri, Yemen konusunda dahi tamamıyla aynı noktada durmuyorlar. BAE, Yemen'in bölünmesi fikrine ve siyasetine daha yakınken Suudi Arabistan henüz o noktada değil. Yine, Mısır, Suudi Arabistan'ın İran'a yaklaştığı gibi İran'a yaklaşmıyor. Hatta Yemen krizinde dahi Mısır, Suudi Arabistan'ın tam istediği şekilde bir rol üstlenmedi. Dolayısıyla bu son koalisyonun bileşenleri birbirlerinden farklı önceliklere sahip. Zaten Katar da bunlar arasındaki yaklaşım ve öncelik nüanslarını gördüğü için, bu ülkelere karşı bir toptancı bir dil tercih etmeyip aktörleri birbirlerinden ayrıştıran bir dil kullanıyor. Örneğin BAE'ye karşı daha eleştirel ve meydan okuyan bir dil kullanırken Suudi Arabistan'a karşı daha yapıcı bir dil kullanmaya çalışıyor.
Bu farklılıklara rağmen bunlara neden bir kamp muamelesi yapıyoruz? Bu ülkeleri bir kamp olarak görmemizin ana sebebi bunları ortak ötekileri üzerinden okumamızdan kaynaklanıyor. Siyasal İslam ve Arap dünyasındaki değişim dalgası karşıtlığı buradaki bütün aktörlerin ortak bileşenini oluşturuyor. Kadif gibi bölgelerinde yoğun bir Şii nüfusa sahip olan ve İran'la bölgesel bir güç rekabetine girişen Suudi Arabistan ile, Şiilerin çoğunluğu oluşturduğu ve aktif muhalefet yaptıkları Bahreyn için İran, dengelenmesi gereken ortak öteki veya düşmanken, ne BAE ne de Mısır için İran benzeri bir anlam ifade ediyor. Dolayısıyla, kendisine sıklıkla referans verilse de İran buradaki bütün aktörlerin ortak kesenini oluşturmuyor.
Bu da şu demek oluyor: Bu aktörler Arap Baharı'nın sahip olduğu tezlerin anti-tezi konumunda bir bölgesel düzen tasavvur ediyorlar. Yani Türkiye'nin de sahip olduğu tezin anti-tezi. Bu bir bakıma Arap dünyasındaki ayaklanmalarla temellerinden sarsılan bir bölgesel düzeni (ABD'nin güvenlik şemsiyesine dayanan otoriter statüko) yeni koşulların ışığında farklı bir formatta tekrardan diriltilmesi arayışını temsil ediyor. Suudi Arabistan, İsrail, Mısır, BAE ve Ürdün sac ayaklarına dayanan bir düzen arayışı...
Katar burada bu projeksiyonun hilafına bir siyasete ve vizyona sahip olduğu, Körfez'de otonom bir duruş sergilediği için hedef alındı.
Peki bu yeni dönem için ne ifade ediyor? Yaşanan kriz her ne kadar Arap Baharı'ndan kalma yarım bir hesaplaşmanın devamı olan bir girişim de olsa, artık bölgeyi Arap Baharı'nın tartışmaları ve lensleriyle değerlendiremeyiz. Bunun yerine bölgeyi post-Arap Bahar'ının hakikatleriyle okumalıyız. Bu yaşanan bölgesel ölçekte bir girişim. Bölgesel iddia ve projeksiyonlara sahip. Bu nedenle Türkiye, yeni bir bakışla Irak, İran, Katar, Pakistan, Kuveyt, Umman gibi ülkelere yaklaşmak durumundadır. Tabii ki Suudi Arabistan'a da benzer bir mantıkla yaklaşmak durumundadır.
Tekrardan altını çizmek gerekirse, artık Arap Baharı'nın tartışmalarıyla değil, post-Arap Baharı'nın hakikatleriyle hareket etmek zorunda olduğumuz bir dönemden geçiyoruz.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.09.2025
9.12.2021
11.02.2020
3.02.2020
28.01.2020
20.01.2020
13.01.2020
6.01.2020
31.12.2019
24.12.2019