Ümit KIVANÇ
Soyluların naaşlarının lağım suyunda yüzmesi gibi durumlarla karşılaşınca insan ilâhî mesajların varlığına daha çok ihtimal veriyor. Eninde sonunda kudret simgesi ve ispatı lahtin içerisinde lağım suyuna batmış halde bin yıllar geçirmek var!..
Mısır’da bulunan iki bin küsur yıllık lahit başarılı bir işlem sonucunda açıldı. Açılırken kimseye bir şey olmadı, lanet durumu var mı, henüz saptanamadı.
Haberlerden öğrenmiştik ki, İskenderiye’de bir binanın temel kazısı sırasında bu lahite rastlanmış, müteahhit herhalde, “ulan şimdi birileri görür, sosyal medyadan falan başıma iş açılır” diye düşünmüş veya kendisi aynı zamanda turizm yatırımcısı olduğu için eski eşyanın bilahare işe yarayacağını öngörmüş, bu yüzden kepçeyi sokamamış, lahiti kırıp bozmadan çıkarmak için ordu ile Tarihî Eserler Bakanlığı’nın birlikte çalışması kararlaştırılmıştı. İşte, son haberlere göre, çalışmışlar, becermişler.
Lahit açıldığında içinden üç insan iskeleti çıktı. Şahısların Ptolemaios’lar (M.Ö. 300’lerin sonlarından M.Ö. 30’lara kadar) veya Roma döneminden (M.Ö. 30 sonrası) kraliyet mensupları olduğu tahmin ediliyor.
Buraya kadarı tamam. Gelin görün ki, bir zamanların soyluları lağım suyuna batmış haldeydiler. Artık lahitte çatlak mı oldu, taş ustası aslında egemenlerden hoşlanmayan, sivil itaatsizliğe meyyal bir kimse miydi, bilmiyoruz, lağım suyu içeri dolmuş, lahitlerde görmek istemediğimiz türden bu manzarayla soyluların tarihinde leke yapmıştı.
Sen “Büyük” İskender’in adamıyken satraplıktan krallığa sıçra, sülaleni firavundan saydır, Mısır denince bilmem kaç kuşak insanlığın aklına ilk gelen şahsiyeti dünya tarihine ve tabiî öncelikle Julius Sezar ve Markus Antonius beylere armağan et, Holywood da onu Elisabeth Taylor’a oynatıp hepten ölümsüzleştirsin, koskoca Mısır tarihi, papirüs ve piramitlerin yanı sıra Kleopatra’dan ibaret sanılsın… Kim bilir ne taşını kaç köle zâyi ederek bilmem nerelerden getirt, kendine lahit yaptır, sonra lahtine lağım suyu dolsun! Gerçi Ptolemaios’ların dar zamanına denk gelmiş olmalı hadise; lahti üç kişi paylaşmışlar. Belki ikisi az ötede inecekti, bilemeyiz. Yine de lahit lahittir; bulununca “kraliyete ait” deniyor, ona göre muamele ediliyor. Ayrıca, lahitteki talihsiz soylular Roma döneminden birileri de olabilirmiş; ille Ptolemaios’lar değil. Onlar belki lağım suyu sızdırmaz lahitleriyle ünlüydü. Kara propagandaya girişmiş havuz medyası gibi davranmayalım, delil yokken ileri geri konuşmayalım.
Soyluların naaşlarının lağım suyunda yüzmesi gibi durumlarla karşılaşınca insan ilâhî mesajların varlığına daha çok ihtimal veriyor. Eninde sonunda kudret simgesi ve ispatı lahtin içerisinde lağım suyuna batmış halde bin yıllar geçirmek var!..
ZAMÂNE İDEALİ
Geçen gün hiçbirşeyyapmadanmeşhurolanlar sınıfının uluslararası kategorisinden Kim Kardashian’ın beş dakikada beş milyon dolar kazandığını görünce, dünyadaki düzenin artık uzun süre bu halde devam edemeyeceğini düşünmüştüm. Bu kadın bu parayı nereden kazanmış, diye bakınırken, kendisinin parfüm serisini sosyal medya mecrasından tanıtarak milyonlarca dolar kazanmayı alışkanlık haline getirdiğini, geçen yıl da, beş dakikada değil ama görece kısa bir sürede 14 milyon dolar kazandığını öğrendim.
Aklım çıktı çıkmasına da, iki bin yıllık lahtin içindeki kraliyet mensuplarının lağım suyuna batmış bulunduğunu öğrenmek kadar tesirli olmadı ruhum üzerinde.
Belki de meselenin ruhla ilgisi yok. Yani benimkiyle. Genel bir “insanlık ruhu” var mı? Olabilir mi böyle bir şey? Sadece soruyorum. (Bakın, bu ikisi arka arkaya fena gitmedi. Ortak bir hayat tavrının ürünü olduklarından, hayatın değip geçtiği, hattâ geçerken değmediği insanlara özgü olduklarından mıdır?)
Soylu, muktedir, her kimse, hemcinslerinin üstüne basa basa yaşadıktan sonra kendini 30 tonluk lahite koyduruyor. Ölüsünün oraya konacağını bilince mi çıkarabiliyor hayatın tadını?
Yoksa başkalarınınkinin, dışarıdaki kalabalığın, kendisi gibi olmayan, olamayan, olamayacakların naaşlarının asla lahit yüzü görmeyeceğini bilince mi? Birilerini işlerinden attırıp, hapse attırıp, mahkûm ve muhtaç hale koymanın, kudret kelimesini anca helvayla beraber telaffuz edebilen biz sıradan kimselerce dokunulamayacak ve kavranamayacak keyfi ve büyüklenmesine benziyor mu bu duygu?
Elbette dünyadaki rezilliğin baş sorumlusu Kim Kardashian değil. O, eğer çok farklı düşünülmez, davranılmaz, “değer” dendiğinde bambaşka şeyler anlaşılmaz, mutluluk bambaşka şeylerde aranmazsa eşitsizliğin nasıl “insanın doğadaki durumu” sayılacağının emsal ve timsali. Günün birinde bütün işleri robotlara yaptırmanın insan için hiç de anlamlı olmayabileceğini haber veren elçilerden. Aynı zamanda, ezilenlerin aptallaştırılması gibi muazzam ve korkunç işi muktedirlerin becerebildiğinin kanıtı. Kardashian, herhangi bir televizyon dizisinden çok fazlasını başarıyor. Hiçbir şey yapmıyor ve dünyanın en ünlü kişilerinden biri ve muazzam paralar kazanıyor. Kabul edelim ki bu zamâne idealidir.
LANET POTANSİYELİ KUDRETTE Mİ SAKLI?
Ve Zamâne Ruhu, değerli kayadan lahit yaptırmayı firavun ayrıcalığı olmaktan çıkarmış bulunuyor. Beş milyonu illâ beş dakikada kazanmasanız bile dünyanın en nadir mermerinden lahit yaptırabilirsiniz. Para, elde edilebildiğinde, herkesi eşitleyebiliyor. Bu yüzden, çok parası olanlar hep daha çok kazanmak zorunda. Çünkü büyük çoğunluğun değil, ama o azınlığa mensup herkesin parası var. Oysa zenginlik miktar olarak ölçülebilen bir şey değil; başkasınınkiyle kıyaslanabildiğinde zenginliğe zenginlik deniyor. Fakat her neyse, bu lahit işi uzun vadede tehlikeli.
Üstelik içine yerleştirilecek cansız beden için barındırdığı tehlikeden bin beterini başkaları için arz ediyor. Çünkü bir “lanet” potansiyeli var, bu muktedir lahitlerinin derinliklerine gizlenmiş. Belki de hizmetkârları, yağcıları, suç ortakları mücevherlerini ve silahlarını yanlarına dizdikleri esnada, melekler de yaşarken yaptıkları kötülükleri altlarına seriyorlardır. “Firavunun laneti”! 1920’lerde Tutankamon’un mezarını açan ekipten birçok kişinin peş peşe ölmesinden sorumlu tutuluyor. Buna Holywood’un katkısı ne kadar, hesaplamamız zor. Öyle görünüyor ki, Eski Mısır hakkındaki bilgimizi Holywood’dan ediniyoruz. Zararı yok. Osmanlı’yı “Muhteşem Süleyman”dan öğrendik, yerli-millî şahsiyetimizi “Diriliş Ertuğrul”u elimizde kılıçlar ve tencere kapaklarıyla hatmederek edindik de zararını mı gördük? Asla! Üstelik bizim ecdat ölüp gittikten sonra mezarıyla millete sorun yaratmıyor. Lanet bizden olmayanlara özgü.
Şu son lahit bulunduğunda çok insan tedirginlik duymuş. Tutankamon hadisesini hatırlatıp, “açmayalım, başımıza yeni bela almayalım” diyenler çıkmış (“zaten astığı astık kestiği kestik askerî dikta var, başımız belada”yı haliyle kimse ekleyememiş). Fakat mistik mevzulara pek sıcak bakmayan, halkın da bakmamasını tavsiye maksadıyla bir gecede bin iki yüz kişiyi cansız yere seren Mısır ordusu bunlara aldırış etmemiş ve açmışlar, lağım suyunda yüzen talihsiz soyluları bulmuşlar.
TİMUR DEVREYE GİRİYOR!
Lanet mevzuuyla yakından ilgilenen Russia Today, Mısırlıların takıntısına gülüp geçiyor. “Birkaç kişi Tutankamon’un gazabına uğradı diye sizinki de lanet mi sayılır?” demeye getiriyor. RT’nin hatırlattığı hadise gerçekten de bu alanda payeyi Ruslara vermeyi gerektiriyor: 1941 yılında Semerkand’da Timur sülalesinin aile kabristanına (Gur-ı Emir) dalan arkeologlar, RT’ye göre, orada şu yazıyı okuyorlar: “Ben ölümden tekrar ayağa kalktığımda dünya tir tir titreyecek.” Buna aldırmayan ekip, mezar taşındaki ikinci yazıyı da dikkate almıyor: “Kim mezarımı kurcalarsa benden beter bir istilacının şerrine uğrayacak,” diyormuş Timur. (Rivayet muhtelif. Bunun “Mezara saygısızlık eden Allah’ın gazabına uğrar” türü versiyonları da var.)
Özbek halkı mezar açılmasın diye uğraşmış, Stalin devrinde yaşandığına aldırmadan protestolara bile girişmiş. Sebep, kimine göre, mezar açmak uğursuzluk getireceği için duyulan tedirginlik, kimine göre de mezardaki şahıs tekrar ortaya çıkar da eline kudret geçirirse maazallah bize neler yapar korkusu. (Stalin’in Timur’u neden böylesine merak ettiği, kendisinin sosyalistler bir vakit bir yerde yanlış mezarı kurcaladığı için başlarına getirilmiş lanet olup olmadığı hususlarına girmiyoruz.)
Arkeolog ekibi Özbeklere de kabirdeki uyarı yazılarına da aldırmayıp mezarı açtı, naaşı götürüp inceledi (Timur’un sahiden aksak olduğu, kalça kemiğindeki deformasyonun buna yol açtığı, boyunun 1.73 olduğu, kafatası-yüz kemik yapısından hareketle oluşturulan yüz hatları bu sırada ortaya çıktı), bilahare getirip yeniden defnetti.
Ve fakat laneti de çağırmış oldu! Timur’un yeniden defin töreninin İslâmî usûllere uygun yapılması bile bunu önleyememişti.
Lanet neydi? Kabrin açılmasından iki gün sonra Nazi Almanya’sı ordularının Rusya’ya saldırması. 20 milyon insanın ölümüne yol açan hadiseye lanet diyebiliriz şüphesiz.
Gerçi bazıları, Nazilerin bu saldırıya uzun zamandır hazırlandıklarına ve taarruz gününü Timur’un kabrinin açılmasına denk getirmek gibi bir niyetlerinin bulunmadığına işaretle, lanetin varlığını inkâr ediyorsa da, biz Zamâne Ruhu’na ihanet etmeyelim, akılla mantıkla iş görmeye kalkmayalım. Bakın Mısır ordusu böyle davrandı da ne oldu: Lağım suyunda yüzen soylular buldu, günümüzün zenginlerinin, muktedirlerinin içine kurt düşürdü.
Zenginlerin, güçlülerin, muktedirlerin içine kurt düşer mi? Normal şartlarda düşmez gibi görünüyor, öbür yandan, yakın zamanda dünyadan ayrılan şair İzzet Yasar, 12 Eylül öncesinde, bambaşka yollardan yürür ve bambaşka göklere bakarken, şöyle yazmıştı: “Kaybedecek öyle çok şeyimiz var ki / zincirlerimizden başka / biraz daha az vakit ayırmalıyız aşka; / köprüden panzerler geçiyor ruhum, duyuyorum.”
Eh, aşk demeyelim de… Para pul, kıymetli eşya, panzerler, köprü, oradan lahit ve lağım suyu.
Şöyle, şehirden uzaktaki bir ağacın altına gömülmek var, gürültüsüz, püfür püfür, için rahat…
Yazarlar
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları




























































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
31.01.2025
30.12.2024
24.12.2024
15.12.2024
1.12.2024
15.11.2024
21.10.2024
7.10.2024
22.09.2024
5.07.2024