Alper GÖRMÜŞ
Türkiye’de iktidar tarafından belirlenen fikir ve tutumlara itiraz etmenin manevi (bazen de maddi) maliyeti hiçbir zaman bu kadar yüksek olmamıştı. İktidarın zikrettiğim fikir ve tutumlarının ‘millî’, geriye kalanın ise topyekûn ve otomatik biçimde ‘gayri millî’ olduğu yönündeki trolleşmiş medya üzerinden kotarılan etkili propaganda bu sonuçta çok önemli bir rol oynuyor.
‘Millî-gayri millî’ ayrımı iktidar bakış açısından gayet işlevsel. Çünkü iktidar, geliştirdiği fikir ve tutumlara karşı ortaya konan eleştirileri ‘gayri millî’ olarak değil de basitçe ‘yanlış’ diye niteleseydi, o eleştirilerin sahiplerini birkaç yıldır yaptığı gibi ‘vatana, millete ihanet’le suçlayamayacaktı; o nedenle iktidarın bu tercihinin, yaratmak istediği siyasi atmosferle son derece uyumlu olduğunu söyleyebiliriz.
Eleştirinin, itirazın sadece ‘radikal’ olanlarına değil, ‘uyumlu’ olanlarına dahi tahammülün olmadığı bir dönemden geçiyoruz. İktidar bir şeye ne diyorsa sen de lafı hiç dolandırmadan aynısını tekrarlayacaksın; ‘gri’ sözlerin sinirleri bozduğu bir dönemdeyiz... İktidarın bir konuda geliştirdiği fikrin, aldığı tutumun esasına itirazı olmadığını söyleyenler bile şayet bundan sonra ‘ama...’ deyip ürkekçe bir-iki eleştiri sıraladıklarında derhal şuculukla, buculukla itham ediliyorlar.
İktidarın ve iktidar medyasının bu dönemdeki mottosunun ‘ya tam uyacaksın ya kahrolacaksın’ olduğu artık iyice ortaya çıkmış durumda. İktidar medyasının ‘bravo’ ve ‘kahrolsun’ arasındaki dar alanda yaptığı şeyin gazetecilik sayılamayacağı, iktidarın mutlak destekçileri tarafından dahi teslim edilmeye başladı. Mesela Abdurrahman Dilipak geçtiğimiz günlerde şöyle yazdı:
“Bakın, basında en büyük kayıp tirajında değil, itibarında. Gazeteler ‘sahibinin sesi’ne döndü ya da ‘parayı verenin çaldığı bir düdük’e dönüştü büyük ölçüde. ‘Troller’den söz ediliyor artık. Övgü ve sövgüden başka bir şey yok bazı gazetelerde. Burada bir yanlış yok mu?” (Akit, 17 Ağustos 2018).
Kriz tartışmasından ‘gayri millî’ damgası yemeden çıkabilmek
‘Gri’ sözlerin ihanetle eş tutulduğu, böyle yapanın şuculukla buculukla suçlanmayı göze almasını gerektiren son tartışmamızın adı, ekonomik kriz tartışması...
Bu tartışmadan ‘gayri millî’ damgası yemeden çıkabilmenin yegâne yolu, krizin bütünüyle dış güçlerin manipülasyonu olduğunu söylemek ve o noktada durmaktan geçiyor.
Sizi bilmem ama, bu ölçüye vurulduğunda benim durumum hiç parlak gözükmüyor. Çünkü ben yaşadığımız krizin fizyolojisinin ‘yerli’, psikolojisinin ‘ithal’ olduğunu düşünüyorum... Yani bana göre, krizin kökeninde tamamen ‘yerli’ politikalar var, fakat o politikalar nedeniyle bir kez başlayan bozulma, rahip Brunson krizi ve benzeri nedenlerle Türkiye’yi cezalandırmak isteyen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için üzerinde sörf yapabileceği bir zemin yarattı ve ABD işte bu zemin üzerinde yürüttüğü psikolojik savaşla krizi daha da derinleştiriyor.
Böyle düşünmemin nedeni, ABD’nin manipülüsyonları olmasaydı da bir borç ve döviz krizi yaşayacağımıza dair birçok iktisatçının savunduğu tezi benim de inandırıcı bulmam... Eski Merkez Bankası Başkanı, şimdinin İyi Parti milletvekili Durmuş Yılmaz’ın dediği gibi:
"ABD ile hiçbir siyasi sorunumuz olmasaydı da bu dalgalanma olacaktı. Çünkü enflasyonumuz ve cari açığımız yüksek. ABD ile bu tür problemler olmasaydı da bunu yaşayıp görecektik. Ama bu diplomatik sıkıntı dalgalanmayı arttırdı." (Yeniçağ, 17 Ağustos).
Yazının bundan sonrasında, rahip Brunson krizi henüz ortada yokken Türk ekonomisinin bir borç ve döviz krizine doğru koşar adım ilerlediğine dair uyarılara kısaca bir göz atacağız. Hiçbir dış manipülasyon parametresinden söz etmeyen, sadece Türk ekonomisinin yapısal özelliklerine işaret eden ve bu yapının kaçınılmaz olarak kriz üreteceğini öne süren uyarılardan da anlaşılabileceği gibi, kriz rahip Brunson olayı yaşanmasaydı da çok büyük bir ihtimalle ortaya çıkacaktı; bugün değilse yarın. Dolayısıyla, yaşadığımız krizi iktidarın ve iktidar medyasının yaptığı gibi salt ‘Amerikan oyunu’ olarak sunmak mümkün değildir. Yani son yıllarda yaşadığımız birçok gelişme gibi bu son krizin gerçek boyutlarını da ancak ‘gri’ sözlerin yardımıyla anlayabiliriz.
Mehmet Şimşek’in uyarısı ve Erdoğan’ın ona tepkisi
Durmuş Yılmaz’dan başlayalım...
Sanmayın ki Durmuş Yılmaz, bugün "ABD ile hiçbir siyasi sorunumuz olmasaydı da bu dalgalanma olacaktı” derken, araba devrildikten sonra yol gösteren çok olur faslından konuşuyor... Hayır, son bir yılda defalarca bu yönde uyarılarda bulundu. Bunların en ses getirenlerinden biri de Yılmaz’ın 11 Haziran 2018’de Bloomberg’e verdiği demeçti:
"Kriz lafını kullanmak istemem fakat bize doğru yaklaşan, ne olduğunu bilmediğimiz bir cisim var."
‘Kriz’ lafını kullanmadan ‘kriz’ uyarısı yapanlardan biri de, bizzat hükümetin ekonomiden sorumlu bakanlarından biri olan Mehmet Şimşek’ti. Pozisyonu gereği ‘kriz’ diyemiyordu ama, Şimşek’in geçtiğimiz mart ayı sonlarındaki sözleri işin uzmanları tarafından ‘kriz uyarısı’ biçiminde telaffuz edildi. Gerçekten de Şimşek sözleriyle, dövizle aşırı borçlanmış reel sektörün borçlarını ödemek için döviz satın almasıyla başlayıp, aşırı talep nedeniyle dövizin fiyatının yükseldiği (yani Türk Lirası’nın değersizleştiği) bir borç ve kur krizini imâ ediyor, “Borç almayın ortak bulun” çağrısı yapıyordu. Şimşek’e göre “Belki yağmur yağacak, belki de fırtına çıkacak”tı. (Hürriyet, 24 Mart 2018).
Mehmet Şimşek’e cevap, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan geldi. Erdoğan, Şimşek’i dış güçlerin oyununa gelmekle suçluyordu:
"Ülkemizin aleyhinde estirilen onca olay oldu. Bütün bu kredi derecelendirme kuruluşlarının ülkemizin aleyhinde nasıl yayınlar yaptığını, Türkiye'ye küresel sermayenin girmemesi için ne gibi gayretler içerisine girdiklerini biliyorsunuz. Hatta bu oyuna gelip aramızdaki bazı arkadaşların, kusura bakmasınlar, ülkemizdeki ekonomik durumun sıkıntılı olduğuna dair açıklamalar yapacak kadar yanlışın içerisine düştüklerini de ve bunu toplantılarda yaptıklarını da duymak bizi üzmüştür. Ortada bu denli büyük bir başarı var. Hala bunlar konuşuluyor. Bir insan kendi ayağına kurşun sıkabilir mi? Bu psikolojik üstünlüğü uluslararası camiaya vermesi gereken arkadaşlarım bu tür yanlışı yaparsa bunun affedilir yanı olamaz.”
Nitekim affedilmedi; hikâyenin devamını hep birlikte yaşadık.
Aslında Ali Babacan’ın Mehmet Şimşek’ten dört yıl önce Türk ekonomisine teşhis koyarken kullandığı cümleler de aynı fasıldandı... Babacan, ihtiyacı kadar döviz üretemeyen ve onu dışarıdan borçlanmak zorunda kalan Türk ekonomisinin verimsizliğini anlatırken hiç kuşkusuz orta vadede patlayacak bir borç ve döviz krizini imâ ediyordu: “Üretmeden çok lüks binalar yapan, taşa toprağa para harcayan bir ekonomi oluyoruz.”(Hürriyet, 3 Eylül 2014).
Özgür Demirtaş 2017’de nasıl uyarmıştı?
Son yıllarda görüşlerine en fazla itibar edilen iktisatçılardan biri olan Prof. Özgür Demirtaş, 2016’nın Aralık ayında 3,45 TL olan ABD Doları bir ay içinde 3,75’e tırmanınca, “Maalesef Dolar büyük bir zıplama gerçekleştirdi, rekor üstüne rekor kırdı, çoğu kişi zor durumda kaldı. Konu hakkında yazacağım” ön notuyla twitter’da bir dizi paylaşımda bulundu.
O günlerde ne iktidar ne de iktidar medyası Türk Lirası’na karşı ABD’den kaynaklanan spekülatif bir ataktan söz ediyordu, fakat işte ABD Doları yine hızla yükselmişti.
Özgür Demirtaş, günümüzdeki artışla kıyaslandığında devede kulak sayılabilecek kurdaki değişimi ele aldığı twitter mesajında, ABD Doları’nın sonraki dönemlerde daha da hızlı yükseleceğini öngörüyordu. Fakat bu öngörüsünü muhtemel bir spekülatif saldırıya değil, Türk ekonomisinin yapısal sorunlarına bağlıyordu:
“Önce durum tespiti yapmak gerek. Çünkü sorunumuz durumun yanlış tespitiyle başlıyor. Problemin ne olduğunu objektif değerlendirmeliyiz. Türkiye'de finans dışı şirketlerin 210 milyar Dolar açığı var. Ek olarak bankalarımız verdikleri kredileri Dolar ve Euro ile dışarıdan alıyor. Ek olarak bizim Türk malı dediğimiz ürünleri bile üretirken ham maddeyi dışarıdan alıyoruz.Yani ihraç ederken bile ithal etmek zorundayız. O yüzden NET ve AÇIK şekilde (ve maalesef) ülkemizin Dolara ihtiyacı var. Dolar bizi ilgilendirmez demek tam anlamı ile hayalperestlik. Türkiye'nin cari açık veren daha bir çok başka ülke gibi Dolara ihtiyacı var. Buna ters cümle söyleyen ekonomi bilimini bilmiyordur. Dolar değerleniyorsa Türkiye'deki miktarı az demektir. Bunu çoğaltmak için Dolar çekmek gerekir. Dolar ise kara kaşa kara göze gelmez.”
Erdoğan’ın Londra seferinde yaşananlar
Kara kaşa kara göze gelmeyen Doları ülkeye çekmek için her şeyden önce ‘piyasa’ denilen mekanizmayı ikna etmek, ülkenin piyasanın ‘doğru’ bildiği doğrultuda yürüdüğünü göstermek gerekiyordu.
Siyasi iktidarın, daha doğrusu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın mesajları ise başta faiz-enflasyon ilişkisi olmak üzere bu ‘doğru’larla taban tabana zıttı.
Seçimlerden hemen önce Londra’ya gidip piyasa aktörleriyle buluşan Erdoğan’ın, ekonomiye yön veren özerk kurumların işleyişine müdahale etmeyeceği yönünde mesajlar vermesi bekleniyordu. Fakat tam tersi oldu ve seçimlerden sonra ekonominin yönetimini neredeyse tümüyle kendisine bağlayacağı anlamına gelen sözler etti. Seçim sonrasında kurulan ilk Cumhurbaşkanlığı hükümetinde Maliye ve Hazine’den sorumlu bakanlığa damadı Berat Albayrak’ı getirince de bu yöndeki kaygılar iyice arttı.
Seçimlerden sonra beklenen faiz artışı gelmeyince, tam tersine Cumhurbaşkanı Erdoğan ‘faize direnileceğini’ ilan edince kur hızla yükselmeye başladı.
Özgür Demirtaş, bu son kur atağından aylarca önce yazdığı yazılarda, Dolar biraz düşünce döviz borcu batağı içindeki şirketlerin Dolara hücum edip onu yeniden yükselteceğini yazıyordu.
Gelişmeler aynen öyle oldu; Dolar biraz iniyor sonra hızla yeniden yükseliyordu ve bütün bunlar rahip Brunson krizinden önce oluyordu.
Yani rahip Brunson krizi ateşin sadece körüğüydü; ateş ondan önce bizzat ‘yerli’ malzemeler kullanılarak tutuşturulmuştu.
İktidar ve iktidar medyası krizin ‘yerli ve millî’ kaynağını istedikleri kadar gizlemeye çalışsınlar, bu propagandaları ancak yurt içinde, o da bir kesim üzerinde ve o da ancak bir süreliğine mümkün olabilir.
Yazarlar
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları











































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025