Hüseyin ÇAKIR
ANKARA KATLİAMINDA ÖLENLERİN ANISINA
“Korkaklar ecelleri gelmeden birkaç kere ölürler, cesurlar ölümü bir kere tadarlar.” (William Shakespeare)
Ankara katliamının önünü ve arkasını görmek için, devletin ve “iktidarsız iktidarın” nereden nereye doğru yelken açtığına bakmak lazım. Bu memlekette beş aydır Meclis çalışmıyor, çalıştırılmıyor. Devleti beş aydır TBMM yönetmiyor. Sanki Meclis’in devre dışı bırakıldığı rejime alıştırılıyoruz. Öncelikle Meclis üyeleri bu duruma tepki göstermeliydiler. Devletin içinde sağduyu sahibi, demokratik kurumları savunan, iktidarın aracı olmayı kabul etmeyenler rahatsız değiller mi?
Bu soruları defalarca, defalarca sorsak da “karar alıcı”lar bu soruları takmıyorsa, yarın çok vahim olacaktır. Fiili durum normalmiş gibi duyarsızlaşmaya başlanacaktır.
Kimse kusura bakmasın, bu toplum maalesef “politik toplum” değil. Demokratik, demokrat hiç değil. Takım tutan taraftar kültürü ve fanatiklik zihniyete sahibiz. Fanatik taraftar ezeli rakibini alkışlamaz, takdir etmez, düşman görür.
Siyaset kültürü, bir zamandır fanatik takım tutma kültürü ve ‘bilinci’ üstüne inşa ediliyor. Sığ bilgi, bilinç ve içinde şiddet barındıran ögelerle süslenmiş, ideoloji sosuna bandırılmış taraftarlık ve kutuplaşma, vatan- millet tarafı olmak olarak servis ediliyor.
Siyasete girmeden önce ve iktidar merdivenlerini tırmanmadan bu ülkenin normal vatandaşı olan erkekler, kadınlar, meslek sahipleri, işverenler, aydınlar, akademisyenler… mutasyona uğramış gibi değişmeye başlıyorlar. Popülizm yaparak öne çıkmayı, seviyesizliği, ikiyüzlülüğü, yalan söylemeyi “siyaset gereği” diye yutturmaya çalışıyorlar. Toplum içinde onlara inanan hatırı sayılır alıcının olduğu da bir gerçek. Mademki alıcı var diyenler, lümpenliği, paçozluğu, yalancılığı gırtlakları patlarcasına bağırarak pazarlıyorlar. Bu tarz polemik zihniyetine sahip olanlar toplumun değer yargıları ayarlarıylaoynuyorlar. Bu siyasetçi tarzı toplum içinde de hızla yaygınlaşarak, ahlaksızlığı, yalan söylemeyi, dolandırıcılığı, mesleki etiksizliği meşru görüyor.
Siyasetin toplumun içine saçtığı bu virüsler toplumsal çürümeyi yaygınlaştırıyor. Adalet duygusu, hukuka olan güven zedeleniyor, bazı vicdanlar, buruşuk kirli temizlik bezi gibi aklama, paklama işine yarıyor. Eleştiri adına nefret söylemi, taraftarları kemikleştirmek için yalan propaganda araçları fütursuzca kullanılıyor. İktidar olma, iktidarı koruma adına, ahlak, erdem, dinî inanç, geleneksel değerler, kurşun sözler olarak kendi gibi düşünmeyenlere sıkılıyor. Kimlikler, farklılıklar duygusal kopuşa doğru itiliyor. Ankara katliamının yapıldığı yere Başbakan üç gün sonra, Cumhurbaşkanı Finlandiya Cumhurbaşkanı’yla birlikte dört gün sonra usulen karanfil bıraktılar. Acıyı yüreğinde hissedenler bu “geç kalmayı” görmediler mi?
SU ALAN MUHAFAZAKÂRLARI BLOKLAŞTIRMA STRATEJİSİ
Öyle bir noktaya gelindi ki, herkes birbirinin kimliğini, inancını, dinini, mezhebini sorgular oldu. Benim kuşağım bilir: Çocukluğumuzda –“60’ların sonu 70’lerin başı”– İstanbul’da herkes birbirine nereli olduğunu sorarak söze başlardı. Koca kentte memleketinden birini, memleketlisi yoksa bölgesinden bir hemşerisini arardı ki, dayanışma içinde olabileceği, güven duyacağı birilerini bulsun. Bu kimsin sorusunu sorma amacı, “dost mu düşman mı, bizden mi değil mi” gibi karanlık, tehlikeli mecralara doğru yol alıyor.
Bütün muhaliflerle savaşıp sindirmenin siyaset sayılması zihniyetiyle, demokrasi, kurum ve kurallarıyla siyaseten sürdürülebilir değildir, sürdürülebilmesi ancak ve ancak otoriter rejimle olabilir.
Halk çoğunluğu sürekli öne sürülüyor. Demokratik ortamın olmadığı yüzde 13 ve 6 milyon HDP oyunu yok sayan zihniyetin milli irade meşruiyeti, Belerus’da, Lukeşenko’nun 5. kez yüzde 83,49’ la devlet başkanı seçilmesi ne kadar meşru ise Erdoğan’ın ve ekibinin zihnindeki ‘meşruiyetin’ kaynağı aynı.
Erdoğan’ın ve AKP’nin siyaset ve sosyoloji kuramcısı âkilleri, yüzde 45-50 muhafazakâr toplum kesimlerini bloke ederek, sürekli iktidar sağlama üstüne teoriler oluşturuyorlar. Yüzde 45-50’yi bloke etmek gerektiğinden hareketle kutuplaşma ve kontrollü gerilimle toplumsal travmanın oluşması ve muhafazakârlar için Erdoğan ve AKP iktidarının tek seçenek olacağına inanıyorlar. Bütün algı araçları,Göbels’e taş çıkartan yalancılık, Beria’yı ters döndürecek komplo planları tezgâhlanıp yüzde 45-50’yi bloke edeceklerine inanıyorlar.
AKP içinde oluşan “İç AKP”, Türkiye ateşin içine itilse de, yansa da bir avuç şövalyenin iktidarda kalması için her şeyi göze almış görünüyor.
Bütün bu teorik hesaplar ve planlamalarda insan, duygusuz, kör sağır, her şeye evet der diye düşünülüyor. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı. Bütün muhalefeti gerilim, kutuplaşma anaforuna çekme hesabı bozuldu.
Birincisi, Selahattin Demirtaş’ın siyaset yapma dili, doğallığının verdiği güven ve herkesi kucaklayan dili, yüzde on barajı geçmesini sağladı ve yüze 45-50 blokaj stratejisi su aldı. Birçok araştırma şirketinin araştırmalarında bu görülüyor.
Demirtaş ve HDP’liler, kutuplaşma ve çatışma tünelinin içine çekilmeye çalışılıyor. Adeta sinirleri test ediliyor. Demirtaş’ı itibarsızlaştıran nefret sözleri ile yalan üstüne kurulu komplolara karşı duruşu, dili ve siyaset yapma tarzı bozulmaya çalışılıyor. Sözleri çoğu kere didik didik edilerek, çarpıtılarak, bazı “etimoloji uzman”ları tarafından, saldırı algısı oluşturularak propaganda malzemesine dönüştürülüyor. Demirtaş, bütün bu saldırılar altında dengesini kaybeder mi, kaybetmez mi, siyaset dünyasının değişiminde ulusal düzeyde kalıcı olur mu olamaz mı? Kamuoyu araştırmalarında Demirtaş’a bütün sosyal, siyasal kesimlerden sempati, güven oranının değişmemesi, toplumun ruh hâilini de gösteriyor.
İkincisi, Kemal Kılıçdaroğlu’nun ve CHP’nin, Erdoğan ve AKP kurmaylarının polemik içeren kutuplaşma diline yanıt vermemeleri, ilk önce laik muhafazakâr bloklaşması argümanlarını boşa düşürdü. Demirtaş ve Kılıçdaroğlu’nun kimlik siyasetini kutuplaşma yerine bütünlük, temel hak ve özgürlükler temelinde yapmaları kendilerinin değişimini olumlu etkiliyor.
Üçüncüsü, muhafazakâr milliyetçi kesim içinde hızla yükselen sağduyu. İktidarın ve Erdoğan’ın kibirli dili, eski yol arkadaşlarına karşı vefasızlığı, çevresinde topladığı “evet efendim, tamam efendim”cilerin muhafazakâr kesimin duygu dünyalarından uzak olmaları.. ve 12 yıllık AKP iktidarının yarattığı zenginlerin nasıl zengin olduğu hikâyesinin muhafazakâr mahallede görülmesi ve ortaya çıkan sınıfsal ayrışma… Muhafazakârların, toplumsal değerleri aşındıran, yalan, iftira, nefret sözlerinin “satın alınmadığı”, toplumsal barışın bozulmadığı ortaya çıktı. Sağduyu sahibi muhafazakâr, mütedeyyin kesim de kendini sorguluyor.
Sonuç olarak, toplumdaki değişimi ve değişim talebini HDP ve CHP doğru okumaya başladı. AKP yönetimi ve MHP soğuk savaş zihniyetini savunmada adeta birbirleriyle yarışıyorlar. 1 Kasım’da seçmenlerinde toplum kendi değişim talebini sandığa ne kadar yansıtacaklar merak ediyorum.
Twitter: @huseyincakir1
Yazarlar
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraYılın Kelimesi 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUÜlke siyasetin neresinde, hangi evresinde? 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuSuriye, güvenlik ve 15 milyon bağımlı… 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTAN100 Bin Dolar Kazanan “Yeni Yoksul” Mu? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalSovyetler ve Bookchin 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANLeyla Zana vakası bir gösterge. Ama neyin? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa Karaalioğlu‘Entegre strateji’ varsa, niye tek yönünü görüyoruz? 25.12.2025 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanKomisyonda uzlaşma çıkmazsa süreç yine de ilerler mi? 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Doğu ErgilGüvenlikten kimliğe, inkârdan yurttaşlığa 24.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİSekülerleşme sorunu veya Müslümanlar nasıl modernleşecek? 23.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayPax Americana sonrası Almanya: Yeşil dönüşümden askeri Keynesçiliğe 21.12.2025 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarThank you Ahmed 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAK Parti hariç herkes CHP 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNKüfürbazlar ve ötesi 19.12.2025 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselPara politikasında sınav zamanı 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakNüfusumuz dibe vururken! 18.12.2025 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKEN"O Yıl", hangi yıl? 15.12.2025 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRBu durumda AİHM yetkilileri de Trump’tan yardım istesin… 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞEntelektüel üretimin kaybı-Rejimin vesayeti-Siyasetin iflası 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENGüney Amerika’da büyüyen gölge 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berrin Sönmezİktidar politikası ters mi tepiyor, tersine mi işletiliyor? 13.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrta sınıf nereye gitti? 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANBahis oynayan bakan kim?.. CASUS KİM?.. 12.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpHissedilemeyen büyümenin anatomisi 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKİmralı için CHP’yi sıkıştırmaya gerek var mı? 5.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYTürkiye İçin Irak Peşmergeleri Sorun Olmuyor da Rojava neden Sorun! 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRPOLEMİK SENDROMDA 4.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKEve siyaset için dönüş öncesi bir mıntıka temizliği gerek 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMABD’de bir şeyler oluyor: Nick Fuentes 30.11.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP modernizmi ve faşizmi... 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Ali TürerÇÖZÜM, BARIŞ VE KARDEŞLİK GETİRECEK Mİ? 23.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDEN"Arananlar" zulmü ne zaman son bulacak? 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYAİmamoğlu'na istenen 23 asırlık tarihi ceza: Roma İmparatorluğu kurulduğunda hapse girseydi hala ceza 14.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunYazmak, ciddi bir iştir 28.09.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNÖcalan, Erdoğan’a “Seni yine başkan yaptırırız” sözü mü veriyor? 11.09.2025 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANTürkiye’de ve Yunanistan’da Aleviler – Yeni Bir Tablo 1.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakKadife eldiven zamanı 10.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Selami GÜREL“Adı belirsiz” süreç hızlı ilerliyor 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELOtoriter Nasyonal-Kapitalizmin Yeni Eşiği: II. Trump Devri 5.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları











































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.05.2018
13.05.2018
6.02.2018
29.04.2018
22.04.2018
8.02.2018
1.02.2018
25.03.2018
19.03.2018
11.03.2018