Ayşe HÜR
1944 Irkçılık -Turancılık davası sanıkları mahkemede.
'Irkçı-Türkçü' gençler, Ulus Meydanı'nda "Çok Yaşa Milliyetçi Türkiye!" sloganları atarak yürüyor, vurup kırıyor, etrafa sataşıyorlardı. Sonunda Sabahattin Ali'nin kitaplarını yaktılar.
Bazı okurların talebi üzerine, geçen hafta bıraktığım yerden ‘Türkçülük-ırkçılık’ ilişkisinin tarihçesine devam etmeye karar verdim. Böylece resmin bütününü görmeye bir adım daha yaklaşmış olacağız diye düşündüm.
İkinci Dünya Savaşı arefesinde ırkçı Türkçülüğün en önemli figürü Hüseyin Nihal Atsız’dı (1905-1975) . Atsız’ın 15 Mayıs 1931 - 25 Eylül 1932 arasında yayımladığı Atsız Mecmuası’nın ilk sayıdaki sloganı “Ben, Sen, O Yok, Biz Varız”dı, ancak 2. sayıda “Bütün Türkler Bir Ordu, Katılmayan Kaçaktır” şekline dönüştürülmüştü. Dergiye yazı yazanlar arasında Fuat Köprülü, Zeki Velidi Togan, Pertev Naili Boratav, Sabahattin Ali, Nihat Sami Banarlı, Orhan Şaik Gökyay, Ali İhsan Sabis ve Abdülkadir İnan gibi önemli entelektüeller bulunuyordu.
Havsala ölçme aleti
Günümüzde sıkça kullanılan ‘sözde Türk’ kavramının mucidi olan Atsız, Hitler’in özel armağanı olduğunu söylediği bir aletle isteyenlerin kafatasını ölçer, güya bir dizi hesap yaptıktan sonra kişinin yüzde kaç Türk olduğunu söylerdi. Yıllar sonra aletin ne olduğu anlaşıldı. Dr. Rıza Nur’dan kalan bu alet, doktorların hamile kadınların rahat doğum yapıp yapamayacaklarını anlamak için leğen kemiklerinin bulunduğu bölgeyi ölçtükleri ‘havsala ölçme aleti’ydi!
2-11 Temmuz 1932 tarihli Birinci Türk Tarih Kongresi sırasında Zeki Velidi Togan ile Reşit Galip arasındaki Türklerin Orta Asyalı kökenleri hakkındaki tartışmada Togan’ın yanında almasının bedelini ağır ödeyen Atsız, Darülfünun’daki görevinden uzaklaştırıldığı gibi, 14 Temmuz 1934’te, geçmiş bir sayıda yayımlanan ‘Komünist, Yahudi ve Dalkavuk’ başlıklı yazısı bahane edilerek dergisi Orhun kapatıldı. Bu dönemde parlayan bir diğer ırkçı Türkçü 1938-1943 yılları arasında Ergenekon, Bozkurt ve Gök-Börü adlı üç Türkçü derginin editörü olan Reha Oğuz Türkkan’dı. Türkkan bu dergide ‘Reha Kurtuluş’, ‘Avni Motun’, ‘Ergenekoncu’ ve ‘A. Mete Turanlı’ imzaları ile yazılar yazıyordu.
4 Şubat 1939 tarihli Ergenekon’da Türkkan “Düşünün bir kere: Büyük şef [Mustafa Kemal] ne diye ‘ırk tarihimiz’ üzerinde bu kadar ısrarla durdu?… Niçin durmadan bize: ‘Tarihimizin en mühim kısmı Orta Asya’dadır!’ dedi ve oradaki ırkdaşları bize hatırlattı?... Gene o sevimsiz politika denilen nesne yüzündendir ki bize doğrudan doğruya: ‘Kandaşlar, Asya’da milyonlarca kardeşlerimiz var; esaret altında inliyorlar. Bir gün gelip onları kurtaracağız ve büyük Türk birliğini kuracağız!’ diyemedi. Fakat birçok yerlerde bu fikrini ve bu inanışını sezdirdi… Atatürk en samimi bir Panturanistti ve bunu tahakkuk ettirebilecek bir kudretteydi” diyerek ideolojik meşruiyetini nereden aldığını gayet güzel anlatmıştı. Birbiriyle hiç anlaşamayan Türkkan ve Atsız, mücadeleyi birbirlerinin etnik kökeni üzerinden yürüttü. Örneğin Türkkan, Atsız’ı ‘Türklerin çoğunun dahil olduğu brakisefal ırktan olmamakla’ suçladığında Atsız’ın cevabı “Türkkan’ın ataları Ermeni’dir. O Türkkan değil Ermenikan’dır” olmuştu.
Atsız’ın oğluna vasiyeti
Bu bölümü Nihal Atsız’ın 1941’de yazdığı ama etkileri günümüze kadar süren ünlü vasiyeti ile bitirelim: “Yağmur Oğlum! Bugün tam birbuçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigâr olarak bırakıyorum. Öğütlerimi iyi tut, iyi bir Türk ol. Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Rumenler yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarınki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içerideki düşmanlarımızdır. Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı. Tanrı yardımcın olsun!”
Alman ilerleyişinin coşkusu
22 Haziran 1941’de Hitler ordularının Sovyetler Birliği’ni işgal ettiği haberleri Ankara’ya ulaştığında TBMM’deki atmosferi CHP Milletvekili A. Faik Barutçu şöyle anlatmıştı: “Alman-Sovyet harbi memlekette bir bayram havası vücuda getirmiştir. Herkes birbirini tebrik ediyor. Beş yüz senelik tarihi bir intikamın sevki ve sevinci ile kalpler derhal Alman zaferi için çarpmaya başladı. Öğleden sonra Meclis koridorunda Dışişleri Bakanı Saracoğlu’na: -Siyasi gazanız bir kere daha mübarek olsun, dedim. Saracoğlu: -Hepimizin! cevabını verdi. Mebuslar birbirlerine: -Bayramınız mübarek olsun diyorlardı.”
Almanların güneyden Stalingrad’ı çevirmeye başladığı günlerdi. Başbakan Refik Saydam’ın ani ölümü üzerine Başbakan olan Şükrü Saraçoğlu, 5 Ağustos 1942 tarihli güvenoylamasından sonra şöyle demişti: “Biz Türküz, Türkçüyüz ve daima Türkçü kalacağız. Bizim için Türkçülük bir kan meselesi olduğu kadar ve laakal o kadar bir vicdan ve kültür meselesidir. Biz azalan ve azaltan Türkçü değil, çoğalan ve çoğaltan Türkçüyüz ve her vakit bu istikamette çalışacağız!”
Nazi Almanyası’yla flört eden devlet ricali sayesinde rejimin şımarık çocuğu rolünü oynayan ırkçı hareketin lideri Nihal Atsız, 1940’ta yayımladığı İçimizdeki Şeytan adlı romanında ırkçı-Turancıları eleştiren Sabahattin Ali’yi gözden düşürmek için ‘İçimizdeki Şeytanlar’ adlı broşürü bu sırada yazdı. Atsız broşürde Sabahattin Ali’ye “Kirye Sebahattinaki. Yahut fikirlerine ve irfanına göre yoldaş Sabahattin Aliyef. Sen, kanı bozuk Oflu Rum dönmesi ve Marks’ın fikri veledi!” diye sesleniyordu. Bu ırkçı hitaplar güya Ali’nin ideolojik biçimlenmesini alaya almak içindi.
Bu polemik tam üç yıl bu minvalde sürdükten sonra, Mart-Nisan 1944’te Atsız’ın kendi gazetesi Orhun’da, Başbakan Saracoğlu’na hitaben yazdığı iki açık mektupla iyice alevlendi. İlk mektubunda ülkeyi ‘sinsi sinsi’ istila eden komünizm tehlikesine karşı başbakana 1942’deki sözlerini hatırlatan Atsız, o günlerde Almanların durumu hiç parlak olmadığı için dilini tutmak zorunda kalan Saracoğlu’ndan umduğu yanıtı alamayınca bir ay sonra ikinci bir mektup yazdı. Benzer temaları işlediği bu mektupta o sırada Ankara Devlet Konservatuvarı’nda dramaturg olarak çalışan Sabahattin Ali’yi, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi folklor hocası Pertev Naili Boratav’ı, İstanbul Üniversitesi Pedagoji Enstitüsü öğretim üyesi Prof. Sadrettin Celal Antel’i ve eski milletvekili, dilbilimci Ahmet Cevat Emre’yi de ‘vatan haini komünistler’ olarak suçluyordu.
Ancak Atsız, hızını alamayıp Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’i de ağır biçimde eleştirince, o günlerde savaşı kazanması an meselesi olan Sovyetler Birliği ve Batı devletlerine bir jest yapmak için fırsat kollayan hükümet, Atsız’ı Robert Kolej’deki görevinden aldı, Orhun’u kapattı.
Diğer hocalardan gık çıkmamıştı ama Hasan Ali Yücel ile Ulus gazetesinin editörü Falih Rıfkı Atay’ın cesaretlendirdiği Sabahattin Ali, Nihal Atsız’a karşı ‘hakaret’ davası açınca durum yine kontrolden çıktı. 26 Nisan 1944’teki ön soruşturmada, olayı ‘vatanseverlerle hainlerin savaşı’ olarak niteleyen Atsız’ın mesajını alan ‘vatansever’ gençler galeyana geliverdi. Önce, Ankara Üniversitesi Felsefe Bölümü öğrencilerinden Osman Yüksel Serdengeçti, Sabahattin Ali’ye fiziksel saldırıda bulundu. 3 Mayıs 1944 tarihli ikinci duruşmada, Sabahattin Ali ne zaman ağzını açsa, Nihal Atsız ve yandaşları tarafından alkışlar ve sloganlarla susturuldu. ‘Irkçı-Türkçü’ gençler, Ulus Meydanı’nda “Kahrolsun Komünistler”, “Kahrolsun Moskova uşakları”, “Çok Yaşa Atatürk!”, “Çok Yaşa Milliyetçi Türkiye!” sloganları atarak yürüyor, vurup kırıyor, etrafa sataşıyorlardı. Sonunda Sabahattin Ali’nin kitaplarını yaktılar.
Bu taşkınlıkları sessizce izleyen mahkeme heyeti 9 Mayıs’ta kararını açıkladı, Nihal Atsız’ı Sabahattin Ali’ye hakaretten dört ay hapis cezasına çarptırdı ama cezası ertelendi. Atsız Boğaziçi Lisesi’ndeki öğretmenlik görevinden atıldı.
Turancılar Davası
Ancak Almanya’nın savaşı kaybedeceği anlaşıldığında, hükümet ırkçılıktan derhal çark etti. 19 Mayıs 1944’te Gençlik Bayramı dolayısıyla halka bir konuşma yapan Cumhurbaşkanı İnönü, “Türk milliyetçisiyiz, fakat memleketimizde ırkçılık prensibinin düşmanıyız” diyordu. Konuşmayı izleyen iki hafta içinde ırkçılar gözaltına alınmaya başladı.
Uzun bir soruşturma döneminden sonra 7 Eylül 1944’te İstanbul İstiklal Mahkemesi’nde ‘Turancılar Davası’ başladı. Davada Zeki Velidi Togan, Reha Oğuz Türkkan, Nihal Atsız, Hüseyin Namık Orkun, Orhan Şaik Gökyay, Fethi Tevetoğlu, Alparslan Türkeş, Hikmet Tanyu başta olmak üzere 23 sanık yargılanıyordu. Suçlama ‘hükümeti devirmek için gizli örgüt kurmak’tı. Savcıya göre örgütün adı ‘Gürem’di.
Ziya Özkaynak adlı bir sanık 7.080 üyesi olduğunu söylediği örgütün amacını şöyle tarif etmişti: “Irkçı ve Turancı bir hükümet kurmak lazımdır. Bugünkü hükümet hiçbir şey başaramıyor. Biz hükümeti ele almak için gizli bir teşkilat kurduk. Atatürk’e muhalif bir doktorun idaresindeyiz. Birçok subaylar cemiyetimize dahildir. Muhafız Alayı ve Sarıkışla subaylarını elde ederek bu kuvvetlerle merkezden ani bir darbe-i hükümet yapacağız. Ecnebi bir hükümetle temastayız. Bize silahla yardım edecek. Doğru Büyük Millet Meclisi’ne giderek evvela mebusları tevkif edip, iktidarı alacağız!”‘Ecnebi devlet’ Almanya’ydı. O tarihlerde Turancı diye bilinen bazı kişiler Almanya’ya geziler yapıyordu, Nuri Demirağ adlı işadamının Almanlarla Turancılar arasındaki para trafiğini yürüttüğü söyleniyordu. Ancak sanıklar tüm iddiaları reddetti. Gürem’e dair ifadelerinin işkence altında alındığını söylediler. İddialarına göre tabutluklara konmuş, günlerce aç susuz bırakılmış ve dövülmüştü. Savcının hakkındaki ithamlarını duyan Reha Oğuz Türkkan büyük bir şaşkınlıkla “Bunlar, yıllarca, Atatürk tarafından bizzat tayin ve tavzif edilen (görevlendirilen) Mahmut Esat Bozkurt tarafından devletin üniversitelerinde, İnkılap Tarihi kürsüsünden söylenmiştir. On binlerce genç ve içlerinde de ben, bu sözleri duyduk. Bu telkinler altında kaldık. Atatürkçülüğün, Kemalizm’in bu olduğuna inandık. İmtihanlarda ancak bu surette cevap vererek sınıf geçebildik. Bu dersler, bilahare devlet tarafından yayınlanmıştır (...) Anayasamızın manası bize böyle anlatılmıştı. Kemalizm’i, rejimi ve Anayasayı bu şekilde belleyen ve Maarif vasıtası ile bu şekilde öğrenen kimselere bu gün ‘Kemalizm’in, rejimin düşmanısın, Anayasa’ya aykırı şeylere inanıyorsun, hainsin’ demek, tarihin hayretle üzerinde duracağı bir acayipliktir” demişti.
66 oturum süren dava 29 Mart 1945’te sonuçlandı; suçlanan 13 kişiden 10’u çeşitli cezalara çarptırıldı. Togan, hükümeti devirmekten suçlu bulunan tek kişiydi, 10 yıl ağır hapis ve 4 yıl Adapazarı’nda sürgün cezasına çarptırıldı. Türkkan, gizli örgüt kurmaktan suçlu bulundu ve 5 yıl ağır hapis, 4 yıl Diyarbakır’da sürgün cezasına çarptırıldı. Atsız, 3 Mayıs mitinginden dolayı 4 yıl ağır hapis ve 13 ay 15 gün Adana’da sürgüne mahkûm edildi. İlerde Ülkücü hareketin lideri olacak Alparslan Türkeş 9 ay 10 gün hapis cezasına çarptırıldı. Diğer sanıklara da çeşitli hapis ve sürgün cezaları verildi.
Türkiye-SSCB soğukluğu
1945 yılının Haziran ayında, bir süredir 1925 tarihli Türk-Sovyet Dostluk Antlaşması’nı yenilememek için ayak sürüyen Sovyetler Birliği Türkiye’yi yeni bir anlaşma imzalamaya davet etti ama bu anlaşma Kars ve Ardahan’ın Sovyetler Birliği’ne geri verilmesini ve Boğazların statüsünü belirleyen 1936 tarihli Montreaux Anlaşması’nın tadilini içeriyordu. Bu talepler Temmuz ayında Türkiye tarafından reddedildi. Bu atmosferde Türkiye’deki resmi çevrelerin Pan Türkist hareketlere tavrı yeniden değişti. Askeri Yargıtay 25 Ekim 1945’te sanıkların yeniden yargılanmasına karar verdi. Tutuklular serbest bırakıldılar.
Uzunbir aradan sonra 26 Ağustos 1946’da başlayan ikinci yargılama ilk davanın tersine basında pek yer bulmadı. 31 Mart 1947’da karar veren 2 No.lu İstiklal Mahkemesi, sanıklara isnat edilen suçların kanıtlamadığını ileri sürdü. Sovyet taleplerinden dört ay sonra Askeri Yüksek Mahkeme, 1 No.lu Askeri Mahkeme’nin kararını ortadan kaldırdı ve dosyayı kapattı.
Bu yıl Türkiye-SSCB ilişkilerinin çok kötüye gittiği bir yıldı. Bunun nişanesi olarak Afet İnan’ın 1936’da 64 bin kafatası üzerine yaptığı doktora tezi ilk kez Türkçe olarak yayımlandı ama, 14 Mayıs 1950’de başlayan Demokrat Parti iktidarı ile birlikte ABD ve Batı dünyası ile gelişen ilişkilerin gereği olarak, ırkçılık düşüncesi tekrar geri plana çekilmek zorunda kaldı....
‘Irkçı Türkçülük’ten ‘Türk-İslam Sentezi’ne giden yolu da (eğer daha ilginç bir konu çıkmazsa) haftaya anlatalım...
Özet Kaynakça: Murat Kaya, “Reha Oğuz Türkkan and Pan-Turkist Movement in Turkey (1938-1947), Master tezi, Boğaziçi Üniversitesi ATA Enstitüsü, 2005; Orhangazi Ertekin, “Cumhuriyet Döneminde Irkçılığın Çatallanan Yolları”, Modern Türkiye’de Siyasi Düşünce, Milliyetçilik, C. 4, İletişim, 2003, s. 345-385; Kemal Bayram Çukurkavaklı, Sabahattin Ali Olayı, Yenigün, 1978; Hikmet Tanyu, Türkçülük Davası ve Türkiye’de İşkenceler, Erciyes Matbaası, 1950; Reha Oğuz Türkkan, Tabutluktan Gurbete. 1988; Uğur Mumcu, 40’ların Cadı Kazanı, Tekin Yayınevi, 1991.
Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
- NARİN GÜRAN CİNAYETİ VE KOLEKTİF TRAVMA
9.09.2024 - GÜNÜN OLAYI (12. SURP HAÇ KİLİSESİ AYİNİ) VESİLESİYLE HAFIZA TAZELEME
9.09.2024 - Seyit Rıza ve altı arkadaşının idamının 85. yılında: İnönü mü, Bayar mı, Atatürk mü sorumlu?
17.11.2022 - 160 yıllık mesele: Harf İnkılabı
6.11.2022 - Çağımızın Bir (Başka) Kahramanı: Topal Osman
7.06.2019 - 'Fahreddin Paşa' polemiği ve Erdoğan'ın 'dikkat dağıtma' stratejisi
26.12.2017 - Sene 1871: 72 günlük 'muzaffer ve mağlup' Paris Komünü
21.03.2016 - Harem: Efsaneler, gerçekler
13.03.2016 - Tarihten Kara Fatma portreleri
6.02.2016 - 1938 Donanma Davası
28.02.2016
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları


































































































































Hrac Madooglu
Bu konuda size hak vermemek mumkun degil. Erdogana ayak uydurmak hakikaten zor bir is. Futbol oynarken seyrettim, iyi calim atamazdi ama politikada attigi calimlar cok kivrak. Son calimi da Hrantin ailesine atti gecen gun. Meger, sizin deyiminizle, "cok ozel bir insan" olan basbakanimiza gore Hrantin oldurulmesi orgut isi degilmis. Hrantin yazilarini okuyup da begenmeyen bir milliyetci cocugun yaptigi bir ismis. Siz Hrantla ayni gaztede calistiniz. Rahatsizlik duymadiniz mi sevgili basbakaninizin bu vicdansiz demecinden? Anladik ekmek parasi derdindesiniz ama bu kadar mi zayif bir insansiniz? Daha ne kadar devam edebilirsiniz bu davranis bozukluguna?