Ümit KARDAŞ
Bazı kesimler 2010 yılı Eylül ayında yapılan Anayasa referandumu sonucunun AKP iktidarının yolunun açılmasına neden olduğunu belirterek, bunun günahını “yetmez ama evet” diyenlere çıkartmakta.
Bu görüşte olanların Cumhuriyet dönemine ilişkin analizleri yetersiz gözüküyor. Tekçi, tepeden modernleştirici, demokratik değer ve kültür üretmeyen kurumlarıyla cumhuriyetin tek partiye karşı çıkacak alternatifinin de demokratik kültürle ilişkisinin olamayacağı açıktı.
Nitekim demokratik zihniyet üretemeyen CHP’den neşet eden Demokrat Parti kurucuları da aynı kültürden gelmekteydiler. Askeri darbelerle gelen ara rejimler cılız bir demokratik kültürün dahi yeşermesine izin vermedi.
Askeri vesayete, tekçiliğe ve milliyetçiliğe dayalı bir zihniyetin kuşattığı bir rejimde ortaya çıkacak alternatifin de farklı olamayacağı açık. Adalet Partisi ve ANAP iktidarları döneminde de bunu yaşadık. Bugün bunun örneğini aynı zihniyetin devlet içinde ve siyaset alanındaki temsilcilerinin kuşattığı AKP iktidarında da yaşamaktayız.
Bugün gelinen nokta Cumhuriyet rejiminin, demokrasi geleneğinin oluşamadığı bir hukuksuzluk (istisna) halini sürdürme zorlamasıdır. Siyaset kültüründe çoğulculuk, katılımcılık, hukukun üstünlüğüne bağlılık değer olarak yer almadığından demokrasiyi sindirmiş siyaset kadrolarının var olması da mümkün değildi.
Bu nedenlerle “yetmez ama evet” diyen kesimlerin suçlanması yanlış bir analize dayandığı gibi gayri vicdani bir söylemdir.
Bu girişten sonra referandumdan önce 18/08/2010 tarihinde yayınlanan “NEDEN YETMEZ? NEDEN EVET“ başlıklı yazımı paylaşmak istiyorum. “Yetmez Ama Evet” sloganını kimin daha önce kullandığını bilmiyorum. Ancak bir çağrışım nedeniyle yazının başında “yetmez ama evet” şeklinde bir formül kullandığımı hatırlıyorum.
Yazıdaki analizin açıklayıcı olacağını düşünerek yazıyı mümkün olduğunca kısaltarak sunacağım.
“Referanduma gidilirken hangi yönde oy kullanacağına ilişkin ikilem içinde olanlara yardımcı olabilecek gerekçeleri özetleyen en yararlı ipucu “yetmez ama evet” sloganı olacaktır. Hükümet üyelerinden bazılarının “12 Eylül’de demokratik bir anayasamız olacak”, ”12 Eylül anayasasından kurtuluyoruz” gibi çıkışları referandum sonuçlarını olumsuz etkiler.
Söz konusu kısmi anayasa değişikliği ile başta Kürt sorunu olmak üzere hiçbir önemli sorunumuzu çözecek bir sonuca ulaşmayacağız. Askeri vesayetin tüm kurumları yerinde durmaktadır. Bu değişiklikler yetersiz, kısmi bir demokratikleşmeyi sağlıyor. Belki yeni bir sivil anayasa yapma cesaretini veriyor, bunun yolunu açıyor.
Bu nedenle hükümetin referandum sürecinde seçim sonrası yeni bir sivil anayasa vaadinde bulunarak kısmi değişiklikler için destek istemesi gerekir. AKP, bu sözü vermeyip kısmi anayasa değişiklikleri ile yetineceği izlenimini verirse inandırıcılığını yitirir ve anayasa değişiklikleri referandumda yeterli oyu almayabilir. Bu nedenlerle “neden yetmez?” ve “neden evet?” sorularını ayrı ayrı cevaplandırmak gerekir.
Neden yetmez?
1)Sivil bir anayasa ihtiyacı
Bir anayasanın gerçekten demokratik ve kalıcı nitelikli olabilmesi yapılma yöntemiyle sıkı sıkıya ilgilidir. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde toplumun barış içinde, hukuk güvenliği altında ve özgürce yaşamalarını sağlayan temel ilkeleri ortaya koyan anayasa meselesi çoktan çözülmüş ve aşılmıştır.
Türkiye’nin halen demokrasi, özgürlük, çoğulculuk, katılımcılık, hukuk güvenliği konularında toplumsal bir mutabakatla belirlenecek ilkeler temelinde sivil bir anayasa oluşturamamış olması hazin bir durumdur. Defalarca değiştirilmiş ve yine değişecek olan darbe ürünü bir anayasanın yamalı bohça haline geldiğini ve bir ucubeye dönüştüğünü görüyoruz.
Tekçi felsefesi başlangıç metninde ve içeriğinde aynen korunan, çoğulculuğa, özgürlüğe, yargılama birliği ve tabii hakim ilkelerine yer vermeyen, vesayet kurumlarını barındıran ve özgürlükleri soyut ölçütlerle kullanılamaz hale getiren bu anayasadan kurtulmak gerekmektedir. Aşağıda örnek olarak sunulan ilkeler temelinde bir mutabakata gitmek mümkün olabilir.
a-) Anayasa askeri vesayete olanak sağlayan kurumları barındırmaz. Askeri bürokrasi sivil otoritenin emrinde olup, ordunun görevi dış güvenliğin sağlanmasıdır.
b-) Hakim bağımsızlığı ve tarafsızlığı ilkesi, tabii hakim ilkesi ve yargılama birliği ilkesi adil yargılanma hakkının asli unsurlarıdır.
c-) İnsanlar özgür doğarlar. İktidarın ve devlet kurumlarının görevi insan hak ve özgürlüklerinin kullanılmasını sağlamak ve hukuk güvenliğini garanti etmektir. Hak ve özgürlükler düzenlendikten sonra, bu hak ve özgürlükleri kullanılamaz hale getiren istisnalara ve sınırlamalara yer verilemez. Hak ve özgürlükler uluslararası sözleşmeler ve AİHM kararları ışığında yorumlanır.
ç-) İfade özgürlüğü ancak ırkçılık, şiddete teşvik ve tahrik oluşturma nedenleriyle sınırlanabilir.
d-) Anayasa, Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların ve halkların haklarını, kültürlerini, geleneklerini ve dillerini korumayı ve hukuk güvenliğini garanti eder. (Farklılıklarımızla birlikte bir arada barış ve özgürlük içinde yaşamayı sağlar, çoğulculuğu güvence altına alır.)
e-) Demokratik Cumhuriyet, yerel özerklikleri yerinden yönetimin güçlendirilmesine yönelik olarak ve bölgeleri dikkate alarak tanır ve gerçekleştirilmesini kolaylaştırır. (Kürt sorununun çözümüne açılım sağlamak açısından önemli. Ayrıca merkezin ve yerelin yetkileri tek tek anayasada gösterilir.)
f) Devlet, bireyin ve toplumun tüm kesimlerinin hak ve özgürlüklerini korumak ve kullanılmasını sağlamak, bireyin ve toplumun huzur ve refahını gerçekleştirmek ve yoksulluğu aşmak için hukuk içinde hareket etmek üzere oluşturulmuş, ideolojisi bulunmayan bir aygıttır.
g)Güvenlik sektörünün (ordu, polis, jandarma, MİT) güvenlik harcamaları ve faaliyetlerinin denetimi, Milli Güvenlik Siyaset Belgesinin hazırlanması ve denetlenmesi parlamentonun denetimi ve gözetimi altındadır.
Yukarıda belirtilen ve örnek olarak sunulan ilkeler düzeyinde bir toplumsal mutabakat sağlanması ve yeni anayasanın sivil bir süreçle inşa edilmesi, bu anayasanın ilke ve amaçlarının gerçekleştirilmesi ve halk tarafından sahiplenilmesi açısından önemlidir.
2- Farklı etnik, dinsel ve mezhepsel grupların ihtiyaçları
Tek millet söylemi milletin aynı dil, din, mezhep, ırk, kültür özellikleri gösterdiği ülkelerde sorun yaratmayabilir, ancak birden çok dil, din, mezhep, ırk, kültür çeşitliliğine sahip bir ülkede devlet bu siyasi birliği oluşturan unsurlara karşı eşit davranmak, eşit mesafede durmak zorundadır.
Bu nedenle tarafsız olması gereken devlet çoğunlukta da olsa bir etnik topluluğu, belli mezhep sahiplerini ön plana alan, kayıran politikalar izleyemez. İşte farklılıkları barındıran bir ülkede hakem olması gereken devletin merkezi de teknik bir merkez haline gelmiştir.
Avrupa, federal örnekler yanında (Almanya, Belçika gibi) bölgesel devletler yapılanmasıyla bunu sağlamıştır. Üniter devlet olan bölgesel devletlerde de siyasal iktidar tektir. Siyasal planda birliği sağlama amacı tüm bölgesel devletler için temel olup, devlet olmanın hedefinde bu vardır. Ancak siyasi birlik çok değişik tekniklerle sağlanmıştır.
Tüm bölgesel devletlerin anayasalarında devletin tekliği ve bölünmezliği belirtilmiştir. Bölgesel devletlerden İspanya’da 1978 Anayasası ile geniş bir toplumsal mutabakat sağlamaya dayalı özerklikler tanınmıştır. Anayasanın girişinde bütün İspanyolların ve İspanya halklarının insan haklarını, kültürlerini, geleneklerini ve dillerini koruma amaç edinilmiştir.
İspanya’da 17 özerk bölge ve iki özerk kent bulunmaktadır. (Çoklu İspanya) Anayasa milliyetlere de özerklik tanımaktadır. (Katalonya, Bask ülkesi, Galisya) Her bölgenin parlamentosu ve hükümeti bulunmaktadır.
İtalya’da da özerk bölgeler vardır .İtalyan Anayasası 5. maddede tek ve bölünmez cumhuriyetin yerel özerklikleri tanıdığını ve gerçekleştirilmelerini kolaylaştıracağını belirtir. İtalyan özerk bölgeleri daha çok yerinden yönetimin güçlendirilmesine yönelik olarak belirlenmiştir.
Her iki devlet de üniter devlettir. Bu bölgelerin anlamı belirli bir coğrafya parçasında yaşayan ulusaltı bir halkın siyasal varlığının ve yaşadığı coğrafi sınırların tanınması ve bir kısım siyasi ve idari yetkilerin bu bölgeye aktarılmasıdır. Her iki ülkenin anayasası da bölgelere mali özerklik tanımaktadır.
Bölgelere kolluk gücü kurma yetkisi de verilmiştir. Özerklik sadece farklılıkların yarattığı çatışma ve gerilimlerin yönetilmesinde barış içinde birlikte yaşamayı sağlayan bir seçenek sunmaktadır.
Ayrıca laik olan ve toplumu demokrasi-hukuk kuralları içinde özgürce yaşatmaya çalışan rejimlerde Diyanet İşleri Başkanlığı gibi nev’i şahsına münhasır bir kurum bulunmamaktadır.
Bu kurumun Sünni, Alevi, deist, ateist ve Müslüman olmayan tüm yurttaşların vergilerinden pay alarak çoğunlukta oldukları için sadece Sünnilere hizmet vermesi hukuka, adalete, ahlaka ve vicdana aykırıdır.
Toplumdaki tüm din, mezhep ve inanç sahipleri bu alandaki ibadet yeri, din adamı, din eğitimi ihtiyaçlarını kendileri karşılamalı, bu konuda herhangi bir engel ve kısıtlamayla karşılaşmamalıdırlar.
3-) Hukuk güvenliği ve adil yargılanma ihtiyacı
Referanduma götürülen kısmi anayasa metninde mevcut askeri yargıyla ilgili değişikliklerin, yargılama birliği ve tabii hakim ilkeleri doğrultusunda tam bir sivilleştirme-demokratikleştirmeden çok askeri yargı alanını bir ölçüde daraltarak bir sıkışıklığı gidermek amacıyla öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Anayasadaki kanuni hakim güvencesi tabii hakim güvencesine dönüştürülmemiştir. Özel yetkili ağır ceza mahkemeleri, Terörle Mücadele Kanunu ve çift başlı yargının anayasal dayanağı yerini korumuştur.”
Halen geçerliliğini koruyan bu eksikliklere dayanarak Neden Yetmez? dediğimizi bu şekilde hatırlattıktan sonra Neden Evet? denilmesi gerektiği konusundaki görüşlerimi aktaracağım..
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları








































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025