Alper GÖRMÜŞ
İktidar bloğundaki iki başlılık görüntüsü Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğrudan inisiyatifiyle çözüldü ve bu sayede iktidara yakın medya da rahat bir nefes almış oldu. Çünkü, 1.5 yıldır hükümetin hangi politikalarını desteklemeleri, hangilerini desteklememeleri gerektiği hususunda çok sıkıntı çektiler... Çünkü 1.5 yıldır beğenmeleri gereken iktidar odağı sayısı birden ikiye çıkmıştı ve problem şuradaydı ki, birinci odağın (Başbakan ve Hükümet) aldığı kararların bir bölümü ikinci odak (Cumhurbaşkanı) tarafından sert bir biçimde eleştiriliyordu. İşte böyle durumlarda birinci odağın kararını beğenmiş olan gazeteler ne yapacaklarını bilemez hale geliyorlar, iki arada bir derede kalıyorlar, ellerinde patlayan eski ‘like’larla ortada kalakalıyorlardı.
Ağır, yönetilmesi zor bir sıkıntıydı ve işte şimdi bu son gelişmeyle birlikte bu sıkıntı kökten halledilmiş oluyordu. Bu durumda, basınımızın bir bölümü için ‘geçmiş olsun’ dileğinde bulunmak yerinde değil mi?
Üç-dört gündür gazetelerin hem haber hem yorum sayfalarında, hangi sürecin sonunda buraya gelindiğine, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’nın hangi konularda anlaşmazlığa düştüklerine dair maddeleştirilmiş açıklamalar okuyorsunuz... Bunları tekrar etmeyeceğim, fakat en önemlilerini, iktidara yakın medyanın bu süreçler yaşanırken nasıl bir sıkıntı yaşadığını örneklemek açısından bir daha hatırlamanın faydalı olacağını düşünüyorum. Böylece, kendi bakışı ve değerlendirmesi olmayan, kendisini salt onay-beğenme seçeneğiyle sınırlandırmış bir medyanın ne tür güçlükler yaşayacağını örnekler üzerinden hatırlamış olacağız.
Örneklere geçmeden önce belirtme ihtiyacı duyuyorum: Bu, iki iktidar odağı arasındaki çatışmalı noktalarda hangi tarafın haklı olduğu üzerine bir yazı değil. Bu yazıyı sadece, “kendi bakışı ve değerlendirmesi olmayan, kendisini salt onay-beğenme seçeneğiyle sınırlandırmış” bir medyanın, iktidar odağından sadece tek bir sesin geldiği durumlara kıyasla katmerli hale gelmesi kaçınılmaz sıkıntılarını ortaya koymak amacıyla kaleme alıyorum.
Hakan Fidan olayı: Süreç başlıyor
Ahmet Davutoğlu’nun Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkanlığı’na seçilmesinden sonra, sıra seçimlere gelmişti. Davutoğlu, Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Müsteşarı Hakan Fidan’ın AK Parti’den milletvekili adayı olduğunu açıkladı ve Fidan görevinden ayrıldı. Fakat bir süre sonra Erdoğan bu kararı onaylamadığını açıkladı. Ondan bir süre sonra da Fidan adaylıktan çekildi, MİT Müsteşarlığı'na yeniden atandı.
Şaşırtıcı, şoke edici bir gelişmeydi bu. Haberin duyulmasından birkaç saat sonra, kamuoyu araştırmacısı ve yazar Bekir Ağırdır ile Yeni Şafak yazarı Süleyman Seyfi ÖğünNTV’de, Davutoğlu’nun ‘partide, devlette ve toplumda’ net bir itibar kaybına uğradığını dile getirdiler...
Programın üçüncü katılımcısı, basındaki Erdoğan destekçilerinin en önemlilerinden biri olan Mehmet Barlas onları dinledikten sonra, Davutoğlu’nun bu olaydan çıkartması gereken dersi özetleyiverdi: “Davutoğlu, bundan sonra herhangi önemli bir adım atmadan önce mutlaka Erdoğan’la istişare etmelidir.”
Ne var ki öyle olmadı. Başbakan Davutoğlu, kendi yetki alanında gördüğü konularda, en azından bir bölümünde “istişare etmeden” kararlar almaya devam etti. Böylece, iktidara yakın medyayı bekleyen zor günler de başlamış oluyordu.
Fidan olayında ve öbür gelişmelerde iktidar medyası
Hakan Fidan olayı: Hükümete yakın merkez medya, Hakan Fidan’ın istifasına ve milletvekili adayı olmasına hiçbir eleştiri getirmemişti, fakat Erdoğan’ın çıkışından sonra onun haklı olduğuna dair haberler ve yorumlar biribirini izledi: Ülkenin şu koşullarında Fidan gibi bir müsteşarın milletvekili olması olacak iş miydi? Davutoğlu nasıl olup da yanlışlığı apaçık böyle bir adımı atabilmişti? İşte ‘siyasi tecrübesizlik’ böyle bir şeydi. Neyse ki Cumhurbaşkanı duruma müdahale etmişti de bu sayede hatadan dönülebilmişti...
Dört bakanın Yüce Divan’a gönderilmesi: 17-25 Aralık’ta yolsuzlukla suçlanan dört bakanın Yüce Divan’a gönderilmesi hususunda AK Parti’de belirgin bir eğilim baş gösterdi. AK Parti’ye yakın gazete ve televizyonlar, haberleri, böylece partinin üzerindeki şaibenin kalkacağı umuduyla ve dolayısıyla hoşnutlukla izlediler, desteklediler. Ne zaman ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın buna karşı olduğu ortaya çıktı, hava birdenbire değişti, iktidara yakın gazetelerde böyle bir şeyin seçim öncesinde ‘zaaf’ yaratacağı tezi işlenmeye başladı.
Şeffaflık paketi: Yüce Divan ricatının ardından, Başbakan Davutoğlu’nun özel bir sunum ve vurguyla kamuoyuna duyurduğu şeffaflık paketinin seçimlerden önce mutlaka çıkartılacağı ilan edildi. İktidara yakın medya, Yüce Divan meselesinin zihinlerde yol açtığı olumsuzluğu dengeleyeceği beklentisiyle pakete geniş bir destek verdi. Fakat bu hamle de, “Bu konularda ekonomiyi dikkate alarak karar verilmeli. Sert kararlar alırsanız, ekonomiyi olumsuz etkiler” (Milliyet, 17 Ocak 2015) diyen Erdoğan kayasına çarptı. Paket çekildi, medya da konuyu kapattı.
Dolmabahçe ‘mutabakatı’: “Cumhurbaşkanı’nın haberi vardı, yoktu”, “dedi, demedi” tartışmalarını bir yana koyarsak... 28 Şubat 2015’te Dolmabahçe’de okunan ‘mutabakat’ metni, hükümete yakın medyanın bütün gazetelerinde sevinçle ve övgüyle karşılandı.
Örneği Sabah’tan verelim... 28 Şubat 2015’teki ‘mutabakat’ toplantısından bir gün sonra, 1 Mart 2015’te Sabah, ‘Şimdi barış zamanı’ manşetiyle çıktı. Manşetin üst başlık-spot kombinasyonu da şöyleydi:
Üst başlık: Çözüm süreci toplantısından PKK’ya tarihi çağrı çıktı.
Spot: Bugüne kadar karşılıklı ateşkes önerisinden öteye gitmeyen Öcalan ilk kez olarak PKK’dan kongresini toplayıp silah bırakma kararı almasını istedi.
Birkaç manşet daha verelim...
Yeni Şafak: Silahlara veda çağrısı... Star: Barış baharı... Akşam: Barışa dev adım... Takvim: Tarihi çağrı... Güneş: Güzel şeyler oluyor... Türkiye: Tarihi gün...
Sonrasını biliyorsunuz, hep birlikte yaşadık: Ne zaman ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın itirazı geldi, aynı gazeteler bu defa da ‘Dolmabahçe tuzağı’nı ve onun ‘karanlık yüzü’nü işlemeye başladı.
En taze örnekler ve sonuç
Sonrasını da hep birlikte yaşadık: İktidara yakın medyayı kontrpiyede bırakan bu türden gelişmeler biribirini izledi. Bunların en tazeleri de bildiri imzalayan akademisyenlerin tutuklu olarak yargılanmaları ile Cerattepe’de maden çıkarma faaliyetine ilişkin tutumlarda ortaya çıktı: Başbakan Davutoğlu birinci olayda tutuklu yargılamaya karşı çıkarken, ikinci olayda, mahkeme sonuçlanıncaya kadar maden arama faaliyetinin durdurulmasına karar verdi. Her iki çıkış da Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından eleştirildi.
İktidarı destekleyen merkez medya bu iki olayda da öncekilere benzer güçlükler yaşadı. Böyle durumlarda gazete yöneticilerinin, ‘yukarı’dan bir düzeltme gelecekse bir an önce gelmesi için duacı olduklarını tahmin etmek güç olmasa gerek.
Yanılmıyorsam, iktidara yakın medya bu çerçevedeki son sıkıntıyı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Avrupa Birliği (AB) ülkelerine vizesiz girişi tartışmalarında yaşadı: Vizesiz giriş hakkının hükümetin gayretiyle dört ay öncesine çekilmesindeki ‘başarı’ Erdoğan tarafından küçümsenince, bunu AB’ye karşı elde edilmiş diplomatik bir zafer olarak sunan medya zor durumda kaldı.
Neyse ki tam o esnada iktidar bloğundaki ikili karar mekanizması izale edildi de iktidara yakın medya hem vize meselesinde hem de bütün diğer meselelerde içine girdiği paralize olma halinden kurtulmuş oldu.
Sonuç olarak: Elbette sorun, bir siyasi partiye ve onun iktidarına sempati duymak gibi meşru bir pozisyonu, onun her yaptığını gözü kapalı onaylamak olarak yorumlayan tuhaf bir gazetecilik anlayışından kaynaklanıyor. O nedenle de, iktidar bloğundaki farklı bakışların nasıl haberleştirileceği büyük bir sorun haline geliyor.
Evet, şimdi iktidar bloğundaki ikili karar mekanizması ortadan kalktı. Fakat bir siyasi görüşe yakın olmayı, o siyasi görüşün partisinin ve hükümetinin bütün kararlarını gözü kapalı onaylamak olarak anlayan gazetecilik yaklaşımı değişmediği sürece, bu türden gazeteciliğin zorlukları da bitmeyecek. Sıkıntılar ‘katmerli’ olmayacak belki, fakat bu haliyle de yapılan şey gazeteciliğe pek benzemeyecek.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- Erdoğan, temel saflaşmanın eksenini 10 yıl sonra bir kez daha değiştirmeye çalışıyor: ‘Millîlik’ yerine ‘Kürtlü millîlik’
21.07.2025 - Erdoğan’ın imkânsız hayali: Suriye’de Rojava’yı Türkiye’de CHP’yi kendi kaderine terk etmeye razı bir Kürt hareketi
14.07.2025 - Doğru, ülke güvenliği demokrasisiz de sağlanabilir fakat bunu durmaksızın tekrarlamakta bir sorun var
23.06.2025 - Sırada Türkiye mi var?
19.06.2025 - ‘Siyasi çözüm’ Gülen cemaatinin tabanındaki ‘aidiyet suçluları’nın psikolojik travmalarına merhem olabilir mi?
17.06.2025 - “DEM, demokrasiye ihanet ediyor” korosuna karşı cesur, âdil, ahlaklı bir cevap; Özgür Özel’den…
8.06.2025 - Demokratikleşme olmadan barış mümkündür fakat bunu durmaksızın tekrar etmekte bir problem var
1.06.2025 - Vicdan duygusunun sızamadığı bir sevme biçimi olarak ultra milliyetçilik
11.05.2025 - Kürt sorunu, PKK sorunu, PKK’lılar sorunu
8.05.2025 - İrfanından nasiplenebilecek miyiz?
4.05.2025
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları











































































































































Ad Soyad Giriniz...
"Milattan Sonra 639 yılında fetihçi Arap orduları Amid şehrini beş aylık bir kuşatmanın sonunda ele geçirdiğinde şehrin kadın hükümdarı Meryemê Dara gizli bir geçitten kaçarak kurtulur.." Zaten utanilmasi gereken de $udur ki; 1- Ki$inak Diyarbekirin müslümanligiyla övünüyor.. Yani i$galci bir gücü öven birisinin aday gösterilmesi.. 2- Ki$anaka oy verenler de, bu i$galcigi onayladikarini bilmeleri gerekiyor.. Kisaca nerden bakilirsa bakilsin, Ki$inak gibi ki$ilerin seçilmesi de, insanliga vurulan en büyük darbelerden biri olacaktir..