Halil BERKTAY
[16 Temmuz 2017] Hangisi önemli: 15 Temmuz’un kendisi mi, sonrası mı? Siyaseti ve nerede, nasıl durduğumuzu, öncelikle hangisi etrafında örmek daha doğru olur? Darbeye milletçe direniş mi önemli, daha geniş ve toleranslı bir demokrasi arayışı mı? Ya da bunlar birbirini dışlayan 1-0, ak-kara opsiyonları mı?
* * *
Son günlerde çok keskin bir şekilde hissettim, pek çok insan için böyle bir ikilemin varlığını. Önce, CHP’nin 25 günlük Adalet Yürüyüşü ve 9 Temmuz Maltepe mitingini yaşadık. Şöyle diyeyim: 15 Temmuz’dan çok, 15 Temmuz’un ardından çıkagelen ortam ve uygulamalar etrafında dönen bir eylemdi. Benim “devrim sonrası durum”lara benzettiğim etik üstünlük, ivme, insiyatif ve yetki temerküzü halinden kaynaklanan yanlışlara itirazı esas alıyordu. İktidar (tamamen söylem düzeyinde) çok saldırdı buna. En çok da “provokasyon” sözcüğünü kullandı; “provokatif eylem” dedi. Haksız olduklarını düşündüm. Acaba sonunda büyüyerek Gezi tarzı, yasal sınırları aşan, hattâ bir miktar şiddet de içeren bir kamusal alan işgaline; özetle, süreklilik kazanan bir kalkışma biçimine dönüşeceğinden mi endişe ettiler? Bir, hiç öyle olmadı. CHP baştan sona makul yasallık ve meşruiyet sınırları içinde kalmaya özen gösterdi. Sınırlı hedefler için başlattığı eylemi sonradan kıyısızlaştırmaya kalkmadı. Gene sınırlı hedefler içinde tuttu ve bitireceğim dediği noktada bitirdi.
İki, öyle de olsa, yani AK Parti’nin gerçekten öyle bir “kötü niyet” veya “gizli gündem” şüphesi olsa bile, bunu dile getirmelerinin doğru yeri, CHP’nin işi gerçekten çığrından çıkarmaya başladığına dair somut sinyallerin belirmesi olmalıydı. Aksi takdirde, daha baştan “provokasyon” diye bağırmaya başlamak, karşı tarafın ortaya şu veya bu ölçüde başarılı bir eylem koyacağı endişesinden öteye geçemezdi. Nitekim geçemedi de. Şahsen benim aklıma, CHP’nin beklenmedik bir hamleyle iyi bir damar yakaladığı, AKP’nin de bunu sezdiği ve ürktüğü geldi. Çünkü belirli bir sirayet zemini vardı da gerçekten; CHP’nin Enis Berberoğlu’nun 25 yıla mahkûm edilip derhal cezaevine gönderilmesiyle içine düştüğü mağduriyet, 150,000 kadar insanın işten çıkarılması, 50,000 kadarının tutuklanmasının yarattığı yaygın toplumsal şok hâlesiyle birleşiyordu. Bakın, burada herhangi bir doğru-yanlış değerlendirmesi yapmıyorum; sadece bu rakamların çok büyük ve toplumca anlaşılması zor olduğuna, dolayısıyla (FETÖ konusunda, daha sonra tekrar değineceğim konsensüs eksikliğiyle de birleştiğinde) belki kolay kabullenilemediğine ve en azından geniş bir rahatsızlık yarattığına işaret etmek istiyorum. Bunun illâ kasıtlı bir inanmazlık olması da şart değil/di; pekâlâ samimî bir şüphe ve tereddüt olabilir/di, CHP açısından olduğu gibi AK Parti tabanındaki kitleler açısından da. Bu da Kılıçdaroğlu’nun yürüyüşü ve mitinginin seslendiği potansiyeli meydana getiriyordu.
İyi de, siyasî mücadelede rakibinizin kuvvet toplaması ihtimalinin doğduğu her noktada “provokasyon” diye bağırırsanız, sonuçta bu, karşıtlarınızın kendi yararlarına, kamuoyunda prestij kazanmaları ve kuvvet toplamalarını sağlayacak, dolayısıyla sizi tedirgin edecek hiçbir adım atmamaları gerektiği anlamına gelmez mi? Ya da şöyle diyelim: etkili muhalefetin öbür adı mı “provokasyon”? Bu, ister güçlü birkaç yazı, konuşma veya röportaj olabilir; ister binlerce imza toplayan bir deklarasyon, bir basın açıklaması veya “şartname”; ya da onbinlerce insanın katıldığı böyle bir yürüyüş. Karşıtlarınızın her insiyatifine “provokasyon” denebilir o zaman, sizin aleyhinize sonuç verecekse...
Bana hayli ters gelen bir taraf vardı, nitekim hâlâ da var, bütün bunlarda. Demokrasinin muhtaç olduğu empati ve tolerans kültürüne aykırı düştüğünü düşündüm ve düşünüyorum. Bunu da, 2007-2008’de Taraf’a ilk yazmaya başladığım sıralarda yaptığım gibi (bkz Özgürlük Dersleri kitabımda derlenen makaleler), bir kere daha Voltaire ve J. S. Mill’den yola çıkarak, tane tane anlatmaya çalıştım (25 Haziran). Suudi Arabistan’ın Katar’a yapmaya kalktıklarından (26 Haziran), sonra Hindistan’da Müslümanların kâh Pakistan lehine tezahürattan tutuklanmasından (7 Temmuz), kâh dana eti yiyor diye bıçaklanıp öldürülmesinden örnekler verdim (8 Temmuz). Sözü Türkiye’ye getirdim ve gerek giyinişlerini beğenmeyen erkeklerden dayak yiyen kadınlara, gerek LGBTİ Onur Yürüyüşünü kendi ahlâk anlayışlarına ters diye yasaklatan Alperenlere (ve yasaklayan yetkililere) değindim.
Daha da devam edecektim, iktidara yönelik bu tür eleştirilerime, nihayet yukarıda dile getirebildiğim “provokasyon” meselesiyle ve aynı anlayışın uzantısı olarak gördüğüm, Büyükada’da bir eğitim toplantısı yapan insan hakları savunucularının basılıp tutuklanması ve yetkililerce de, hükümet yanlısı medya tarafından da kestirmeden “terörist” ilân edilmesi gibi sorunlarla. Olmadı; araya başka işler ve seyahatlar girdi. Geçen günler de bizi 15 Temmuz’un yıldönümüne ve (Maltepe mitinginde belki iki milyon vardıysa) bu sefer de AK Parti’nin bir değil birkaç mekânda gene milyonları toplamasına getirdi.
* * *
Şimdi sorun şu: hangi taraf, nasıl bir değer biçiyor bu kitlelere? Örneğin AKP, taraftarları ve medyası için (hattâ öncelikle medyası için), Kılıçdaroğlu’yla birlikte yürüyen ve sonra Maltepe meydanında toplananlar, aslında esamesi okunmayacak bir imansızlar manzumesi mi? Neredeyse Türkiyeli değil mi bunlar? Hepsi Batının kulu kölesi alla franca’lar mı? Ve/ya HDP’li, solcu ve FETÖ’cülerden mi ibaret? Adalet içi boş bir kavram, dudak bükülecek bir talep mi? “Yerli ve millî” deyince akan sular duracak; başka bütün ölçütler silinecek mi?
Madalyonun diğer yüzünde, Maltepe’de toplanan iki milyon (ya da onları sevenler), Maltepe’den bir hafta sonra, yani dün ve bugün, 15 Temmuz 2016 darbe girişimini lânetlemek, bizzat sokaklara döküldükleri direnişi kutlamak ve kayıplarını hürmetle anmak için tekrar meydanlara çıkan o diğer milyonlar için ne düşünüyor dersiniz? Bayrak sallayan, tekbir getiren, sala veren hamasetlerine soğuk ve kinik bir tiksintiyle mi bakıyorlar, kendileri gibi demokrat olmadıkları için asla aralarına giremiyeceklerini ve demokrasiyi birlikte savunamıyacaklarını sandıkları bu cahil, dindar, şuursuz güruhlara? Acaba Erdoğan bu 15 Temmuz darbesini sırf onları iyice öne çıkarıp kendi iktidarını konsolide etmek için mi icat etti? Ve şimdi, bir yıl sonraki kutlama törenlerini de, gene aynı amaçla mı kullanıyor?
* * *
Bu metafiziğe hapsolmak zorunda mıyız? Faraza ben gerçekten şu kanaatleri taşıyorum: (a) Türkiye ciddî bir dış kuşatma altında. (b) Batıda Avrupa-merkezci, Oryantalist, İslamofobik önyargılar yer yer kuvvetle sürüyor ve (c) çok belirgin ikiyüzlülükleri, çifte standartlılıkları beraberinde getiriyor. (d) Kendi politik tercihleri ve demokrasi anlayışları konusunda, tamamen post-kolonyal bir üsttencilik içindeler. (e) Türkiye siyasetinde ve hele 15 Temmuz darbesinde “Gülen Faktörü”nü görmezlikten gelmeleri, tam bir tercihli körlük örneği. (f) Buradan, (mealen) “tamam anladık, darbemsi bir şey yaşamışsınız ama fazla uzatmayın işte; bırakın darbecilerle daha fazla uğraşmayı ve kaldırın şu OHAL’i ki bitsin bu iş” diye özetlenebilecek bir tavra sıçramaları, bu ülkenin neler çektiği karşısında duygusal zekâdan yoksun bir vurdumduymazlığı yansıtıyor... Ama ben hem bu fikirleri benimsiyor, hem de demokrasinin nerede, nasıl gelişmiş olursa olsun artık bütün insanlığa malolduğunu ve dolayısıyla bazı temel, evrensel değerleri Batı terketse bile bizim terketmememiz gerektiğini savunuyor, dolayısıyla Adalet Yürüyüşü ve mitingine yansıyan çeşitli taleplere de hak veriyor olamaz mıyım?
Bir de tersten söylemeyi deneyeyim. Evet, CHP’nin Adalet Yürüyüşü ve mitinginin “provokasyon” ve “terörle işbirliği” diye suçlanmasını fevkalâde yanlış bulduğum gibi, daha birçok eleştirim de var zaten AKP iktidarına. Geziden önce de vardı, Geziden sonra da var. Darbeden önce de vardı, darbeden sonra da var. Referandumdan önce de vardı, referandum yüzünden de var, referandumdan sonra da var. Ama bu eleştirileri sürekli dile getiriyor olmam, 15 Temmuz darbesinin yenilgisini ve halkın direniş zaferini yürekten kutlamama engel olabilir mi? Bırakalım kutlamayı. Benim bir vatandaş olarak, bir tarihçi olarak, olayların içinde yaşayan ve gözleyen bir birey olarak, 15 Temmuz’un doğrusunu anlatmak diye bir sorumluluğum yok mu, ister yurt içinde ister yurt dışında, ne olup bittiğini doğru dürüst bilmeyen veya kavramayan, hattâ küçümseyen, dudak büken ya da duymak istemeyenlere karşı? Buna da dar bir “faydacı tarihçilik” açısından bakılabilir mi(nasıl, bir zamanlar, solun 1 Mayıs 1977 avuntusunun, ya da Torosyan’ın hayalî yaşam kurgusunun deşilmemesi istendiyse)? Şimdi de siyasî bakımdan AKP’ye yarar diye geri çekilecek, susacak; kolaycı bir pasifliğe sığınıp, kimbilir kaç onyıldır sivil, silâhsız halkın direnişiyle püskürtülebilmiş şu biricik askerî darbenin 5N1K’sını elimden geldiğince yazıp dünyaya açıklamaktan geri mi duracağım?
Türkiye, niçin sadece 15 Temmuz anma ve kutlamaları? Ya da neden sadece Adalet Yürüyüşü ve Maltepe mitingi? Neden, ikisi de Türkiye değil -- veya olamasın?
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları













































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
10.03.2025
8.03.2025
8.03.2025
6.03.2025
10.02.2025
29.01.2025
25.01.2025
16.01.2025
24.12.2024
20.11.2024