Alper GÖRMÜŞ
Gezi direnişiyle ilgili olarak T24'te kaleme aldığım ilk yazıda (“Ataerkil siyasetin sonu”), 26 yaşındaki kızımın (Eylül) bu direnişe nasıl ve neden katıldığını şöyle anlatmıştım:
“Şimdi yirmi altı yaşında olan kızım üniversitede siyaset okumuştu, siyasetle ilgiliydi fakat bir hafta öncesine kadar, Hrant Dink'i anma yürüyüşleri hariç, hiçbir siyasi-toplumsal eyleme katılmamıştı.
“Polisin, Gezi Parkı'nda nöbet tutan ve sayıları 20'yi geçmeyen eylemcilere karşı sabahın 5'inde gerçekleştirdiği seferberliğin ardından bana telefon etti ve 'Baba ben galiba bu akşam Taksim'e gideceğim' dedi.
“Son haftalarda, Başbakan'ın 'halkımı sevdiğim için yapıyorum' dediği yasaların, uygulamaların, bilhassa da bunları savunurken kullandığı buyurgan, nobran tavrın ve dilin onu 'delirtmekte' olduğunun farkındaydım. Gezi Parkı hoyratlığı, birçok nesildaşı gibi onun için de 'bardağı taşıran damla' olmuştu.”
Gezi direnişini başlatan kuşağın davranışlarını değerlendirmede benim için bir barometre işlevi gören Eylül, direnişin 20. gününde “sokaktan çekilme” kararı aldı ve gerekçelerini yazıya döktü.
Son günlerde bizim kuşağın temsilcisi sayılabilecek bazı kalemler bu yönde çağrılarda bulunmuştu.
Ben, 90'lar kuşağından birinin direnişe katılma ve bir aşamasında çekilme kararına dair yazdıklarının bilinmesini istedim ve o nedenle bugün, yazı alanımı kızıma devretmeye karar verdim.
İşte Eylül Görmüş'ün yazısı...
***
#direnapartman
Haftalardır bir şeyler oluyor. Bu olanların ne olduğuna, hayatımızı ne ölçüde değiştireceğine dair yazıp çiziliyor, durmadan. “Gezi ruhu neydi, bize ne kattı” meselesini, izninizle kendi hayatımdan bir örnekle açıklamak isterim.
Geçtiğimiz hafta bizim apartmana yönetim tarafından bir uyarı yazısı asıldı; “çöplerinizi çöp saatinde çıkartın ve apartman kapısını gürültülü kapamayın” şeklinde. Alışık olduğumuz türden bir uyarı metni... Yazı 3 gün kadar asılı durdu, sonra 4. gün birileri tüm katlara asılan kâğıtların üstüne bir şeyler yazmaya başladı. “Çöp saati tam kaç, bari söyleyin onu da bilelim”, “Bazen çöpler hiç alınmıyor”, “Zaten yerleri de düzgün silmiyorsunuz” gibi...
İşte bence Gezi ruhu budur. Normalde kendi aramızda söylenip, “aman bu yönetim de kendi işini yapmıyor, bizi uyarıyor” diye eleştireceğimiz bir uyarıya karşı ses çıkarmak, sorgulamak, hesap sormak... Unuttuğumuz demokratik reflekslerimizi yeniden hatırlamak, onları canlandırmak.
Bu yazı 1 ay önce asılsaydı, kimsenin o cevapları vermeyeceğine adım gibi eminim. İşte Gezi, bu kadar mikro bir meselede bile soru sorabileceğimizi, ses çıkarabileceğimizi hatırlattı, hatta belki de bu ülkenin tarihinde ilk kez “öğretti...”
Bu reflekslerin uzun vadede ne kadar müthiş bir etki yaratacağını, bir toplumu nasıl dönüştüreceğini düşünmek bile olağanüstü bir umut veriyor bana.
AK Parti düşmanı değilim, demokratik adımlarını destekledim...
Hiçbir zaman militan eğilimli biri olmadım, fakat her zaman etrafımda olup bitenlerden haberdar olmaya çalışan, fikir geliştirmeye çalışan biri oldum.
Özellikle aklımın erdiği şu son 10 senede, AK Parti’yi katiyen topyekûn reddetmek, gayrımeşru görmek ve aşağılamak noktasına yaklaşmadım. Başörtülülerin eğitim hakkını, askeri vesayete karşı girişilen mücadeleyi, AB üyeliği yolundaki adımları ve tabii ki Kürt sorununun çözümü için girişilen cesur hamleleri, çoğu zaman etrafımla kavga etmeyi de göze alarak destekledim. “Başımıza bu cahil yobazlar geldi, ayaklar baş oldu” tonundaki elitist ve hatta zannımca son derece faşizan seslere her zaman karşı çıktım.
Yukarıda açıkladığım nedenlerden ötürü, 31 Mayıs gecesi kendimi sokağa atmamın nedeninin katiyen saf bir “AKP / Tayyip Erdoğan düşmanlığı” ya da “nefreti” olmadığını da gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Benim derdim, babamdan bile işitmediğim bir sertlikle bana neyi, nasıl, nerede ve ne zaman yapabileceğimi söyleyen bir iktidara ve zihniyete “beni tanı, anla ve saygı duy” demekti... Tepeden bakan bir “hoşgörü” değil, “saygı” istediğimi bağırmaktı... “Toplumun ahlak bekçiliğine soyunma” uyarısını yapmaktı...
Evet ideolojik, hatta toplumsal, hatta psikolojik
İçinde pek çok unsuru barındırmasına rağmen, Gezi hareketinin çıkış noktasının bu olduğu konusundaki inancımı koruyorum. Başbakan’ın tespitlerinden en isabetlisi de kanımca oydu zaten: “Bu 3-5 ağaç meselesi değil. Mesele ideolojik...”
Evet, ideolojik, hatta toplumsal ve hatta psikolojik.
Lakin geldiğimiz noktada karşılıklı yapılan yanlışlarla Gezi ruhunun başka bir yere doğru evrildiğini üzülerek ve kaygıyla izliyorum ve başından beri elimden gelen her biçimde desteklediğim bu hareketin yeni yönünü çaresizce gözlemliyorum.
O ilk noktadan, şu aralar orada burada okuduğum “örgütleri dışlamayalım, onlar çatışmayı biliyor”, “toplu taşımaya para vermeyelim, bunlarla biber gazı alınıyor”, “bu Erdoğan Hitler’den daha korkunç, kıyaslamayalım” noktasına nasıl gelindiği son derece açık.
Sağolsun hükümet sabırsız, öfkeli ve açıkçası siyaseten de “aptalca” olan bir dizi hamleyle, meseleyi kaşıya kaşıya buraya getirdi.
Başbakan'ı utandıracak olgunlukta bir bildiri
Tabii ki bir toplumun, başbakanın psikolojisini anlamak zorunda olduğunu düşünmüyorum, aksine, başbakan toplumunu anlamakla yükümlü.
Fakat olmuyor, anlamıyor... İşte ben de bu koşullarda Gezi ruhunun olağanüstü bir “âlicenaplık” göstererek sokaklardan çekilmesi, Başbakan'ı utandıracak kadar olgun bir bildiriyle, ona, “senin dilinden konuşmayacağız” deyip mücadeleyi başka bir düzleme taşıması, mümkün olamaz mı diye düşünmeden edemiyorum.
Yerlere “Ay, resmen devrim” yazabilecek naiflikte bir hareketin, hükümetin tüm nobranlığına rağmen vakur durmayı başarabileceğine inanmak istiyorum.
10 senedir iktidarda olmasına rağmen hâlâ “mağduriyet” argümanını kullanabilen bir başbakana, mağduriyet hikâyesi için ilave malzeme vermenin bize bir şey kazandırmayacağı, tabanında onu daha çok güçlendireceği apaçıkken, gözümüzü o çok eleştirdiğimiz polisteki gibi bir öfke ve hırs bürümesine müsaade edemeyiz, etmemeliyiz.
Dolayısıyla haddim olmayarak, ben artık çekilmemiz gerektiğine inanıyorum. Başbakan'ın tarif ettiği gerçek “çapulcu”lara dönüşmeden, yaratıcılığımızı, mizah duygumuzu, neşemizi kaybetmeden, Gezi ruhunu hiçbir yere varamayacak bir öfkenin içinde boğmadan, çekilmeliyiz. En azından ben, müsaadenizle çekiliyorum.
Bundan sonrası başka bir mücadele... Konuşarak, düşünerek, etrafımıza anlatarak, yazarak ve eğer gerekirse, yeni bir nedenle, yeni bir taleple tabii ki yine sokağa çıkarak.
Lütfen bana “ama somut kazanımımız” yok demeyin...
Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en güçlü başbakanının iki haftada söylemini değiştirmişiz... “Ben yapılacak dedim, yapılacak” noktasından çevirip, yargı sürecini bekleme ve karar hükümet lehine çıksa bile halk oylaması yapma sözü almışız.. Bir hükümeti topyekûn tutarsızlığa, kararsızlığa itmişiz, Atatürk ve Abdullah Öcalan bayraklarını yan yana asıp halay çekmişiz, 1 ay önce birbirini öldüren taraftarları kucaklatmışız, tanımadığımız kişilere, onlarla elele koşacak kadar güvenmişiz, şiddetin araştırılacağına dair söz almışız, Brezilya’ya bile ilham verecek bir direnişin parçası olmuşuz, Başbakan’a istediğimiz mesajı bence mutlaka vermişiz, apartman yönetimimize “saat kaçta alıyorsun çöpü, önce onu bi açıkla!” diye diklenebilir olmuşuz.
Bundan öte kazanım mı olur?
Ama artık izninizle, ben zaferimizi kutlamak ve biraz mutlu olmak istiyorum. Çünkü hak ettik. Belki evet, bundan ötesini de hak ettik ama, itidal sahibi olamayan bir güce karşı itidal göstermek, yenilmek anlamına gelmeyecek.
Bence bunu yapabilecek güçte ve olgunluktayız.
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025