Serdar KAYA
Bugünlerde sürekli İsrail’den söz ediyoruz. Ama bazı soruları sormak nedense pek aklımıza gelmiyor:
İsrail çok sayıda masum insanın ölümüyle sonuçlanacağı belli olan saldırılarda bulunmaktan neden çekinmiyor? İsrail halkının çoğunluğu bu saldırıları nedendestekliyor? Hatta bazı İsrailliler bu saldırıları nasıl oluyor da kutlayabiliyorlar? Kimi İsrailli siyasetçi, akademisyen ya da din adamlarının Filistinlileri tamamen dehümanize eden ve katledilmelerini sıradanlaştıran beyanlarda bulunmaları nasıl mümkün olabiliyor?
Bu çerçevedeki konularda sıklıkla bahisler açsak da, spesifik olarak bu nedenselsorgulamalarda bulunmuyoruz. Zira, pek çok diğer konuda olduğu gibi bu konuda da zihnimizde sorular değil, cevaplar var. Yani, İsraillilerin Filistinlilere karşı nasıl bu denli acımasız olabildiklerini merak etmiyoruz, çünkü bu sorunun cevabını bildiğimizi zannediyoruz.
Öteki = Kötücül
Türkiye’de İsrail ve Siyonistler hakkında yapılan yorumların ezici bir çoğunluğu, doğruluğundan çok fazla şüphe edilmeyen bir kötücüllük varsayımı üzerine oturuyor. Bu yaklaşıma göre, İsrailliler (ve hele de Siyonistler) son derece kötücül kimseler… Dolayısıyla da, Filistinli kadın ve çocukları öldürmekten çekinmiyor, Gazze’ye bombalar düştüğünde kutlamalar yapıyor ve sürekli Filistinlilerin hak ve hayatlarını hiçe sayan sözler sarf ediyorlar.
Bu yaklaşım her zaman bu şekilde ifade bulmasa da, İsrail’e yönelik tavır ve eleştirilerin tamamına yakını bu özcü varsayımın izlerini taşıyor. Yani, yaşanan tartışmalardaki asıl sorun aslında Yahudilere nisbetle yapılan Hitler ve Holokost övgüleri değil. Asıl sorun, her etnik kimliğe doğuştan gelen kimi özellikler atfetmek suretiyle bu gibi nefret söylemlerine temel teşkil eden özcü algılar taşıyor olmak. Türkiye’deki yaygın İsrail eleştirileri, bu türden (ve aslında gayet tipik olan) bir antisemitizm içeriyor. ABD’nin İsrail’e askeri yardımlarda bulunması ya da Batılıların Filistinlilerin hayatı konusunda nisbeten daha duyarsız davranmaları gibi gerçeklikler ise, sadece bu önyargıları teyit etme (ve daha geniş kategoriler altında genelleme) işlevi görüyor.
‘Biz ve onlar’
Sosyal psikoloji alanında yapılan kimi deneyler, Öteki addettiğimiz kimliklere kötücül nitelikler atfetmemizin aslında önemli ölçüde kendimiz ile ilgili bir durum olduğunu ortaya koyuyor. Şöyle ki, insanlar “Onlar kötü” diyerek aslında “Biz iyiyiz” demeye çalışıyorlar. Bu çaba, doğrudan insan doğası ile ilgili. Zira, insanlar, kendilerine olumlu nitelikler atfetme ihtiyacındalar. Bu nedenle de, “Onlar kötü, ama biz de pek iyi sayılmayız” gibi yorumlar aynı derecede yaygın değil.
Konunun bu yönü dikkate alınırsa, Türkiye’de antisemitizmin aslında sadece Yahudi değil, Türk ve müslüman kimlikleri ile de ilgili olduğunu görmek kolaylaşır. Zira, Yahudi kimliği, yapısı gereği, hem Türk hem de müslüman kimliği içinden ötekileştirilmeye müsaittir. Hatta, şunu da belirtmek gerekir ki, Türk ve/veya müslümanların Yahudilere karşı olumsuz tavırlar geliştirmeleri için Türklük ve/veya müslümanlıktan (ve de Yahudilikten) aynı şeyi anlamaları da gerekmez. Aslolan, kimliklerin içeriklerinden ziyade, kimleri “biz” ve kimleri “onlar” başlığı altında kategorize edecek şekilde anlaşıldıklardır.
Filistinliler ‘biz’den mi?
Filistinlilerin kimliği bu noktada kritik bir yerde duruyor. Zira, Filistinliler Türk kimliği içinden bakıldığında “onlar” kategorisi içinde yer alırken, müslüman kimliği açısından “biz” durumundalar. Peki, bu durumda Filistinlileri nasıl bir yere koymak doğru olur?
Bu soruyu cevaplandırma adına, Suriyeli sığınmacılar önemli bir örnek teşkil ediyor. Zira, İsrail-Filistin çatışmasını öncelikle bir Yahudi-müslüman ihtilafı olarak algılamak, Filistinlileri “biz“, İsraillileri ise “onlar” kategorisinde değerlendirmeyi kolaylaştırıyor. Suriyeli sığınmacıları ise, Türk kimliğimiz ile algılıyoruz – ki ülkelerimiz arasındaki sınır da zaten milli bir sınır. Dolayısıyla, Türkler ile Suriyeliler arasındaki ilişkilerin etnik algılarla şekilleniyor ve kolaylıkla şiddet doğurabiliyor olması çok şaşırtıcı değil.
Bazı sorular
(1) 2013 yılının Mayıs ayında Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde başları taşlarla ezilerek öldürülen Suriyeliler bunu hak edecek ne yapmışlardı?
(2) Suriyelilerin şehirlerimize gelmelerinin hemen ardından, boyutları azımsanamayacak bir öfke, nefret ve hatta şiddet ortaya çıktı. Suriyelilerin açtıkları işyerleri ve Suriye plakalı otomobiller tahrip edildi. Bu tavırlar, Suriyelilerin hırsızlık yaptıkları ve kadınları taciz ettikleri gibi bir dizi argümanla gerekçelendirildi. Bunlar, dünyanın farklı yerlerindeki ırkçı azınlıkların gerekçeleriyle tamamen örtüşüyordu. Özetle, Suriyelileri pek sevemedik… Bu noktada şu soru önemli: Suriyeli Arapları, Filistinli Araplardan bu denli farklı algılıyor olmamızın nedeni ne olabilir? Ya da, Filistinlileri bu kadar “sevmemizin” nedenlerinden biri de, bugüne dek Türkiye’ye pek gelmemiş olmaları olabilir mi?
(3) Şayet dünya üzerinde İsrail-Filistin ihtilafı gibi bir ihtilaf hiç varolmasaydı, Filistinli Araplar ile Suriyeli Arapları algılayış şeklimiz arasında herhangi bir ciddi fark olur muydu?
(4) Haberlerde bir İsraillinin bir Filistinliyi kafasını taşla ezerek öldürdüğünü öğrensek, tepkimiz ne olur? Peki ya, İsraillilerin Filistinlileri asit kuyularına atmaya başladıklarını öğrensek? Kan beynimize sıçrar mı? Bir Türk, Suriyeli bir sığınmacıyı aynı şekilde öldürdüğünde aynı derecede büyük bir tepki vermiyorsak, bunun nedeni ne olabilir?
(5) Müslümanların mazlum durumda oldukları her katliamı (şartlarını inceleme ihtiyacı dahi hissetmeksizin) soykırım olarak nitelendirmeyi çok seviyoruz. Eğer soykırım ve diğer insanlık suçları konusunda gerçekten bu denli hassas isek, 2003′ten bu yana Darfur’da devam etmekte olan soykırımın (ve aslında bölgede işlenen akla gelebilecek her türlü suçun) en büyük sorumlusu olan Sudan Cumhurbaşkanı Ömer El-Beşir‘in 2008 yılında Türkiye’de ağırlanması neden çoğumuzu rahatsız etmedi? Şayet şartlar daha farklı olsaydı, tepkiler yine böyle cılız kalır mıydı? Mesela, Sudanlı müslümanlar, ülkenin hıristiyan cumhurbaşkanı ve hakim sınıfı tarafından bu denli uzun bir süre boyunca soykırıma uğratılsalar, Sudan’ın Netanyahu’su olan böyle bir cumhurbaşkanını yine resmi olarak Çankaya’da ağırlar mıydık?
(6) Darfur’daki trajediye bu denli kayıtsız kalırken, Arakan ya da Urumçi konusunda epey hassasız. Bu durum, haksızlıklar konusunda seçici bir algıya sahip olduğumuz anlamına gelmiyor mu? Şayet durum bu ise, bazı Batılıların kendilerini Filistinlilerden ziyade İsraillilere yakın hissetmelerini eleştirmeden önce bir kez daha düşünmemiz gerekmez mi? Dünyanın farklı yerlerinde an itibariyle yaşanmakta olan mazlumu-müslüman-olmayan-trajedilerin ne kadarından haberdarız? Peki ya zalimi müslüman olan trajedilere ilgimiz ne seviyede?
(7) Batı ülkelerindeki pek çok şehirde Filistin’e destek adına geniş katılımlı yürüyüşler düzenlendi. Türk ya da müslüman olmayan insanlara yönelik zulümleri kınayan kaç büyük yürüyüş düzenlendi bugüne dek Türkiye’de?
(8) İsrail-Filistin çatışmasının kızıştığı dönemlerde Avrupalılar tepkilerini müslüman komşularına yansıtsalar, bu tavrı nasıl yorumlardık? Bu gibi dönemlerde Türkiyeli Yahudilerin sürekli hedef haline geldiklerinin ne kadar farkındayız?
Bir Türk, bir Suriyeli, bir Yahudi…
Sosyal psikolojideki Optimal Ayırtedicilik Teorisi, farklı grup aidiyetlerinin farklı sosyal bağlamlarda nasıl belirginlik kazandığı üzerinde durur. Samuel Huntington, Medeniyetler Çatışması adlı kitabında bu konuyu şu örnekle izah eder: “Biri Alman diğeri Fransız iki Avrupalı, baş başa iken birbirlerini Alman ve Fransız olarak tanımlarlar. Biri Alman diğeri Fransız iki Avrupalı ile biri Suudi biri Mısırlı iki Arap karşılaştıklarında ise, kendilerini Avrupalı ve Arap olarak tanımlarlar.”
Huntington’ın verdiği örnek, elbette Türkiye ve Orta Doğu için de geçerli. Bir Türk, bir Suriyeli ve bir İsrailli aynı masada oturduklarında, Türk ve Suriyeli, kendilerini müslüman, İsrailliyi ise Yahudi olarak görmeye daha meyillidir. İsrailli masadan kalktığında, ayırtedicilik, müslümanlıktan milli kimliğe kayar. Yani, müslümanlığın önemi azalırken, Türklük ve Suriyelilik belirginlik kazanır. İlgili Suriyeli, masadan kalksa ve yerine bir başka Türk otursa, bu sefer de iki Türkün bulunduğu bir ortamda Türklük önemsizleşir ve yerini daha yerel çekişmelere bırakır. Siyasi partiden futbol takımlarına, sosyoekonomik statüden cinsiyete dek pek çok aidiyet, insanların birbirlerini farklı algılamaları için fazlasıyla yeterlidir. Kaldı ki, aynı siyasi partinin içinde de farklı birimler, kanatlar, klikler, düşünceler vardır. Ve aslında çoğu insan yalnızdır. Ama insanların çoğu bunu fark etmez ve ait olduklarını zannettikleri grup kimlikleri ile kendilerini oyalarlar.
Biz kimlerin İsrail’iyiz?
Yeniden başa dönelim: İsrail devleti neden bu kadar acımasızca kan döküyor? İsraillilerin çoğu neden devletlerini destekliyor, hatta bu katliamları kutluyorlar?
Öncelikle şunu belirtmek gerekli: İsrail devletinin gerçekleştirdiği katliam, dünyada nadir rastlanılan bir acımasızlık örneği değil. Devletlerin acımasızlığı, ne yazık ki istisnadan ziyade kural durumunda. Kendi tarihimize de bakarsak, sadece son yüzyıl içinde dahi İsrail’in yaptıklarından hiç geri kalmayacak türlü zulüm örneklerine rastlayabiliriz. Kendi tarihimizi bu düşünceyle yeniden gözden geçirmek, İsrail’in yaptıklarını mazur göstermez. Ama insanların neden başkalarının zulmünü daha kabul edilemez bulduklarını anlamaya yardımcı olabilir.
İsraillilerin çoğunun devletlerini desteklemeleri de büyük ölçüde bununla ilgili. Yani İsrailliler, bu delice şeyleri, istisnai derecede kötücül olduları için yapıyor değiller. 90′lı yıllarda Türk ordusunun PKK’ya yaptığı saldırıları televizyon karşısında haber alan Türkler neden “Oh olsun” diyor idilerse, onlar da aşağı yukarı aynı sebeplerden ötürü öyle yapıyorlar. Ya da, Türkiyeliler, Suriyeli sığınmacılara neden utanç verici şeyler yapıyorlarsa, onlar da aşağı yukarı aynı sebeplerden ötürü benzeri tavırlar sergiliyorlar. Ya da, Türk sanatçılar neden İstanbul’da Arap turist görmek istemediklerini söylüyorlarsa, oradaki entelijansiya da benzeri sebeplerle Filistinlilerden pek hazzetmiyor. Türkler onyıllarca ailelerinden, öğretmenlerinden ve genel manada çevrelerinden Kürtler hakkında neler duyarak büyüdülerse, onlar da Filistinliler hakkında daha da kötü şeyler duyarak büyüdüler. Neticede bir zamanlar Türkler nasıl Kürtleri dehümanize ettilerse, onlar da bugün itibariyle Filistinlileri insan olarak görmüyorlar.
Yani, kötücül bellediğimiz İsrailliler de aslında tıpkı bizim gibi acınacak durumdalar. Ve bizim bir zamanlar Kürtlere, bugünlerde de Suriyelilere yaptıklarımızın kimi zaman azını, kimi zaman fazlasını onlar da Filistinlilere yapıyorlar.
Yani aslında bir tane İsrail yok. Bir insanın teröristi bir başkasının özgürlük savaşçısı olduğu gibi, bir insanın devleti de bir başkasının katili, zalimi, işkencecisi… Dolayısıyla, her şeyden önce, “Biz kimlerin İsrail’iyiz?“, “Kimlerin soykırımcısıyız?” diye sormak gerekiyor. Eğer kendimize bu şekilde bakmayı başarabilirsek, İsrail’de olan biteni de çok daha makul bir düzlemde algılayabiliriz. İsraillilere zannettiğimizden çok daha fazla benziyoruz çünkü.
–––––-
Fotoğraf: Avustralya’nın Brisbane şehrindeki İsrail protestosu (1 Ağustos 2014 /Wikimedia)
______
Yazı arşivi: Sosyal Psikoloji kategorisindeki diğer yazılar
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.06.2019
17.06.2018
6.04.2015
23.03.2015
16.03.2015
20.01.2015
15.01.2015
17.11.2014
1.10.2014
12.08.2014