Levent Gültekin
Herkes bu seçimin daha çok Erdoğan için bir varlık yokluk seçimi olduğunu düşünüyor.
Bana göre bu seçim sadece Erdoğan için değil, hem Türkiye için hem de mevcut muhalif aktörler için de bir varlık yokluk seçimi
Türkiye için varlık yokluk seçimi çünkü Erdoğan’ın kazanması durumunda Türkiye’nin tek adam rejimiyle girdiği dar ve karanlık koridorda bir süre daha kalacağını ve yaşanan tahribatın kalıcı hale geleceğini, dahası ülkenin geri döndürülmesi zor bir noktaya sürükleneceğini görmek için müneccim olmaya gerek yok.
Diğer taraftan bu seçim bütün siyasi aktörler için de bir varlık yokluk anlamı taşıyor.
Yani bu seçim Erdoğan için ne kadar varlık yokluk seçimiyse CHP ve lideri Kemal Kılıçdaroğlu için de o kadar varlık yokluk seçimi.
Erdoğan için ne kadar varlık yokluk seçimiyse İYİ Parti ve lideri Meral Akşener için de aynı derecede varlık yokluk seçimi.
Ali Babacan, Ahmet Davutoğlu, Muharrem İnce, toplumun bir kesiminin umut bağladığı Mansur Yavaş ya da Ekrem İmamoğlu, hatta CHP’de şimdiden liderlik kulislerine başlayan bütün siyasetçiler için de esasında bir kader seçimi.
Hatta HDP için bile öyle.
Çünkü Erdoğan’ın kazandığı bir seçimden sonraki Türkiye’de kimin hangi partide olduğu, kimin hangi partiye lider olduğu, kimin nerede belediye başkanı olduğu, kimin partisinin ne kadar çok oy alıp almadığının bir anlamı olmadığının sanırım farkındayız.
Değilsek de olmalıyız.
En çok da Kılıçdaroğlu’nu cumhurbaşkanlığı adaylığı için teşvik eden ve daha şimdiden genel başkanlık kulislerine başlayan CHP’li kimi siyasetçilerin bunu görmesi gerekiyor.
Öyle bir Türkiye’de hiçbirinin ne bir anlamı ne de toplumda bir karşılığının olacağını anlamaları ve hesaplarını buna göre yapmaları gerekiyor.
Çünkü Erdoğan’ın kazandığı bir Türkiye’nin nereye sürükleneceğini ve muhalefet yapmanın daha da imkansız hale geleceğini az çok tahmin edebiliyoruz.
Hatta belediye başkanlıklarının etkisini, anlamını yitireceğini, ellerinin kollarının daha da bağlanarak çalışamaz hale getirileceğini de görebiliyoruz.
Bu seçimin bütün siyasi aktörler için bir kader seçimi olmasının diğer bir nedeni ise şu: Gidişatı durduramamış, ülkenin kader seçiminde Erdoğan karşısında bir varlık gösterememiş aktörlerin hiçbir şey olmamış gibi yeniden toplumun karşısına çıkıp aynı sözleri, aynı kınamaları, aynı eleştirileri sürdürmelerinin doğal olarak gerçek ve sahici bir sonucu olmayacağını da biliyor ve görüyoruz.
Hatta yaşanan yıkımın neden olduğu toplumsal öfkeden ‘gidişatı durduramayanlar’ olarak bütün aktörlerin payına düşeni alacağını, bu nedenle de imkan bulsalar bile siyaset yapmalarının öyle pek de kolay olmayacağını da az çok tahmin edebiliyoruz.
Evet ne yapacaksak bunları bilerek yapmalıyız.
Herkesin yani bütün siyasi aktörlerin şapkasını önüne koyup bir kere daha düşünmesi gereken bir durumla karşı karşıyayız.
Bu seçimin basit bir iktidar değişim seçimi değil. Filan partinin gidip falan partinin geldiği bir seçim olmadığını da hepimizin net bir şekilde kabul etmesi gerekiyor.
Bu seçim bir iktidar değişim seçimi değil, demokrasinin geri getirilip getirilmeyeceği seçimi.
Bu seçim hukukun yeniden işlerlik kazanıp kazanmayacağının seçimi.
Bu seçim ülkenin sürüklendiği uçurumdan geri döndürülüp döndürülmeyeceğinin seçimi.
Bu seçim ülkede yeniden demokratik siyaset yapılıp yapılmayacağının seçimi.
Her ne yapıyorsak her ne söylüyorsak her kime itiraz edip kime taraftar yazılıyorsak bu durumu göz önünde bulundurmamız gerekiyor.
İlkeler etrafında güçlü bir birliktelik olmadan buradan çıkmanın zor olduğunu, bu nedenle kimseye “Gözün üstünde kaşın var” diyecek durumunda olmadığımızı kabul etmemiz gerekiyor.
Mevcut siyasi aktörler ya hep birlikte batacak ya da hep birlikte var olacak.
Bir parti kalacak diğeri gidecek diye bir durum da yok ne yazık ki.
Bir aktör büyüyecek diğerleri zayıflayacak durumu da yok.
Tekrar edeyim: Ülkede yeniden demokratik meşruiyete dayalı siyaset yapılacak mı yapılmayacak mı? 2023 seçim sonucu bize bunu gösterecek.
Hal buyken parti liderlerinin, seçmenlerin, taraftarların, aktörlerin ve onların hayranlarının “Biz iktidar olalım” ya da “Aday bizden olsun” veyahut “Benim hayran olduğum kişi aday olsun” yaklaşımının, dayatmasının hem ülkenin hem de bütün aktörlerin kaderiyle oynamak anlamına geldiğini görmesi gerekiyor.
Bu yaklaşımın sonucunu ne yazık ki 2018 cumhurbaşkanlığı seçiminde gördük.
O gün her partinin ayrı ayrı iktidar olma hayaliyle kendi adayını çıkarmasının, “Nasıl olsa kazanamaz” diyerek adaylığın parti içi hesaplaşma aracı haline getirilmesinin ve seçimi bir iktidar mücadelesi seçimine dönüştürmenin ağır faturasını bugüne kadar yaşadığımız tahribatla ödedik, ödüyoruz.
Türkiye benzer bir yanlışı kaldıracak durumda değil.
Bütün aktörlerin sırtında bu durumun sorumluluğu var.
Siyasi hesap yapacak, seçimi rakipleri tasfiye aracı olarak görecek, kişisel ya da partisel kazanç hesabı yapacak durumda değiliz.
Bütün bunları niçin yazdım?
Yazdım çünkü kimi siyasetçilerin 2023 ve sonrası için yaptıkları kişisel hesapları duyunca büyük şaşkınlık yaşıyorum.
Hem ülke için hem de bütün siyasi aktörler için şartların mecbur ettiği bir kader birliği var.
Bu birlikteliği de demokrasi birlikteliğine dönüştürmek gerekiyor.
Fakat mevcut aktörlerin bazıları bu konuda pek cesur da değil, istekli de değil.
Değiller çünkü bazı siyasi partiler ve kimi muhalif aktörler toplumda yükselen Erdoğan karşıtlığını kendi hanelerine yazdırabileceği yanılgısına kapılıyor.
Bu yanılgının ya da yaklaşımın çok tehlikeli ve riskli olduğunu, hatta Erdoğan için seçimi daha da kolaylaştıracağını düşünüyorum.
Erdoğan karşıtlığı bir partinin ya da bir muhalif aktörün kazanması için yeter bir neden değil.
Çünkü sosyolojik yapı buna imkan vermiyor.
Toplumun her bir kesiminin farklı öncelikleri, hassasiyetleri var.
Bütün bu önceliklere, hassasiyetlere tek bir partinin ya da tek bir partinin belirlediği adayın cevap vermesi neredeyse imkansız görünüyor.
Bu nedenle bütün aktörlerin bir araya gelmesi ve kader birliği yapması gerektiğini, seçimi de iktidar seçimi değil, demokrasinin, hukukun yeniden işlerlik kazanacağı, siyaset zemininin yeniden oluşturulacağı bir seçime dönüştürmek gerektiğini düşünüyorum.
Mevcut aktörler bu birlikteliği ülke için yapmıyorsa bile kendi gelecekleri için yapmalı.
Yukarıda da dediğim gibi bu seçim sadece ülke ya da Erdoğan için değil, bütün aktörler için bir kader seçimi.
Diyeceğim o ki kişisel olarak adaylık hayali kuranlar, “Aday bizden olsun” diye dayatanlar, partisinin iktidar olacağının hayalini kuran ya da oyunu iki puan artırmayı kazanç görenler, 2023 seçimleri kaybedilirse genel başkanının tasfiye olacağını düşünerek daha şimdiden partisinde liderlik kulisi yapanlar, Erdoğan karşıtlığını kendi hanesine yazdırma hevesine kapılanlar, “Öncelikle ülkemizi bu dar koridordan çıkaralım sonra kimin ne olacağına bakarız” demeyenler şunu görmeli: 2023 seçimini Erdoğan’ın kazanması durumunda bu hesapların, hayallerin, küçük kazançların hiçbir anlamı kalmayacak.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.09.2023
19.08.2023
19.08.2023
14.08.2023
6.08.2023
8.07.2023
3.07.2023
27.06.2023
23.06.2023
19.06.2023