Vahap COŞKUN
2011 genel seçimlerinden önce Türkiye’de siyasi hayata açıktan bir müdahale yapıldı. Özel hayatın gizliliğini ihlal eden birtakım videolar internette paylaşıma sunuldu. Kimin tarafından yapıldığı halen esrarını koruyan bu videolar siyasette deprem etkisi yarattı ve iki muhalefet partisinde geniş çaplı bir değişime sebebiyet verdi. CHP’de genel başkan koltuğunu kaybetti ve parti yönetimi baştan aşağıya yenilendi. MHP’de ise aralarında genel başkan yardımcılarının da bulunduğu çok sayıda isim siyasetten tasfiye oldu.
Türkiye’de siyaseti kendisine yönelmiş bu müdahaleye gerekli tepkiyi gösteremedi. İlkesel bir duruş sergilenmedi, siyasi çıkar gözleri kararttığından etik kaideler pas geçildi. Bu noktada özellikle Başbakan Erdoğan’ın tavırları üzerinde durulmalı. Zira Erdoğan, o videoları seçim propagandasının ana malzemelerinden biri yaptı ve bunun üzerinden ha bire muhalefete yüklendi. Meydanlarda bu videolara sıklıkla atıfta bulundu, bunların özel hayatı ilgilendirmediğini ve genel bir nitelik taşıdığını vurguladı. Kendilerinin hizmet için çalışırken muhalefetin “başka işler” ile meşgul olduğunu belirtti. Erdoğan,
Oysa burada ciddi bir tehlike vardı: Faili meçhul videolarla sonuç alınması, aslında bütün siyasi partileri bu tehlikeye açık hale getiriyordu. Bugün CHP ve MHP için yapılan, yarın bir başka parti için de aynı şekilde sahneye konabilirdi. Bir siyasetçinin rakibine zarar veriyor diye buna itibar etmesi, gelecekte kendisine karşı da aynı silahın kullanılmasına davetiye çıkarması anlamına geliyordu. Nitekim öyle oldu. 17 Aralık’tan sonra bu kez AKP’yi hedefe koyan videolar sökün etmeye başladı.
AKP bu atağı göğüslemek için birtakım idari ve hukuki hamleler yaptı. İnternet kullanımında değişiklikler öngören yasa değişikliği de bunlardan biri. Gerçi AKP, bu değişikliğin 17 Aralık ile bir ilgisinin olmadığını ve bu konudaki çalışmaların iki yıllık bir geçmişi olduğunu söylüyor. Ancak bu, çok ikna edici görünmüyor. İnternete sızdırılan dinlemelerin hükümet üzerinde muharrik bir etkisi olduğu yadsınamaz. Dolayısıyla hükümetin internete bu denli motive olması 17 Aralık’tan bağımsız düşünülemez.
‘Sansür yasası’
İnternet değişikliği Meclis’ten geçti ve Cumhurbaşkanı tarafından da onaylandı. Yasaya ilişkin kamuoyunda ise iki taraflı bir tartışma yürüdü/yürüyor. Yasayı bütünlüklü olarak ele alıp artılarını ve eksilerini tartışan az sayıdaki kişinin dışında iki ana grup var: Hükümete yakın gruplar, değişikliğin tamamen Avrupa Birliği standartlarını yansıttığını ve özgürlükler açısından herhangi bir sorun içermediğini ileri sürüyorlar. Hükümete karşıt gruplar ise bunu bir “sansür yasası” olarak tanımlıyorlar.
“Sansür” çok abartılı bir ifade. Bu, getirilen düzenlemenin içeriğini incelemeden sadece getirenin kimliğini esas alarak alınan bir pozisyonu ifade ediyor. Daha açık bir ifadeyle“AKP’den hâyır gelmez, altında onun imzası varsa bu kesinlikle sansürdür”diyen mutlak bir karşıtlığın yansıması. Yeni de değil. Hatırlanacaktır, 2011 yılında da internet üzerinden bir kavga kopmuştu. Hükümet, “aile” ve “çocuk” filtrelerini getirmek istemiş ve buna karşı çıkanlar yine internetin sansürlendiğini belirtmişlerdi. Ancak zaman bunun gerçeğe denk düşmediğini belli etti. Filtreler getirildi, dileyen bu filtreleri bilgisayarına yükledi, dileyen yüklemedi. Aradan geçen iki yıllık süre içinde bu filtrelerden kaynaklı bir sorun yaşanmadı.
İnternete dair her düzenlemede “sansür” diye ayağa kalkmak, hem inandırıcılığı ortadan kaldırıyor, hem de etkisini azaltıyor. Bunun yerine, değişikliği tümüyle el alıp olumlu ve olumsuz yönlerini konuşmak daha yararlı olacak. Yasada desteklenmesi gereken düzenlemeler var. Kişilik hakları ve özel hayatın ihlalinin önlenmesi için kısa sürede harekete geçiliyor ve sonuç alınıyor. İhlal yapan sitenin tamamına değil, sadece ihlal yapılan sayfaya erişim engelleniyor. Erişim Sağlayıcılar Birliği kurularak, kişinin ulaşamayacağı kadar çok sayıda erişimciye değil, sadece bir kuruma başvurması sağlanıyor. Hapis cezaları kaldırılıyor, para cezasına dönüştürülüyor, vs.
‘Fişlenme’ ve ‘Erişimin idarece engellenmesi’
Ama bunun yanında değişikliğin problemli iki yanı da var: İlki, internet kullanıcılarının trafik bilgilerinin iki yıl boyunca takip edilecek olmasıdır. Bu, kişilerin hangi siteye girdiklerinin, orada ne kadar süre geçirdiklerinin, kiminle ilişkili olduklarının kayıt edilmesini ve talep edilmesi halinde bu bilgilerin Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı’na (TİB) verilecek olmasını içeriyor. TİB’in bu şekilde yetkilendirilmesi, vatandaşlarda -haklı olarak- fişlenecekleri kaygısını yaratıyor.
İkincisi, TİB Başkanı’na erişimi engelleme yetkisinin verilmesidir. Aslında mevcut yasada idarenin böyle bir yetkisi zaten var. “Müstehcenlik” ve “çocukların cinsel istismarı”söz konusu olduğunda idare -bir mahkeme kararına gerek duymaksızın- erişimi durdurabiliyor. Bu yasal değişiklik ile bu yetkinin alanı genişletildi. Böylece “özel hayatın gizliliğinin ihlaline bağlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde” TİB Başkanı’na erişim engelleme yetkisi verildi. TİB’in kararına karşı Sulh Ceza Mahkemesi’ne itiraz edilebiliyor. Yani TİB engellemesinin hukuki denetimi yapılıyor ama ilk etapta erişim engelleme kararı idare tarafından veriliyor.
İdarenin bir nevi ilk derece yargı makamı haline getirilmesi ve özel hayatı tespit etmekle yetkilendirilmesi önemli sorunlar içeriyor. Çünkü özel hayatın sınırları belirlemek o kadar kolay değil. Mahkemelerde bile bu konuda derin tartışmalar var. Durum böyleyken özel hayatın tayinini idareye bırakmak doğru olmaz. Yargılanması Başbakan’ın iznine bağlı bir bürokrat, hükümeti zorda bırakacak bir haberi pekâlâ özel hayat içinde telakki edip erişimi belli bir süre engelleyebilir.
Öngörülen değişiklikler
Yasal değişiklik, bu iki noktadan çokça eleştiriye uğradı, Cumhurbaşkanı da rahatsızlığını dile getirdi. Hükümet bunu karşısına kayıtsız kalmadı, hem toplumdaki kaygıları gidermek ve hem de Cumhurbaşkanı’nın yasayı geri göndermesinin önüne geçmek için, sorunlu alanlarda iki önemli değişiklik yapacağını belirtti. Birinci olarak hükümet, internet trafiğinin izlenmesinde yeni bir düzenlemeye gidecek. Buna göre, internet servis sağlayıcıları tarafından iki yıl saklanacak olan veriler, ancak mahkeme kararı olması halinde TİB’e verilecek, mahkeme kararı olmazsa bu bilgiler TİB ile paylaşılmayacak. Bu düzenleme, internet trafiğinin izlenmesindeki sorunu büyük ölçüde gidermiş olacak.
İkinci olarak da, TİB’in aldığı erişim engelleme kararını 24 sat içinde yargıya götürme zorunluluğu getirilecek. Eğer yargı bu kararı doğru bulursa erişim engeli sürecek, yanlış bulursa erişim engeli kaldırılacak. Yapılacak bu değişiklik değerlidir; önemli bir iyileştirme sağlıyor ve endişeleri kısmen de bertaraf ediyor.
Ancak yine de asıl problem giderilebilmiş değil. O da, özel hayatın gizliliğinin ihlalinde idareye resen harekete geçme yetkisi vermektir. İhlallerin kısa sürede durdurulması ve yapılan başvuruların gereğinin mümkün olduğunca hızlı yapılması elbette ki çok mühim. Ama bunu sağlamanın yolu, bu yetkiyi bir bürokrata vermek olmamalı. Yetki doğrudan yargıda bulunmalı. TİB ve/veya özel hayatının ihlal edildiğini iddia eden kişi direkt yargıya başvurmalı ve karar yargı tarafından verilmeli. Eğer amaç ihlalin mümkün olduğunca çabuk sona erdirilmesi ise, idare için öngörülen sürelerin aynısı yargı için de öngörülebilir. Parlamento, yargının çok çabuk karar vermesini sağlamak için gerekirse yeni hukuki mekanizmaları (mesela bilişim mahkemeleri, sorgu hâkimleri, belli bir saatte karar verme zorunluluğu, vs.) oluşturabilir.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları
















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
19.12.2025
28.10.2025
8.09.2025
3.09.2025
27.08.2025
23.08.2025
19.08.2025
14.08.2025
5.08.2025
29.07.2025