Yıldıray OĞUR
Paris’te bir yoksullar hastanesinde doğduğunda anne ve babasının ona verdiği ad Shahnourh Varinag Aznavourian’dı.
Ama adı farklı ve tuhaf bulunan azınlıkların, göçmenlerin ortak kaderini paylaşmış, bütün dünya da onu bu uzun ismi yazmakta ve telaffuz etmekte zorlanan Fransız hemşirenin ona koyduğu adla tanımıştı: Charles Aznavour.
Yoksullar hastanesinde doğmasının sebebi ailesinin geçici bir süre için mülteci olarak Paris’te bulunmasıydı. Çünkü aile Paris’te ABD’ye gidiş için vizelerinin çıkmasını bekliyordu. Vizeleri çıksaydı belki de Amerikalı ünlü bir şarkıcı olarak onu tanıyacaktık. Ama bir ihtimal daha vardı.
Ermenistan valisinin aşçısının oğlu olan babası Ahıskalı bir Ermeni olan Mişa Aznavourian’dı. Hikayesinin ayrıntıları bilinmiyor. Ama büyük bir ihtimalle yoksulluk ya da Kafkasya’daki savaşlar yüzünden başkent İstanbul’a sığınmıştı.
Annesi Knar Baghdassarian da İzmitli varlıklı bir Ermeni tüccarın kızıydı. Şimdiki adı Akmeşe olan Armaş adlı onbin nüfuzlu eski bir Ermeni köyündendi. 1915’de ailenin başına tam olarak ne geldiği bilinmiyor. Ama tehcirde ailesinden büyük kayıplar yaşamıştı. Ama o da soluğu tehcirden sonra hala Ermeni nüfusunun yaşadığı İstanbul’da almıştı.
24 yaşındaki Mişa ve 19 yaşındaki Knar İstanbul Moda’da tanışıp evlendiler. Edebiyat okumuş Knar, İstanbul’da çıkan bir Ermeni gazetesinde gösteri dünyasıyla ilgili yazılar yazıyordu. Mişa ise işletmelerde çalışıyordu.
Sonra büyük acıları geride bırakıp diğer Ermeniler gibi ABD’ye göçmeye karar verdiler. İstanbul’dan kaçak olarak bir İtalyan gemisine bindiler. Bir asker gemiye bindiklerini görüp onları son anda engellemeye çalışmıştı ama kaptan ona mani olmuştu.
Ermeni asıllı zengin bir Amerikalı kadın da gemideki bütün kaçak yolcuların bilet paralarını ödemişti.
Gemi önce Selanik’e uğradı. Bir süre orada yaşadılar. Ablası Ayda orda doğdu. Sonra Fransa’ya geldiler. ABD’ye gidebilmek için Paris’teki zorlu göçmen hayatları başladı.
Babası Kafkas adında bir lokanta açtı ve orada müzik yapmaya, şarkı söylemeye başladı. Annesi ise gezici tiyatrolarda oyunculuk yapıyordu.
Ünlülerin ve sanatçıların uğrak yeri olan babasının lokantasında “La Boheme” şarkısında anlattığı hayatları olan insanların içinde büyüdü. Benzer bir yaşadı. Sonra Edith Piaf’la tanışması ve bestesi ve sözleri kendisine ait şarkılarla genç yaşta yakaladığı büyük şöhret. Hikayenin sonrasını bütün dünya biliyor.
Ama Charles Aznavour’un Türkiye hikayesi biraz daha az biliniyor.
İlk defa 1959’da Türkiye’ye gelen ve İstanbul’daki ünlü Kervansaray Gazinosu’nda konserler veren Aznavour, 60’lar İstanbul hayatının en çok sevilen, radyolarda dinlenilen, İstanbul gazinolarındaki konserleri hınç hınç dolan ismiydi. Tatil için Antalya’ya geliyor, şarkılarını Zeki Müren gibi yıldızlar Türkçe’ye çevirip plak yapıyordu. Renkli aşk hayatı dergilerden ve gazetelerden yakından takip edilmekteydi. Bir İstanbul konseri Ermenilerin İsa’nın çarmıha gelişini andıkları kutsal bir güne denk gelince İstanbul’daki Ermeni kilisesini kızdırmıştı.
İstanbul ziyaretleri ile ilgili çıkan haberlerde satır aralarında aslen Ermeni olduğu, Türkçe küfürlerin hepsini bildiği, göbek attığı, rakı içtiği yazılıyordu ama hikayesinin bu kısmının ayrıntısına kimse daha fazla girmemeye özen göstermişti.
Hikayenin ayrıntılarını 1966 yılında ilk kez Charles Aznavour’un yakın arkadaşı, Atatürk’ün silah arkadaşı ve ilk milletvekillerinden Galip Kahraman’ın oğlu işadamı Ferda Kahraman Milliyet’e yazdı.
Charles Aznavour’un Türkiye’ye geldiğinde evinde kaldığı Kahraman, Baba Mişa’nın Paris’te mangalda yaptığı şiş kebaplardan yemiş, uduyla çaldığı Müzeyyen Senar şarkılarını dinlemişti. Çok geniş bir Türkçe plak koleksiyonu olan baba Aznavour’un en büyük hayali bir gün İstanbul’a dönmek, Kadıköy vapurlarından birine binip karşıya geçmek ve oradan Kadıköy ve Moda’yı izlemekti.
Herkesin “Mami” diye seslendiği anne Aznavour ise tam bir Osmanlı hanımefendisiydi. Mükemmel Türkçesi hiç bozulmamıştı. İstanbul ziyaretlerinde muhakkak memleketi İzmit’e de giderdi. Yıkılmış evinin etrafında dolaşır, çocukken kızınca “Dikkafa” diye bağırdığı çapkın oğlunun muhakkak Türkiye’den Ermeni bir kızla evlenmesini isterdi. Bir keresinde Ferdi Kahraman’a şöyle demişti:
“İnsanın doğup büyüdüğü yer gerçek vatanıdır. Bugün hepimiz Fransada’yız. Kocam, evim, barkım, oğlum, kızım, torunlarım. Ama ben Fransa’yı bir türlü vatan edinemedim.”
Charles Aznavour, 1915’i de annesinden öğrenmişti:
“Ben bu meseleyi annemin gözyaşlarıyla keşfettim. Eski fotoğraflara baktıkça ağlardı. Ama hiçbir zaman kinle yetiştirilmedim. Her zaman Türkiye’den ve insanlardan harikulade insanlar olarak bahsederlerdi. Bizim Türklerle çok yakınlıklarımız olduğunu söylerlerdi. Türkler ve Ermenilerin ileride bir gün barışacaklarına inanıyorlardı. Tazminat talep etmeyi hiçbir zaman düşünmediler. Ben de onların yüzünü kara çıkarmadım. Türkiye ve Türkler ile ilgili hep iyi şeyler hissettim ve iyi şeyler söyledim.”
Fakat 1975’den sonra Türkiye’de onunla ilgili iyi şeyler söylenmemeye başlandı.
Çünkü ilk defa 1915’i anlattığı, “Ils sont tombés”, “Devrilip Düştüler” adlı bir şarkı yapmıştı:
“Devrilip düştüler sebep nedir bilmeden / Çölde sürüler gibiydiler, sendeleyip giden / Mahvoldular susuzluk, açlık, demir ve ateşten.”
Şarkının hiçbir yerinde isim, Türkler ya da Türkiye adı geçmiyordu. Daha sonraki röportajlarında bunu özellikle yaptığını, bu olanlardan Türkiye’nin suçlanamayacağını, bunun Osmanlı döneminde olduğu söyledi. Şarkıya gelen tepkileri dindirmek için Türkiye’de gazetelere röportajlar verdi.
Ama artık Türkiye’de tatlı şansonlar söyleyen bir Fransız şarkısı değildi. İstenmeyen adam ilan edilmişti. TRT Genel Müdürü İsmail Cem, şarkılarının radyolarda ve televizyonlarda çalınmasını yasakladı.
Sonra ASALA ve diğer Ermeni terör örgütleri ortaya çıktı. Şiddete karşı olduğunu söyledi, yine röportajlar verip sorunun çözümü için arabuluculuk yapmak istediğini bildirdi. Ama 1984’de Paris’teki Türkiye Büyükelçiliği’ni basan dört ASALA teröristinin yargılandığı davaya bir mektup göndererek “Şiddete karşıyım ama kalben köklerinden kopmuş bu gençleri mahkum edemiyorum. Bir kereliğine affedilmelerini isterim” deyince Türkiye’den okları yeniden üzerine çekti.
Sonra tekrar siyaset unutuldu. Güzel şarkıları yeniden her yerde çalmaya başladı. 1992’de TRT-2’de bir konserinin yayınlanması üzerine, yıllar önce hayatının anlatıldığı Milliyet gazetesinde şöyle bir haber çıktı:
“Türk düşmanlığı kokan şarkıları ve faaliyetleri ile tanınan Ermeni asıllı Fransız şarkıcısı Charles Aznavour dün TRT’de yayınlanan programı kamuoyunun büyük tepkisine yol açtı. Program devam ederken gazetemizi arayan okuyucular, TRT’nin vurdumduymazlığını ser dille eleştirerek şunları söylediler: “TRT ne yapmak istiyor? Sabah televizyonlarımızda Şırnak’tan yapılan röportajlarda vatandaşlar “Bu olayların arkasında Ermeniler var , Uyumayalım” mesajları verip dikkat çekerken aynı gün öğleden sonra Türk düşmanlığıyla tanınan Charles Aznavour, Şırnaklılarla alay edercesine üç kez atakta alkışlanışını göstermek onu ve düşüncelerinin propagandasını yapmak nedir, kime hizmettir, bu ne gaflettir”
Sonra tekrar şarkılar ağır bastı, siyaset unutuldu. Ermenistan’la yakınlaşmalar başladı. Tabular yıkıldı. Charles Aznavour bu yakınlaşmayı teşvik eden açıklamalar yaptı. Ama 94 yıllık ömrünün son zamanlarında kadar konserlerine devam eden Aznavour bir daha Türkiye’de konser vermedi. En büyük dileklerinden biri ölmeden önce Ermenistan-Türkiye sınır kapısının tekrar açılmasıydı.
Charles Aznavour, 94 yaşında Paris’te hayatını kaybetti. Vefatının ardından tekrar siyaset unutuldu, dünyanın her yerinde olduğu gibi Türkiye’de de internette, televizyonlarda, radyolarda şarkıları çalınarak Fransız müziğinin son büyük yıldızına veda ediliyor.
Bir ihtimal daha vardı. Yıllar sonra bir röportajında o ihtimali şöyle anlatmıştı:
“Halklarımız arasındaki ayrışma olmamış olsaydı, bu ihtilaf ikinci ve üçüncü kuşakların hafızasına bu kadar derin biçimde nakşedilmemiş olsaydı şimdi belki de dünyanın en tanınmış Türk şarkıcısı olacaktım. Kendimi her şeyden önce Türk sayacaktım.”
Türkiye’de birbirimize kızdığımızda “burası senin babanın çiftliği mi” deriz. Aslında bu sorunun cevabı herkes için “evet”tir. Evet burası hepimizin annesinin ve babasının çiftliği. 100 yıl önce buralardan gitseler de Charles Aznavour’un annesinin ve babasının da çiftliğiydi.
Ama bu çiftliği paylaşmayı ve birlikte kullanmayı öğrenmeliyiz. Çünkü Türkiye ancak onu paylaştıkça büyüyecek ve gerçekten hepimizin olacak.


Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026