Halil BERKTAY
[28 Eylül 2014] En son, Etyen Mahçupyan’ı hedef alan saldırılara ilişkin görüşlerimi dile getirdiğimden beri (28 ve 31 Ağustos 2014), hemen tam bir ay olmuş. Başka işlere gömülmüş, uzaklaşmıştım yazmaktan. Bir yerde bu, bir alışkanlık, bir disiplin; diş fırçalamak, traş olmak, spor yapmak gibi bir şey. Biraz ihmal ederseniz ve derken ara uzar, günlük ve haftalık rutininiz kırılır, düşünme devamlılığınız kalmazsa, tekrar vücudunuzu toplayıp fiziksel kondisyona girmek gibi tekrar kafanızı toplayıp zihinsel kondisyona girmek de kolay olmuyor.
Mola vermemde, makro plandaki gelişmelerin de payı büyük. Önce siyasî bir eşik aşıldı. Yerel seçimlerin ardından, cumhurbaşkanlığı seçimi de şu çoktan miadını doldurmuş, çürüğe çıkma zamanı gelmiş muhalefetin bozgunu, iktidarın ise (biraz da bu yüzden büyüyen) başarısıyla sonuçlandı. Daha seçim gecesi başlayan bütün kof kriz kehanetlerine karşın, (Özal’ın toplama ve derme çatma ANAP’ından farklı olarak, Erdoğan’ın daima çok sağlam tuttuğu) AKP rahatça kongresini yaptı; parti başkanı ve başbakan değişikliğini pürüzsüz gerçekleştirdi. Şüphesiz, beklenen yavanlıktaki “tahta çıkma” ve/ya “taç giyme” esprileri yapıldı, karikatürleri dolaştırıldı bol bol. Gene beklenen beceriksizlik ve kafa karışıklığındaki Kılıçdaroğlu, hem Başbakan Davutoğlu’nu değil Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı muhatap alacağını, hem Erdoğan’la (da) konuşmayacağını beyan etmek gibi hafiflikler arasında gitti geldi. CHP kongresi, Atatürkçü-ulusalcı kanadın çoğunluk sağlayamasa da partinin dönüşümü ve yenilenmesine ne büyük bir engel teşkil ettiğini bir kere daha ortaya koydu (bkz Vahap Coşkun, Akıntıya karşı kürek, 8 Eylül 2014).
Öyle veya böyle, gerçekten yeni bir döneme girildi. Girildi de, ben o sıradaki, Yaz Okulu’nun hemen sonrası ve sömestir başı boğulmuşluğum (dersler 15 Eylül’de başladı ama tabii öncesinde bir hazırlık furyası vardı), yorgunluğum ve hantallığım içinde, üstelik bu sitenin diğer yazarları benden çok daha çevik davranırken, bütün bu aşikârlık ve ayan beyanlıklar içinde özgün olarak neye el atacağımı bilemedim doğrusu. Derken (ve şimdi sıkı durun, zira perde arkasındaki asıl sorunu açıklıyorum), Serbestiyet’le aramda beklenmedik ama çok derin bir ideolojik ayrılık doğdu. Balıkesirspor’a 2-0 yenildiğimizi (eh, biz kim diye sormayın lütfen) fark etmemeye, hattâ hiç haberim yokmuş gibi davranmaya, artık profesyonel futbol gibi “kirli” sporlarla ilgilenmediğim havasına sığınmaya çalışıyordum. Demiray Oral tuttu öyle bir yazı yazdı ki (22 Eylül: Peki aslında hangi takımı tutuyorsun), adetâ getirip gözüme sokarak yaralı ruhumun üzerinde tepinmekle kalmadı; hiç ilgisi olmadığı halde Balıkesir’in ardına saklayarak her nasılsa konuya dahil ettiği — aşırı-Atatürkçü bir ordu müteahhidinin yıllardır tepesine imparator kesildiğini de herkesin bildiği — FB övgüleri üzerinden, düpedüz örtük Ergenekonculuk yapmaya kalkıştı. Yani bu bence Etyen Mahçupyan ve şimdi Markar Esayan’ı hedef alan düzeysiz hücumlardan çok, çok daha kötüydü. En olmadık zamanda, sırtıma giren hançerin soğuk çeliğiyle ürperdim. Demiray’a yazıp moderatörlük tarafsızlığını ihlâl ettiğini belirttim; oralı olmak şöyle dursun, isterse Aziz Yıldırım’a danışman olabileceği, ama asıl Ünal Aysal’dan boşalan koltuğa dâvet edildiğiyle böbürlenmeye koyuldu. Görüyor musunuz, her kılığa girip nerelere sızmaya kalkıyorlar?! Mao’nun bir lâfı vardı, 1966’da Büyük Proleter Kültür Devrimi’ni başlatmadan hemen önce. “Çin’in de Kruşçev’leri var, bizim içimizde barınan. Bazılarını gördük, ruhunu okuduk, ama bazılarını henüz açığa çıkaramadık” gibi bir şey. Ben de düşünmeye koyuldum: Bir kısmını yıllardır biliyorum da, etrafımda daha böyle hangi gizli Fenerliler var, yüzüme karşı dost davranan? Etyen? Markar? Oral (Çalışlar)? İlk ikisinden bile, emin olabilir miyim artık? Başka çare bulamadım; derhal ayrılayım dedi kendi kendime. Tantanalı mektuplar tasarladım. “Elveda, sevgili okuyucular. Bundan böyle En Serbestiyet, Öz Hakiki Serbestiyet, İşçi-Köylü Serbestiyet, Proleter Devrimci Serbestiyet, İhtilâlci Komünist Serbestiyet, Serbestiyet ML ve Serbestiyet GS’de yazmaya başlayacağım.”
Velhasıl, son bir hafta boyunca çok zorlandım, özellikle duygusal bakımdan. Sonunda kalmaya karar verdim — açıkçası, kendimi Bekir Coşkun’lar, Emin Çölaşan’lar, Yılmaz Özdil’lerle benzer bir kervanda görmek istemediğim için. Neyse, insan dediğin her şeye alışıyor; bunun da şoku geçmeye yüz tuttu nitekim. Lâkin kişi böyle bir suskunluktan nasıl çıkar? Yarım kalmış bir sohbetin ortasından, hangi sözcüklerle yola devam eder? Geçenlerde Boston’daydım; giderken ve dönerken hep buna takıldı aklım. Nereden başlamalı? Güncel olay, söylem ve sohbetlere (daha doğrusu bağrışmalara) ilişkin ilk algı ve yargılarım, hızla geçmeye başladı kafamdan. KİMİSİ ŞAKA GİBİ (yukarıdaki “futbol bölünmesi” fantezimden de fazla). * İsrail’in Gazze saldırısı sırasındaki, hükümeti İsrail ile dolaylı-dolaysız işbirliği içinde gösterme çabaları, haftalardır hükümeti şimdi de IŞİD ile işbirliği içinde gösterme harekâtı biçiminde devam ediyor. Efendim, IŞİD saldırganlığı ile AKP’nin yeni-Osmanlıcı hayalleri aynı şeymiş. Türkiye IŞİD’i bir dönem doğrudan desteklemiş; şimdi bile, kaçak petrol satışına da, öte tarafa geçen cihadçı militanlara da göz yumuyormuş (BBC’nin aksi yöndeki ayrıntılı haber ve grafikli analizlerine rağmen). * Zaten, ne olmuş da herkesi öldüren IŞİD 49 rehineyi serbest bırakmış; mutlaka bunun içinde (kötü) bir iş olmalıymış. * IŞİD tehdidi altındaki Kobane, günümüzün Stalingrad’ıymış; 1942 sonbaharında Alman Altıncı Ordusunun durdurulduğu, İkinci Dünya Savaşının o büyük dönüm noktası kadar hayatîymiş Kobane, günümüzün anti-faşist ve anti-emperyalist mücadeleleri açısından (ömrümde bu kadar orantısız mübalağa görmedim). * Öte yandan, böyle bir durum karşısında, Türkiye ve Suriye Kürtleri ile TC arasında en azından bir çıkar birliği, belki fiilî bir ittifak doğduğunu (ve bunun çözüm sürecini güçlendireceğini) mi sanıyordunuz (benim gibi)? Meğer ne kadar yanılıyormuşuz; IŞİD konusunda Türkiye ile Kürtler aslında birbirine düşman ve karşı taraflardaymış. Zira gene IŞİD’i kullanarak başka “caniyane planlar”ı da varmış hükümetin. Niyetleri, önce Kobane’yi IŞİD’e katlettirmek, sonra da IŞİD varlığını bahane ederek 100-150 kilometre derinliğine kadar bütün Rojava’yı (Kuzey Suriye Kürdistanı’nı) işgal etmekmiş. Batılı Müttefiklere böyle yaranılacak ve “çözüm süreci” de bu komploya feda edilecekmiş. * Gene aynı kafaya göre, Sünni Türkler ile diğer din ve mezhepler arasında şu veya bu ölçüde bir eşitlik veya çok-kültürlülük sağlamak şöyle dursun, AKP’nin bütün niyeti diğer bütün inançları yok edip tek yanlı bir Türk-Müslüman hegemonyası kurmakmış (yani aslında IŞİD’den hiç farkı yokmuş bu açıdan). Yakın zamandaki bütün kehanetleri yanlış çıkmış bir köşe yazarı da fütursuzca ekliyor: Bilhassa gayrimüslimler ve hele Ermeniler açısından, AKP’nin azınlıkların konumunu iyileştirmesi kapıları “tamamen kapanmış”mış (azınlık vakıflarına ait malların kısmen iadesine, 1915’in tartışılmasının hemen tamamen özgürleşmesine, 23 Nisan taziyesine, bazı rum ve Süryani okullarının teker teker açılmaya başlamasına rağmen). * Bir dış kuşatma çemberinin Müslümanları, özellikle de örtünen Müslüman kadınları aşağılama bombardımanı kesintisiz sürüyor bu arada. Güya Hollanda’da bir “helâl genelev” açılmış. Güya Müslüman hocalar öğrencilerine, kitaplarını başlarına koyarlarsa içlerindeki bilgilerin osmoz yoluyla kafalarına gireceğini telkin ediyor, çocuklar da buna inanıp kitaplarını başlarına koyarak öğrenmeye çalışıyormuş. Marsilya’dan bir plaj görüntüsü: bikinili veya üstsüz çağdaş kadınların yanı sıra, derece derece kapalı Müslüman kadın ve aileler ne kadar geri, sakil, ilkel duruyor, görüntü kirliliği yaratıyormuş (fırsat buldukça, resimlerini de yayınlayarak bir bir teşhir edeceğim, bu amansız sosyo-kültürel ırkçılığı). * Hemen aynı doğrultuda, Torosyan fiyaskosundan hatırlayabileceğiniz ünlü bir sosyologumuzun herhalde çok derin ampirik bulgulara dayanan kanaatine göre, bonzai denen yeni uyuşturucunun yaygınlaşması, AKP’nin “içki yasağı”ndan kaynaklanmaktaymış. * Ama sevinelim, çünkü hükümet son derece başarısız olmuş Birleşmiş Milletler’de; nitekim, son derece güvenilir (!) bir referans olarak Daniel Pipes’a göre (9/11 sonrası ABD üniversitelerinde estirilen İslamofobi rüzgârının başını çeken ve ihbar iğrençliğinin başı Campus Watch’un iki kurucusundan biri olan Daniel Pipes’ı tanır mısınız?), Cumhurbaşkanı Erdoğan New York’ta aradığını bulamamış. * Batı bitirir miymiş bu AK Partiyi; bitirsinmiş, neden bitirmiyormuş (fakat Oral Çalışlar yazmış zaten: 23 Eylül 2014). * Benim internette rastladığım bir röportajda, AKP’ye yönelik, bir kısmı haklı ve önemli bir yığın eleştiri dile getirilmekte. Ama asıl önemli olan başlığı: kendince sağa kaymış gördüğü bazı aydınları “iktidarı meşrulaştırma”ya çalışmakla suçluyor. Bu da elden ele geçiyor; kopyalanıp sağa sola yollanıyor — ve kimse püf noktasını görmüyor; demeci verenin iktidarı gayrimeşru saydığını kaydetmiyor nedense. * Fakat daha ilerisi (veya gerisi) de var elbet. Bir başka değerli bilim adamımıza göre, Türkiye “faşizme gidiyor”muş; daha doğrusu, “ya faşizm ya devrim” tercihiyle karşı karşıyaymış da, sivil toplum yapmazsa bu “demokratik devrim”i “başkaları” yapabilirmiş (ben bu özlem 60 ve 70’lerde, en son da 2007 dolaylarının ADD’si ve Bayrak-Cumhuriyet mitinglerinde kaldı sanıyordum). * Peki, her şey güllük gülistanlık mı; hiç mi dişe dokunur bir şey yok, şu son otuz günün “muhalefet”inde? Kendi açımdan, en azından çok karşı olduğum İKİ BÜYÜK HATÂ’ya, ileride tekrar ele almak kaydıyla kısaca değinmek ihtiyacını duyuyorum. Biri, orta öğrenimde başörtüsü ve/ya türbanın serbest bırakılmasıyla ilgili. Karşıyım, çünkü reşit gençlerin kendi kararlarını verebilecekleri yüksek öğrenime kıyasla 4+4+4’ün ikinci ve üçüncü dilimleri (ya da 5-12’nci sınıflar arası), kız çocuklarının muhafazakâr aile baskısıyla davranmaya zorlanabileceği yıllar. Bunun yerine, başların örtülmediği sivil kıyafet, çok daha fazla tarafsızlık garantisi sunuyor. Diğeri, yeni Tarih ve İnkılâp Tarihi kitaplarının Ermeni soykırımına ilişkin sorunları. Burada yeni baştan inkârcı söyleme savruluş söz konusu. Bunun 23 Nisan taziye mesajına da aykırı düşmesi ve gölge düşürmesini büsbütün bir zafiyet, bir elin yaptığını diğer elin bozması anlamında bir sakatlık sayıyorum.
Ben bunları gözden geçirir, yazmaya değer mi değmez mi diye düşünür, kısa kısa da not alırken belki üç saat geçmiş; Avrupa’yı batıdan doğuya hızla katetmiş; büyük Macar ovasını, sonra Balkanları geride bırakıp ansızın varmışız Trakya ve Marmara’ya. Çok kalabalık olmayan uçakta, her nasılsa sağ pencere kenarındayım; hava da olağanüstü açık ve berrak; alçalırken üzerinden bir buçuk tur atmaya başladığımız bu benzersiz şehir, kırk yılın başı tabak gibi ayaklarımın altında. Yahya Kemal: Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul! Nâzım: Yapraklarım ellerimdir, tam yüz bin elim var. / Yüz bin elle dokunurum sana, İstanbul’a. İşte aynen öyle hissediyorum kendimi, karmakarışık.Herhalde en fazla bin metrede olmalıyız; bir maket-harita üzerinden uçuyoruz sanki; Haliçi ve köprülerini, kitaplardaki hava fotoğrafları dışında hiç böyle seyretmemişim; tek tek tanıyorum Etiler-Maslak tarafının gökdelenlerini. Derken sağa doğru bir yarım daire çiziyoruz ve önümde Boğazın Karadeniz çıkışı açılıyor. Üçüncü köprünün, yaz başında denizden gördüğüm dev pilonları — ama o da ne; asıl manzara arkasındaymış meğer, köprüye gelen yolun yapımıymış; çok uzaklardan, belki 20-30 kilometre ötedeki ufuk çizgisinden başlayan kahverengi bir şerit yılan gibi kıvrıla kıvrıla geliyor, giderek yaklaşıyor, her bir alt-diliminin nasıl ayrı ayrı inşa edilip birbirine eklenmekte olduğu ortaya çıkıyor.
İşte bunu, ister Boğazdaki bir tekne gezintisinden, ya da karadan, iki taraftaki yamaçların üzerinden bile görüp algılamam olanaksızdı. Yok, ne muhteşem işler yapılıyor demek değil amacım. Zıddında, üçüncü köprü uğruna doğa nasıl tahrip ediliyor demek de değil. Çok daha basiti, sadece, sadece, bütünü görmek açısından kuşbakışı bakmanın önemini tekrar düşünmüş oldum da, onu vurgulamak istiyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Barış SoydanGıda Komitesi’nin ve enflasyonla mücadelede başarısızlığın acıklı öyküsü 21.06.2022 Tüm Yazıları















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024