Yıldıray OĞUR
Nilüfer Göle, T24’den Cansu Çamlıbel’e konuştu ve yine küçük bir kıyamet koptu.
Sosyal medyada linç edilen röportajın başlık ve spotu şöyle:
“20 yıl önce vurgu Kemalizm eleştirisindeydi, bugün Atatürkçülüğün yeniden keşfinde. Atatürk’e sahip çıkan kesimler kültürel alanda itici güç olduklarını gösterdi. Atatürk ile Cumhuriyet arasındaki özdeşlik pasif direnişle korunmaya çalışılıyor.”
Aynı günlerde Medyascope’a konuşan Tanıl Bora da linçten nasibini aldı.
Üstelik ironik bir biçimde “Türkiye’de ve dünyada bir anti-entelektüalizm var” dalgası dediği için:
“Bütün dünyada ve Türkiye’de güçlü bir anti-entelektüalizm var. Entelektüeller ve entelektüel faaliyetler bundan 10-20 yıl önce olduğu kadar saygın değil. Kimse onları o kadar merakla dinlemiyor.’ sözleriyle sosyal medyanın gündemine oturan Tanıl Bora’nın bu sözleri hem eleştirilerin odağı oldu hem de pek çok kişi tarafından desteklendi. Muazzam bir hızla deveran eden müthiş bir söz yığını var ve herkes daha kısa daha pratik daha vurucu daha ilginç daha net daha eğlenceli bir şey duymak istiyor ve hızla duyup işitip devam etmek istiyor. Gerçekten hani entelektüel etkinlik biraz zaman ister, biraz mesafe ister kimsenin hani onlara vakti yok. Böyle bir zamanda yaşıyoruz ve hakikaten bunun da beraberinde getirdiği bayağı bariz bir anti-entelektüalizm var. Günümüzün bu yeni sağına filan baktığımız zaman, bu faşizan popülizme baktığımız zaman onun en önemli unsurlarından biri anti-entelektüalizm. Bunun müthiş bir aşındırıcı etkisi var. Bunu da hesaba katmak lazım, yani sadece düşüncenin kendi zayıflığıyla ilgili ya da dediğim gibi eskisi gibi parlak entelektüeller çıkmaması ile ilgili bir sorun değil bu yani bu yapısal bir sorun bence.”
Göle’nin başörtüsü özgürlüğüne geçmişte verdiği destek hatırlatıldı, şimdi nedamet getirdiğine, pişmanlığına yoruldu ama bu pişmanlık daha önce işlediği ‘büyük günahlar’ nedeniyle kabul edilmemişti.
Geçmişteki büyük siyasi kırılma anlarında radikal pozisyonlar almamış olan Tanıl Bora’nın suçu ise herhalde Cumhuriyet, Atatürk, milliyetçilik konularında okullarda bize öğretilen tertemiz bilgileri kurcalamak, pürü pak akıllarımızı karıştıran onca kitap, eleştiriye imza atıp yayınlayarak AK Parti iktidarına ön açmak…
Her ikisinden de beklenen bilge insanlar oldukları ortaya çıkan Kemalist teyzeler önünde diz çöküp özür dilemeleri, bir daha asla sosyal sınıflarına ihanet etmeyeceklerine yemin etmeleri, gençlerin aklını karıştırmaktan vazgeçip, bundan sonraki hayatlarını da entelektüellere düşmanlığın haklı sebepleri üzerine itirafçılıkla geçirmeleri.. Belki de sonsuza kadar susmaları..
Peki neydi mesela Fransa’da saygın üniversitelerde çalışan sosyolog Prof. Nilüfer Göle’nin affedilmez suçu?
En büyük, affedilmez suçu herhalde 1991’de Modern Mahrem diye bir kitap yazıp, başörtüsüyle ilgili laiklerin öcü hikayeleri dışında sosyolojik tesbitler yapması.
Böylece başörtülüleri kriminal bir vaka, bastırılması gereken bir devrim karşıtı çıban olmaktan çıkarıp onlara ses ve hak vermesi.
Özetle kitap “bu türban sizin nenelerinizin başörtüsü değil, bu kadınlar başörtüsü takarak modern hayata katılmaya çalışıyor” gibi bugün için Sorbonne’da doktorayla değil, bir akbille biraz sokaklarda dolaşmayla bile yapılacak bir tespit üzerine kurulu.
Ama o günler için şunları yazmak sadece berrak bir zihin değil, mangal gibi bir yürek de gerektiriyordu:
“Başörtüsü geleneklerin sınırları içinde kalmış, kuşaktan kuşağa aktarılmış ve kadınlar tarafından edilgence benimsenmişken türban, yaşamın geleneksel alanlarından modern alanlarına geçişi ve siyasi bir direnişi içeren, kadınlarca gerçekleştirilmiş etkin bir sahiplenmedir.” (Göle, 2011:16)
“Zihinlere yerleşmiş kaderine boyun eğen, pasif, yumuşak başlı, itaatkar, geleneksel Müslüman kadın imgesi, evinin kapalı kişisel dünyasından çıkarak kollektif kitlesel hareketlere karışan, aktif, talepkar hatta militan olan İslamcı kadınlar tarafından kırılmaktadır.” (Göle, 2011:135)
İslamcı bir sosyolog olarak bunu yapsaydı belki görmezden gelinebilirdi.
Ama bunu CHP Kars milletvekilin kızı, Yargıtay Başkanı’nın torunu, SBF Dekanı’nın kızkardeşi, ünlü bir iktisatçının eşi, TED, ODTÜ, Sorbonnelu bir beyaz Türk akademisyen olarak söyleyince kendi sınıfına karşı bu içeriden ihanet hiç unutulmadı.
Göle, neden bu çalışmayı yaptığını anlatırken, içinde bulunduğu akademik sınıfın yaşadığı toplumun hakikatlerine olan bilinçli-bilinçsiz ilgisizliğini de anlatmıştı:
“Üniversite kampüslerinde örtünerek ortaya çıkan bu yeni figürler bize yabancıydı. Sekülerleşme, modernleşme ve eğitimin bir arada gittiğini düşündüğümüz için kitabî olarak yabancıydı. İkinci olarak, yeni bir olguya işaret ediyordu: çünkü Anadolu’dan İstanbul’a gelmiş olan kadınların geleneksel başörtüsünden ya da muhafazakâr ailelerdeki İslami örtünme biçimlerinden farklı bir Müslüman kadın profili ortaya çıkıyordu. Yani gözlemlediğimiz alışılagelenden farklı olduğu gibi, bildiklerimize de yabancı kalıyordu. Üçüncü olarak, İslam’da özne olarak kadının yeri yoksa peki bunlar kimdi? İslamileşme hareketinde kadınlar aktörler mi? Kendi istekleriyle mi örtünüyorlar? Çalışmaya böyle bir merakla, bu durumu anlamak için başladım. Bir yandan bireysel bir sorum da vardı. Ben de aynı tarihsel ve kültürel havzanın bir parçasıysam, aynı toplumda yaşıyorsam, kadın, Türk, Müslüman olarak nasıl bir ortak paydamız vardı?”
Göle, daha sonra başörtülü kadınlara sahip çıkmadıkları için feministleri suçladı, Fransa’da burka yasağı gündemdeyken verdiği bir röportajda burka için “Ben çok kışkırtıcı buluyorum. Herkes burkanın karşısında: Müslümanlar, laikler, kadınlar, siyasetçiler… Burka azınlığın gücü, modernitenin aydınlık dünyasından kopuş. Gölgeyi, karanlığı hatırlatıyor bana. Ne güzel! Her şey aydınlık mı olacak kardeşim. Tam mahrem. Biz “modern mahrem” diyorduk. Bu, modernliğe karşı tam karanlık. Ben de zaten tam aydınlıktan yana değilim! Burkanın bu kadar tantana koparmasını eğlenceli buluyorum… Burkan hatırlattıklarını, burkanın karanlığının rahatsız ediciliğini seviyorum, düşündürücülüğünü seviyorum” dedi.
Türkiye’deki entelektüel ortam için kaldırılıp, anlaşılması hayli ağır bir entelektüel kışkırtıcılık olan bu sözler yıllar içinde “Ben burkanın karanlığını seviyorum”a dönüştürüldü.
Sonra bunlara Yetmez Ama Evetçilik, başörtüsüne özgürlüğe verdiği destek nedeniyle AK Parti’nin daha sonraki yıllardaki bütün günahlarına ortak edilme de eklendi.
Böylece Nilüfer Göle, hatta Tanıl Bora da başka pek çok liberal, demokrat, sol-demokrat aydın gibi zamanında dincileri şımartıp, başımıza çıkaran, ağacın yaşken eğilmesine itiraz eden, Kemalizmi, orduyu eleştirip AK Parti’nin önünü açan hainler listesine eklendi.
Ve bir kesimin gözünde sonsuza kadar susmaya mahkum edildi. Bu tek taraflı müebbet susma cezasını bozdukça da “bu hala konuşuyor” tarzı magandaca anti-entelektüel tepkiler, homurtu sesleri duyuluyor.
Sanki tam ordu, yargı, CHP, medya; dincileri, türbanlıları, tarikatları, cemaatleri, Milli Görüş’ü bastırıp, ortadan kaldıracaktı da bu laik aydınlar “yapmayın” diye yetişti, onların elini tuttu, buna engel oldu.
Hayır, estağfurullah. Ağanın elini tutmak kimin haddine.
Tam da bunları yaptınız zaten. Hem de 75 sene yaptınız.
En son 28 Şubat’ta partilerini kapattınız, başörtülüleri üniversitelerden attınız, imam hatipleri bitirdiniz, Erdoğan’ı hapse attınız. Çankaya’ya türbanlı first lady çıkmasın diye meydanlara dökülüp, muhtıra yayınlattınız.
Elinizden geleni ardına koymadınız.
Sonra ne oldu?
Bastırmaya çalıştığınız şeyin bu ülkenin büyük ve kalabalık bir gerçeği olduğuyla yüzleştiniz.
Entelektüellerin suçu gerçek entelektüeller oldukları için bunu önceden görüp, tespit, etmek, uyarmak, fotoğraf çekmek, adaletsizliklere ve eşitsizliklere karşı ses çıkarmak oldu.
Ama buna rağmen yıllarca kadınların başörtüsü takmasını en büyük mesele ettiniz, başörtülülerin üniversiteye gitmesine, meslek sahibi olmasına, Çankaya Köşkü’ne çıkmasına, milletvekili olmasına ordu ile birlikte direndiniz.
Kürtlerin en temel dil haklarına bile tahammül edemediniz. Çözüm sürecine bile ayak sürttünüz.
Bunları yaparken laik demokrat aydınlar, yapmayın, etmeyin böyle olmaz diyerek sizi makuliyete, insan haklarına, demokrasiye çağırdı, dinlemediniz.
Karşınızda büyük ve haklı bir rövanşist öfke biriktirdiniz.
Şimdi de bu tarihsel takıntılarınızın yarattığı kutuplaşmanın sonuçlarını bunun yanlış olduğunu söyleyenlerden çıkarmaya çalışıyorsunuz.
Halbuki dünyanın en yüksek enflasyon oranlarından biriyle bile bu halk gidip tekrar AK Parti’ye ve Erdoğan’a oy vermişken, tam da aynaya bakıp, biz nerede hata yaptık diye muhasebe etme zamanıydı.
Ama hala herkesin hafızalarındaki yakın geçmişten ders çıkarmamakta, tarihsel süper haklılık iddianızdan vazgeçmemekte ısrar ediyorsunuz.
Karşınızdaki rövanşı büyütüyor, iktidarın değişiminin önünde psikolojik bir bariyer olmaya devam ediyorsunuz.
Bir de suçu zamanında alternatif orta yollar göstermiş, dışlayıcılık yerine kapsayıcılık, düşmanlaştırma yerine anlama ve birlikte yaşama tavsiye etmiş entelektüellerde buluyorsunuz
Önyargılarınızın öngörü olduğunu zannediyor, bizi mutlu cehaletimizle baş başa bırakmayıp kafalarımızı karıştırdıkları, kendi mahallerinin dışına çıkmaya cesaret ettikleri için entelektüelleri suçluyorsunuz.
Hayır bunu sana entelektüeller yapmadı, ne yaptıysan kendin yaptın!
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026