Nadi ÖZTÜFEKÇİ
Pazar günü... Market kalabalıktı. Hani market alışverişini de çok sevdiği söylenemezdi doğrusu. Alışveriş bittiğinde kasalara doğru ilerledi. Oğluna bakındı. Oyun CD’lerinin olduğu yerde CD’lere bakarken gördü onu. Biraz önce birkaç oyun almak istemiş, izin vermemişti. “Vicdan yapıyor kerata” diye içinden geçirdi. Gülümsemesine engel olarak umursamaz bir tavırla:
- Hadi gidiyoruz” dedi.
- Bir tane alayım, olmaz mı?
- Hayır! İki günden beri kitabın kapağını kaldırmadın. Yarın okul var biliyorsun.
- Tamam, tamam anladık.
- Hadi ben kasaya gidiyorum, oyalanma.
Kuyrukta beklerken tam da önlerindeki sıra bittiğinde geldi oğlu.
- Nerede kaldın? Hadi geç torbaları doldurmaya yardım et.
Oğlu yüzüne bile bakmadan somurtarak,
- Bana ne işte… Sen doldur. Deyip, kasadan çıkıp biraz ilerde beklemeye başladı.
- İyi, öyle olsun bakalım. Ne ayıp. Çikolata gofret alırken iyiydi ama... Dedi, bir taraftan torbaları doldururken…
Çocuk somurtarak yere bakıyordu. Omzunu silkti.
Kasada işleri bittince park yerine, arabalarına doğru yürüdüler. Çocuk önden gidiyordu.
Arabalarına geldiklerinde bagajı açıp aldıklarını yerleştirmeye başladı. Çocuk arka kapıyı açmaya çalıştı. Tek elinle açamayınca iki eliyle açmak isterken kazağın altından bir şey düştü. Aceleyle eğilip almaya çalışırken:
- Dur bakayım, nedir o? Dedi. Yerde jelatinli ve gösterişli kutusuyla bir oyun CD’si vardı.
Başından aşağı kaynar sular döküldüğünü hissetti. Korku ve telaşla kendisne bakan çocuğunun kolunu tutup sarstı.
- Bu ne dedim sana. Nasıl yaparsın bunu?
Çocuk başı önünde:
- Sen almadın…
- Eeee? Sen de çaldın öyle mi? Sen beni rezil etmek mi istiyorsun?
- Eski oyundu zaten. Alarmı yok ki. Kimse de görmedi.
Oğlunun umursamaz yanıtları daha da sinirlendirdi onu. Sinirlerine hakim olmaya çalışarak.
- Ne demek görmedi oğlum? Yani görmezlerse çalabilirsin öyle mi?
Oğlu yine omzunu silkti.
Ne yapacağını ne diyeceğini şaşırmıştı. Öfkesi üzüntüye dönüştü. Kendini bitkin hissediyordu. Arabasına dayandı. Nerede hata yaptım diye düşündü. Oğlunun en azından biraz utanmasını bekliyordu. “İhmal mi ettik acaba” diye düşündü. Evet, iş telaşı, yorgunluk falan… Aniden eşi geldi aklına “ O da ilgilenmiyor ki doğru dürüst” diye söylendi. Sonra; “Ne yapsın ki kadıncağız? Benden ne farkı var? O da çalışıyor.” Üstelik kendisinin ev işlerinde sık sık kaytardığı geldi aklına. “Onun işi benden daha zor” diye düşündü.
Boğazında koca bir düğüm oluşmuştu.
Birden oğlunun elinden tutup tekrar markete doğru hızla yürümeye başladı. Aldıklarının hepsini arabasına yerleştirmediği geldi aklına. “Boş ver…” dedi. Yürümeye devam etti oğlu adımlarına zor yetişiyordu.
- Nereye gidiyoruz?
- Güvenliğe… CD’yi geri vericeğiz.
- Yerde bulduk mu diyeceğiz?
- Hayır! Oğlum çalmış diyeceğim.
- Öyle deme. Diye ağlamaya başladı.
- Neden? Çalmadın mı?
- Öyle deme işte… Sen babam değil misin?
- Ben yalan söyleyemem.
Çocuk ayak diremeye çalıştı ama aldırmadı. Markete girdiğinde gördüğü ilk görevliye:
-Müdürlük nerde? Diye sordu.
- Buyurun, yardımcı olayım.
- Oğlum bu CD’yi almış. Parasını ödemeden… Yani çalmış. Onu bildirmeye geldim.
Bu sözler üzerine çocuğun hıçkırıkları daha da artmıştı. Görevli:
- Buyurun. Deyip yürüdü. Peşinden yürüyüp bir odaya girdiler. Görevli:
- Bu CD’yi beyefendinin oğlu kasadan geçirmeden almış. Dedi masada oturan adama…
Masada oturan yetkili CD’yi uzun uzun inceledi. Yüzünde küçümser bir ifade vardı. Gereksiz yere uzattığını düşündü. Biraz da kızmıştı adama. Masanın önünde koltuk olduğu halde oturun bile dememişti. “Eline fırsat geçti ya tadını çıkarıyor şimdi” diye düşündü. Yetkili:
- Oğlunuz mu? diye sordu.
- Evet! Söylemiştim. Benden habersiz almış.
- Çalmış yani… Yetkilinin küçümser yüz ifadesine sinirlenmişti biraz. Ama adam doğru söylüyordu. Oğlu çalmıştı o CD’yi…
- Evet doğru… dedi. Peki, şimdi ne yapmamız gerekiyor.
- Sizce..?
Gerginliği giderek artıyordu. Sertçe:
- Ne yapılması gerekiyorsa onu… Oğlumun yaptığını tasvip etmediğim için geldim buraya.
- Sinirleniyorsunuz ama oğlunuz da çalmış yani.
- Onu konuşmuştuk. Ne yapmak gerekiyorsa onu yapalım.
- Ne yapalım şimdi karakola mı gidelim?
Karakol lafını duyunca oğlunun ağlaması artmıştı. Aslında başta biraz utanıp korkmasını istediği oğlu için üzülmeye başlamıştı. Ama kendince oğluna doğru olanı anlatmanın doğru davranmaktan geçtiğini de biliyordu.
- Gerekirse gidelim. Dedi. Oğlu artık bağıra bağıra ağlıyordu.
Yetkili görevliye dönüp, büyük bir külfete katlanıyormuş edasıyla CD’yi uzatıp:
- Al şunu… Beyefendi ile birlikte gidin, bir kasadan geçirin. Beyefendi ödesin parasını. Şimdi tutanak falan uğraştırmayalım. Siz de çocuğunuza sahip çıkın.
- Fark etmez ne gerekirse yapabilirsiniz. Dedi, kararlı bir ifadeyle.
Aslında yetkili başına iş çıkarmak istemiyordu. İçinden “Adama bak iş çıkaracak şimdi” diye düşündü. “Al git işte CD’yi… Çocuğunu terbiye edecek güya” diye söylendi içinden.
- Beyefendi bizim için de bir sürü iş şimdi. Alt tarafı 3 liralık bir CD…
Yetkilinin başına iş çıkarmak istemediğini anlamıştı. Biraz önceki küçümser tavrı da kalmamıştı. Ancak oğlunun umut ve sevinçle baktığını gördü. Uzatmak istemedi.
- Peki, siz bilirsiniz. Madem size de bir sürü iş… Sizden oğlum adına özür dilerim.
Adam eski kibirli tavrını yeniden takındı.
- Tamam tamam… dedi.
Görevliyle birlikte çıktılar. Görevli:
- Abi sizi tebrik ederim. Dedi
- Niye ki? Oğluma doğru davranmayı öğretemediğim için mi? Dedi kederli bir gülümseyişle.
- Müdürle çok güzel konuştun yani. Aslında var ya başı çok ağrırdı teresin… Tutanak falan işine gelmezdi yani. Şaşırdı zaten… Sen kendin geldin ya, ne yapacağını bilemedi.
CD’yi kasadan geçirdiler. Görevli CD’yi çocuğa vermek istedi.
- Yok yok, bana ver dedi. CD’yi aldı. Hızlı hızlı arabaya yürüdüler. Yolda oğluyla birlikte alışveriş arabasını itekleyen bir kadına:
- Hanımefendi biz yanlışlıkla iki tane aynısından almışız bu oyundan. Oğlunuza verebilir miyim? Dedi.
Kadının oğlu annesinden önce yanıtladı.
- Olur. Alırım.
Kadının bir şey demesine fırsat vermeden alışveriş arabasına bıraktı CD’yi. Oğlu kızgınlıkla baktı kendisine.
Arabanın başına geldiklerinde bagaj kapağını da kapatmadığını gördü. Neyse kimse bir şeye dokunmamış görünüyordu. “Fark etmez artık” diye düşündü. Kalan eşyaları da aceleyle yerleştirip hareket ettiler.
Yolda bir süre konuşmadan gittiler. Çocuk arka koltuktaydı.
- Götürecek miydin beni karakola?
- Evet.
Ağlamaya başladı.
- Ben seni sevmiyom artık.
- Valla ben de seni artık sever miyim bilmiyorum. Çok üzdün beni. Konuşmamış mıydık seninle kimsenin hiç bir şeyini izinsiz almayacaksın diye? Sen tuttun hırsızlık yaptın.
Çocuğun ağlaması yine artmıştı.
- Bana hırsız deme.
- Peki ne diyeyim?
Çocuğun ağlaması daha da şiddetlendi. Hıçkırmaktan ne dediği anlaşılmıyordu bile. Güçlükle,
- Bana ne işte sevmiyorum seni.
- İyi sevme…
Çocuk uzun uzun ağladıktan sonra sustu. Trafik yoğundu yavaş yol alıyorlardı. Bir süre sonra,
- Sen zaten sevmiyordun beni. Ablamı seviyorsun.
- Bak sen.. Nedenmiş?
- İşte… Hani eski sitede o sakallı amcaya nasıl bağırmıştın. Ablam için.
- O da ablanın giysilerine karışmıştı.
- Korudun ama onu… Beni korumadın.
- Korurum tabi ablan haklıydı. Seni nasıl koruyayım sen suç işledin. Hırsızlık yaptın.
Çocuk tekrar ağlamaya başladı.
- Hırsız deme bana.
- Sen de yapmasaydın.
Çocuk daha fazla ağlamaya başladı. Birden oğluna acımaya başladı. “ Bayağı içli içli ağlıyor. Fazla üzerine gitmeyim artık” diye içinden geçirdi.
- Tamam, ağlama artık. Çocuk bir süre daha ağladıktan sonra sustu.
Bir süre konuşmadan gittiler. Çocuk,
- Keşke Başbakan babam olsaydı.
- Yok ya! Bak edepsize… Madem istiyorsun git ol. Ne olacaktı o zaman peki? Dedi yüksek sesle. Tekrar kızmıştı oğluna.
- Korurdu beni…
- Nereden biliyorsun? Senin yaptığını kimse korumaz.
- Korurdu işte.. Sen dedin.
- Ne dedim?
- Adama bak oğlunu nasıl koruyor dedin.
Diyecek bir şey bulamadı. Çaresizlikle iç geçirdi. Nasıl anlatacaktı oğluna doğruyu? “Zor.. Gerçekten zor işimiz. İnsan evladını bile istediği gibi yetiştiremiyor. Bunca olumsuz örneğin içinde…”
Trafik yine durmuştu. Arkaya doğru döndü. Oğlu ağlamaktan kıpkırmızı gözlerle kendine bakıyordu. Eliyle yanaklarına doğru akan yaşları silerek, oldukça yumuşak sesle
- Oğlum. Dedi. Ben senin babanım, suç ortağın değilim. O oğlundan daha çok kendisini koruyordu.
Çocuk babasının elini tutup yanağına götürdü. Söylediğini pek anlamamıştı ama babasının sesinin yumuşamasından oldukça mutlu olmuştu. Babası.
-Hadi sil gözünü. Annen seni böyle görmesin. deyip Kağıt mendil vermek istedi. Oğlu elini bırakmıyordu. Diğer eliyle mendil uzattı. O sırada arkadan korna sesini duyuldu. Trafik açılmıştı. Elini kurtardı telaşla hareket etti. Çocuk ortamın yumuşamasından oldukça memnundu.
- Baba öne geleyim mi?
- Gel ama emniyet kemerini tak.
- Tamam.
- Radyonun ayarlarını bozmak da yok.
- Tamam.
Hevesle ön koltuğa geçti. Hava kararmaya başlamıştı. Trafik de artık rahatlamıştı.
- Baba, istersen bugün olanları anneme anlatmayabilirsin.
- Hımm. Teşekkür ederim. Anlatmaya mecbur değilim yani.
- Evet. İstersen ben de anlatmam.
- Bakarız.
Bir süre sustular
- Baba..
- Efendim.
- Suç ortağı ne demek?
- Anlatırım ama dinleyeceksin.
- Tamam.
Anlatmaya başladı. Boğazındaki düğüm biraz hafiflemişti. Eve vardıklarında çocuk uyumuştu.
http://nadioztufekciyazilari.blogspot.com/2014/01/ben-senin-babanm-suc-ortagn-degil.html?spref=fb
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
27.05.2018
18.04.2018
7.02.2018
9.02.2017
15.02.2017
27.01.2017
22.01.2017
4.02.2016
11.03.2016
20.11.2015