Murat BELGE
2002 yılında AKP birinci parti olmayı başarıp hükûmet kurduğunda birtakım acemilikler yapmasını bekliyordum. Acemiliğin iki türlüsü diyebilirim. Yetişmiş kadroları olmadığı izlenimi veriyorlardı. Bu da doğaldı, beklenirdi. Acemi olmayanların söyleyeceklerine kulak vermeleri durumunda, bu toyluklarının fazlaca zarar yaratmasına imkân vermemek de mümkündü. Ama tabii bunun tersi de ihtimal dahilindeydi: “ikinci acemilik” dediğim şey de bu ama belki bunu “acemilik” diye anmak çok doğru değil. Seçim kazanmanın ve tek başına hükûmet kuracak bir çoğunlukla Meclis’e girmenin yaratabileceği gurur ve aşırı güveni, bunun yol açabileceği başına buyruk davranışları v.b. kastediyorum. Bu da acemiliğin ya da “haddini bilmeme”nin bir tezahürü olarak alınabilir. Başka bir nitelemeyle de adlandırılabilir.
AKP kesinlemelere dayalı ideolojisi olan bir parti. Oldukça katılaşmış yargıları (ya da “ön yargıları”) olan bir hareketin siyasi partisi. Dolayısıyla bu ikinci davranış çok muhtemeldi.
Gelgelelim, AKP’nin iktidar koltuğuna geçip oturmasını izleyen erken yıllar, AKP’nin en iyi performans gösterdiği yıllar oldu. Her şeyin ideal biçimde yürüdüğünü filan iddia etmeyeceğim. Ama, bir “AKP iktidarı” denince insanın aklına gelebilecek “istenmeyecek” olayların asgaride kaldığı, bu arada böyle bir iktidardan beklenmeyecek iyi şeylerin de olduğu yıllardı bunlar. Örneğin Nâzım Hikmet’in yurttaşlığının geri verilmesi AKP iktidarından beklediğimiz bir davranış mıydı? Hayatın akışını değiştirecek bir şey değildi ama simgesel bir değeri vardı ve önemliydi. Buna benzer birçok şeyi hatırlayabilir, hatırlatabiliriz. Nitekim, son dönemde Tayyip Erdoğan’ın o yıllarda söylediği sözlerle aynı konular hakkında bugün söylediklerini yan yana yayımlamak tanıdık bir yazı türü haline gelmedi?
Ancak, bugün belli ki o dönemin AKP’si asıl AKP değilmiş. Tayyip Erdoğan Bahçeli ile ittifakını kurduktan sonra otantik Tayyip Erdoğan oldu. O erken dönemde ağzından çıkardıklarını bir kenara attı, şimdi gönlünde hissettiklerini söylüyor. Yapıyor.
Bu söyledikleri ve yaptıkları o günlerde hayal edebileceklerimin çok ötesinde kötü. Birinci performans dönemi beklediğimden bir hayli olumlu giderken bu sefer tam tersine, tam bir felaket söz konusu. Ve yapılanlar gene beklemediğim bir üslup içinde yapılıyor.
Kariye’yi, Aya Sofya’yı camiye çevirmek gibi eylemleri kastetmiyorum. AKP gibi bir partinin bu türlü girişimleri olacağı şüphesiz çok kötü bir ihtimaldi ama akla gelmeyecek bir şey de değildi. Benzer şekilde, AKP iktidarının Türk Hava Kurumu gibi Atatürk’le özdeşleşmiş bir kurumu boğmaya çalışması şaşırtıcı, “Bu da nereden çıktı?” dedirtecek türden bir olay değildi (nitekim Hıfz-Sıhha v.b., başlamışlardı bu işe).
Ama şu son yaşadığımız olayda iş bununla bitmiyor. Türk Hava Kurumu’nun kuruluşunda ona “yangın söndürme” diye bir görev verilmemiş; ama bu memleketin kendi gidişi içinde koşullar bunu böyle belirlemiş. Bir yangını, özellikle bir orman yangınını yukarıdan atılan suyla söndürmenin akılcı bir yöntem olduğu anlaşılınca, bunu yapmaya en yatkın kurum olarak THK öne çıkmış. THK ile itişmek, elinden bu görevi almak bana göre akıl karı işler değil. Ama AKP’ye göre öyle. Peki öyleyse, onu yokluğa iterken yangın söndürecek uçakları yok etmek gerekli mi? “Gerekli” olmak bir yana, yangın tehlikesine böylesine açık bir ülkede bunun nasıl bir felaket olduğunu günlerce gördük. Korkunç bir tedbirsizlik, hazırlıksızlık. Tedbir konusunda böylesine başıboş bir toplumun olanı mazur göstermek için “doğa”demesi, “afet” demesi de inandırıcı değil.
Ama iş bununla da bitmiyor. Tayyip Erdoğan alıştığımız abus suratıyla gene birileriyle kavga ederek “Öyle bir uçak filan yok” derken (bu “niye yok?” diye soranların kabahatiymiş gibi) kendi filosunda on üç uçağı olan Cumhurbaşkanı “itibar”ına da erişmiş bir kişi. Bu, kendini “İslamcı” ilan etmiş bir partiden bekleyeceğimiz eylemler arasında yer alacak bir olay değil. Böyle bir hükûmetin “gösteriş” yapacaksa, bunu tasarrufuyla, tevazuuyla yapmasını beklersiniz—nitekim, iktidara gelinceye kadar yaptılar da. Yangın başlamadan önce de filonun Kıbrıs’a gidişi filan yazılıyor, konuşuluyordu. İki olayın üst üste gelmesi durumun dengesizliğini iyice gözümüze soktu.
Yaşanan herhangi bir ulusal felakette muhalefetin de bir işlev üstlenmesine engel olmak, gene benim beklemediğim bir davranıştı. Bunun, seçimle iktidara gelen bir partiye puan kazandıracak bir tavır olduğunu da düşünmüyorum. Zor duruma düşmüş,
herhangi bir yerden bir yardım bekler. Özellikle İstanbul belediye seçiminde uğranan bozgundan bu yana AKP’nin başlıca faaliyetlerinden biri CHP’nin kazandığı belediyelerden yurttaşa bir yarar gelmesine engel olmak. Ucuz ekmek ya da yangına yardım, fark etmiyor. Bu son felakette de Erdoğan alışıldık huşunetiyle “Gönüllüler yangın yerine yaklaşamaz” buyurdu. Öyle ya, ne işleri var yangın yerinde. Cumhurbaşkanı’nın konvoylarıyla geçeceği (ve tıkayacağı) güzergâhlarda bekleyip havada çay paketi tutma antrenmanı yapsınlar.
Muhalif bilinenin yardım eli uzatmasını engellemek için buldukları çareler, çıkardıkları fermanlar doğal olarak son derece saydam. Ne olduğunu anlamamak için özel tip bir avanak olmak gerek. Dolayısıyla herkes anlıyor ne olduğunu. Ne oluyor? İktidar halkın kendi elinden değil de muhalefet elinden gelecek nimetten faydalanmasını yasaklıyor.
“Beklemediğim davranışlar” demiştim. Şunu biraz açarak bitireyim. Türkiye’de Batılılaşma kendi mantığı içinde sınıflaşmayla da iç içe geçti. Dolayısıyla hali vakti yerinde olanlar Batılı bildikleri bir hayat tarzına uyum sağlarken ekonomik ya da kültürel etkenler sonucu öbür uçta yer alanlar, yani “fakir fukara”, bunun dışında kaldı. Dışında kalmasının sonucunda, ”sosyal adalet” v.b. Batı’dan gelen kavramlara yüz vermedi, iyiliği geleneksel olandan bekledi. Yani, İslamcı siyasi hareketi hatırı sayılır bir “yoksullar” desteği vardı. Bunu kaybetmek de istemiyordu.
Tayyip Erdoğan “saray”larıyla bu oluşumu değiştirdi. Çankaya’yı terk etmesini gene anlıyorum. Bildik Atatürk takıntısı. Ama Çankaya’yı terk etmenin yolu yordamı Beştepe’deki biçimi almak zorunda mıydı? “Yeni Çavuşevsku” olması gerekiyor muydu?
Atatürk gibi yatıp kalkmasa da Dolmabahçe’den vazgeçmeye de kıyamadı. Cumhurbaşkanı’nın Dolmabahçe’de çalıştığı günler İstanbul trafiğinin tıkanmasından anlıyoruz. Ama bu arada Vahdeddin Köşkü de devreye girdi (bu arada “Hıdiv Köşkü” lafları da dolaşmaya başladı. Haydi hayırlısı).
Ahlat’ta “Kışlık Saray”! O kaç odalıymış?
Ve Okluk! Resimlerine baktıkça kasvet basıyor. Gökova’nın orası kim bilir kaç kişinin gözünün bebeğidir. Canı çıkmış. Belki görüp de büsbütün üzülmeyelim zaten koca koyu yasak bölge haline getirdiler.
Şu yangın günlerinde, alevler iki adım uzaklıkta kabarıp yükselirken Okluk’ta, Saray’ın ateş almasını önlemek üzere ne gibi tedbirler alındı, merak ediyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları






























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
8.12.2025
1.12.2025
24.11.2025
25.08.2025
6.08.2025
1.08.2025
28.07.2025
22.07.2025
30.06.2025
16.06.2025