Ümit KARDAŞ
“Linç” kelimesi, dilimize İngilizce “yargısız infaz” anlamına gelen “lynch” sözcüğünden geçmiş. Ama bu sözcük bir soyadı ve 1780 yılında Amerika’nın Virginia eyaletinde zengin bir toprak ağası olarak yaşamış olan bir adama ait. Amerikan Bağımsızlık Savaşı sırasında milis albayı olarak görev yapmış olan Charles Lynch yasadışı olarak kurduğu mahkemelerde insanları yargısız infaza tabi tutan kişi.
Lynch, zencileri, Kızılderilileri, İngiliz yanlısı olarak düşündüğü kişileri yargılıyormuş gibi yapıp, işkenceyle eziyet ettikten sonra halkın gözü önünde asar. Zamanla yargısız infaz şekli normalleşerek “Lynch Yasaları” adını alır. Bu yasaları köle sahibi toprak sahipleri ve askerler çoğunlukla yoksullara ve zencilere uygularlar. Kitlelerin kendi başlarına uyguladıkları linçler de ceza yöntemlerini çoğunlukla göstermelik bir yargılamayla haklı çıkartılır.
Linç, 1960’ların ortalarına kadar devletin zencilere karşı uyguladığı bir politik araç oldu. Bu nedenle devletin ideolojik aygıtlarınca şartlandırılmış kitlelerin linç fiillerine nasıl yöneldikleri görüldü. Devlet politikasıyla linç arasındaki ilişki görünür hale geldi. Ancak hukukun güçlenmesi ve kurumsallaşmasıyla birlikte ABD Senatosu 2005 yılında linç kurbanlarından resmen özür dilemesini bildi.
Kitle şiddetinin, etnik kimlikler ve azınlıklar karşıtı hareketleri de kapsayacak kadar kapsamlı, kadim ve karmaşık bir yapısının olduğu açık. Ortaçağ’da Avrupa mahkemeleri ve geleneksel kan davalarının varlığını kabul ediyor ve ailelere karşılıklı öldürme hakkı veriyordu.
Tarihte linçler kapsamında görülebilecek olan örneklerden biri de Yahudilere karşı girişilen şiddet eylemleridir. Rusya İmparatorluğu’nda Yahudilere karşı işlenen bu fiiller Rusça bir kelime olan “Pogrom” sözcüğüyle ifade edilmekte.
Bu kavram, “bir kitlenin bir azınlığa fiziksel olarak saldırması, şiddet kullanarak onları öldürmesi veya vücutlarına, mallarına, ibadet yerlerine ve meskenlerine zarar vermesi veya yok etmesi” olarak tanımlanmakta. Nazi Almanyası'nda da bu anlamda Yahudilere karşı devlet destekli sokak linçleri uygulandı. Bu linçlerin sonu ise soykırıma vardı.
Linç eyleminde bulunanların fiillerinde devletin azmettiriciliği ve desteği görünmez kılınarak bu eylemlere toplumsal tepki havası verilir. Medyanın bir bölümü bu durumlarda kullanılan en önemli aparattır. Linç normalleştirilerek toplumun mağdurla değil, linçi gerçekleştirenlerle duygudaşlık içine girmesi sağlanır. Devlet-medya işbirliği içinde “toplumsal hassasiyetler” gerekçesine sığınılır.
Devletin varoluş ve beka ideolojisinin savunucuları linçi normalleştirirken, linçe uğrayanı hain, terörist, inkâr edilen yurttaş konumuna düşürürler. Linç eylemleri devletin sorunlara siyasetle çözüm bulmakta tıkandığı, istikrar, barış ve kamu düzenini hukukla sağlayamadığı zamanlarda başvurduğu bir şiddet yöntemidir. Böylece hukuk dışına çıkan devlet iktidarı meşruiyet sorunu yaşamaya başlar. Çünkü devletin şiddet tekelini kullanmaktaki meşruiyeti hukukla bağlı olmasıdır. Aksi takdirde devlet çeteleşir.
Agamben’e göre hukukun askıya alındığı istisna dönemlerinde siyasal iktidarı hukukun üstüne taşıyan unsur; onun şiddet aracına olan yakınlığıdır. Bu dönemlerde linç, istisna durumunun bir kısım insanlarca hukuk dışı olarak meşruiyetini sağlamaya yönelik bir araçtır.
Linçi bir şiddet aracı olarak kullanan, onu normalleştiren ve tepki vermeyen bir toplum medeni olmayı hak etmediği gibi toplum olma vasfını da kaybeder.
"Toplumsal hassasiyet”, “vatandaşların haklı tepkisi” olarak iktidarca ve muhalefet partilerinin bir kısmı ve medya tarafından yüceltilip teşvik edilen linç, siyasi ve sosyal hayatın şiddet üzerine inşa edildiğini göstermekte. Devlet şiddet tekelini zaman zaman kitlelere devredebileceğini bir tehdit olarak ortaya koyup linçi özendirip meşrulaştırmakta.
Zeynep Gambetti’ye göre; savaş sonrası toplum bekçiliği (vigilantism) ve toplu galeyanlar (mob violence), toplum tarafından “savaş mimiği” halinde baş gösterir ve böylece vatandaşlar, iç savaş bitmesine rağmen, şiddet kullanma pratiği ve meşruiyeti edinmiş bir şekilde, kendilerine “toplum bekçiliği” atfederler.
Bu bekçilik ve toplumsal şiddet, yine ancak devletin halkı koruculuk anlayışıyla silahlandırması, yetkilendirmesi ve açık veya kapalı olarak teşvik etmesine bağlıdır.
Gambetti, “Türkiye’de linç girişimleri halkın değil daha çok rejimin şiddetidir (establishment violence) ve şiddet, iktidara karşı değil de sivil topluma karşıdır ve düzenin temel varsayımlarına sahip çıkan bir şekilde gerçekleşmiş olduğundan bir sosyal kontrol mekanizması olarak kullanılmaktadır" demekte. (Zeynep Yılmaz-“Hukuki Açıdan Toplumsal Şiddet Olarak Türkiye’de Linç”)
23/04/2019’da yayımlanan “Linç, İmha ve Tenkil Rejimi” başlıklı yazımda özetlediğim gibi tarihimizde yaşanan ve Kılıçdaroğlu örneğinde olduğu gibi halen devam eden linçler silsilesinin hedefleri dönemlere göre değişti.
Gayrimüslimler, Aleviler, Solcular, Kürtler mağduriyete uğrarken linç geleneği eğitim ve kültür yoluyla, siyasetçi ve bürokratların düşmanlaştırıcı, ırkçı söylemleriyle bugüne kadar geldi.
Gelinen bu noktada linç eylemlerinin birçok ülkede olduğu gibi TCK’da da bağımsız bir suç olarak tanımlanması gerekmekte. Linç eylemleri temel haklardan olan “yaşama hakkı” nın, “vücut bütünlüğü ve dokunulmazlığı”nın ve “mülkiyet hakkı”nın ihlaline, ayrıca demokratik, hukuk güvenliğine dayalı anayasal düzenin bozulmasına neden olur. Bu nedenle linçin ayrı bir suç olması gerektiğine ilişkin zaruret birden çok hukuki menfaatin korunmasıyla ilgilidir.
Linçi gerçekleştiren kitle korunması gereken hayati önemdeki hukuki menfaatleri çiğnerken, devletin yargılama, cezalandırma ve cezayı infaz etme tekelini de yıkarak iktidarı da işledikleri suçun ortağı haline getirirler. Bu eylemleri işleyenleri cezalandırmaktan kaçınan bir iktidar hukukla bağını keserek otoritesini sorgulatır hale gelir.
TCK 76. maddede düzenlenen soykırım suçu ve 77. maddede düzenlenen insanlığa karşı suçlar linç suçunu kapsamaya uygun değildir. Linç, bir veya birden çok kişiye karşı maddede tanımlanan amacın dışında ve farklı fiillerle de gerçekleştirilebilir. Ayrıca maddede öngörüldüğü gibi linç eylemi bir planın icrası suretiyle ve sistemli bir şekilde gerçekleşmeyebilir.
Linç, sistematik biçimde değil, galeyana gelmiş ya da getirilmiş kitlelerin aniden gelişen bazen de arkasında bir tasarlamanın bulunduğu fiilleri kapsar. Bu nedenle “ani iştirak” ve “tasarlanmış iştirak” ayırımı yapılmalı.
Ani iştirak ile kast edilen herhangi bir ortamda kalabalık yığınların bir anda belli bir amaç için birleşmeleri ve şiddet eylemlerini; gerçekleştirmeleridir.Tasarlanmış iştirak ise yığınların çoğu kez sosyal medya yahut çeşitli çağrı araçları ile bir araya gelerek şiddet eylemlerine girmeleridir.
Madde, “Ortak bir amaç dahilinde, siyasi görüş, etnik kimlik, dini inanç, cinsiyet, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, felsefi görüş ve benzeri saiklerle sistematik olmayan, aniden ortaya çıkan birden çok kişinin bir kişi veya bir topluluğa yönelik olarak hukuksuz şiddet kullanması veya kullanmakla tehdit etmesi, linç suçunu oluşturur. Hukuksuz şiddet kullanma eylemi; maddi ve manevi zararlara yol açacak biçimde, yaşam hakkına ve vücut bütünlüğüne saldırı, cana veya mala zarar verme, kişi ya da kişileri yaşadığı bölgeden göçe zorlama ve kişilerin yaşama alanına tecavüzü kapsar.” şeklinde düzenlenebilir.
Linç fiilinin ani iştirak halinde işlenmesi halinde, ölüm söz konusu değilse failler hakkında alt sınırı on yıldan başlayan bir hürriyeti bağlayıcı ceza öngörülebilir.Ayrıca linç fiilinin işlendiği sırada ortaya çıkan diğer suçlardan dolayı her failin genel hükümlere göre ayrıca cezalandırılacağı belirtilebilir.
Linç suçunun tasarlanmış iştirak şeklinde işlenmesi hallerinde ise verilecek ceza belli oranda artırılır. Linç sonucunda ölüm meydana gelmişse, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur. Bu suçta zamanaşımının işlemeyeceği belirtilebilir.
Linç fiilleri TCK’da suç olarak tanımlanmadığı sürece halk kitlelerinin kendilerince belirledikleri sebeplerle başka kişi ya da kişileri cezalandırma saikiyle hareket etmeleri ve bu yönde kişilerin yaşam hakkı başta olmak üzere vücut bütünlüklerine, mallarına zarar verme biçiminde seyreden eylemleri meşruiyet kazanacaktır.
Bu nedenle linç fiilleri TCK’da suç olarak düzenlenmeli ve linç suçu kapsamında eylemler gerçekleştirenlerin cezalandırılması sağlanmalı...
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
22.01.2026
13.12.2025
4.11.2025
17.10.2025
1.10.2025
7.09.2025
1.09.2025
27.08.2025
7.08.2025
4.06.2025