Fehim TAŞTEKİN
Taliban’ın 20 yıl sonra ilkinden daha fazla moral üstünlük ve kabul edilmişlikle iktidara dönmesinin cihadi selefi dünyada yarattığı elektriklenmeyi görmezden gelebilirsiniz! Çünkü küresel ağalar ve bölgesel ortakları, Taliban’la ilgili kötü sözden sakınıyor. Tandem düzeniyle Afganistan’la epey zamandır iştigal eden İngilizler ve Amerikalılar “İyi Huylu Taliban” hikâyesine sayfalar ayırıyor.
İşgalle geçen son 20 yıl değil, Afganistan’a el attıkları 1978’den bu yana tam olarak 43 yıllık kirli müdahaleler silsilesi hezimetle sonuçlandı. Bunun etkilerini hafifletmek ve rezaletleri gizlemek için belki “Ilımlı Taliban” imgesi günü kurtarır. Taliban’ın çok kötüden daha az kötüye doğru evrimleşmiş hali onlara top çevirme alanı açıyor. ABD’nin hasımları da farklı değil; onlar da müstakbel Afgan yönetimiyle çalışmak için Taliban’ın “20 yılda değiştim” sözünü ve ikili görüşmelerde verdiği güvenceleri esas alıyor. Ulusal çıkarlar böyle buyuruyor.
Kuşkusuz Taliban’ın geçiş döneminde mutabakat aradığını söylemesi, Talibanvari örgütler için kuluçka işlevi gören iç savaş senaryolarının bertaraf edilmesi bakımından önemsiz değil. Pençşir Vadisi’nde babasının izlerini takip etmeye çalışan Ahmed Mesud’un yazacağı hikâyeyi bir kenarda tutarak bunu söylüyorum.
Taliban’ın uluslararası meşruiyet ve tanınma için kendini tuttuğu ya da olduğundan farklı davrandığı da aşikâr. Ve pek çok taraf köprüyü geçtikten sonra ne olacağına şimdiden kafa yormak istemiyor. Dünden farklı ne olabilir? Mesela Taliban’ın dönüşü ile cihatçı alem arasındaki etkileşim bize ne diyor?
***
AfPak coğrafyası ile Suriye gibi sıcak çatışma bölgelerindeki kıpraşma dikkate değer. Taliban vilayetleri zorlanmadan ele geçirirken yaptığı ilk iş Bagram ve Pul-e-Çarkhi hapishanelerine tıkılmış El Kaide ve Tehrik-e Taliban Pakistan (TTP) üyelerini bırakmak oldu.
TTP lideri Nur Veli Mehsud, “Bu mübarek zafer üzerine TTP mücahitleri adına müminlerin emiri Hibatullah Ahundzade'yi tebrik etmek istiyorum” mesajı yayımladı. Mehsud, Ahundzade'ye biatını da tazeliyordu. Biat sahnelerinin pek çok yerde tekrarlandığını görüyoruz.
TTP’nin iki numaralı kurucu ismi Mevlevi Fakir Muhammed hapishaneden salındıktan sonra Kunar’da taraftarlarına seslenirken zaferden dolayı Allah’a hamdediyor, mücahitlerin yaşadığı problemlerin sona erdiğini söylüyordu. El Kaide lideri Eymen el Zevahiri’ye yakınlığıyla bilinen Muhammed ayrıca “Dünya çapındaki bütün mücahitlerin birleşme zamanı” mesajı veriyordu. Pakistan elleriyle yarattığı canavarın kendisine nasıl bir şiddetle döneceğine kafa yorabilir. Ki bunu bertaraf etmek için TTP liderleriyle temasa geçtiği de söyleniyor. Pakistan’ın en büyük İslamcı partisi Cemiyet Ulema-e İslam da Taliban’ın Kabil’e girmesini tarihi zaferi olarak selamlıyordu. Pakistan, ABD ve Suudi Arabistan’la birlikte mücahit gruplar ve daha sonra Taliban’ın mimarı olsa da daha çok “Birleşik Peştun” projesini öldürmek için Afganistan’ı felce uğratacak Peştun vekilleri tercih ediyordu. Taliban’ın iktidarını perçinlemesiyle güç kazanacak TTP de Pakistan için daha fazla bumerang çağrışımı yapıyor. Tabi İslamcıların gündemi sınırın iki yakasında da aynı: Ne kadar mümkünse o kadar koyusundan şeriat devleti. Pakistan siyasetinde epeyce Usame bin Ladin sever olduğunu da not edelim. Taliban’ın Güney Asya merkezli Leşker-e Cangvi, Sipah-e Sahabe Pakistan, Ceyş-e Muhammed, Leşker-e-Tayyibe, Hareket’ül Cihad-e İslami ve Hareket’ül Mücahidin gibi örgütlerle de içli dışlı.
***
Taliban hapishanelerde sadece IŞİD’lileri tuttu. Hatta Kabil yakınlarındaki Pul-e-Çarkhi’de ABD, müttefikleri ve Afganistan’ın komşularına mesaj olsun diye IŞİD’in liderlerinden Ebu Ömer Horasani’yi infaz etti. IŞİD ile El Kaide çizgisi 7-8 yıldır çatışma halinde. Taliban da pek çok selefi cihadi grubun refleksine uygun olarak El Kaide’yi değil El Kaide’nin mutandı IŞİD’i kendi hakimiyetine tehdit olarak görüyor. İşte Taliban’a dışardan kredi açılacak hesap burasıdır; “IŞİD’i bastıracak güç”.
IŞİD de bu konsepte uygun tepki veriyor. Örgütün El Neb’e (Al Naba) adlı haftalık dergisi Taliban’ı aşağılayan bir yazı yayımladı. Taliban’ın Afganistan’ı cihat yoluyla kazanmadığını, zaferin Amerikalılar tarafından gümüş tepside sunulduğunu yazdı. “Taliban liderleri, Müslümanların meskenlerini bombalamak için Amerikan uçaklarının havalandığı El Udeyd Üssü’ne ev sahipliği yapan Katar’da otelden Afganistan'ın kurtarıldığını duyurdu… İslam hukukunu uygulamaktan çok uzak olan bu 'yeni Taliban', İhvan modelinin başarısızlığından sonra Haçlıların İslam Devleti'ne karşı savaşında sadece yeni bir araçtır. Gerçekte olan, tıraş olmuş bir tağutun sakallı biriyle değiştirilmesinden başka bir şey değildir” denildi.
Taliban da dünyadan El Kaide’yle bağlarına değil IŞİD’e karşı düşmanca pozisyonuna odaklanmasını bekliyor. IŞİD Taliban’ı tavizkâr ve bidatler (dine sonradan girmiş ritüeller-gelenekler) karşısında esnek olmakla suçluyor.
***
Etkileşimin görüldüğü bir diğer yer Suriye’de cihatçıların yığıldığı İdlib. Heyet Tahrir el Şam’la (HTŞ) birlikte birkaç selefi cihatçı grup Taliban’ı kutladı. Sokakta tatlı da dağıttılar. HTŞ, Taliban’ın zaferi gibi bir zaferi ve şeriatın hükmünü Suriye için de istediklerini açıkladı. HTŞ’nin akıl hocalarından Ebu Mariye el Kahtani mesajında “Taliban’ın zaferi Müslümanlar için, Sünniler için, mazlumlar için bir zaferdir” diyor. Daha da ilginci Kahtani mücahitleri HTŞ, Taliban, Pakistan ve Türkiye arasında bir İslami eksen kurulması için oluşan fırsatları değerlendirmeye davet ediyor. Bu dörtlüyü, “sapmış Arap rejimlerinin aksine, İslami siyaset ve cihadı hak ettiği yere koyacak yegane aktörler” olarak tanımlıyor. Örgütün bir diğer etkili ismi Ebu el Fath el Fergali de zafere sebat ederek ulaşan Taliban’ın İslam ümmeti için büyük bir ders olduğunu belirtiyor.
Taliban’ın dönüşünü selamlayan çok sayıda başka İslamcı örgüt var. Kimileri meseleye Amerikan emperyalizmin yenilgiyi ve işgalin sona ermesi olarak bakıyor. Fakat özellikle İhvan’la özdeş siyasal İslamcıların Taliban sevinçleri dikkat çekici. Mesela Hamas Siyasi Büro Şefi İsmail Heniye, Doha’da olası müstakbel Afgan lideri Molla Abdulgani Berader’le ilk pozu veren isimdi.
Hamas liderlerinden Musa Ebu Marzuk da uzlaşmacı Filistinlileri Taliban’dan ders almaya çağırıyordu: “Uzlaşmayı reddederek ABD ve ajanlarına karşı çıktılar; demokrasi ve seçimler gibi sloganlara aldanmadılar. Bu, bütün mazlum halklar için bir ibrettir."
Doha merkezli ve İhvan bağlantılı Uluslararası Müslüman Alimler Birliği’nin liderleri mesajlarında Taliban’ı tebrik edip bunun İslam ümmeti için başka zaferlere ve Mescid-i Aksa’nın kurtuluşuna vesile olmasını diledi. El Cezire zaten Taliban’ın sesi gibi yayın yapıyor. Muhabirleri coşku patlaması yaşıyor.
Kuveyt’te İhvan bağlantılı eski vekil Velid el Tabatabai gibi isimler de Taliban’ın terör örgütü değil ulusal dini hareket olduğu görüşünü paylaştı. Molla Berader, Haniye’nin yanında Filistin topraklarına özgürlük dilerken bir diğer Taliban yetkilisi İsrailli bir kanalda şirinlik yapıyordu.
Tepkiler İslamcılığın cihatçısından siyasalcısına kadar farklı tonları arasındaki sınırların geçişkenliğini de ortaya koyuyor.
***
Tabii özellikle batı dünyası El Kaide’yi merak ediyor. Taliban sayesinde El Kaide’nin çok deneyimli kadroları hapisten kurtuldu. Farklı milletlerden insanlar. El Kaide 2001 sonrası Afganistan’da üslerini kaybettikten sonra stratejini değiştirdi. Batıyı hedef alan saldırıları durdurup küresel cihat ağını yerel ağlarla etkileşime soktu. Bir nevi farklı ülkelerde yerelleşme olgusu yaşandı. Afganistan’daki değişimle birlikte El Kaide tekrar küresel ağını, sınırları aşan saldırılar için kullandığı döneme geri döner mi? Kimse bunun olmayacağının garantisini veremez. Şimdilik Taliban’ın El Kaide’ye sırtını döneceğine, El Kaide’nin de Taliban’ı zora sokacağına dair bir bilgi yok. Bireysel tepkiler hariç El Kaide liderliğinin Taliban’ın zaferiyle ilgili sessizliği de ‘stratejik suskunluk’ gibi duruyor. 2001 öncesi ve sonrasında Taliban-El Kaide ilişkilerinde değişimler yaşandı. Başlangıçta iki örgüt arasında ideolojik uyumsuzluk vardı. Medrese kökenli Taliban gelenekçiydi. Fakat ilişkileri geliştiren şey, Usame bin Ladin hayattayken El Kaide’nin Körfez’in parasıyla Taliban’ı finanse ediyor olmasıydı. Buna evlilikler yoluyla akrabalık bağları da eklendi. Taliban devrildikten bir süre sonra işgal güçlerine karşı gerilla savaşına döndüğünde özellikle El Kaide’nin tecrübesinden yararlandı. İki örgüt daha da iç içe geçti. Daha da önemlisi El Kaide, Afganistan’ı aşıp Af-Pak coğrafyasında ağlarını geliştirdi; Güney Asya’da yerel örgütlere nüfuz etti. TTP’de de El Kaide’nin etkili olduğu söyleniyor. Bu süreçleri yakından takip edenler de Taliban ile El Kaide arasında kopuş ihtimalini gerçekçi bulmuyor. Doha Anlaşması’ndan beri Taliban’ı dikizleyenler El Kaide’ye mesafe koyacağına dair izlenim alamadı. Geçenlerde yayınlanan BM raporuna göre El Kaide Afganistan’ın 15 vilayetinde varlık gösteriyor, üç vilayette de Taliban’ın desteğinden yararlanıyor.
***
ABD, Şubat 2020’da Taliban’la el sıkışırken Afganistan’daki El Kaide ve türevlerine dokunmayacaklarını öngörmüyor muydu? Ki Taliban sözcüsü Zabihullah Mücahid’e göre Doha Anlaşması El Kaide’yle bağları koparma koşulunu değil Afganistan’ın ABD ve müttefiklerine yönelik saldırılar için kullanılmasına izin verilmemesi taahhüdünü içeriyor.
Ayrıca şöyle bir durum daha var: Taliban değişti de El Kaide değişmedi mi? Yukarıda değindiğim gibi El Kaide uzun süredir Batı’yı tehdit etmek yerine İslam dünyasındaki çatışma bölgelerinde ayağına yer açıyor. İdlib cebindeki El Kaidecilerin faaliyetlerini Suriye ile sınırlandırması bunun tipik örneği. Bu açıdan ABD'nin El Kaide ile ilgili tehdit algısı da değişmiş olabilir. İdlib’deki grupları dert edinmemeleri bunun göstergesi. Küresel cihat yerine kendini çatışma bölgeleri ile sınırlandıran bir El Kaide, Taliban’ı da fazla zora sokmadan Afganistan’da varlığını sürdürebilir. El Kaide’nin gardını düşürdüğü yerlerde cihatçı dalgada sörf yapma sırası IŞİD’e geçmişti. IŞİD’in Irak ve Suriye’deki saha hakimiyetini kaybetmesi bu dalgayı kırdı ama cihadi alemdeki dağınıklık IŞİD için hala imkanlar sunuyor.
***
Cihatçılara karşı izlenecek politika açısından Taliban’ın yekpare olmaması da ayrı bir konu. Dünya, IŞİD’in “Molla Bradley” diyerek “Amerikan mamulü” imasında bulunduğu Molla Berader’in resmettiği müzakere ve işbirliğine açık Taliban portresini izlerken Taliban’ın bileşenleri arasında yer alan ve sahada şiddetiyle nam salan Hakkani Ağı şimdilik kendini ele vermemeye çalışıyor. Akundzade’nin yardımcısı konumundaki Hakkani lideri Siracuddin Hakkani acaba Afganistan’ı nerde görmek istiyor? Radikal kanatların siyaset üstündeki etkisi şimdilik konuşulmuyor.
El Kaide ve Pakistan-Hindistan bağlantılı yapılar dışında Afganistan’da varlığını sürdüren Özbekistan İslami Hareketi, İmam Buhari Ketibeleri ve Doğu Türkistan İslam Partisi’ne ne olacak? Taliban bu örgütlerin komşuları tehdit etmeyeceği güvencesine ne kadar bağlı kalacak? Taliban geçmişten ders aldığı sözünde ciddiyse en gerçekçi beklenti şu olur: Kendi iktidarına karşı savaş açmadıkları ve komşu ülkelerin öfkesini çekecek eylemlere kalkışmadıkları sürece bu örgütlere dokunmayabilir. “Yani uslu durun ve müminlerin emirinin himayesinden faydalanın” diyebilir. Maslahat maslahattır.
Afganistan’da pazarlığa giren komşuların beklentisine uygun olarak Taliban ulusal kaygılara dönerse Asya kökenli örgütlerin kendi yollarında gitmesi ya da bazılarının yüzünü IŞİD’e dönmesi ihtimal dışı değil. IŞİD’in Afganistan ayağında Orta Asya devletlerinin yanı sıra Türkiye, Malezya, Endonezya, Cezayir, Tunus, Ürdün, Fransa ve Rusya’dan (Kafkasya) da cihatçılar olduğu biliniyor.
***
Bundan sonrası için Suriye ile bağlantılı bir senaryoyu da gündeme getirebiliriz. 2001’de Afganistan’da Taliban devrilince El Kaide, İran üzerinden Irak’a geçmişti. O yapı 2013’te IŞİD’e dönüşen Irak İslam Devleti’nin temelini atmıştı. Irak ve Suriye cepheleri birleşmişti. IŞİD’in Suriye kolu Nusra Cephesi merkezle bağını koparak kendi yoluna gitti ve bugünkü HTŞ’ye dönüştü. Afganistan Talibanlı günlerine döndüğüne göre bu akış da tersine işler mi? İdlib cephesi kapandığında bunların bir kısmı için Afganistan yeniden sığınak haline gelebilir. Özbekler, Tacikler ve Uygurlar da İdlib’de emircilik oynuyor. Bunlar Afganistan’da eğitim görmüş ve Taliban’la bağlantılı örgütler. HTŞ’den kopan radikal unsurların kurduğu Hurras el Din de İdlib’de. Son grup El Kaide’nin klasik çizgisine daha yakın ve Afganistan’la bağları var. Burada cihatçılar için Afganistan dışında başka bir alternatif daha öne çıkıyor. Pek çok cihatçı Arap Baharı’nda kendi ülkelerine dönmüştü. Arap Baharı kışa dönünce bu sefer cihatçılar için rahat dolaşacakları, mesken tutacakları ve iş yapacakları bir kapı açıldı: Erdoğan’ın Türkiye’si. Cihatçıların Türkiye’yi ekledikleri İslami eksen düşü boşuna değil. Zaten Suriye bağlantılılar için Türkiye arka kapı, geçiş güzergâhı ve lojistik destek hattı.
***
Velhasıl “Taliban 2.0” uluslararası meşruiyeti kazanmak ve bir daha kaybetmemek için pragmatik tercihlerini sürdürebilir. Bir taraftan ABD’nin vurulduğu Tanzanya, Kenya, Manhattan ve 11 Eylül senaryolarının tekrarlanmaması vaadine uyarken diğer taraftan cihatçı kümelenmelere güvenli sığınak sunmaya devam edebilir. Bu çift taraflı işleyen bir pragmatizme benziyor.
Cihatçı yelpazede kimlerin makul kimlerin düşman görüleceğine dair Suriye, Irak ve Libya sahnesinde ilginç pratikler oluştu. IŞİD gibi en şiddetlisi, öteki şeditleri makullaştırıyor. Suriye, Irak ve Libya’da El Kaide çizgisini korudukları halde kendilerini yeni duruma göre biraz güncelleyenler ya da törpüleyenler NATO kanadının gözünde ‘makul ortaklar’ oluveriyor. ABD, Suriye’deki operasyonları IŞİD’le sınırlayıp onun türevleriyle dolu İdlib’e dokunmadı; dahası buranın Türkiye tarafından koruma altına alınmasını destekledi. Ehlileşmiş Taliban ile İdlib’e hükmeden HTŞ lideri Ebu Muhammed el Colani’nin takım elbiseli değişim hikâyesi arasında mantıksal bağlar var.
Şu anda Taliban’ın diplomasiyi öğrenen kanadı konuşuyor. Hükümet kurulup dış ilişkiler sağlandıktan sonra radikaller de konuşacak. Kesin olan şey şu ki bu coğrafyada cihatçı potansiyel gerilemedi ve Afganistan coşkusu nedensiz değil.
Yazarlar
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
28.01.2026
20.01.2026
12.01.2026
5.01.2026
30.12.2025
26.12.2025
15.12.2025
8.12.2025
26.11.2025
11.11.2025