Yıldıray OĞUR
Önceki gün sabah, Karar’ın Reşitpaşa’daki binasında önemli bir misafirimizi beklemek üzere gazete yöneticileri ve bir grup yazar olarak toplandık.
Misafirimiz gece geç saatlerde Paris’ten dönmüştü ama erken saatteki kahvaltı randevusuna zamanında geldi.
Simit, iki çeşit peynir, zeytin ve çaydan oluşan gazetedeki kahvaltı masasında karşımızda oturan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ydu.
Her zamanki gibi basın sözcüsü Murat Ongun’la gelmişti.
İmamoğlu, diyet yaptığı için önündekilere çok fazla dokunmadı.
Onu dinlerken, az önce masanın bir ucunda duran gazete takımındaki bazı gazetelerin “Ekrem”li başlıkları geçiyor insanın aklından.
Acaba İmamoğlu karşısında oturan Karar yöneticilerinin ve yazarlarının çoğunun 90’lı yıllarda Yeni Şafak’ı çıkarmaya başlayan ekip olduğunun farkında mıydı?
Yeni Şafak’ın yayına başladığı yıllarda da İstanbul yeni ve genç bir belediye başkanı seçmişti.
Hem devletin hem mevcut iktidarın pek hoşuna gitmeyen, beklenmeyen bir seçim olmuştu bu.
O yüzden yıllarca bunu bir türlü kabul edemediler, içlerine sindiremediler. Öfkelerini de çaresizce onun kişiliğine saldırarak gösterdiler. O genç belediye başkanından, uzun yıllar laik gazeteler “Tayyip” diye bahsetti. Hatta 2002’de partisi seçimleri kazandığında bile Erdoğan demeyi uzun süre zül saydılar.
Belediye başkanı iken de en küçük bir şans vermek istemediler. Attığı her adım eleştirildi. Başarısızlığı kutlandı. Hep mercekler üzerinde oldu. Zaten sonunda da uyduruk bir davayla sandalyesi altından çekildi.
İşte o yıllarda, bu medya ordusunun karşısında duran gazetelerin en önemlisi ve itibarlısıydı Yeni Şafak.
O gazetede bu tahammülsüzlüğe karşı demokratik bir mücadele vermiş isimler Karar’daki kahvaltı masasının etrafında oturuyor bugün.
Karşılarındaki yeni seçilmiş genç belediye başkanından da yine bir medya ordusu her gün “Ekrem” diye bahsediyor.
Aşağılanıyor, yok sayılıyor, her attığı adım takip ediliyor, yerden yere vuruluyor. En ufak bir şans payı, mühlet dahi verilmiyor.
17 yıldır AK Parti belediyesinin icraatlarını eleştirmemiş gazeteler, televizyonların projektörleri onun üzerine doğrultmuş durumda. Metrobüs durağındaki yığılma için TRT bile sabahın köründe duraklardan canlı yayınlar yapıyor. Belediyenin suyu neredeyse siyanürlü su muamelesi görüyor.
90’lardaki laiklerin “Tayyip” takıntısı, 2019’da muhafazakarların “Ekrem” takıntısı olarak geri dönmüş durumda.
Zaten hazımsızlık, demokratik tahammülsüzlüğün çıtası, 94 seçimlerinde sonra zamanın iktidarının dahi cüret dahi edemediği seçim iptaline kadar çıkarıldı.
Bir kere daha büyük farkla kazandı ama hala iktidarın bu sonucu içine sindirebildiği söylenemez.
Yokmuş gibi davranılıyor, onunla zor bela iletişim kuruluyor.
Deprem’de yaşanan davet krizi bunun son örneği oldu.
Olan biteni ayrıntılarıyla bir kere daha anlattı.
Zaten o krizin gelmekte olduğu, deprem günü ABD dönüşünde havaalanında Cumhurbaşkanı’nın yaptığı ilk açıklamadan anlaşılmıştı:
“Tabi Cumhurbaşkanı Yardımcımız Sayın Fuat Oktay başkanlığında, afet ve acil durum merkezi faaliyete geçmiştir. Onun koordinesinde kendileri de İstanbul'da bulunarak başta İstanbul Valimiz olmak üzere İl Jandarma Garnizon Komutanımız hepsi birlikte ilgili mercileri de yanlarına almak suretiyle bugün ve yarın bunları devam ettirecekler.”
Bunun siyaseten ne kadar sürdürülebilir olduğu meçhul ama İmamoğlu’nu yok saymak pek kolay değil.
Çünkü iletişim becerileri yüksek bir siyasetçi var karşımızda.
Kahvaltıda ilginç bir hatırasını anlattı. Daha Beylikdüzü’nde CHP İlçe Başkanı iken, AK Partili belediyenin iftar sonrası düzenlediği Ramazan etkinliklerinde AK Parti üye standı açınca, ısrar etmiş CHP için de üye standı açıp, başında oturmuş. Bunu ilçenin tanınmış, varlıklı bir ailesinin mensubu olarak yapmış.
Ramazan etkinliğinde, iftar sonrası CHP’ye üye olmak biraz tuhaf gelebilir.
Ama tam olarak İmamoğlu’nu iyi anlatan bir örnek bu.
Yani partisini farklı kesimlere, muhafazakarlara doğru açma çabaları bir seçimlik bir heves değil. Başarı kazandıkça, önyargıları, parti içindeki duvarları yıkıp, kendi yolunu açarak ilerlemiş.
Bu rahatlığı sadece Trabzonlu, ANAP’lı ortalama muhafazakar bir aileden gelmesiyle de açıklanamaz.
Aynı zamanda gençliğinden bu yana İstanbul’un her yerinde inşaat işleri ve lokantaları olan bir tüccar olmasıyla da ilişkili.
O yüzden ideolojik önyargıları yok, iş yapmak için kimliklere bakmadan ilişki kurmayı biliyor.
Şehirle ilgili ona perspektif kazandıran, kendisine memleketi Trabzon’u bile gezdirmiş Ermeni bir mimar olduğunu (Zakarya Mildanoğlu) söylerken, İSMEK’te Kürtçe Kursları düzenlemenin ne kadar doğal olduğunu anlatırken, Beylikdüzü’nde bir mimari yarışmayla yaptırdığı cemeviyle duyduğu gururu aktarırken, Eyüp Sultan’daki mevlitte Yasin okumasının hikayesini, eşinin bu yüzden onu ne kadar eleştirdiğini paylaşırken aynı kişi var karşımızda.
Belediye tiyatroları repertuvarından Necip Fazıl, İskender Pala ve Mustafa Kutlu’nun eserlerinin çıkarılmasıyla ilgili Karar yazarlarından gelen eleştirileri dinlerken, bu hassasiyetlerinin henüz birlikte çalıştığı ekibinde yerleşmediğini anlıyoruz.
Bu haberi gazetelerde okumuş. Toplumsal kesimlerin hassasiyetlerine dokunan benzer hataları engellemek için çalışma arkadaşlarından siyasi olduğundan şüphelendikleri bütün kararları kendisine danışmalarını istemiş.
İstanbul’a nasıl bir iz bırakmak istediğiyle ilgili soruya cevap verirken, büyük inşaatlarla bir iz bırakmak istemediğini öğreniyoruz. “İstanbul inşaata, yapıya doydu” diyor.
İki alanda kendi izini oluşturmak istiyor; Yeşil alanlar ve deprem.
Kemerburgaz’da, Maslak’ta belediye görevlilerinin hatta vatandaşların uyarılarıyla devasa büyüklükte, belediyeye ait olan ama atıl durumda bırakılmış ormanlık alanlar keşfetmişler. Bunları halka açmaya hazırlanıyorlar.
“Park dediğin disiplin içinde dikilmiş ağaçlar, oturma grupları değil, kimliği olan, yapılacak sporlara göre dizayn edilmiş bir doğal alan” derken millet bahçelerine gönderme yapıyor.
Ama birinci önceliği deprem.
Daha son İstanbul depremi olmadan, yıllarca birlikte inşaatlar yaptığı babası üç günde bir onu arayıp, “her şeyi boş ver deprem için ne yapıyorsun onu anlat” diyormuş.
Kasım ayında büyük bir deprem toplantısı yapmayı planlarlarken denbu deprem olmuş. Kandilli, İTÜ’den uzmanların da içinde olduğu bir grupla acil hazırlıklar üzerine bir çalışma yürütüldüğünü öğrendik.
İstanbul’un deprem hazırlıklarının sadece deprem sonrasına yönelik olmasına karşı kızgın. Bakanların yaptığı “Her şeyimiz hazır, dört dörtlük” benzeri açıklamalara da. “Deprem öncesine ilişkin yapılacak çok iş var” diyor. Maalesef anlattıklarından bu işlerin uzun süredir ihmal edildiğini, deprem sonrası ile ilgili simülasyonların vahim olduğunu öğreniyoruz.
Üç saat süren kahvaltılı sohbetten Eyüp’teki AK Partili belediye başkanını ziyaret için masadan kalkıyor. AK Partili belediyeleri ziyaret edip, ilişki kurmaya çalışıyormuş. “Ben de ilçe belediye başkanlığı yaptım, sıkıntılarınızı bilirim, başkanların işini kolaylaştırmak istiyorum” diye onları motive etmeye çalışıyormuş ama işi kolay değil. AK Partili ilçe belediye başkanlarının da bu iletişime ihtiyacı olduğu açık, buna istekli olduklarını da anlıyoruz ama birlikte görünmekten yine de çekiniyorlarmış.
Çünkü karşılarında sadece Büyükşehir belediye başkanı değil, hala affedilemeyen bir başarı göstererek, AK Parti hikayesinin doğduğu kaleyi düşürmüş bir siyasetçi var.
Ve muhtemelen bu da, daha uzun bir siyasi rekabetin başlangıcı olacak. O yüzden onun İstanbul’da başarılı olmasına ya da başarılı görünmesine siyaseten tahammül yok.
Çıkışta bir sürprizle karşılaşıyor. Gazeteye girerken onu görenler birbirine haber vermiş, çevrede oturanlar, ev halleriyle çıkışta gazetenin etrafında toplanmış. Fotoğraf çektirmek isteyenler, alkışlayanlar...
İktidarın da epey yardımıyla, karşımızda bundan sonra ister sevin ister sevmeyin, siyasette adından çok bahsettirecek, bir hikayesi ve aurası oluşmuş bir isim var artık.
Ülkenin en büyük şehrinde iki kez milyonlarca insanın onayını almış meşru bir belediye başkanını yok sayarak da bir yere varılamaz.
Valiye kayyım belediye başkanı gibi bir rol vererek iktidar çatışması yaratmanın kaybedeni İstanbullular olur. Bu tarz tahammülsüzlüklerin, medya kampanyalarının faturası da iktidara yazılır.
O yüzden daha yolundan başındayken, başta Ankara’dakiler olmak üzere herkesin İstanbul’un iki kez seçilmiş bir belediye başkanı olduğunu kabul etmesi, bu gerçeği içine sindirmesi gerekiyor. Eleştiri, denetleme de ancak bu asgari saygı yakalandıktan sonra etkili olabilir.
Yoksa 90’larda laiklerin “Tayyip” takıntısının sonucu malum, “Ekrem” takıntısının sonucunun benzer olmaması için hiçbir sebep yok.
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
7.02.2026
2.02.2026
29.01.2026
25.01.2026
22.01.2026
19.01.2026
17.01.2026
13.01.2026
10.01.2026
7.01.2026