Alper GÖRMÜŞ
“Bu utançtan kurtulamazsınız!” diye yazdı iktidarcı olanı. Cinayetten yedi yıl sonra, 2014’te cinayet davasına Cemaate bağlı dönemin yüksek düzeydeki polisleri ve istihbaratçıları da dahil edilince “Hrant Dink’in arkadaşları sessizliğe gömülmüş…”
“Dink cinayetinin ‘FETÖ’ tertibi olduğu, bizzat ‘FETÖ’cü polislerin’ (davanın o dönemdeki) savcı(sı) Yusuf Hakkı Doğan’a verdiği ifadelerle sabit olması da sessizliklerini bozmaya” yetmemiş.
“Dahası, ‘laik-liberal-sol’ çevreleri de ‘sükût suikastlarına’ ortak” etmişler.
“Birkaç gün evvel mahkeme, Dink cinayetinin FETÖ’nün amaçları doğrultusunda işlendiğine hükmetmiş, fakat susmaya devam” etmişler.
Ulusalcı olanı da aynı telden çalıyor, aynı mantıkla hesap soruyordu:
“Hrant Dink’in, FETÖ tarafından bilerek-isteyerek öldürüldüğü tamamen ortaya çıkmasına rağmen, bu liboş çevrelerin bugün hâlâ tek kelime özeleştiri yapmamalarını nasıl değerlendirmek gerekiyor? Bu derin ilişkinin-ittifakın çimentosu nedir? CIA mı?”
Kimse susmamıştı, hepimiz sevinmiştik, ben de Cemaatçi polisler hakkında ortaya çıkan gerçekleri tane tane anlatmıştım
Evet, 2014’ün son aylarında beklenmedik bir gelişme olmuş, Hrant Dink davasının yeni savcısı Yusuf Hakkı Doğan, yedi yıldır bu cinayetin üç beş azmettirici ile bir tetikçinin işi olamayacağını haykıranlara umut veren bir hamle yapmıştı. O kadar da değil; ifadeye çağırdığı dönemin kamu görevlilerinin profili, Dink cinayetinin ‘derin’iyle ‘Cemaat’iyle zamanın devletinin ‘sahibi’ olan bütün kanatların mutabakatıyla gerçekleşmiş bir kötülük olduğuna inananları da umutlandırmıştı.
Aile dahil herkes memnundu gelişmeden. Dink ailesinin avukatlarından Hakan Bakırcıoğlu, o günlerde (Aralık 2014), benim de çalıştığım Al Jazeera Türk’e verdiği söyleşide, kamu görevlilerinin “şüpheli” sıfatıyla ifadelerinin alınmasının “önemli bir gelişme” olduğunu söylemiş, IMC televizyonunda katıldığı bir programda da savcı Yusuf Hakkı Doğan’ın yürüttüğü soruşturmadan memnun olduklarını yinelemişti. Bakırcıoğlu’na göre, savcı doğru sorular soruyordu ve kanaatine göre, bu sürecin sonunda kamu görevlilerini suçlayan bir iddianame yazacaktı. Bakırcıoğlu programda, şâyet bu gerçekleşirse, kamu görevilleri hakkında Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) “Kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi”ni düzenleyen 83. maddesinde belirtilen cezaların istenebileceğini de söylemişti. Bu madde, 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezaları öngörüyordu.
Yedi yıl boyunca ‘mış gibi’ yapılan dava sürecinin yol açtığı yorgunlukla savcı Doğan’ın “doğru sorular”ı yeterince merkez altına alınmıyordu belki ama gelişmeden herkes memnundu, herkes umutluydu.
Fakat savcı “doğru sorular”ını sadece Cemaatçi polis ve istihbaratçılara değil, cinayete yol vermede onlarla aynı sorumluluğu paylaşan ‘mutabakat’ın öbür kanadının temsilcilerine de soruyordu.
Bu sorulara her iki kanattan kamu görevlisinin verdiği cevaplar ikna edici olmaktan çok uzaktı. Ve bu gelişme gösteriyordu ki, Dink cinayetinin önlenememesinin ve hakikati ortaya çıkarma çabasında yıllar boyunca tetikçilerin ötesine geçilememesinin nedeni, cinayeti önlemek ve sorumlularını ortaya çıkarmakla görevli devlet memurlarının böyle bir meselelerinin, kaygılarının olmamasıydı.
2014 Aralığında ben, savcının ‘doğru sorular’ından yola çıkarak Al Jazeera Türk’te bir dizi yazı kaleme aldım. Bu okumakta olduğunuzu izleyecek iki (belki üç) yazıda savcının hangi sorularına hangi cevapların verildiğini hatırlatacağım. Sonra, yetersiz cevap sahiplerinin bir bölümü müebbet yerken öbür bölümünün nasıl paçayı sıyırdığını göstereceğim ve işte bu nedenle sevinemedik, sevinemedim diyeceğim.
Parantez: İktidarcı olanın bu yazıları görmeden bana (da) yönelttiği ‘utanmazlar’ suçlaması
Dink davasının sonuçlanmasından sonra “Bu utançtan kurtulamazsınız” yazısı yazan iktidarcı yazar, benzer bir suçlamayı Savcı Doğan’ın yürüttüğü kamu görevlileri soruşturması sürerken o günlerde de dile getirmişti.
Başlığı “Susmakla kurtulamazsınız” olan yazısı (Yeni Şafak, 23 Haziran 2015), suçlamalara Cemaatçi polislerin adı karışınca bazılarının nasıl suspus olduğuna dairdi. Beni de “piyasadan çekilmekle” suçluyordu.
Kendisine, yukarıda sözünü ettiğim, yarın ve öbür gün ayrıntılarını paylaşacağım yazılarımı gönderdim. Sonraki yazısında bir yarı özür mahiyetindeki şu satırları okuduk:
“’Susmakla kurtulamazsınız’ başlıklı yazım üzerine Hrant Dink ödüllü Alper Görmüş aradı, susmadığını söyledi.
“Kanıt olarak da Al Jazeera Türk’te yayımladığı (üçü 2014’ün Aralık’ında diğeri Mart 2015’te olmak üzere) 4 yazısının linkini gönderdi.
“Söz konusu yazılarda, Hrant Dink cinayetinde ‘Cemaatçi polislerin’ de yer aldığını bizzat ‘Cemaatçi polislerin’ savcı Yusuf Hakkı Doğan’a verdiği ifadelere dayanarak ortaya koyuyordu.
“Susmadığına sevindim. Zaten ona da yakışan buydu.”
Parantezi kapatıyorum.
Cinayet gecesi: Hepsi oradaydı
Dizinin bu ilk yazısını cinayet gecesi sahnelerinden birini anlatıp kapatıyorum. Sırf bu bile Hrant Dink cinayetinin ‘derin’iyle, ‘Cemaat’iyle bir ‘milli mutabakat’ cinayeti olduğunu göstermeye yeter.
(Dediğim gibi yarından itibaren de cinayet gecesinden sonrasına odaklanacağım).
Cinayet gecesi sahnesi: Dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, Dink’in katledildiği 19 Ocak (2007) günü İstanbul İstihbarat Müdürü Ahmet İlhan Güler ile beraber yurtdışındaydı. Cinayeti öğrenir öğrenmez döndüler ve o gece bazı bakanların da katıldığı bir toplantı yaptılar. Elde delil olarak sadece sonradan katil olduğu kesinlik kazanacak cinayet zanlısı Ogün Samast’ın flu bir fotoğrafı vardı. Bunu basına dağıtıp yardım ummayı düşünmekten başka bir şey gelmiyordu Cerrah’ın elinden… O çaresizlikle, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek’e döndü. Gerisini Cerrah’ın savcı Yusuf Hakkı Doğan’a verdiği ifadeden izleyelim:
“Bakanlarımız bana cinayetle ilgili son gelişmeleri sordular. Ben de kendilerine elimizde bir fotoğrafın olduğunu, bu fotoğrafı basına vermek istediğimi, bu şekilde kişinin tespit edilebileceği yönünde görüşlerimi belirttim. Hatta o sırada İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek orada olduğu için ‘bu konuda sizde herhangi bir bilgi, belge, gelişme var mı’ diye sordum. Ramazan Akyürek ‘yok’ dedi.”
Sonrası biliniyor: Cinayetten bir yıl önce, Ramazan Akyürek’in emniyet müdürü olduğu Trabzon’da hazırlanan ve Hrant Dink’i kimin nasıl öldüreceğini kayda alan Meşhur F4 raporunda adları geçen bütün şüpheli isimler (Ogün Samast, Yasin Hayal vb) birkaç gün içinde yakalanıp sorguya alındılar. Fakat sorgu sürerken bile Ramazan Akyürek bu kişilerle ilgili İstanbul’a hiçbir bilgi vermemişti….
Cinayet gecesi tanıklığındaki asıl kan dondurucu bölümün Ramazan Akyürek bölümü olduğu muhakkak… Fakat ortada başka bir soru daha yok mu? Başta sorduğumuz soruyu, bu defa cinayet gecesi toplantısına katılan devlet kadrosunu isim isim sayarak yineleyelim:
İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Adalet Bakanı Cemil Çiçek, İstanbul Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, MİT Bölge Başkanı, İstanbul Alay Komutanı, İstihbarat Daire Başkanı Ramazan Akyürek, Terör Daire Başkanı Selim Akyıldız, İstanbul Valisi Muammer Güler ve İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, hakikati birkaç gün sonra “hayretler içinde” öğrendikten sonra ne yaptılar? Başka türlü söylersek: Emniyet istihbaratının en tepesindeki ismin (evet, Ramazan Akyürek cinayet işlendiğinde Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Başkanı’dır artık), cinayetin sorumlularının ve faillerinin ortaya çıkmaması için hükümetten bilgi gizlediğini öğrendikten sonra ne yaptılar?
Bu kişilerin, bu kadar “ağır” bir bilgiyi yıllar boyunca kendilerine saklamaları olacak bir şey midir? Bunu neden yaptılar ve bu suç değil midir?
Lütfen bir daha düşünün: Bütün bu yüksek zevat, cinayetten sadece birkaç gün sonra, ülkenin en yüksek rütbeli istihbaratçısının cinayetten bir yıl önce hazırlanan raporu bildiğini öğreniyor. O kadar da değil: Bildiği halde, üstelik cinayet de gerçekleşmişken hâlâ ‘devlet’ten gizlediğini…
Ve bütün bu insanlar yedi yıl boyunca sustuktan sonra, ancak zora düşünce, pabuç pahalı hale gelince gerçeği itiraf ediyorlar.
Tablo böyleyken, bize dönüp “yargı FETÖ cinayeti dedi işte, neden susuyorsunuz, neden sevinmiyorsunuz” diye hesap soruyorlar.
Sevinemiyoruz, çünkü bizim derdimizle sizin derdiniz arasında dağlar kadar fark var.
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025