Atilla Aytemur
CHP Kartal Belediyesi, parti genel merkezinin bilgisi ve yönlendirmesiyle 10-12 Ekim 2016 tarihleri arasında “Günümüz İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları” başlığıyla bir sempozyum düzenledi. Açılış konuşmasını CHP Genel Başkanı kemal Kılıçdaroğlu’nun yaptığı etkinliğe, İstanbul Türk Ocakları ile İstanbul Üniversitesi destek verdi.
Sempozyumun amacı “günümüz Müslüman dünyasındaki meselelerin ve bunlara yönelik çözüm tekliflerinin ortaya konularak bir tartışma zemini oluşturulması, ortaya çıkan meseleler karşısında Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerinin isabetliliğinin belirlenmesi, İslam dünyasındaki meselelerin tespitinin ve bunlara yönelik farkındalığın artırılması hakkındaki sonuçlarını ilgili devlet kurumları ve sivil toplum örgütleriyle paylaşmak” şeklinde belirlenmiş.
El Kaide, IŞİD ve FETÖ
Dünyanın birçok ülkesini ve özellikle bölgemizi cihadi selefî-cihadî örgütler olağanüstü terör eylemleriyle kasıp kavuruyor. Güney sınırlarımızda Irak ve Suriye yıllardır cehennemi yaşıyor. Afganistan, Pakistan ve Bengaldeş’te neler oluyor artık unutuldu ve kimse merak dahi etmiyor. Yoksul Afrika’da meydana gelen inanılmaz şeyler ise dünya medyasında kendine avuç içi kadar yeri zor buluyor.
Türkiye’de, çok değil 13 yıl önce El Kaide’nin saldırılarını yaşamıştık. İstanbul’da önce iki Musevi sinagogu, beş gün sonra ise HSBC Genel Müdürlük Binası ve İngiliz Başkonsolosluğu önünde patlayan bomba yüklü araçların dehşeti, onlarca ölüme ve yüzlerce yaralıya neden olmuştu.
6 Ocak 2015’te ilk İŞID’li canlı bombanın Sultanahmet’te polis kulübesinde kendini patlatmasından beri çok sayıda saldırı yaşadık. Bunları yarattığı büyük tahribat ve endişe yetmezmiş gibi, kendini topluma dindar diye tanıtan ve sayısız insanı suistimal edip devletin hemen bütün kurumlarını örümcek ağı gibi saran Fetullah Gülen örgütünün daha üç ay önce 9.8 şiddetinde deprem gibi darbesiyle karşı karşıya kaldık.
10 Ekim’de sempozyum yapmak…
Tam da bu dönemde, gelenek olarak jakoben laikliğin temsilcisi olan ana muhalefet partisi CHP’nin, inanç kisveli terör örgütleri ve uyguladıkları saldırganlıklardan hareketle, İslam dünyasında boy veren meseleleri ve çözüm yollarını ele alan, katılım yelpazesi geniş bir sempozyum düzenlemesi önemli ve olumlu bir adım. Bu konuların konuşulmaya ihtiyacı var.
Ama Ankara Garı Katliamı’nın yıldönümüne rastlaması nedeniyle, bazı kesimler CHP’nin sempozyumu düzenlemesine eleştiri yönelttiler.
10 Ekim 2015 tarihinde “Emek, Barış ve Demokrasi” konulu bir yürüyüş ve miting için Ankara Garı önünde buluşan, çoğunluğu sendikalı öğretmen, üniversite öğrencisi, işçi, kamu çalışanı, sendika ve sol siyasi partilerin üyesi topluluğa IŞİD iki intihar bombacısıyla saldırmıştı. 109 kişinin ölmesiü ve 500’den fazla katılımcının yaralanması, Türkiye’nin yaşadığı en büyük katliam demekti.
Olayda 11 parti üyesini yitiren CHP’nin, bu faciayı unuttuğu ve unutturma çabası içinde olduğunun iddia edilmesi, bu partiye haksızlık olur. Hiçbir parti böyle birşeyi unutmaz. Ayrıca dayanakları güçlü bir iddia olarak da görünmüyor. Bizzat sempozyumun kendisi, bu partinin kaybettiği insanlara verdiği değer ve önemin göstergesi sayılır.
Çünkü CHP yönetimi, katliamın gerçekleştiği günün yıldönümünde bu sempozyumu düzenlemekle, sadece kayıpları anmakla yetinmemiş; katliamı yapan örgütlerin savundukları inanç zemininin gerçek yüzünü açığa çıkarmayı hedefleyen bir çalışma yapılması yönünde, hepimizi ilgilendiren bir tercihte bulunmuş. Nitekim Kılıçdaroğlu’nun açış konuşmasında bunun yeterli ipuçları da vardı.
Tartışma mücadelenin parçası değil mi?
Tabii ki bu tür saldırıları yapan terör örgütleriyle mücadele çok yönlü olmak zorunda. Yalnızca güvenlik tedbirleriyle üstesinden gelmek mümkün değil. Kendini inanç kimliğiyle tanımlayan IŞİD, FETÖ gibi yapılar her yönden ele alınmalı. Yeşerdikleri inanç zeminini bilmek, anlamak ve analiz etmek lazım. Bu konuları tartışmanın ciddi bir toplumsal ihtiyaç haline geldiği de ortada. Çözüm yolları da muhtemelen bu çabaların sonucunda ortaya çıkabilir.
CHP Kartal Belediyesi bu sempozyumu katliamın yıldönümünde yapıyor diye, Halkevleri mensubu gençler slogan atarak toplantıyı protesto etmek istemişler. Görevliler de onları yaka paça dışarı atmış. Keşke mikrofon uzatılıp hem tepkilerini ifade etmeleri sağlansa, hem de soruna dair ne düşündükleri sorulsaydı. Her iki tavır da çok sık rastladığımız şeyler. Mevcut bakış açılarını iyice katılaştırmaktan öte birşeye yaramıyor.
Ancak gördüğüm kadarıyla CHP’ye tepki sadece 10 Ekim’de ölenlere yönelik duygusal hassasiyet sergileyen gençlerden gelmiyor.
İçeriğe dair eleştiri getiren sol/sosyalist ve dindar/muhafazakâr kesimler de var.
CHP kulvar mı değiştiriyor?
İnternete ve bazı gazetelere göz attığımda şunları gördüm:
Gazete Manifesto isimli site, Türkiye Komünist Hareketi (TKH) adlı partinin Kartal İlçe örgütünün konuyla ilgili bildirisini yayınlamış. Bildiride ”… Ülkemizin içinden geçtiği karanlık dönemde 10 Ekim katliamı anmalarının yapılacağı günü tercih ederek, bu zihniyetin temsilcileri ile sempozyum düzenlemek, gencecik 11 üyesini de bu katliamda kaybetmiş CHP açısından tam bir aymazlık örneğidir… Eşitlik, özgürlük ve aydınlanma mücadelesi verenler bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bu tür girişimlerin ipliğini pazara çıkarmaya ve mücadele etmeye devam edeceklerdir… Kadınların kamusal alanda tekmelendiği, çocuklarımızın imam-hatiplere, tarikat yuvalarına mahkûm edilmeye çalışıldığı, cihatçı çetelerin elini kolunu sallayarak katliamlar yaptığı, ‘demokrasi’ ve ‘mutabakat’ söylemleri ile gericiliğin tahkim edildiği bir ülkede ancak aydınlanma ve laiklik için yan yana gelinir ve mücadele edilir” denmiş.
SendikaOrg isimli sitede ise, ”CHP utanmadı: 10 Ekim’in yıldönümünde İslamcı-faşistlerle sempozyum” başlığının kullanıldığı yazıda, ”CHP Kartal Belediyesi’nin aklına Günümüz İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları başlıklı bir sempozyum düzenlemek gelmiş. İslamcı iktidarın yol vermesiyle, cihatçı katiller eliyle düzenlenen katliamın yıldönümünde düzenlenen sempozyumun konuşmacıları da birbirinden ilginç” deniyor.
Ensonhaber sitesi de böyle bir sempozyumun düzenlenmesinden duyduğu rahatsızlığı, sempozyum salonundaki bazı boş koltukları öne çıkararak ifade etmiş.
SoLHaber portali ise, konuyla ilgili haberinin başlığını “CHP, Ankara Katliamı’nın yıldönümünde ‘İslam‘ etkinliği yapıyor” koymak suretiyle tavrını belli etmiş. Yenikapı mitingine CHP’nin katılmış olmasını da “düzen içi konumu güncelleme” olarak tanımlayan bu haber portalı, CHP’nin “Gerçek İslam bu değil” kervanına uzun süre önce katıldığı; düzenlediği sempozyuma nam salmış gericileri toplayarak Türkiye gericiliğiyle tam boy barıştığı kanısında. Devamında, “gericilikle çoktan ‘barışan’ CHP belli ki insanları öldüren karanlığı yırtıp atmayı değil, İslamın sorunlarını konuşmayı tercih ediyor” iddiasında bulunuyor.
Sol’dan benzeri başka eleştiri ve değerlendirmelerin gelmesi ve giderek artması ihtimal dışı sayılmamalı.
Bu konuları konuşmak CHP’ye mi kaldı!
Dindar/muhafazakar kesimlerin medyası ise bu sempozyuma pek ilgi göstermedi. İlgi gösterenler ise fazla yer vermedi. Sanki biraz “CHP, bu konuları konuşmak sana mı kaldı?” havası egemen gibiydi. Bu yaklaşım ile solun bazı kesimlerinden gelen “ Gericilikle mücadele etmek gerekirken, neden bu konuların üzerinde duruyorsun?” tarzı eleştirilerin aynı noktada buluştuğunu ileri sürmek, bilmiyorum fazla zorlama mı olur?
İki örnek vermekle yetinmek istiyorum.
Yeni Şafak’taki köşesine bu konuyu taşıyan İsmail Kılıçarslan, “Bari cevap verelim” gibi hafifseyici bir başlık altında, Kemal Kılıçdaroğlu’nun sempozyumdaki konuşmasında dile getirdiği 15 sorudan bazılarını ele almış. Batı sömürgeciliği ve kapitalizminin Müslüman ülkelere yüzyıllardır uyguladığı politikalara ve Tanzimat’tan Cumhuriyet’e modernleşmeci eğilime işaret edip, meselenin o konular etrafında düğümlendiğini ifade ediyor.
Bir sosyal demokrat partinin lideri olarak Kılıçdaroğlu’nu konuşmasında bunlara yer vermemekle eleştiriyor. Yani, Kılıçarslan CHP genel başkanıyla bir tartışmaya giriş yapmaya çalışıyor. Ama İslam dünyasının bizzat kendisinden ve zihniyet dünyasından kaynaklanan zaafları üzerinde duyrmaktansa, Batı emperyalizminin onlara yaptıklarını konunun odağına çekmek istiyor.
Şöyle diyor: “Çünkü beyim; adı ‘Günümüz İslam Dünyasında Meseleler ve Çözüm Yolları’ olan bir toplantıda ‘solcu’ sayılan ana muhalefet lideri konuşmasında Batı’nın yapıp ettiklerini, emperyalizmin zararlarını, Müslümanların ustalıkla geri bırakıldığını, terörize edildiklerini falan bir cümleyle olsun almıyor ağzına işte. Topu birkaç kuklaya atarak kaçak güreşiyor. Hakiki bir hesaplaşmadan kaçıyor.
“Çünkü beyim; derdiniz gerçekten günümüz İslam dünyasının meseleleri ve çözümlerini konuşmak olsa mesela içinde bulunduğumuz şu güzelim ülke için meseleyi konuşmaya Tanzimat Fermanı’ndan, Jön Türklerden, harf devriminden, hilafetin ilgasından, Cumhuriyet balolarından falan başlamak gerekecek. Zor olacak sizin için değil mi?”
Yeni Akit’in sitesinde ise, yine Kılıçdaroğlu konuşurken salondaki bazı boş koltukların fotoğrafı verilmiş. Çok kısa olarak verilen haberde de okuyucunun dikkati bu konuya çekilip, katılımın az ve koltukların boş olduğu belirtilmiş. Aslında, “Boşa ve boşuna konuşuyorsun” demeye getirilmiş gibi. Ne sempozyumun içeriğine yer verilmiş, ne de CHP Genel Başkanı’nın söylediklerinden bir cümle aktarılmış.
Aslında CHP iyi bir başlangıç yaptı
CHP’nin bu sempozyumu yapmasının anlamı, dile getirilen görüşler, önerilen çözüm yollarının gerek laik gerekse dindar kesimlerde nasıl karşılandığı vb konularda daha net şeyler söyleyebilmek için hiç şüphesiz önümüzde daha zaman var.
Bununla beraber, kendini İslâm zemininde tanımlayan terör örgütlerinin ortaya çıkış şartlarını, dayandıkları düşünsel temelleri, izledikleri olağanüstü şiddet, terör ve saldırganlık politikalarının nedenlerini anlamak çok önemli. Bu bakımdan İslâm tarihi, öğretisi ve teolojisi konularına vakıf uzmanların görüşlerini dinlemek, onlardan bazı sonuçlar çıkarmak, bütün ülke için ihtiyaç duyulan şeyler.
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın son dönemdeki bazı faaliyetlerine bakınca, orada da bu meselelerin toplumla tartışılmasına yönelik bir gayretin olduğu hissediliyor.
Mesele yurttaşların inançlarına ve bu alandaki tercihlerine yönelik bir müdahale zemininin yaratılması değil. Böyle bir şey zaten kabul edilemez. Üzerinde asıl durmamız gereken konu, inanç alanının istismarı yoluyla siyasete müdahalenin ve devlet imkânlarının kullanılmasının önlenmesi sorunudur. Zaten 15 Temmuz darbe girişimi birçok sorunu önümüze serdi. Bunlardan biri de dini cemaatlerin devlet/siyaset ve ticaretle kurduğu ilişkilerin yarattığı sorunlar değil miydi?
Bu sorunların dindar/muhafazakâr toplum kesimlerinin özel alanı gibi ele alınması doğru bir yaklaşım olmaz. Birincisi, hiçbir toplumsal-düşünsel sorun, “asıl sahibi”nin (?) tekelinde sayılamaz ve başkaları tartışmasın istenemez (örneğin “sosyalizmin sorunlarını sadece sosyalistler tartışabilir” veya “şiddete dayalı devrimin sorunlarını sadece devrimciler tartışabilir” denebilir mi?). İkincisi, bu takdirde diğer kesimlerin konuya kayıtsız kalması kaçınılmaz olur. Bunun olağan görülmesi bizi, herkesin kendi kimlik alanında yalıtılmış şekilde yaşadığı, kimsenin kimseden etkilenmediği, kompartmanlara bölünmüş bir topluma ve kısır döngüye mahkûm bir hayata sürükler. Üstelik sorunların katlanarak devam etmesine neden olur.
Halbuki konu dönüp dolaşıp rejimin demokratikleştirilmesine; etnisite, sınıf, inanç, bölge, cinsiyet gibi kavramlarda karşılığını bulan toplum kesimlerinin barışçı, eşitlikçi, özgürlükçü bir sistem içinde bağımsız vatandaşlar, özgür bireyler olarak bir arada yaşayabilmesine gelip dayanıyor.
O zaman herkes tartışsın, tartışabilmelidir.
Ankara’ya not
Ankara valisi, Ankara Garı önünde canlı bombaların öldürdüğü yurttaşları anma etkinliğini, OHAL’in halden yoldan anlamaz uygulamalarıyla hem sınırlamış, hem yasaklamış. Yetmemiş; insanların yerlerde süründüğü malum manzarayı yaratmış.
İnsaf! IŞİD’le mücadele için ta Rakka ve Musul gibi uzak diyarlara gitmek üzere ABD’yle bunca münakaşayı yapıyoruz, ama o örgütün öldürdüklerini anmak için Ankara Garı’nın önüne kadar gitmek isteyen insanlarımıza izin vermiyoruz.
Arkadaşlarını, meslektaşlarını, sendikalı dostlarını, partili yoldaşlarını anmak isteyenlere bunu çok görmenin, OHAL’de yeri varsa da vicdanlarda yok.
Keşke hükümetin anmaya herkesin katılmasına izin verseydi. Keşke birkaç bakan da katılsaydı. Keşke polis işin kolayını bulup önüne gelene gaz sıkma alışkanlığından vazgeçseydi. Keşke yaşamını kaybedenlerin aziz hatırasına uygun bir anma, yaşamdan koparıldıkları yerde yapılsaydı.
Çok mu zor!
Yazarlar
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları














































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.11.2023
19.08.2023
6.05.2023
28.04.2023
17.04.2023
29.03.2023
22.03.2023
9.03.2023
15.11.2022
9.09.2022