Murat Sevinç
CHP’nin yerel seçim propagandası, yeni olmamakla birlikte farklı bağlamda sıkça kullanılır hale gelen bir kavram kazandırdı siyasete ve Türkçe’ye: İsraf.
“AKP seçmeni olan muhafazakâr kesim ‘yolsuzluk’ sözcüğünden rahatsız oluyor, derdimizi anlatamıyoruz”, diye düşünen muhalefet, söz konusu kitlelerin dünyasında bir yeri ve anlamı olan kavramlar ararken, israfı buldu. İktidar seçmeninden oy almak zorunda oldukları için bu taktiğin bir anlamı olduğu düşünülebilir. Tabii, yolsuzluğa israf demek kaç oy kazandırmıştır, bunu tam olarak bilmek mümkün değil. Fakat ‘oy almak’ için başvurulan bu yöntemin tercih edilmesinin dayanağı, ‘yolsuzluk’ iddialarının seçmen kaçıracağı varsayımı ise, eh doğrusu bu düşüncenin isabetli olup olmadığı da tam olarak bilinemez!
Halihazırdaki muhalif siyaset, iktidar seçmenini ikna etmek üzerine inşa ediliyor. Kendi seçmeninin her hâlükârda cepte olduğu kanısıyla. Olabilir hakikaten, iktidardan kurtulmak isteyen milyonlarca seçmen görmezden geliyor bazı şeyleri, bu doğru. Fakat iktidar seçmeninin bu söylemle ikna edilebileceğini düşünmekte sanırım bir sorun var.
Daha önce de dile getirmeye çalışmıştım; özellikle ana muhalefet partisi, seçtiği yol ve araçlarla, siyasetin dönüştürücü, öğretici işlevini ihmal ediyor. Ya böyle bir niyeti yok, ya da cesareti. O muhafazakârlar karşılarında daha açık konuşan birilerini görmek istiyor olamazlar mı? Sizce onlar yolsuzluk iddialarını duymuyor mu? Farkında değiller mi? Yoksa göre göre mi veriyorlar desteği? O zaman israf, daha da hoş görülebilir bir iddia haline gelmiyor mu? E canım hangimiz israf etmiyoruz ki zaman zaman, insanlık hali!
Seçilen dilin kaçınılmaz bir sonucu, çoğunu bir kaba sıkıştırmanın pek mümkün olmadığı muhafazakâr değerlerin, genel geçer siyaset dili haline gelmesi. Homojen bir ‘dindar kesim’ olmadığı gibi, o kesimlerin en tutucularının ve iktidara adanmışlarının dilinin hakimiyetini kabul etmenin anlaşılabilir bir yanı var mı?
Bir de tabii çok daha açık ve somut bir soruya gereksinim var burada: Eğer o insanların oyuyla iktidara gelirseniz, büyük israfta payı olanları yargılayacak mısınız? Hangi gerekçeyle? Müsrif oldukları için mi?
Sonuç alıp almayacağı belirsiz bir taktiğin iler tutar yanı yok gibi geliyor bana. Sanırım yalnızca bana değil, çok insana da böyle görünüyordur. Şunu bir kez daha hatırlatmanın zararı olmaz: Her kesimle iletişim kurulmalı, dindar kesimle hemhal olacak yollar bulunmalı, buna hiç kuşku yok. Yalnızca oy için değil, birlikte yaşayabilmek için.
Fakat muhalefet de şunun ihtimal olduğunu hesaba katmalı: Ülkede bir de ‘diğer kesim’ var ve dindar olsun olmasın eninde sonunda herkes ‘samimi’ bulduğuna değer verir. Eğer ‘vermez’ deniyorsa, o zaman ‘dönüşmesi’ için çaba harcanır. İnsanlar, kendilerine saf muamelesi yapana ne kadar iltifat eder, bilemiyorum.
Bir şey daha var: Şu aralar Türkiye’nin başına gelen en ‘acayip’ işlerden biri ‘kavram kargaşası’. “Başka sorunumuz mu kalmadı” demeyin hemen! Toplumu kötücül bir hücre gibi sarıyor bu ‘bilinçli’ ya da ‘bilinçsiz’ hal. Diyelim, önüne gelene ‘terörist’ demek kuşkusuz muhalefeti ürkütmek için tercih ediliyor. Muhtemelen bu duruma en çok sevinenler teröristlerdir! Öyle ya, pazarcısından faiz alana, seçmeninden yazar çizerine dek çeşitli yurttaş kesimleri terörist olarak adlandırıldığında… Örneğin, ‘soykırım’. Bakın, bazı KHK’liler de ‘soykırım’ kavramını kullanmaya başladı. İnsaf, KHK’lilerin durumunu anlatacak başka ifade kalmadı mı? Ya da harcıâlem hale gelen ‘darbe’. En vahimlerinden biri bu. Gezi darbe, dövizin artışı darbe, ekonominin gidişatını eleştirmek darbe. 12 Eylül neydi peki? İri sözcüklerle, ağırlığı olan kavramlarla konuşup yazmak, propaganda yapmak bir an etkileyici olabilir ama uzun vadede konuyu ‘sulandırmak’ dışında bir işlevi yok.
İşte ‘israf’ sözcüğünün de böyle bir etkisi oluyor ve olacak. Musluğu iki dakika açık bırakmakla, milyarlarca liralık ihalenin kapalı yöntemlerle tahsis edilmesi aynı sözcükle karşılanamaz. Bu kadar açık ve basit. Siyasetçilerin, yurttaşa, kendilerinden daha az akıllı muamelesi yapmamalarında büyük yarar var.
‘İsraf’ ile bu kadar oyalanmamın nedeni, Çiğdem Toker’in kitabı, Kamu İhalelerinde Olağan İşler. Tekin Yayınevi’nden çıktı. Kitap hakkında Gazete Duvar’da hayli kapsamlı bir yazı yazdığım ve Diken’de bir tanıtım yazısı çıktığı için, içeriğine girmeyeceğim. Burada benim açımdan önemli olan, ‘bir yurttaşlık öğretmeni’ olarak andığım Çiğdem Toker’in anlattığı ihale rejiminden hareket ederek, bir yurttaş olduğumuzu yeniden hatırlatmak.
Ortalama Türkiye cumhuriyeti yurttaşı, KHK’lilerin işten atıldığını biliyor, duyuyor, umursuyor, vesaire. Oysa Toker’in çalışması gibi kitaplar, bize seksen milyon insanın aslında yurttaşlıktan tasfiye edildiğini söylüyor. Yurttaşlıktan tasfiye edilmek, bir benzetme kuşkusuz. Milyonlarca insan, bu ‘harcama’ rejiminde birer yurttaş olma vasfını yavaş yavaş kaybettiğini henüz tam olarak kavrayabilmiş değil. Ya da, yaşadığı şeyin adını koyamıyor belki de.
Muhterem okur,
Yurttaşlığımız, göz göre göre israf (!) ediliyor, mesele bu.
Özetle: Bizimle, yani yurttaşlar ile devlet arasında hangi bağlar var. Biz neden İngiltere’de ya da Fransa’da değil de, Türkiye’de oy kullanıyoruz örneğin? Çok mu saçma oldu bu soru? O zaman biraz daha saçma olsun: Neden ABD’ye değil de, Türkiye’ye vergi veriyoruz?
Buralı bir anne ve babanın çocuğu olduğumuz için, öyle değil mi? Anayasa’da ‘yurttaş’ sıfatıyla tanımlanıyoruz. Başka bir yerde doğsaydık nefes alabilir miydik? Evet. Başka bir yerde doğsaydık yemek yiyebilir miydik? Evet. Başka bir yerde doğsaydık tarla sürebilir, ekin elde edebilir miydik? Evet. Başka bir yerde doğsaydık ameliyat yapan hekim, yapı inşa eden mimar, kıyafet diken terzi, yemek yapan aşçı olabilir miydik? Evet. Devlet olmadan yaşayabilir miydik? Evet. Nitekim yalnızca beş bin yıllık tarihi var devlet adı verilen örgütlenme biçiminin. Modern devlet dediğimiz çok daha genç. Peki, başka bir yerde doğsaydık düşünebilir ve düşüncelerimizi dile getirebilir miydik? Kuşkusuz evet.
Demek ki aslında bizi biz yapan niteliklerimizin büyük çoğunluğu, yaşadığımız ülkede çevrelendiğimiz ‘kurallar’ olmadan da var olabilir.
Gel gör ki biz buralıyız ve yurttaşı olduğumuz devletle aramızdaki en görünür bağ, ‘vergi’ veriyor oluşumuz. Evet oy veriyoruz, evet dernek kurabiliyoruz, evet sendika üyesi olabiliyoruz, evet yurttaşların sağlık ve eğitim haklarından yararlanabiliyoruz vs. Buna mukabil tümünü yapabiliyor oluşumuzun nedeni, ortada bir ‘devlet’ oluşu. Anayasamız, yaklaşık üçte birinde o devlet ile aramızdaki ilişkiyi düzenliyor. Bizi devlete karşı koruyor ve ödevler veriyor.
O devletin varlığı ise bizim emeğimize, vergilerimize bağlı. Biz varsak, vergi ödüyorsak, devlet ve görünür tüm alametleri de var demektir. O araçları, kıyafetleri, sarayları, şunları bunları… Biz yapıyoruz. Biz ödüyoruz. Emeğimizle, vergimizle.
Devlet bize ‘ekmek’ vermiyor. Biz emek harcıyor, emeğimizin pek azını kazanabiliyor ve kalanını bizi sömürenlere ‘hediye’ ediyoruz. Bunun adı ‘sömürü’, malum. Ezcümle biz devletluya ekmek veriyoruz. Sayemizde ekmek yiyorlar. Hatta pasta! Fakat bizi yönetebilmek için, bütün resmi ve gayri resmî araçlarıyla bizi ‘ekmek verdiklerine’ ikna etmek zorundalar. Şükran duymalıyız ki, buyurabilsinler.
Sözün özü, hani şu ‘israf’ olarak adlandırılan işler var ya, işte onlar, temel yurttaşlık ‘hakkımızın’ ihlali, devlet ile aramızdaki en somut bağın hiçe sayılması anlamına geliyor.
Çiğdem Toker’in Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nden alıntıladığı tanıma göre yolsuzluk, ‘Emanet edilmiş gücün, özel çıkarlar için kullanımı’. Güzel tanım değil mi? Bakın, ’emanet edilmiş güç’ ne kadar basit biçimde anlatıyor yöneten ile yönetilen arasındaki ilişkiyi.
Yurttaşlar olarak emanet ettiğimiz, süresi belli, sınırları çizilmiş yetkinin nasıl kullanıldığının takibi, hem hakkımız hem görevimiz. ‘Ekmek verdiğimiz’ tüm yetkililerin bizim gelirimizi nereye ve nasıl harcadığı, öncelikle bizi ilgilendiriyor. İlgilendirmeli. Devlet onların babasının malı değil, bizim vergimizle ayakta duran bir yapı. Hepsi bu.
Bütçe denilen ise, alın terimiz. Başka bir şey değil.
Milyonlarca yurttaş, bir KHK ile ihraç edilmediği için tam ‘yurttaş’ olduğu yanılgısıyla yaşıyor ne yazık ki. Yurttaş yerine konulmamanın tek yolu bu değil oysa. Gelirinizin bu boyutlarda ‘israf’ edilebilmesi, emin olun daha küçük düşürücü bir yöntem…
Okuma önerisi:
İhraç edilmiş meslektaşlarımız tarafından büyük bir özen ve emekle, TİHV çatısı altında hazırlanan iki raporu buraya bırakıyorum. Üniversitede OHAL ve ihraçlarla ilgili, dört başı mamur bir çalışma. İçtenlikle kutlarım. Mutlaka göz atmanızı dilerim.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları




































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
4.02.2026
10.01.2026
5.01.2026
29.12.2025
7.12.2025
23.11.2025
21.11.2025
14.11.2025
30.10.2025
26.10.2025