M.Şükrü HANİOĞLU
Laiklik ve "cumhuriyet" gibi ulusdevlet modelini de Fransız örneğine dayandıran Türkiye'de "devlet" ile kültürel farklılıklar gösteren topluluklar arasındaki ilişki, Üçüncü Cumhuriyet idealleri çerçevesinde kavramsallaştırılmıştır. Bu yaklaşıma göre söz konusu toplulukların eritilmesiyle "kültürel" türdeşleşmenin yaratılması gerekmektedir.
Bu yaklaşım o denli içselleştirilmiştir ki, ulus-devletin "ezelden beri var olan" ve dil, etnik köken benzeri niteliklerle belirlenen "millet" tarafından kurulduğunu (primordialist yaklaşım) iddia edenler ile "ulus"un devletçe kimlik aşılanması yoluyla inşa edildiğini (constructivist yaklaşım) savunanlar, bu yapıda "farklılıklar"ın olmaması, eğer mevcutsa olabildiğince törpülenmeleri gerektiği konusunda hemfikirdirler.
Diğer bir ifadeyle, Türkiye Cumhuriyeti'ni gerek "milletler devlet kurar," gerekse de "devletler millet inşa eder" karşı tezlerinin ürünü olarak görenler, bu yapının "türdeş" olması zorunluluğu üzerinde birleşmektedirler.
Bu şüphesiz Erken Cumhuriyet'in bir yandan bilinçli olarak "ulus" inşa ederken, diğer yandan da yeni ulusdevletin tarih öncesi zamanlardan itibaren "devlet kurma geleneği" geliştirmiş bir "millet"in son ürünü olduğunu savunmasının doğal bir sonucudur.
Bir millet, bir kültür
Fransız örneği etrafında kavramsallaştırarak kutsadığımız ulus-devlet yaklaşımımızın en önemli özelliklerinden birisi de bunun "bir millet, bir kültür" varsayımına dayanması ve egemen kültür dışında kalan farklılıkları reddetmesidir.
Bu açıdan bakıldığında Türkiye'deki milliyetçilik ve ulusdevlet algısı, Ernest Gellner'in Özgürlüğün Koşulları (Conditions of Liberty) çalışmasındaki temel tez ile tam anlamıyla örtüşmektedir. Gellner "Milliyetçilik Çağı"nda "devlet ile kültür" arasında gerçekleşen evliliğin ürünü olan ulus-devletin "kültürel türdeşlik" temeline dayandığını ileri sürmüştü. Bu da egemen kültürün tüm toplumun "işlevsel kültürü" haline gelmesi ile mümkün olabilecekti.
Bu aşırı işlevsel yaklaşımın, örnek aldığımız Fransa benzeri bir "ideal" modele atıfta bulunduğu açıktır. Ancak "gerçek" laiklik ve cumhuriyet zannettiğimiz Fransız yorumları gibi, tek "ulus-devlet" tanımı olarak benimsediğimiz bu modelin, Doğu Avrupa'dan Ortadoğu'ya ulaşan bir alandaki gerçeklerle bağdaşmadığı da ortadadır.
Merkezî devletlerin milliyetçilik çağı öncesinde şekillendiği, daha sonra ise farklılıkların törpülendiği Batı Avrupa'nın tersine, uzun asırları üç çok uluslu imparatorluğun idaresinde geçiren Doğu Avrupa ile Ortadoğu'da ulus-devlet kuramcılarının varsaydıklarının dışında yapılanmalar oluşmuştur.
Bu coğrafyadaki sınırların Batılı güçler ve Harb-i Umumî galipleri tarafından karakuşî kararlar çerçevesinde çizilmesi "kültürel türdeşlik" idealini daha da zorlaştırmıştır. İmparatorlukların dağılması sonrasında yeni ulus-devletlerin çok kültürlü yapıların kalıntıları üzerine kuruldukları bu geniş alanda, Gellner'in varsaydığı türdeşlik ancak etnik temizlik, göçe zorlama, nüfus mübadeleleri ve yeni kimlikler dayatılması benzeri araçlarla yaratılabilirdi.
Bunların hepsinin uygulanmasına karşın bu coğrafyada Fransız örneğindeki "ideal"e ulaşılamamış olması sorunun ne denli çetrefil olduğunu göstermektedir. 1925 sonrasında Karl Renner ve Otto Bauer'in fikirleri çerçevesinde toplanan Milliyetler Kongresi benzeri girişimlerle ortaya konulan "farklılıkların korunması" çabaları, 1913'te "milliyetler sorunu"nu "ulus"u toprağa bağımlı şekilde tanımlayarak "çözen," daha sonra iktidarda "her millete bir devlet" veren; ama bunları Gellner'in kullandığı ifadeyle "Leninist ümmet" hiyerarşisi içinde marjinalleştiren Stalin tarafından neticesiz bıraktırıldı. Nazilerin, yeni ulus-devletler içindeki Alman azınlıkları harita değişiminde aktif biçimde kullanması ise "farklılıkların" kolektif düzeyde tanınmasını reddederek onlardan kurtulmayı amaçlayan "kültürel türdeşlik" taraftarlarının daha da güçlenmesine yol açtı.
Bu tarihî arka plan gerek Batı'daki "ideal" modellerde gerekse de Doğu Avrupa ve Ortadoğu'daki "sapma"larda "farklılıkların" ne pahasına olursa olsun ortadan kaldırılmasının "doğal çözüm" olarak kabulüne yol açtı. Dolayısıyla "farklılık" Gellner'in varsaydığı iki seçeneği mümkün kılıyordu: asimilasyon ve sınır değişimi.
Tektipleşme ya da ayrılık
Ancak bu alanda son elli yılda yaşanılan ve elden geldiğince farkına varmamaya çalıştığımız devrim bu seçenekler dışında alternatiflerin de gündeme gelmesini sağladı. İdeal örnek Fransa da dahil olmak üzere Batı Avrupa'da göçmenler, Doğu Avrupa'da ise 1989 Devrimleri, "farklılık"a bu iki seçenek dışında ve çok kültürlülük çerçevesinde yaklaşılmasını mümkün kılan çözümlerin tartışılması- na neden oldu.
Brendan O'Leary'nin işaret ettiği gibi, modern siyasî yapılar "milliyetçi asimilasyon ile yeni bir milliyetçi asimilasyon yaratacak ayrılıkçılık" dışında pek çok seçenek ürettiler. Bu konuda en kapsamlı analizleri yapan siyaset bilimcisi olan Alfred Stepan'ın veciz ifadesiyle çok kültürlülüğü benimseyen demokrasiler, iki alternatifli "Gellnerci oksimoron"u aşmaya muvaffak oldular.
Stepan'ın da belirttiği gibi Yeni Zelanda'da Maorilere, Porto-Riko'da İspanyolca konuşanlara, Belçika'da dil gruplarına, Hindistan'da Müslümanlara sağlanan, "genel bireysel haklarla çelişmeyen" grup temelli tanınma demokrasilerin soruna çok kültürlülük çerçevesinde farklı çözümler getirebileceğini ortaya koydu.
Kısır döngümüz
Değişim için Doğu Avrupa toplumlarından daha uzun süre bekleyerek, otokratik vesayetçiliğin logokratik söyleminden şaşmayan Türkiye bu tartışmalara kulak kabartmadı. Pek çok alanda olduğu gibi, bu konuda da zamanı 1930'larda donduran Türkiye, "kültürel türdeşlik"i hedefleyen tektipleştirici siyasetlerinin yegâne alternatifinin "ayrılıkçılık" ve "sınır değişikliği" olduğunu düşünerek bunu tartışılması dahi mümkün olmayan bir "bekâ sorunu" haline getirdi.
İlginç olan tektipleştirici uygulamalara karşı çıkarak "farklılık"ın korunmasını talep edenlerin de uzun süre bu iki seçenek dışında çözüm olmadığını varsayarak siyaset üretmiş olmalardır. Bu toplumumuzu bir kısır döngü içine sıkıştırmış, tektipleştirme ayrılıkçılığı, ayrılıkçılık ise tektipleştirmeciliği neden göstererek kendisini meşrulaştırmış ve yeniden üretmiştir.
Türkiye'nin bu kısır döngüyü aşabilmesi herşeyden önce konuyu soğukkanlı biçimde tartışabilmesine bağlıdır. Bu aşamaya henüz ulaşabilen toplumumuzun önünde engellerle dolu uzun bir yol olduğu açıktır. Bu aşılabilirse söz konusu iki seçenek dışında değişik alternatifler olduğu ve çok kültürlülüğü benimseyen bir demokraside "farklılıklar"ın ortak bir tasavvur yaratmayı engellemeyen zenginlikler haline getirilebileceği anlaşılacaktır.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Unuttuğumuz savaş
19.11.2018 - İstiklâl Marşı’nı okuyarak ırkçılık mı yapıyoruz?
12.11.2018 - Otoriter ritüel ve söylemleri eleştirmek “Türklük” karşıtlığı mıdır?
5.01.2018 - “Temsilî demokrasi” krizinde Türkiye
29.10.2018 - “Millî irade-vesayet” kısır döngüsünü kırmak
22.10.2018 - Avrupa’da ne yükseliyor?
15.10.2018 - Ortadoğu Balkanlaşırken Ortadoğulu da Balkanlılaşıyor mu?
- “Sosyal medya”nın demokratikleştirici etkisi: Gerçekleşmeyen hayal
- “Liberal” düşmanlığının hedefi “liberalizm” mi?
24.09.2018 - Eğitimde reform “hukuk sorunumuz”u çözebilir mi?
16.09.2018
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Hrac Madooglu
Bilmediginiz konularda yazmayin, sakincalidir. Bu yazinizda yanlis bilgiler vermissiniz. Birkacini duzelteyim: Kennedy suikastini CIAin yaptigina dair bir delil yok. Kennedy Vietnam savasini sona erdirmeye calismiyordu. Bilakis, ABDnin askeri gucunu daha etkili bir sekilde kullanip askeri butceyi buyutme kararini almisti. Basarisizlikla sonuclanan Kuba cikarmasi Kennedy doneminde olmustu. Kastroya da suikast yapilmasi icin emir verdigi belgelerle ortaya cikti. Lincolnun koleligi kaldirma nedeni de, Guney eyaletleri ile yaptigi ic savasta zencileri kendi tarafina cekmek icindi. Guneyde yasayan zencilerin, kendi ordusuna katilirlarsa azad edilecegini ilan etti. Aslinda zencilerden hoslanmayan irkci bir adamdi. Zencilerin beyazlarla yasamamasi gerektigini defalarca soylemis ve onlari Amerikanin issiz bir bolgesine tehcir etme planlari yapmisti. Obama buyuk sirketlerden 800 milyon dolarlik destek alarak secimi kazandi. ABDde kimin Cumhurbaskani oldugunun onemi yoktur. Hepsi buyuk sirketlerin destegi ve onayi ile o mevkiye gelir. Kongre uyeleri, Senatorler, eyalet valileri de oyledir. Gorevleri buyuk sirketlere hizmet etmek, onlara kar saglayacak girisimlerde bulunmak ve kanunlar cikararak calisan sinifin gelirinin buyuk kismini ve vergi gelirini buyuk sirketlere pompalamaktir. Bunun icin de ikidebir savas cikarir devlet. ABD, Kore savasindan beri irili ufakli 37 savasa girmistir. Savas, buyuk sirketler icin cok karli bir istir ve devlet butcesinin buyuk sirketler tarafindan yagmalanmasini saglar. ABDde secim vardir ama demokrasi yoktur. Sadece iki siyasi parti vardir ve ikisi de buyuk sirketlerin avucundadir. Irak savasi da kar amaci ile yapildi. Dolayisiyla Obamanin zenci olmasi veya Musluman akrabasi olmasi hic farketmez. Burda es gectiginiz onemli bir ayrintiyi hatirlamakta yarar var: Erdogan, Irak savasinda ABDye her turlu destegi vermekten yana oldugunu defalarca ilan etmis ama Millet Meclisinden yeterli oyu alamamisti. ABDnin Irak isgalini lanetlerken, basbakanin da bu isgale katilmaya cok hevesli oldugunu unutmayalim.