Mücahit BİLİCİ
Bazı dinler kabile dinidir. Din, genişleyerek arınmıştır. Hak din, herkesi içeren dindir. Kabile dinini evrenselliğe doğru açan, patlatan önemli bir kırılma noktası Hıristiyanlıktı. Hıristiyanlık bu çabasında tam başarılı olamadı. Herkese ulaşma niyetinde bir sorun yoktu. Tüm insanlara hitap noktasında doğru yerdeydi. Başarısızlığın sebebi başkaydı. Hıristiyanlığın yaşadığı zorluk Tanrının insandan özerkliğini (tenzih) koruyamaması, Tanrıyı insandan koparamaması oldu. Bir insan olan İsa bütün insanlar kümesinin dışında kaldı. Bütün insanlığı kapsayan evrenselleştirme çabasını gerçekleştiren din İslam oldu. İslam herkesi içeren din olduğu ve daha fazla genişleme imkanı kalmadığı için son dindir. İslamın son din olmasının sebebi Müslümanların bunu iddia ediyor olması değil, İslamın bir din olarak sahip olduğu özelliklerdir.
Din İslamla evrimini tamamlamıştır. Din İslamla bitmiştir. Ondan sonra gelecek bir dine alemde yer kalmamıştır. Önceki dinlerle bazı süreklilikler olduğu gibi kopuşlar da vardır. İslamın bu aşkınlık ve tamamlanmışlık özelliği bazan Müslümanların diğer dinlerle rekabet ve bencilliğinin yolaçtığı ihlallerle görünmezleşebilmektedir. Mesela “kurtuluş” fikri İslamda var mıdır? İslama nasıl, niye girmiştir ve ne işe yaramaktadır? Hıristiyanlıkta olduğu gibi İslamda da “kurtuluş” fikrine gerçekten ihtiyaç var mı?
Hıristiyanlıkta kurtuluş için İsa’ya teslim olmak gerekiyor. Müslümanların sandığından daha karmaşık bir talep bu. Kurtulmak, cennete gitmekten çok, bir tür beraat etmek, kötü olmaktan ruhunu kurtarmak demek. Buradaki inanmak da inanmaktan fazla bir şey.
Kurtuluş fikrinin cazibesi tartışılamaz. Kurtulmak varkalmanın, hayatta kalmanın, rızaya ermenin en kestirme ve en sorumsuz biçimidir. Kurtuluş fikrinde sorumluluk oldubittiye getirilerek ortadan kaldırılır. Kurtuluş veya necat bir süreç iken bir operasyona dönüşür. Bir maç iken bir skordan ibaret kalır. Kurtuluş işlemi bir kaybetmişliğin, zımni veya deklare edilmiş bir suçluluğun affedilmesi anlamına geldiği için “normal” bir yargılama biçimi değildir. Muhakeme gerektirmez. Kurtuluş manevi fırsatçılık ve suçluluk psikolojisinin bir dışavurumudur. Kurtuluşun muhatabı keyfiliktir, sorumluluk değil. Kurtuluş fikri halk dininin çok rağbet gören bir metaıdır. Bir ihtiyaca cevap verir. Bu ihtiyacın dinde, siyasette, popüler kültürde çeşitli tecellileri vardır: Mehdi, mesih ve hatta süpermen bu kabilden kurtuluşun somutlaşmalarıdır.
Hıristiyanlıktaki İsa tecrübesinin üstüne bina edilen “kurtuluş” fikri, kurtulmak için Allah’a imanı değil İsa’ya biatı esas aldı. Neden? Çünkü İsa’ya biatın Allah’a iman olduğu varsayılıyordu. O yüzden Hıristiyanlar “İsa’sız necatın mümkün olamayacağı” gibi garip bir sonuca kendilerini mahkum ettiler. Bunun da hıncını ve bedelini İsa’ya inanmayanların gafletine tepki göstererek onlardan veya üzülerek kendi kendilerinden çıkardılar. İsa’nın çektiği acı ile insanın günahlılığı arasında kefaret köprüsü kurarak iki tarafı birbiriyle meşrulaştırmak zorunda kaldılar.
Kurtuluş fikrinin yapısal temelleri Hıristiyanlık öncesindeki pagan ve büyü kültüründe aranabilir. İlahi olanla karşılaşmanın part-time olduğu bu tapınaklar çağında bir tehdit olan ruhlara (tanrılara) kurban’lar verilmek suretiyle onların gazabından sakınmak mümkün oluyordu. Onlara yemek vermek (ölüler yemeği), onlara insan feda etmek veya hayvan sunmak (kurban kesmek) gerekirdi. Hatta günümüzde günah keçisi anlamında kullanılan “scapegoat” ibaresi kurtulmak için feda edilen keçi (escape-goat) demektir. Köprü geçişi gibi ücretli idi geçiş. İşte para ile, feda etme ile geçilen bu manevi darboğaz köprüsu “bedel” ödenince insana “kurtuluş” getiriyordu. Bu halet-i ruhiye daha sonra monoteistik gelenekte de devam etti ve popüler halk din anlayışında şu veya bu şekilde varlığını sürdürdü. Eskiden kendisinden “kurtulunan” tanrılar/ruhlar yerini kendisi aracılığı ile kurtuluş bulunan tanrıya bıraktı. Canavar tanrı, canavarlıktan kurtaran tanrı oldu.
Evrensel ve çok daha aşkın bir Tanrı anlayışını getiren İslamın soyutluğundan bunalan ve Hıristiyanlıktaki formlardan da etkilenen kimi Müslümanlar da kurtuluş için Hz. Muhammed’e inanmak lazım dediler. Hıristiyanların mecbur kaldığı ama Müslümanların ihtiyaç duymadığı bir denklemi getirip Hz Muhammad ile Allah arasındaki nispete uyguladılar. Hz Muhammed’e tabi olmayanın veya onu tanımayanın kurtulamayacağını söylediler. Hz Muhammed’i tanımadığı halde Allah’a inanan bir insanın statüsü nedir?
Eğer mesele Hz Muhammede tabi olmak ise, onun dediği şey Allahın dediğinden farklı değil. Ona bir alternatif veya Onun bir misli veya cinsi değil. Yani Hz Muhammede tabi olmak Allaha tabi olmak dışında bir çıktı vermiyor. Hristiyanlıkta İsa bir peygamber değil de tanrı (tanrının oğlu) sayıldığı için kurtuluşun tanrıda olması kurtuluşu İsa’ya bağlamayı gerekli kılmıştır. İslamda ise Hz. Muhammed bir insandır, bir peygamberdir, bir elçidir, tanrı veya tanrı cinsinden değildir. İslamda eğer kurtuluş varsa, bu “kurtuluş”un Hz Muhammed’e bağlı olması için teolojik bir gerekçe yoktur. (Kimin kurtulacağını sadece Allah bilir bahsine girmiyorum bile).
Başka bir ifadeyle “kurtuluş” sorunu dinlerarası popüler rekabet ve izomorfik asimilasyonun yolaçtığı bir yapay sorun olarak İslamda yer bulmuştur diyebiliriz. Zira kurtuluş fikri ile İslamın doğası arasında bir çelişki vardır.
Kurtuluş fikri, kendisinin “dış”ını varsayan ve dışta kalana neredeyse adaveti içeren bir mefhumdur. Mesela gemiye binmeyenin denizde boğulması, uzatılan eli tutmayanın kuyuya düşüp ölmesi gibi. İslamın dışı olmadığı için kurtuluş fikri İslamî bir fikir değildir. İslamda kurtuluş değil, imtihan ve ıslah var: Yani içeridekine dönük çağrı ve çaba. Kurtuluş fikrinde ise dışarıdakine dair öfke ve talep oluyor. Bu yüzden İslamiyeti tanımayan fakat iyilik üzere olan bir insanın kurtulmayacağını kimse İslamda iddia edemez. Kurtulacağını iddia etmek de garanti olmayabilir ama kurtulmayacağını iddia edememek burada asıl olan ve konumuz açısından belirleyici olan boyuttur.
Default statü itibariyle insan İslamda nötr sayılır ve fıtratın kendisi kirli sayılmaz. Hristiyanlıkta ise insanın doğa’sı ilk günah yüzünden ekside sayılır ve insan fıtraten kirli kabul edilir. Mesela cinselliğe olan düşmanlık bunun sadece bir yansımasıdır. Eksi, eksik, borçlu ve düşkün olanın tamamlanması, telafi edilmesi ve kurtarılması mantıkî bir sonuçtur. Hıristiyanlığın düşkün insan konsepti “kurtuluş” fikrini gerekli kılıyor. İslamda ise insan düşkün olmadığı için “kurtuluş” fikrine alan ve imkan açılmıyor. İslamda insan için olsa olsa “imtihan” mümkündür.
Hıristiyanlıkta bir insan Tanrının oğlu sayılmak suretiyle Tanrılaştırıldığı için ve diğer tüm insanlar düşkün sayıldıkları için onların keffareti ve necatı ancak bütünlüklerinin tamamlanması ile ve bir kurtarma ekibi olarak Tanrılığın müdahalesi ile mümkündür. O yüzden tüm insanların Tanrılaştırılmış (veya Tanrının bir tecellisi sayılan) bir insana tutunmak suretiyle günahlarından arınması veya düşkünlükten kurtulmaları bir çözüm olarak tasavvur edilmiştir.
İslamda ise tüm insanlar bir taraftadır, muhataptır ve otomatik olarak düşkün sayılmazlar. Düşkünlük yerine özgürlüğün ve sorumluluğun tanımladığı bu insanlar günahta mahsur kalmadıkları için kurtarılmak lüzumu ile de karşı karşıya değildirler. Müslümanlar, büyük ölçüde Hıristiyanlığın etkisiyle ve folk dini kültürünün sıkletiyle “kurtuluş” dilini kullansalar da bu kavram teolojik olarak yersiz bir kavramdır. Müslümanlar bunun Hıristiyanlıktaki anlamıyla kullanılamayacağını sezdikleri için genelde tadil ederek uyarlıyorlar.
Ciddiye alarak baktığımızda “kurtuluş”a İslamda yer bulmak mümkün değildir. Hıristiyanlık dünyayla yüzleşmekten kaçmak isterken İslam tarihin içinden geçmek isteyen bir dindir. Dünyadan sakınmak isteyen tasavvufî kültürlerde “kurtuluş” fikrinin daha çok yankı bulması da bu açıdan bir tesadüf değildir.
Tanrı bütün insanlığın Tanrısı olmadığında yani “bizim” tanrımız olarak kaldığında bir kabile tanrısı olarak kaçınılmaz bir şekilde dışlayıcı bir kültür üretir ve modern zamanlara taşındığında üstünlükçü bir biçim alır. Bazı Müslümanlar farkında olmasa da şunu hatırlatmakta fayda var: İslamın tanrısı Müslümanların tanrısı değildir, tüm insanların tanrısıdır. Bir kabileyi veya bir insanı tanrılaştıranlar bir kısmını istisna tuttukları için bütün insanlığa hitap edemiyorlar. Müslümanlar da Allah’ı putlaştırdıklarında benzer bir hata yapmış olurlar.
Hristiyanlık bu genişliğe ulaşamadığı için dışarda kalanlara karşı misyonerlik ve zorla kurtuluş çabasına girdi. Gelmeyene de düşman kesildi. İslamın dışı olmadığı için İslamda dışarıdakine üstünlüğe yer kalmıyor. Kelimenin literal anlamıyla bile yer kalmıyor. Çünkü tüm yer kapsama alanı içinde bulunuyor. Şüphesiz bu Müslümanların üstün hissetmek için veya politik hakimiyet için dışarılık üretmedikleri anlamına gelmez. Ancak teorik olarak İslamda İslamın dışarıda bıraktığı insan yoktur.
Benzer bir teşebbüsü Hıristiyanlıkta da görüyoruz. Ancak Hıristiyanlık bütün insanlığa hitap etmek istese de insanı içeriden düşkünlükle ve başlangıçtan “ilk günah” ile çürüttüğü (çürük saydığı) için bunu başaramamıştır. İsa’nın hem insan hem Tanrı olması Hıristiyanlığı bir çelişkiye duçar etmiştir. İsa insanlığın günahkuzusu olarak feda edilince bunun bedeli insanlıktan çürüklük/düşkünlük olarak alınmıştır. Çünkü Hıristiyanlık ya İsa’yı feda edip insanlığı kurtaracaktı ya da insanlığı feda edip İsa’yı kurtaracaktı. Yani ya İsa insan olacak, insanlık da düşkün olmaktan çıkarılacaktı ya da İsa Tanrı-insan ve Tanrının-oğlu statüsünde tutularak onun acısının bedeli tüm insanlığa bir acil kurtuluş lüzumu veya kefaret cezası olarak yansıyacaktı. İkincisi oldu.
Tüm bunların yanısıra, Hıristiyanlığın önemli bir hatası dini Hz. İsa ile başlatmasıdır. Çünkü İsa’dan önce kurtuluş yoktur. Ondan öncekilerin kurtuluşu bile İsa’ya bağlıdır. Geri geldiğinde İsa’nın zamanda geriye gidip kendinden öncekileri de kurtarması gerekiyor. İslamda ise Hz. Muhammed’den önce de din ve hakikat vardır. Bildiğimiz İslam hak olan dinin en son aldığı kıvamdır. İslamda din ilk insanla başlıyor. İslamda ilk insan aynı zamanda ilk peygamberdir. Hz Muhammed’le birlikte din devam edip tamamlanmıştır. İslam insanlığın kardeşliğine verilen isimdir. Evet, İslam insanlığın kardeşliğidir. İslamın dinde tesis ettiği bu devrimci içermeciliği (evrenselliği) daha sonra modern çağda Aydınlanma düşünürleri global (bütün insanlığı kapsayan) sosyal ilişkiler ve kozmopolit (herkesi kapsayan) ahlak teorileri ile inşa etmeye çalıştılar. Bu iki teşebbüs bir gün birbirini anlayacak mı, onu bilemiyorum.
Yazarlar
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
26.01.2026
20.01.2026
23.12.2025
7.12.2025
13.11.2025
12.11.2025
31.10.2025
20.10.2025
6.10.2025
28.09.2025