Alper GÖRMÜŞ
Herkes, Ergenekon davasının simge ismi haline gelen İlker Başbuğ hakkında konuşuyor, yazıyor...
Fakat bir problem var: Bu konuşmaların, bu yazıların sahipleri -Ergenekon davasına bakan yargıçlardan Mehmet Fatih Uslu'yu haklı çıkartacak biçimde- davadaki olgusal verilerin çoğundan bîhaber görülüyor.
(Milliyet gazetesine konuşan yargıç Uslu, davanın bütününü kast ederek, “Ergenekon davasıyla ilgili konuşanların dediklerine bakınca, maalesef kimsenin dosyanın içeriğini bilmediğini görüyorum” demişti).
Yorum yazarken olgu gizlemeye tenezzül etmeyeceklerinden emin olduğum bazı gazetecilerin yazılarına bakınca, ben de ister istemez aynı sonuca varıyorum: “Bu yazarlar” diyorum, “yorumlarını temellendirmeye çalışırlarken şu, şu, şu olguları hiç zikretmediklerine göre, onların varlığından habersiz olmalılar...”
Bu söylediğimi, tek bir yazıda davanın tümü ve yorum sahibi yazarların tamamı için gösteremem... Fakat mademki İlker Başbuğ'a atılı suçlar ve mahkemenin kendisiyle ilgili verdiği karar davanın en “absürd” sonuçlarından biri olarak öne sürülüyor, bu işi İlker Başbuğ örneği üzerinden bir yazıda yapabilirim...
Yorum yaparken olgu gizlemeye tenezzül etmeyeceğinden emin olduğum gazetecilerden biri olan Taha Akyol, İlker Başbuğ'a yönelik suçlamaları ve bu suçlamaları destekleyen delilleri, olguları ele aldığı yazısında (Hürriyet, 10 Ağustos 2013) “Ben Başbuğ’un suçsuz olduğuna inanıyorum” sonucuna vardı.
Taha Akyol'un yazısı, davadaki olgusal verilerin bir bölümünün bilgisine sahip olmadan sonuca varmanın tipik bir örneği olarak çıkıyor karşımıza ve bu da bana, yukarıdan beri açımlamaya çalıştığım iddiamı Akyol'un yazısı üzerinden gösterebilme imkânı sağlıyor.
“Başbuğ davası” başlıklı yazısıyla bana böyle bir imkân sunan Taha Akyol'a teşekkürlerimle, başlıyorum...
"2004'te meşruiyetçiyken 2008'de neden darbeci olsun?"
Taha Akyol, Başbuğ'un masumiyetine olan inancını savunurken önemli bir kıyaslama yapıyor ve şu soruyu soruyor:
“TSK’da 2003-2004’te müdahale çalışmaları oldu, Org. Hilmi Özkök’ün dirayetli tavrı bunları önledi; Başbuğ o dönemde Özkök’ün yanındadır. 2008’de yani sivil rejim daha bir sağlamlaştıktan sonra niye darbeci olsun?”
2003-2004 dönemindeki Sarıkız ve Ayışığı (sonraki safhaları Yakamoz ve Eldiven) adı verilen darbe hazırlıklarında Başbuğ'un pozisyonunu hatırladığımızda, doğru ve haklı bir soru... Başbuğ'un pozisyonu o dönemde gerçekten de Akyol'un tarifine uygun görünüyor.
Bunu, Özden Örnek'in günlüklerini yayına hazırlarken ben de fark etmiş, hatta Nokta'nın günlükleri yayımladığımız sayısının editoryal sayfalarında bunu ayrı bir başlık halinde ben de not etmiştim: “Büyükanıt ve Başbuğ için 'uzak duruyorlar' yorumu...”
O başlık altında yer alan, Özden Örnek'e ait üç “günlük” notunu burada bir kez daha hatırlatayım:
1 Aralık 2003: “Aklımızda hep uyutuluyor muyduk endişesi vardı. İkinci Başkan (İlker Başbuğ) güvenilecek bir general değildi. Kendi yararını ülke yararı üzerinde tutuyordu. Ve bize kesin cevaplar vermiyordu.”
6 Ocak 2004: “Öğleden sonra 2. Bşk. geldi. 14 Ocak günü yapacağımız toplantı için eşgüdümde bulunmak amacındaydı. Çok sinsi bir adam olduğunu değerlendiriyorum. Tamamen Genelkurmay Başkanı olmak amacına kilitlenmiş.”
13 Ocak 2004: “2. Bşk. İlker Başbuğ ileride Genelkurmay başkanı olacağım diye Genelkurmay Başkanı'nın her söylediğini yapıyor ve risk taşıyan hiçbir olaya karışmıyor. (...) Genelkurmay Başkanı devreden çıkmış ve İlker'siz hareket etmemektedir. Yaşar Büyükanıt ise bundan sonraki Genelkurmay Başkanı olacağı için kendini korumaya almış ve hiçbir konuda aktif olmuyor ve fikrini de açıkça söylemiyor.”
Unutmayalım, Büyükanıt sonra muhtıra verdi!
2003-2004 döneminin darbe hazırlıklarına “uzak duran” iki müstakbel genelkurmay başkanından biri (Yaşar Büyükanıt, o dönemde 1. Ordu Komutanı) 2007'de hükümete muhtıra verdi, ikincisi ise (İlker Başbuğ, o dönemde Genelkurmay 2. Başkanı) 2013'te darbecilikten müebbet hapse mahkûm oldu.
İşin içine Büyükanıt'ı da katmakla neyi imâ ettiğimi anlamışsınızdır: 2003-2004'te darbe girişimlerine “uzak durmak”, TSK'nın tepesini ele geçirince de uzak durmak anlamına gelmeyebilir.
Madem spekülasyon serbest, ben de şöyle diyebilirim: Bu iki komutan, a) Genelkurmay Başkanı'nın (Hilmi Özkök) kesinlikle karşı olduğu bir darbe girişiminin başarısız olma ihtimalini görebilecek kadar basiret sahibi oldukları için, b) bir darbenin kendi garantili genelkurmay başkanlıklarını riske sokacağını bildikleri için dönemin maceracı darbeci komutanlarından uzak durmuşlardır...
Spekülasyonumun ikinci adımı: Bu komutanlar aynı zamanda “irticacı hükümet”i gönderen komutan şerefine nail olmayı o zamandan kafalarına koymuşlardır ve “sinsice” (ben demiyorum, Özden Örnek diyor) Genelkurmay Başkanı olacakları günü beklemektedirler.
Fakat bu faslı fazla da uzatmamalı... sonuçta Taha Akyol da ben de spekülasyon yapıyoruz. En iyisi, Akyol'un yazdığı gibi
somut iddialara ve kanıtlara bakmak...
"Somutlar" bahsi...
Taha Akyol, “somutlar” bahsini açarken şöyle diyor:
“Dosyada 'Genelkurmay’da Komutan’ın haberi olmadan kuş uçmaz!' diye beyanlar var. Fakat bu genel ifade, somut durumun kanıtı olamaz. Araştırmak gerekir...”
Bu takdim, bence epeyce problemli. Çünkü, sanki savcıların İlker Başbuğ'u suçlarken sadece “Genelkurmay’da Komutan’ın haberi olmadan kuş uçmaz” (öyleyse, karargâh içinde suç teşkil eden eylemlerden mutlaka onun da haberi vardır) argümanına dayandıkları gibi bir algı yaratıyor...
Oysa, biraz sonra göreceğiz, Başbuğ'a yöneltilen iki temel suçlamadan birinde (İnternet Andıcı), suç içerdiği öne sürülen eylemlerini inkâr etmeyen subayların bir bölümü, yapıp ettiklerinden İlker Başbuğ'un (da) haberinin olduğunu açık bir biçimde dile getiriyorlar.
Başbuğâ yönelik ikinci temel suçlamaya (İrticayla Mücadele Eylem Planı) gelince... Bu defa astları ona ilk örnekte olduğu gibi “senin de haberin vardı” demiyorlar... Fakat Başbuğ'un, iki suç delilinin ortaya çıkma ânında Genelkurmay karargâhında hafta sonunda geceleri de kapsayacak biçimde yürütülen “bilgisayar kayıtlarını silme ve belge kırpma” faaliyetinden haberinin olmadığını söylemesini nereye koyacağız?
O hafta sonu Genelkurmay'da izinli personelin de çağrılarak böyle bir faaliyet yürütüldüğü bir iddia değil, sanıkların doğruladıkları bir hakikat... Nitekim bunu İlker Başbuğ da inkâr etmiyor, sadece bilgisinin olmadığını söylüyor.
İddianamedeki satırlarla söylersem:
“(İrticayla Mücadele Eylem Planının) deşifre olmasından sonra karargahta mesai saatleri dışında acele ile yapılan ve gece geç saatlere kadar devam eden, izinde bulunan personelin dahi göreve çağrıldığı bu olağanüstü hadisenin şüphelinin bilgisi ve emri olmadan yapılmasının mümkün olmadığı...”
Taha Akyol'un “'Dosyada 'Genelkurmay’da Komutan’ın haberi olmadan kuş uçmaz!' diye beyanlar var” diye gönderme yaptığı hadise, işte bu.
Doğru, savcılar, “bilgisayar kayıtlarını silme ve evrakları kırpma” emrini Başbuğ'un verdiğini kanıtlayamıyorlar... Fakat böyle durumlar için hukukta, nedense hiçbir zaman ısınamadığım“hayatın olağan akışına uymamak” diye bir suç karinesi var...
Yargıçlar gerekçeli kararlarında, bu karineye dayanarak, “Sanık, haberinin olmadığını söylese de...” diye başlayıp, “... Genelkurmay karargâhındaki o sürreel hafta sonundan haberinin olmaması hayatın olağan akışına uymamaktadır” diye devam eden bir cümle kurarlarsa, kimse şaşırmasın.
İnternet Andıcı'nın "Sn. Komutan'a arzı" meselesi...
İlker Başbuğ'la ilgili en ciddi suçlamalardan biri şu: Hükümete karşı kara propaganda yapmak üzere internet siteleri oluşturmaya matuf “İnternet Andıcı” hazırlanması için emir vermek...
İddiaya göre, 1999'dan beri faaliyette bulunan bu sitelerin Taraf gazetesinin 4 Şubat 2009 tarihli haberiyle deşifre olmasından sonra, Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ sitelerin faaliyetlerinin durdurulmasını emretti.
Fakat sadece iki hafta sonra dört yeni site için bir “andıç” hazırlandı.
Andıçta, tam 12 rütbeli subayın parafı vardı ve 12. paraf, “komutana arz” notuyla birlikte Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Hasan Iğsız’a aitti.
Yukarıda “iddiaya göre” dedim ama, aslında, buraya kadar anlattıklarım, 12 rütbeli subayın tamamı tarafından kabul edilmiş bir vakıa...
Olay bundan sonra flulaşıyor ve İlker Başbuğ bakımından savcıların öne sürdüğü bir iddiaya dönüşüyor.
Soru şu: Bu andıç, İlker Başbuğ’a arz edildi mi?
Savcılar “arz edildi”, Başbuğ “edilmedi” diyor ve gerekçe olarak belgede parafının bulunmamasını gösteriyor.
Taha Akyol da, yukarıda gördüğünüz gibi belgede parafın olmayışını yeterli buluyor ve meseleyi kapatıyor.
Başbuğ her şeyi basından öğreniyor...
Başbuğ, hazırlık aşamasındaki bu dört siteden ancak konuyla ilgili yeni gelişmelerin Kasım 2009’da basında yer almasından sonra haberdar olduğunu ve derhal emir vererek hazırlıkları durdurduğunu söylüyor.
Bu da bir vakıa... Gerçekten de Kasım 2009'da Başbuğ böyle bir emir veriyor... Fakat ilginç olan nokta şu: Genelkurmay Başkanı, karargâhında gerçekleştirilen ve suç teşkil eden birtakım fiilleri ancak basında çıktıktan sonra öğreniyor ve onları durduruyor...
Teorik olarak bu da mümkün tabii, fakat bir Genelkurmay Başkanı'nın bütün bu olup bitenlerden habersiz olması ne kadar inandırıcıdır? Yargıçların bunu inandırıcı bulmamaları çok mu tuhaf.
Mesele bundan ibaret olsaydı...
Fakat mesele bundan ibaret değil... Başbuğ'un, İnternet Andıcı davasından yargılanıp mahkûm olan karargâh arkadaşlarının bir bölümü ifadelerinde ya “böyle bir andıcın Genelkurmay Başkanı'nın bilgisi olmaksızın hazırlanamayacağını”, ya da “andıcın komutana arz edildiğini” açıkça söylediler.
Yazı çok uzayacağı için bu yöndeki ifadeleri buraya almıyorum. Fakat isteyen, İnternet Andıcı iddianamesiyle birleştirilen “İlker Başbuğ iddianamesi”ni internetten kolayca bulup okuyabilir (uzun değil, sadece 39 sayfa).
Fakat bunlardan çok daha önemli bir tanıklık, dava sürerken ortaya çıktı, bu tanıklığa burada yer vereceğim... Sanıyorum Taha Akyol da, farkında olmadığı için değerlendirmesine dahil etmediği bu bilgiyi işin içine katması durumunda, İnternet Andıcı'nın “komutana arz edilmediği” sonucuna varamayacağını kabul edecektir.
Korg. Eröz: "Andıç komutana defalarca sunulmuştur..."
"İnternet Andıcı" davasının Ergenekon davasıyla birleştirilmesinden sonra Ergenekon tutuklusu haline gelen Korgeneral Mehmet Eröz, İlker Başbuğ henüz suçlanmamışken, mahkemeye müracaatla Başbuğ'un tanık olarak dinlenmesini talep etti; ne var ki bu isteği gerçekleşmedi.
Andıcın hazırlandığı tarihte Genelkurmay Harekat Başkanı olan Korg. Eröz, davanın 8 Ekim 2012 tarihli duruşmasında mahkemeye bir dilekçe verdi (ki artık Başbuğ da davanın tutuklusudur) ve andıçtan İlker Başbuğ'un haberinin olmadığının gerçeği yansıtmadığını söyledi.
Radikal'in “Başbuğ andıçla ilgili defalarca bilgilendirildi” başlığıyla verdiği haberden aktarıyorum:
“(...) Bu durumda sanki Harekat Başkanı olarak ben andıcı Hasan Iğsız'ın emrine rağmen Başbuğ'a arz etmemişim ve andıçta imza ya da parafı bulunan kişilerle birlikte kendi başımıza iş yapıyormuşuz gibi bir yanlış anlam çıkabilir. Oysa gerçek bu değildir. Sayın İlker Başbuğ'un internet andıcından haberi olmadığı şeklindeki beyanlar doğru değildir. Sayın İlker Başbuğ'a andıçla ilgili olarak defalarca bilgi verilmiştir.”
(Biliyorsunuz, Ergenekon davasında İlker Başbuğ'la birlikte Mehmet Eröz de müebbet hapis cezasına çarptırıldı.)
Kasım'da öğrendiyse neden soruşturma açtırmadı?
Radikal'in haberinde, Mehmet Eröz'ün dilekçesinde Başbuğ'a bir de soru sorduğu belirtiliyordu:
“Başbuğ'un internet andıcı ve yeni sitelerin kurulmasından haberi olmaması durumunda, 4 Kasım 2009'da ikinci ihbar mektubu ekinde yer alan internet andıcını gördüğünde kendileri hakkında işlem yapması” gerekmez miydi?
Bu da önemli bir noktaydı ve ben bu soruyu Eröz'ün dilekçesinden dokuz ay kadar önce sormuştum:
“Başbuğ, hazırlık aşamasındaki bu dört siteden ancak konuyla ilgili yeni gelişmelerin Kasım 2009’da basında yer almasından sonra haberdar olduğunu ve derhal emir vererek hazırlıkları durdurduğunu söylüyor.
“Şimdi bir an için andıcı hazırlayan grubun, aradan geçen yedi ayda ikinci başkanın imzasına rağmen andıcı Genelkurmay Başkanı’na arz etmediğini düşünelim.
“Bu durumda, kasım ayında Genelkurmay’daki durum şöyledir: Genelkurmay Başkanı, gazetede okuduklarından sonra meseleye eğilir ve 12 paraflı “yasa dışı” (Başbuğ’un
kendi sözleri) andıcın varlığını öğrenir... Ve tabii yedi ay boyunca kendisine arz edilmediğini de...
“Peki, hakikati öğrenince ne yapmıştır Başbuğ? Hiçbir şey. Soruşturma? Hayır. Çünkü yapsaydı, bunu savunmasında mutlaka söylerdi.” (Taraf, 10 Ocak 2012).
Hâlâ "iyi de, paraf yok" diyebilir misiniz?
Bu tabloya bakıp da, “Ne olursa olsun, Başbuğ'un parafı yok o belgede, dolayısıyla suçlanamaz” diyebilir misiniz?
Ben, 10 Ocak 2012 tarihli yazımda, Etyen Mahçupyan'ın tahminine katılarak, Başbuğ'un her şeyi bildiğini fakat belgeyi özellikle imzalamadığı görüşünde olduğumu yazmıştım:
“Bu durumda ben, Etyen Mapçupyan’ın tahmininin gerçeğe en yakın tahmin olduğunu düşünüyorum: Andıç Başbuğ’a arz edilmiştir, fakat o kendini korumak için imzalamayıp bir kenara ayırmıştır. Yani bir tür, 'yapın ama ben görmeyeyim' tavrı...”
Ocak 2012 tarihli o yazımın son paragrafı da şöyleydi:
“Toparlarsam: Başbuğ’un andıçta imzasının bulunmaması keyfiyeti, tek başına onun bu faaliyetten habersiz olduğunu kanıtlamaz. Hâkimlerin kanaati, buna rağmen onun andıç konusunda bilgi sahibi olduğu yönünde tecelli edebilir.”
Hep birlikte izledik... Öyle oldu.
Herkes gibi gerekçeli kararı ben de merakla bekliyorum.
Dördüncü ve son yazı: Ergenekon'da yanıldığım nokta...
Yazarlar
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025