Cemil ERTEM
15 Temmuz şüphesiz ki, Türkiye için olduğu kadar dünya için de çok önemli tarihtir. Burada üzerinde durmamız gereken üç önemli nokta vardır; birincisi darbeyi yapmaya çalışan FETÖ örgütünün yapısı, tarihi geçmişi ve liderinin konumu, ikincisi de bu darbeye sivil direnişin kapsamı ve derinliği, üçüncüsü ise bu darbe girişiminin uluslararası ayağı ve FETÖ’nün arkasında hangi “karanlık” sermaye kesimlerinin olduğu...
Esasında bu üç husus bu darbe girişiminin bize ekonomi-politiği de anlatır.
FETÖ’nün dış aklı
Darbeye girişen ve TSK içinde yapılanan örgütün dış bağlantıları, liderinin ABD’de yerleşik olması ve buradaki “karanlık” konumu ile darbe sırasında ve sonrasında özellikle ABD ve Alman medyasındaki yorumlara baktığımızda, darbe girişiminin boyutlarını, bu darbenin nereye dayandığını ve hangi sermaye güçlerine bağlı olarak gündeme geldiğini çok rahat okuyabiliriz.
Örneğin 15 Temmuz’da bir Washington Post analizinin başlığı şöyle idi; “Türkiye’de darbeyi önlemek daha fazla demokrasi getirmeyecek.” Yine başından beri Erdoğan ve Türkiye karşıtı cephede olan ve hangi karanlık sermaye güçlerini temsil ettiğini çok iyi bildiğimiz New-York Times de tarihte eşi benzeri görülmemiş bir şekilde darbeyi önleyen ve 250 şehit veren halka, FETÖ ağzıyla hakaret ediyordu; “Erdoğan’ın destekçileri birer koyun ve o ne derse onu takip ediyorlar.” Alman DieWelt gazetesi ise hemen darbe girişiminin ertesi günü ise şu manşeti atıyordu; “Türkiye’nin krizi: Asıl darbe şimdi başlıyor.” Bu yorum ve başlıklara dikkat ederseniz bunlar, darbe girişimi ve sonrasında FETÖ terör örgütünün dünya kamuoyu önündeki argümanlarıdır. Ama burada dikkat çekici olan şudur; bu argümanları önce bu medya dillendirmiş sonra bunlar FETÖ’nün-neredeyse- sloganı olmuştur.
Alman DieWelt’in manşeti daha sonra FETÖ’nün “kontrollü darbe” tezinin ilk versiyonu ve çıkış noktasıdır. Hükümetin darbe girişiminden hemen sonra zorunlu OHAL ilanı, ki bu 20 Temmuz tarihine denk gelir, FETÖ ve takipçileri tarafından, “işte asıl darbe 20 Temmuz, 15 Temmuz da kontrollü darbe idi” tezini gündeme getirmiştir. Bu tezi şu günlerde CHP’nin ve onun liderinin savunduğunu görüyoruz. Dolasıyla darbe girişiminin birinci yılında darbenin arkasındakiler, olduğu gibi, kendisini ele veriyor.
Karanlık geçmiş...
Şimdi tam burada darbe girişimini yapan FETÖ’ye ve onun liderine bakalım. Fettuhlah Gülen’in İzmir’de vaizlik ile başlayan karanlık hikayesi Türkiye’nin, askeri darbelerle, darbe yönetimleri de olmadığı zamanlarda da, askerin ve darbe kurumlarının politik vesayeti ile yönetildiği yılların başlangıcına dayanır. 1960 darbesini takip eden yıllarda Gülen örgütlenmesi, Türkiye’nin batı illerinden başlayarak dini görünümlü bir teşkilat olarak kendini göstermeye başlamıştır. Bu yapı, 12 Mart, 12 Eylül gibi kanlı askeri darbelerde, darbecilerin yanında yer almış darbe karşıtı demokratik sivil toplum hareketlerini boğan, ihbar eden faaliyetler içinde olmuştur.
12 Eylül darbesi öncesi Fettuhlah Gülen, İzmir’de vaizlik yapıyordu. Darbeden hemen önce verdiği vaazlara herkesin bakmasını öneririm. Gülen bu vaazlarda orduya açıktan darbe çağrısı yapıyor ve o zamanki üniversite gençliğinin -eğer kendi çizgilerine gelmezlerse- ortadan kaldırılmaları gerektiğini öneriyordu. Gülen’in bu öğütlerini daha sonra 12 Eylül darbesini yapan faşist generaller aynen uygulamıştır. Darbeden sonra birçok genç insan cezaevlerinde, göz altılarda ortadan kaldırılmıştır.
Evet, 12 Eylül 1980 öncesi ve sonrasında Türkiye’de binlerce insanın darbe güçleri ile ortadan kaldırılmasında o zaman dini görünümlü bir Gladio şefi olan Gülen’in payı vardır.
Gülen ve kanlı örgütü, daha sonra 28 Şubat darbesinde de etkin rol oynamış ve darbenin ideolojik-medya ayağını organize etmiştir ki, 28 Şubat darbesi, bir “post-modern” darbe olarak özünde bir medya ağırlıklı süreçtir.
Sonuç olarak Türkiye darbeler tarihine baktığımızda Gülen terör örgütü ve Fettuhlah Gülen hakkında şu sonuca varırız: Bu yapı ve bu terör yapısının başındaki şahıs, Türkiye’de faşist Gladio örgütlenmesinin çok önemli bir yeraltı ayağıdır.
AK Parti dönemi
Nitekim AK Parti’nin iktidara gelmesi ile örgüt stratejisini değiştirmiş ve Gladio içindeki ikiz kardeşi seküler-ulusalcı kanadı tasfiye etmek istemiştir.
Burada FETÖ’nün amacı ikilidir. Birincisi artık dünya ve Türkiye ölçüsünde bir meşruiyeti kalmayan ve demokrat kamuoyunda deşifre olan Gladio kanadını devlet ve ordu içinden tamamen tasfiye edip hem orduya, hem de devlete tek başına hakim olmak. İkincisi ise bunu yaparak kendi meşruiyetini en üst düzeye çekmek ve kendisini, darbe karşıtı, demokrat, saygın, dış dünya ile barışık, seküler hassasiyeti yüksek sivil-dini bir sivil toplum yapısı olarak tanıtmak. FETÖ tam bu yıllarda kendisine bu amacı güçlendirecek şekilde “hizmet hareketi” adını vermiş ve bir dini yapıyı çağrıştıran “cemaat” sıfatını reddetmiştir. Çünkü tasfiye etmeye çalıştığı seküler ikizinin yerini, her anlamda, almak istemektedir.
Yine bu tarihlerde, özellikle 2008-2012 arası dört yılda, AK Parti’nin kapatma davası sonrasında FETÖ, AK Parti’ye karşı eski darbeci güçlerin aldığı pozisyonu çok iyi kullanmış ve bir çok operasyonu, bu siyasi meşruiyeti öne çıkartarak gerçekleştirmiştir. Bu süreçte FETÖ, 12 Eylül ve 28 Şubat görünümünden daha farklı olarak, “liberal” bir görünüm almış ve bu görünüm ile meşruiyetini sağlamış, örgütlenmiştir. Bu şartlara göre “bukalemun” vaziyeti bile, tek başına, FETÖ’nün Gladio-faşist özünü açığa çıkarmaktadır.
FETÖ, bu tarihsel dönemde, operasyon çektiği yapılara ve güçlere yıkacağı çok farklı kanlı eylemleri de, devlet içindeki karanlık yapısı ile, gerçekleştirmiştir. Bunların en ünlüsü ve en sarsıcı olanı, hiç şüphesiz ki, Hrant Dink cinayetidir.
FETÖ ile mücadele...
Bugün bu kanlı faşist örgütün bütün bağlantıları ve amacı açıktadır. Meczup görünümlü ama bir o kadar da tehlikeli olan örgüt lideri Gülen’e yakından bakanlar onun tarihe damgasını vurmuş, insanlık düşmanı faşist liderlerden örneğin bir Hitler’den ya da Mussolini’den çok farklı olmadığını anlayacaklardır. Öfke nöbetleri geçiren, aşırı ajitasyon haliyle yaşayan, sanrılar gören ve nihayet bütün faşist liderler gibi kendisini insan üstü bir varlık olarak telakki eden, tehlikeli ama insanlığın örneğini daha önce gördüğü bir eli kanlı faşisttir Gülen...
Bugün eğer Hitler yaşasaydı ABD onu böyle muhafaza eder miydi? O zaman Gülen’i neden koruyor... İşte bu soruya tüm dünya kamuoyu, insanlık yanıt vermelidir. Gülen ve faşist örgütünü savunmak, aynı zamanda, bir insanlık suçuna ortak olmaktır.
Bugün bu örgütü hangi sermaye güçlerinin desteklediği ve örgütün ekonomi-politik olarak da hem Türkiye’de, hem de dünyada neyi amaçladığı ortada.
Gülen küresel terör örgütü, Türkiye’de ve dünyada gerici sermaye güçlerinin son kanlı maşalarından birisidir. Gülen örgütü, 20. yüzyılın faşizmler ve dünya savaşlarıyla örülü karanlık tarafının bu günlere taşınmış faşist bir artığıdır. Bugün bu terör örgütünü destekleyenler, 1930’lardaki gerici Alman sermayesinin ve ekonomisinin, 80’lerde dünyanın başına bela olmaya başlayan ve şimdiki krizlerin ön önemli dinamiği gerici finans-kapitalin, Şili’deki Pinochet gibi diktatörlük ekonomilerinin yoksullaştırıcı ve sömürücü devletçi ekonomilerinin de destekçisi sayılmalıdır. Ya da tersi de doğrudur; mesela Şili’de Pinochet dönemi ekonomisini inşa eden neoliberal Milton Friedman’ın çağdışı tezlerini bugün savunanlar aslında FETÖ’nün ideolojinin tam ortasına savrulmaktadırlar. Bugün FETÖ ile mücadele, bu anlamda, çok yönlü derinlikli-topyekûn bir mücadele olmalıdır.
Çünkü FETÖ’nün arkasındaki sermaye, bütün bir 20. yüzyılı kana bulayan, en gerici sermayedir. Ama artık, FETÖ gibi örgütleriyle, tarihin çöp tenekesinde kanlı bir bez parçasından başka bir şey de değiller. Onlara son ve en unutamayacakları dersi 15 Temmuz 2016’da Türkiye verdi.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2018
24.10.2018
18.10.2018
17.10.2018
25.09.2018
21.09.2018
18.09.2018
11.09.2018