Münir AKTOLGA
(Bu makale, yeni yayınlanan “Öğrenmek Nedir, Neden Öğreniyoruz, Nasıl Öğreinyoruz, Nasıl bir Eğitim Sistemine İhtiyacımız Var” adlı kitabın “Giriş” bölümüdür!..[1])
Öğrenmek, bilgi üretimi sürecidir; hammadde olarak dışardan alınan enformasyonların içerde sahip olunan bilgiyle -“bilgi temeliyle”- işlenerek “bilgi” adıverilen yeni ürünlerin üretilmesi, sonra da, üretilen bu ürünlerin-bilgilerin yeni bilgilerin üretilmesi sürecinde kullanılmak üzere eski bilgi hazinesinin üzerine ilâve edilerek muhafaza edilmesi olayıdır... Bu, o kadar güzel bir tanımdır ki, tek bir cümlenin içinde konuya ilişkin her şey var adeta!..
Öğrenmeyi, öğrenme sürecini bir enformasyon işleme süreci olarak ele alarak işe başlıyoruz!..
Evet, öğrenmek bir enformasyon işleme sürecidir (“information processing”), ama buradan hemen, her enformasyon işleme sürecinin aynızamanda bir öğrenme süreci olduğu anlamıçıkmaz!..

Bir örnek verelim ve daha önceden üretilmiş bir bilgiyi temsil eden iki nöron arasındaki sinaptik bağlantıyıdüşünelim. Söz konusu bilginin oluşmasına neden olan enformasyon buraya tekrar geldiği zaman durum açıktır. “Presinaptik nöronun”[2] aksonundan belirli bir aksiyonpotansiyeli (AP) -elektriksel sinyal- şeklinde kodlanmışolarak sisteme giren (daha önceden bilinen) enformasyon mevcut sinaps tarafından tanındığıiçin hemen gerekli reaksiyon gösterilir ve “postsinaptik nöronun” aksonunda çıktı-output olarak bir aksiyonpotansiyeli (AP) oluşur. Yani mevcut sinaptik bağlantıaktif hale getirilir o kadar! Evet, bu da bir enformasyon işleme sürecidir; ama bir öğrenme süreci değildir. Bir enformasyon işleme sürecinin aynızamanda öğrenme süreci de olabilmesi için, hammadde olarak dışardan gelen enformasyonun içinde daha önceden söz konusu sistem tarafından işlenmemiş(yani, henüz daha öğrenilmemiş) unsurların daolmasıgerekir. O halde, daha önceden işlenmiş -yani bilinen- bir enformasyonun değil, bilinmeyen -daha önceden o sistem tarafından hammadde olarak alınarak işlenilmemiş-bir enformasyonun işlenmesidir öğrenmek...
Peki ama o zaman da şu soru ortaya çıkıyor ortaya: Bilinmeyen -tanınmayan- bir enformasyon söz konusu sistem tarafından (bu, beyin de olabilir, tek bir hücre de) hammadde olarak işlenilmek üzere nasıl içeriye alınmaktadır?..
Çünkü, enformasyon işleme birimi olarak bir sistem (beyin veya tek bir hücre farketmez) girişçıkışlarının bir görevli-kapıcıtarafından denetlendiği, ancak daha önceden tanınan-bilinen kişilerin (enformasyonların) içeriye girişlerine müsade olunan bir kaleye -iyi korunan bir binaya- benzer! Bu durumda, daha önceden bilinmeyen -kayıtlarıkapıcıda bulunmayan kişiler- enformasyonlar nasıl içeri alınacaktır da işlenecektir? Bilinen bir enformasyonun, daha önceden üretilmiş ve sistemin içinde depo edilmiş olan bilgiyle tanındığınısöylemiştik, bu durumda, bilinmeyen bir enformasyon hangi bilgiyle tanınacak ve işlenecektir, yani adına öğrenmek dediğimiz süreçnasıl gerçekleşecektir?..
Başka bir örnek olarak bir atomu ele alalım. Olayıbasitleştirmek için de, bir elektron ve bir protondan oluşan bir hidrojen atomu olsun bu...
Bu da bir sistemdir ve diğer bütün sistemler gibi, aynızamanda bir enformasyon işleme birimidir. Sisteme dışardan bir foton geldiği zaman, “dışardan gelen enformasyonu” temsil eden bu foton, sistemin temel unsurları -elementleri- olan elektronla proton arasındaki elektriksel-magnetik ilişkilerle -bağlarla- temsil olunan “bilgiyle” değerlendirilerek işlenmekte ve eğer gelen enformasyon sistem tarafından bilinen-tanınan bir enformasyonsa da, aynen bir refleks agent’in[3] yaptığıgibi, sistem içinde bulunduğu kuantum seviyesinden daha üst seviyelere inip çıkarak buna karşıbir cevap oluşturabilmektedir. Bütün bir kuantum fiziğinin özü-esasıbir atomun bu şekilde bir enformasyon işleme sistemi olarak incelenmesinden ibarettir. Diyelim ki atom n=1 olarak ifade ettiğimiz belirli bir kuantum seviyesinde bulunsun, bu durumda ancak, 1 nolu kuantum seviyesinden 2’ye çıkışiçin gerekli frekansa (ve enerjiye) sahip bir fotonun (enformasyonun) gelmesi durumundadır ki, sistem aynen iki nöron arasındaki sinaptik bağlantıgibi aktif hale gelerek gerekli reaksiyonu gösterebilir...
Bütün bunlar bir enformasyon işleme olayıdır, ama, bir atom söz konusu olduğu zaman, ancak daha önceden “bilinen”[4] belirli enformasyonlar alınıp verilebileceği için, bu bir öğrenme olayıdeğildir. Bu nedenle, isterseniz bir atomu belirli bir bilgiyle programlanmışbir bilgisayar olarak da düşünebilirsiniz!..
Buraya kadar yapılan açıklamalardan çıkan sonuçşudur:
Bir atomdan bir moleküle, astronomik sistemlerden tek bir hücreye ve daha sonra da çok hücreli organizmalara kadar bütün sistemler, aynı zamanda bir enformasyon işleme sistemidir. Çünkü, belirli bir sistem olarak varolmak demek, bir enformasyon işleme birimi olarak varolmak demektir. Her durumda, her sistem, varoluşunun kaçınılmaz sonucu olarak, dışardan gelen enformasyonları elementleri arasındaki ilişkilerle depo edilen belirli bir bilgiyle değerlendirerek işlemekte ve gerekli reaksiyonları göstererek varlığını sürdürmektedir. Bir atom gibi, bizim “cansız” varlıklar dediğimiz varlıklar, bu işi yeni bilgiler üretemeden (doğal bir “refleks agent” olarak), ancak belirli bir biçimde yaparak varlıklarını sürdürürlerken, adına “canlı” dediğimiz varlıklar, ilk oluşum anında sahip oldukları bilgiyle yola çıkarak, bir öğrenme sürecinden başka bir şey olmayan yaşam süreleri boyunca yeni bilgiler üreterek (dolayısıyla da kendilerini üreterek) varlıklarını sürdürürler. O halde bütün mesele, yani, doğal sistemlerin “cansız” olmasıyla “canlı” olmaları arasındaki esas farklılık, bunların öğrenme yeteneklerinin olup olmamasında, bir sistemin o ana kadar bilinmeyen yeni enformasyonları da içine alarak bunları da işleyip işleyemeyeceğinde yatmaktadır. (Ya, öğrenme yeteneği olan, buna göre programlanmış bir bilgisayar mı diyorsunuz! Bu -yapay zeka olayı- tamamen ayrı bir konudur. Biz şu an sadece “doğal sistemlerden” bahsediyoruz. “Canlı” olmaktan kastımız ise, kendi içinde “self”-benlik adı verilen instanzı üretebilen, kendisi için varolan, kendisini üreterek varolan varlıklardır... Hiçbir robotun bu anlamda bir benliği yoktur!..)
Peki, bir enformasyon işleme sistemi olarak çalışan “canlılar” o ana kadar tanımadıkları-bilmedikleribir enformasyonu nasıl içlerine alır da onu işlerler?..
Çok basit! Gene yukardaki “kale” -ya da “iyi korunan bina”- örneğine dönersek, böyle bir durumda, tanınmayan bir kişinin kapıdan içeri girebilmesinin tek yolu vardır, ki o da, bu kişinin yanında kapıdaki görevli tarafından tanınan-bilinen birinin bulunmasıdır! Ancak bu durumdadır ki, kapıdaki görevli onu bilinen bu kişinin refakatinde, onun konteksi içinde içeri bırakabilir. Dikkat edilirse, bu durumda kapıcı,yeni gelen “bilinmeyen” kişiyi, “bilinenle” ilişkisi içinde ele alarak, gene bir “bilinen” kategorisine sokmuşoluyor. Kapıdan içeri girdikten sonra da, bilinen-tanınan kişi içerde beraberindeki yeni gelenle birlikte, ona yol göstererek ilerliyor!.. Ve öyle oluyor ki, binanın içindeki herkes yeni gelen kişiyi ilk planda eskiden beri tanınan-bilinen kişiyle ilişkisi içinde bir yere koyarak tanımaya (değerlendirmeye) başlıyor...
İnsan beyni söz konusu olduğu zaman bütün bu işlemler (yeni gelen bir enformasyonun tanınma, değerlendirme ve daha sonra da kayıt altına alınması işlemleri) daha önceden bilinen, tanınan bir enformasyonu temsil eden mevcut bir sinapsın içindeki faaliyetlerle gerçekleşiyor. Çünkü zaten yeni enformasyonun ilk geldiği yer daha önceden mevcut olan bir sinapstır. Yeni enformasyon buraya bu sinapsın temsil ettiği bilinen enformasyon aracılığıyla, onunla ilişkisi içinde, ona yakın olduğu için gelmektedir. Mevcut sinapsın içindeki ilk karşılama etkinliklerinden sonra da, bunlara bağlı olarak, postsinaptik hücrede meydana gelen genetik faaliyetlerle süreç tamamlanıyor. Sonunda, yeni durumu temsil eden yeni bir yapı olarak ya yeni bir sinaps ortaya çıkıyor, ya da mevcut sinaps değişikliğe uğratılarak, yeni bilgiyi de kapsayacak şekilde daha da güçlendirilmiş oluyor.
Örneğin, ben Almanya’ya gelene kadar “Boskop” türü elmayı bilmezdim. Ama elma nedir biliyordum tabi! Boskop elmayla ilk karşılaştığım zaman (bu elmayı ilk ısırdığım zaman), o an aldığım (benim daha önceden tanımadığım) enformasyonlar, “Boskop da bir elmadır” enformasyonuyla birlikte, beynimde daha önceden elmaya ilişkin bilgilerin kayıtlı bulunduğu sinapslara gelmiş, burada, elmaya ilişkin mevcut sinapslar aktif hale gelirken, bu konteks içinde genetik mekanizma harekete geçirilerek yeni gelen enformasyona denk düşen, onu da temsil edecek yeni bir sinapsın daha oluşmasına yol açmıştır. Bu işin nasıl gerçekleştiğini daha sonra göreceğiz, şu an bizim için önemli olan, hiç yoktan yeni bir bilginin öğrenilemeyeceği gerçeğinin tesbitidir...
Yeni bir bilgi ancak, mevcut durumu-bilgileri temsil eden sistemin içinde, tıpkı ana karnında oluşan bir çocuk gibi oluşarak ortaya çıkıyor-öğrenilebiliyor...
Yukardaki, Boskop cinsi elmayı öğrenme olayında, iki önemli mekanizmanın birlikte işlediğini görürüz. Birincisi, beynimizdeki elmaya ilişkin daha önceden oluşmuş bilgileri temsil eden sinaptik bağlantılardan oluşan nöronal ağdır. Bu ağ aktif hale geliyor. Ama öğrenme için sadece bu yetmiyor, yeni gelen enformasyonun mevcut olanın içinde, onun bir parçası olarak işlenmesi yetmiyor, ortaya çıkan sonuçların yapısal olarak da temsil edilmesi gerekiyor. Çünkü öğrenmek, aynı zamanda, öğrendiğin yeni bilgiyi muhafaza edebilmek de demektir. Yani, öğrenme sürecinin tamamlanması için, yapısal olarak yeni bilgiyi temsil eden yeni bir sinapsın da oluşması, mevcut ağa-yapıya ilâve edilmesi gerekir. Yoksa bir süre sonra bu bilgiyi “unutur” gideriz...
Şöyle özetleyelim:
Bir: Öğrenmek, ham madde olarak dışardan gelen yeni enformasyonların mevcut-varolan bilgiler çerçevesinde bir yere oturtularak bunlarla işlenmesi-değerlendirilmesi ve böylece organizma-çevre sisteminin ortak ürünü olan bilgilerin üretilmesi olayıdır...
İki: Bu şekilde öğrenilen-üretilen her bilgi mevcut olanın -varolanın içinde- ana rahminde oluşan bir çocuk gibidir. O, hem varolan sistemin içinde onun bir parçası olarak doğar, hem de ondan ayrı, daha ileri bir varoluş (bilgi) seviyesini temsil eder...
Peki, yeni bir bilgi neden eskiyi, varolanı da içinde barındırıyor ve ondan daha ileri bir seviyeyi temsil ediyor?..
Anne-baba etkileşmesinin ürünü olan bir çocuk neden ve nasıl anne ve babasını da kendi içinde temsil ediyorsa, yeni bir bilgi de, eskiden beri varolan bilgilerle birlikte, dışardan gelen hammaddeyi-enformasyonu da kendi içinde temsil eder. Ama o, yani yeni bilgi, eski-varolan zeminin üzerine oturduğu için -ve aynı zamanda yapısal olarak da bu zeminin üzerinde yükseldiğinden- merdivenin bir üst basamağını, bir üst bilgi seviyesini temsil etmektedir. İşte bunun içindir ki, yeni bir bilgi üretmek, yani öğrenmek gelişmektir de. Çünkü her yeni bilgi mevcut yapıya yeni bir unsurun ilâve edilmesiyle temsil olunur, ki bu da gelişmektir...
Çok şey söyledik! Şimdi en başa dönüyoruz ve tek bir hücreden başlayarak yolumuza devam etmek istiyoruz. Ama önce, bütün bu söylenilenleri elle tutulur gözle görülür hale getirelim!

-Her “yeni” (yeni bir bilgi de), daima “eskinin” içinde oluşur ve onun diyalektik anlamda inkarı olarak gelişir...
-“Eski”, “yeninin” “varlığında yok olduğu” için, “yeni” “eskiyi” de içinde barındırır. “Eski”, “yeniyle” birlikte yeniden doğmuş olur...
-“Eski”, hem “yeniyi” yaratandır, onun koruyucusudur, hem de “yeninin” içinden çıkmaya çalıştığı bir hapishanedir!..
[1]https://www.kitapyurdu.com/kitap/ogrenmek-nedir-neden-ogreniyoruz-nasil-ogreniyoruz/557976.html&filter_name=%20m%C3%BCnir%20%C3%B6grenmek
[2] Bir sinapsıoluşturan iki nörona “presinaptik-postsinaptik” nöronlar deniliyor. “Presinaptik” nöron, en-formasyonun sisteme girdiği “input nöronudur”. “Postsinaptik” nöron ise, enformasyonun bir aksiyon potansiyeli -elektriksel sinyal- şeklinde sistemden ayrıldığı “output nöronu” oluyor...
[3]Belirli bir girdiye karşılık otomatik olarak belirli bir çıktı oluşturan sistem...
[4]„Bilinen“den kasıt, sistemin elementleri arasındaki ilişkilerle temsil olunan-tanınandır... Nitekim, bir hidrojen atomunu n=1 seviyesinden n=2 seviyesine ancak belirli bir foton çıkarabilir... Bu anlamda söz konusu fotonun o atom tarafından bilindiğini-tanındığını söyleyebiliriz!..
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRT“Birden dursun istersin seneler olunca mazi. Öyle bir geçer zaman ki…” 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUİrfan Fidan’dan Akın Gürlek’e… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeni gelen bakanlara “Hoşgeldiniz” yazısı… 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRVe siyasallaşan yargıda yeni eşik 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolYine yolsuzluk sorunu 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZGüvenlik paradigması çağında Kürt Meselesi: Yeni statüko ve arayışlar 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAÖzgür Önderlik – Özgür Rojava – Jin, Jiyan, Azadî... 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanEvrensel hukuk ilkesini rafa kaldırdığınızda neler olur? 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANDemirel’in köprüsünü sattırmam… Özal’ın köprüsünü sattırmam… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuBir yakın takip hikayesi bizimkisi… 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçCHP çok iyi bir şey yaptı 4.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KirasAmerika İran’a saldırır mı saldırmaz mı? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALKürt milliyetçiliği bilincini yok etmek istiyorlar… 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRİmamoğlu dediler, ucu yine AKP’ye çıktı! 110 milyon tazminat sözü vermişler 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları








































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
16.11.2024
9.11.2024
31.07.2024
3.06.2024
9.04.2024
20.07.2023
18.07.2023
17.07.2023
20.06.2023
18.06.2023