Münir AKTOLGA
Birkaç gündür Davutoğlu'nun "Stratejik derinliği"ni okuyorum..henüz daha başlardayım ama, ilk izlenimlerimi yazabilirim sanıyorum..
21.yy koşullarında "Stratejik derinliği" olan bir düşüncenin iki boyutu olması gerekir. Bunlardan birincisi, yereli temsil eden boyutsa, ikincisi de, söz konusu “derinliğin” küresel boyutlarıyla ilgili olmalı..
Davutoğlu'nun yerele ilişkin açıklamalarının çoğuna katılıyorum..Türkiye toplumunun tarihsel olarak kendi yatağından saptırılmış bir nehire benzediğine, bugün yapılacak işin, herşeyden önce, başka mecralarda akıp duran bu ırmağı tekrar eski yatağına kavuşturmak olduğu anlayışına ben de katılıyorum..Çok basit aslında, toplumun içine hapsedildiği o akvaryumun kapılarını açıvereceksin ki, balıklar tekrar deryaya kavuşsunlar!..Ya da, kendi toprağından koparılarak bir saksıya ekilmiş olan çiçeği o saksıdan alıp tekrar kendi toprağına dikivereceksin, o kadar!..Bu noktada aynı görüşteyiz Davutoğlu’yla..
Ancak öyle anlaşılıyor ki, Türkiye toplumunun tarihsel gelişimi sürecine ilişkin “stratejik derinliğe” sahip düşünceler konusunda Davutoğlu’nun değerlendirmeleri burada kalmıyor; o, işin küresel boyutlarını pek o kadar dikkate almadan, yerelden yola çıkarak günümüz siyasetine ilişkin paradigmayı olayın sadece bu boyutunun üzerine oturtmaya çalışıyor...Çünkü, onun anlayışında henüz daha 20.yy’ la 21.yy koşulları arasında esasa ilişkin olarak niteliksel anlamda farklı bir durum yok!..Halbuki, 21.yy koşullarında stratejik olarak daha derin düşünebilmenin yolu, geleceğe yönelik paradigmayı asıl yeni küresel dinamiklerin üzerine oturtabilmekten geçiyor; yerel dinamiklerin, içinde yoğrulmaları gereken küreselleşme sürecinin dinamikleriyle birlikte ele alınabilmesinden geçiyor..Öyle ki, bugün artık, yerel ve küresel parametreler-dinamikler- birlikte ele alınmadan, ideolojiden, sübjektif idealizmden arındırılmış bir stratejik derinlikten-küreselleşme sürecini de içine alan yeni tipten bir paradigmadan- bahsetmek mümkün değildir.
Çok basit aslında! Bütün o 20.yy paradigmalarının-stratejik düşüncelerinin- altında yatan dinamik güçlü devlet-güçlü ordu anlayışıydı..Çünkü, dünya pazarlarında daha çok yer kapabilmenin başka yolu yoktu o zamanlar.. Tekelci kapitalizm koşullarında, gelişmiş-emperyalist ülkeler tarafindan paylaşılmış dünya pazarlarında söz sahibi olabilmenin başka yolu yoktu. Sen istediğin kadar daha iyi kalitede malı daha ucuza üret, eğer arkanda sana yolu açacak güçlü bir ordun ve devletin yoksa, onların koruyucu kanatları altında değilsen, ürettiğin malları dünya pazarlarında özgür bir şekilde satamazdın..öyle değil mi!!..
Halbuki şimdi artık durum değişti!.. 21.yy’ın küreselleşme koşullarında artık sınırların ortadan kalktığı bir dünyada yaşıyoruz. Eğer, daha ileri, daha gelişmiş bilgilere sahipseniz daha iyi kalitede malları daha ucuza üretebilirsiniz.. bunun önünde hiçbir engel yok artık..iki kere iki dört eder gibi bir gerçek bu..ve de, ürettiğin bu malları hiçbir engelle karşılaşmadan dünyanın her yerinde satabilirsin artık..Bütün bunlar için ne güçlü bir orduya, ne de güçlü bir devlete ihtiyaç var!..Bu kadar basit olay!!
İşte, bugün artık STRATEJİK DÜŞÜNCE BAZINDA ASIL DERİNLİK, küreselleşme sürecinin önümüze koyduğu bu yeni dinamikleri görebilmekle, kafamızdaki 20.yy kalıntısı-özünde milliyetçi olan-paradigmaları bir yana bırakarak, bunları, bu yeni zemin üzerinde ileriye dönük olarak "restore" edip gözden geçirerek yeni düşünceler üretebilmekle ilgilidir..Eger bunu yapmazda, eskiyi ihya ederek-“restore edip”-100 yıl önce kaldığımız yerden devam edebileceğimizi sanırsak yanılırız!..
Tamam, tarihsel evrim süreci saptırılmış bir toplumuz biz..yani, bir toplum mühendisliği anlayışıyla akan suyun yatağı değiştirilmiş bu topraklarda, burası açık!.Bu nedenle, suyun akışının tekrar kendi-eski yatağına döndürülmesi anlamında toplumsal bir restorasyon sürecine ihtiyacımız var, bu noktada Davutoğlu'yla aynı görüşteyiz; ama o kadar!..
Çünkü, unutmayalım ki, yeni eskinin restore edilmiş şekli değildir!! Evet, yeni eskinin içinden çıkar bu doğru, ama, o, eskinin restore edilerek “modernleştirilmiş” şekli olmayıp, onun diyalektik anlamda inkârıdır-devamıdır. Bunu, toprağa düşen bir tohumun hikâyesiyle kıyaslarsak eğer; “eski”, toprağa düşen o tohumsa, “yeni” de o tohumun diyalektik anlamda inkârı-devamı olan o bitkinin, gene diyalektik anlamda inkârı-devamı olan meyvadır-ya da yeni tohumdur..Yoksa, bir zamanların toplum mühendisi İttihatçıların yaptıkları gibi, eski “devleti kurtarmak için” onu allayıp pullayıp “restore ederek” “Yeni Türkiye” falan yaratılamaz!!..
Ben diyorum ki, ırmağın akışını tekrar eski yatağına kavuşturduğunuz andan itibaren daha da ileriye doğru gelişme, ilerleme paradigması eğer 21.yy dinamikleriyle yoğrularak yaratılamazsa o zaman bu yol bizi kaçınılmaz olarak 20.yy'ın içine hapseder!..Neden mi, ya da nasıl mı diyorsunuz?
Çok açık! Bakın ne güzel 2023 hedefleri falan belirliyorsunuz (sadece eski statükonun safdışı edilmesi için değil, zaten biraz da bunun için, ileriye yönelik bu türden projeksiyolar yapabildiğiniz için oyumuzu size verdik..). Soruyorum şimdi ben, bugün bunları gerçekleştirmek için önümüzde-kendi ideolojik takıntılarınızdan başka- bir engel var mıdır? Çok açık, bakın, daha iyi kalitede malları daha ucuza üretebildiğimiz sürece bunları dünyanın her yanında satabilmemiz için bir engel var mıdır şu an?
Bu noktada söylenebilecek tek bir şey var ki, o da "Cari açık" ve "enerji" sorunumuzla ilgili!.. Tamam, iyi güzel ama, bakın bu konuda da güzel şeyler yapıyorsunuz. TANAP projesinden tutun da Kürt petrollerinin dünyaya pazarlanmasına kadar, bunlar hep cari açığı kapatmaya yönelik çok önemli ve yerinde adımlar..Üstelik de, barış içinde gerçekleşmesi mümkün olan seyler bunlar (tabi, eski “solcu” sloganların arkasına sığınan o “danışmanlar” sağa sola sataşarak durduk yerde başımıza bela açmaya çalışmadıkları sürece!)..O halde soruyorum tekrar, bütün bunları gerçekleştirebilmek için "restore" edilmiş -eskinin küllerinden yeniden yoğrularak yaratılmış-antika bir ulus devlet projesine gerek var mıdır? Alın eski Osmanlı topraklarını..bu kadar deneyimden sonra, buraların 21.yy paradigmasına entegre edilebilmesinin yolu nedir bugün sizce? Bakın, bir Suriye ile 15 milyar doları bulan ticaret hacmimiz vardı..aynı şekilde Irak'la da öyle, Almanya'dan sonra en büyük ticaret ortağımızdı Irak..Mısır da keza öyle..Şimdi ne oldu?? Tamam, Arap baharına destek verdik, halkların ulusal uyanış sürecinin yanında yer aldık..bunlar güzel şeyler; yani iyi yaptık. Ama, bu arada ipin ucunu kaçırarak olayı sadece 20.yy boyutlarıyla ele aldığımız için zaman zaman hatalar da yaptık. Şimdi artık bunları da ortaya koymanın zamanı olsa gerek.. O eski "solcu" anlayışların, "anti emperyalizm" anlayışlarının falan artık bittiğini göremedik, bunların etkisi altında kaldık, yalan mı!!..Sandık ki, bu eski ideolojik silahları kullanlara önderlik edersek biz de buradan kendimize özgü “stratejik derin” düşüncelerimize pay çıkartabiliriz!..Silahla, zor kullanarak, hatta gerekirse iç savaş falan da çıkararak bir yerlere ulaşmanın mümkün olamayacağını göremedik!..21.yy koşullarında, iç dinamiklere dışardan destek olarak da olsa, zorla değişim süreci inşa etmenin mümkün olamayacağını anlayamadık..Halbuki ne kadar basitmiş iş, öyle değil mi!..Sen sadece, buraları küresel pazarlara entegre edeceksin, bu konuda yerel güçlere yardımcı olacaksın o kadar; gerisine karışmayacaksın, gerisini o ülkenin iç dinamiklerine bırakacaksın!. Yok efendim, buraların eski "sahibi" bizmişiz de, şimdi, "stratejik bir derinlikle" düşünerek o eski paradigmayı “restore edip”, "kurtarıcı baba" rolünü yeniden hayata geçirmeliymişiz de!!...buralardan bir yere varamayacağımızı artık anlamanın zamanıdır!!..
Daha önce şöyle yazmışım:
Peki ne olacak, çok karanlık günler mi bekliyor bizi?..Türkiye gemisi bu gidişle kayalara mı toslayacak? Hayır!!..Çünkü, kimin ne söyledigine değil, nerede durduğuna bakmak gerekir bu topraklarda..Bu nedenle, bugün Türkiye’de iktidarda kim olursa olsun, ister Davutoğlu olsun, ister Gül..ya da, başka birisi..İki dinamik var ortada yol gösterici olan. Bunlardan birisi küresellesme süreci dinamiği iken, diğeri de Kürt sorunu dinamiğidir. Öyle ki, bu iki dinamiği hesaba katmadan kimse bir adım bile atamaz artık!..Bu iki dinamiğin yol göstericiliğinde adım atabilmenin yolu ise, tek kelimeyle DEMOKRATİKLEŞMEDEN geçiyor..Küresel sermayeyi ülkeye cekebilmenin, küreselleşme süreciyle daha iyi ilişkiler kurabilmenin yolu ile Kürt sorununu çözmenin yolu tek bir süreçte kesişiyor bugün: DEMOKRATİKLEŞME!..
Bunun dışında gerisi boş laftır!..”Başkanlık sistemi” mi istiyorsunuz, bunun için yeni bir anayasa mı gerekli diyorsunuz..kimse boşuna telaşlanmasın, bütün bu işleri gerçekleştirebilmenin yolu da gene demokratikleşmeden geçiyor..
Türkiye gibi, tarihsel olarak kültürel MOZAİK şeklinde gelişen bir ülkede demokratikleşmenin yolu ise, kültürel bazda zaten gerçekleşmiş olan TARİHSEL BİR UZLAŞMANIN bilişsel düzeyde yeniden kavranılarak sistemin buna uygun yeni bir yapıya kavuşturulabilmesinden geçiyor!!..İşte “Yeni Türkiye” denilen olay budur, bu olacaktır!!..
O “danışmanlara” ve onların peşinden gitmeye çalışanlara sesleniyorum: Siz istediğiniz kadar "stratejik olarak derin" düşünün..ne yapacaksınız o "öteki Türkiye'yi", yok mu edeceksin onu!! Böyle birşey mümkün müdür!! “Değil” mi diyorsunuz! ..O halde mecbursunuz birlikte yaşamaya..Birlikte yaşam ise, ancak Yeni Türkiye'ye özgü yeni bir yaşam bilgileri temeliyle mümkündür..”Yüzlerce çiçek açsın, yüzlerce fikir, yaşam bilgileri biribiriyle çarpışsın”...İşte, Türkiye'nin yaratacağı Yeni Türkiye sentezi budur...Ve bu yolda epey mesafe katetmiştir de aslında bu toplum..Bu nedenle, şimdi, bütün bunları yok etmeye yönelik-bu anlamda-bir “restorasyonu” kaldırmaz bu topraklar!!..Merak etmeyin, zaten kimse de buna cüret edemez!.. Bırakın bazıları o ideolojik gazlarını boşaltsınlar!! Bunlara bakıpta kimse karamsar olmasın!
Hadi bakalım, Babacan'dan vazgeçebiliyor mu o “jakobenler”!! Bütün o, ideoloji peşinde koşan “danışmanların” yazdıkları falan.. bunların hepsi boştur!!.Neymiş efendim, “kapitalizmin yerine İslami bir sistem getireceklermişte”, “bankacılık sistemini faize karşı İslami bir bankacılıkla değiştireceklermişte”(!), “tekelci burjuvaziyi” alaşağı ederek bunun yerine “tekel dışı bir burjuvaziye” yol açacaklarmışta!!..Hatırladınız değil mi bu teorileri..bunların hepsi eski “solcu” MDD ci-ya da UDD ci teorilerdir! Bunların hepsi, eski “solcu” söylemlerle soslanmış içi boş ideolojik laflardır; öyle ki, bunlar sadece küresel sermaye çevrelerini huzursuz etmeye yararlar! Ondan sonra da tutarsınız “küresel dinamikler-küresel sermaye çevreleri- neden bize karşı cephe alıyorlar” diye yakınmaya başlayarak milliyetçi söylemlerle kendinizi avutmaya çalışırsınız!!..Hadi yapsanıza söylediklerinizi, ne duruyorsunuz; bakın Erdoğan’ı da ikna ettiniz bir yere kadar!..Hadi durmayın!..Vallahi, bütün o kazanımların hepsinin bir anda tepe taklak gitmesinden başka hiçbir sonuç elde edilemezsiniz..Yoksa bu mudur istenilen!..
Geçenlerde bir tanıdık dedi ki, bütün bu eleştirileri yaptıktan sonra halâ “oyumu Erdoğan’a vereceğim-verdim-diyorsun, bu bir çelişki değil midir”?? “Hayır değildir” dedim ben de!. Şunu unutmayınız, halkımızın-benim de- Erdoğan’a verdiğimiz oylar eski devletçi-Kemalist statükoya karşı verilen mücadele için açılan krediyle ilgilidir. Yani biz, eski Türkiye’ye karşı yeni Türkiye için verdik oyumuzu; öyle hayali ideolojik sapmalar için falan değil!. Çok açık, bakın tekrar ediyorum, ana rotadan sapıldığı anda işler değişir!. 2015, Başkanlık Sistemi, yeni anayasa falan derken, bir de bakarsınız halkımız sırtını dönüvermiş başka tarafa!!. Bu nedenle, herkes aklını başına toplasın!.. Bir an evvel o ideolojik yol göstericileri sırtınızdan atarak siz de rahatlayın küresel dinamikler de halkımız da rahatlasın!..Yüzde 9 enflasyon olan bir ülkede cari açığı falan hiç hesaba katmadan sıfır faiz politikası uygulayacaklarmış, hadi canım sen de!! Hadi bakalım yapın bu dediklerinizi de görelim!!..
Unutmayalım, 10 Ağustos bir milattır. 10 Ağustos’tan sonra da artık aynı reaksiyoner- kavgacı üslubu sürdürerek kimse bir yere varamaz. Bıktırırsınız milleti vallahi!..Bu sefer karşı çıkacak “paralel yapı” falan da bulamazsınız da gülünç olursunuz!..
Ben Türkiye’ye güveniyorum, Türkiye’nin bütün bu çocukluk-ergenlik dönemi sapmalarını aşacak "stratejik derinlige" sahip bir ülke olduğunu düşünüyorum, bu yüzden de enseyi karatmayalım diyorum!...Davutoğlu’nu okumaya devam!!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları







































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023