Zeki ALPTEKİN
Avrupa'da kimi Merkez Bankaları bir süredir "negatif faiz" politikası uyguluyor. Ama bunun ekonomide -mesela Almanya ekonomisinde- gözle görülebilir bir düzelme sağladığını, hedefine ulaştığını söylemek bizce mümkün değil! Basitçe söyleyecek olursak bu politikanın amacı, bankaların Merkez Bankalarında tuttukları paraları "cezalandırarak" bunları kendi kasalarında bulundurmalarını ve kredi halinde "dışarıya" vererek ekonominin canlanmasına katkıda bulunmasını sağlamak..
Mantık olarak "akla yatkın" geliyor, ama "kazın ayağı" biraz farklı! Buralarda zaten neredeyse „sıfır“ noktasına gelmiş olan (politika) faizi, böylesi bir "negatif faiz" politikası ile dolaylı olarak desteklenmiş oluyor bir yerde.. Zira Merkez Bankalarınca desteklenen yatırım hedefli bu kredi bollaştırma politikası, para dolaşımında oluşan şişme ile, paranın fiyatı demek olan faizin düşük kalmasına neden oluyor. Verili sartlarda bu, "kaş yapayım derken göz çıkarmak" gibi bir durumu meydana getiriyor: Enflasyonun yıllardır neredeyse „sıfır“ düzeyinde seyretmesi şartlarında talebin de cansız kalması, yani satın alma gücünün artmaması, girişimcileri ucuz kredi varlığına rağmen "düşük kâr beklentisi" nedeniyle yatırım yapmaktan alıkoyuyor; bu ise istihdamı, yani talebi negatif yönde etkiliyor. Böylece oluşan ve biribirini karşılıklı olarak üreten „faiz-talep-yatırım“ fasitinde sonuç olarak deflasyonist baskılar oluşuyor, ekonomi -bir ucu „resesyona“ kadar uzanabilecek- göreceli bir durgunluğa giriyor.
Sonuç olarak bu çelişkili duruma çözüm bulunamıyor. Avrupa'da 2008-2009 krizinden sonra oluşan ve halen devam etmekte olan göreceli ekonomik durgunluğun başlıca göstergeleri bunlar! En son olarak Avrupa Merkez Bankası'nın (EZB) başlattığı ve benim de zamanında uygun olarak telakki ettiğim "piyasaya para pompalayarak enflasyonu artırma, yani fiyatlarda canlılık sağlama“ politikası da sonuç vermedi. Ne kadar ilginç! Evvelden, yani 20.yüzyılda piyasada aşırı para bollaşması enflasyona, sıkı para politikası ise paranın değerlenmesine neden olurdu. Şimdi işler tersine işlemeye başladı!! Neden acaba? Bu soruya cevap veren, çözüm üreten bence "Nobel Ekonomi" ödülünü alır. Şimdi standart „ama işte FED..“ yollu sözümona açıklamaları duyar gibi oluyorum, ama burada da klasik açıklamalar durumu açıklamaya yetmiyor. Zira Dolar, Euro karşısında değerleniyor; „daha da değerlenip dolar girdiler yolu ile enflasyon ve piyasa biraz hareketlenir“ düşüncesi ile EZB piyasaya milyarlarca para pompalıyor. Ama nafile! „Tık“ yok!..
Buradaki „sıfır“ enflasyon da üzerinde durulması gereken bir olgu! Ekonomi tarihinde ender rastlanan gelişmelerden biri, bu kadar uzun dönemde fiyatların aynı kalması yada düşmesi! Bu da araştırılması gereken yeni 21. yüzyıl gerçeklerinden bir tanesi.. Yada son olarak özellikle hammadde zengini, gelişmekte olan ülkeleri yakından ilgilendiren „petrol fiyatlarını“ ele alalım. Fiyatların hiç kimsenin öngöremediği biçimde -Venezuella, Rusya gibi hammadde zengini gelişmekte olan ülkeleri „kalbinden“ vuran- seviyelere düşmesini bir yanı ile piyasadaki „arz fazlalığı“ ile açıklamak bizce rasyonel! Ama burada, mesela Rusya'nın Orta-Doğu'daki, özellikle Suriye'deki „angajmanını“ düşündüğümüzde „rasyonel olmayan“ birşey daha var!.. Ne denirdi evvelden?: „Savaşlar piyasayı tedirgin eder, fiyatlarda istikrarsızlığa neden olur!“ Rusya'nın Orta-Doğu'daki motivasyonunun önemli nedenlerinden biri de bizce bu: Güvensizlik ortamı yaratarak hammadde fiyatlarını yukarıya çekmek ve böylece döviz girdilerini yükseltip ekonomik krizini hafifletmek! Ama petrol fiyatları bırakalım „tık“ demeyi, sanki mevcut durumu „protesto edercesine“ daha da aşağıya düştü. Neden acaba? Olayı sadece bir „arz genişlemesi“ ile açıklamak ne kadar inandırıcı olur? Alın size bir "Nobellik" bir araştırma konusu daha!
Özetle; 21. yüzyılda (ekonomi-politik) işler, 20. yüzyıla göre biraz „değişik“ cereyan ediyor. Tüm bu yeni gelişme trendllerine ilişkin bir açıklama bizce, kapitalizmin geçmişten gelen, gelişme genlerinde var olan "serbest rekabetin" 21.yüzyılda'da tekrar yeniden keşfedilmesinde yatıyor. Üretici güçlerin gelişmesinin bugün geldiği aşama, teknolojik gelişmenin önündeki engellerin kalkması ile üretimin daha da kaliteleşip ucuzlaması, teknolojiye ulaşımda tekellerin kırılması, bölgelerarası (ekonomik) farklılıkların göreceleşmeye başlaması, piyasa aktörlerinin çoğullaşması ile serbest rekabetin dünyanın en ücra köşelerine kadar yayılması vs. ile karakterize ediliyor. Bu ise, serbest rekabet şartlarında "fiyat savaşlarını" beraberinde getiriyor! „Daha iyi kalitede, daha ucuza“! Motto bu! Bu rekabet, tabii ki 19. yüzyılın "öldürücü rekabeti" değil! Henüz daha değil! Kapitalizmin yaşam mücadelesinde „Batılı“ merkez ülkelerinde geldiği yer ve bunun sonuçları böyle!
Türkiye ise bambaşka! Burada tarihimizden gelen bir "kapitalizm özgünlüğü" söz konusu. Kimi "ekonomik yasalar" bir başka işliyor yada işlemiyor burada.. Bu da ayrı bir yazı-araştırma konusu, ama (anti-parantez) küçük bir örnekle somutlayalım:
İstanbul yada Bodrum'daki konut piyasasını ele alalım. Burada yılların getirdiği gelişme ile belli bir şişkinliğin olduğu ortada! Genelde inşaat piyasasının nasıl işlediğine dair Güngör Uras'ın yazdığı makale bu konuda oldukça açıklayıcı (bkz.: http://www.milliyet.com.tr/konut-yapiyoruz-aliyoruz-/ekonomi/ydetay/2183797/default.htm; indirme tarihi. 05.02.2016.) Özetle; inşaat sektöründe dünyada başka örneği olmayan çarpık gelişmenin sektörü getirdiği nokta, konut fiyatlarının -arzın talep edilenin üstünde olmasına rağmen- sürekli artması!.. Diğer yandan normal piyasa şartlarında arzın talebin üzerinden seyretmesi durumunda bunun fiyatları düşürücü etkisi olması, olmadı en azından fiyatların artmasını biraz frenleyici etkisi olması gerekir. Bu normal „piyasa yasalarına“ göre böyle.. Ama burası Türkiye! Yukarda G. Uras'ın açıkladığı sektör gerçekliği, „istediği fiyatı bir şekilde herhangi bir zaman nasılsa alabileceği“ şeklindeki insanımıza özgü beklenti yada „ekonomik rasyonalite“ ile birleşince, kapitalizmin klasik yasalarının yada mekanizmalarının işlemediği bir durumu ortaya çıkarıyor. Ekonomide insan unsurunun, kültürünün etkisine daha iyi bir örnek başka ne olabilir..
Konumuza geri dönecek olursak;
Genelde piyasada da belli değişimler söz konusu. Evvelden müşteri pazara giderdi, satıcısını bulurdu. Şimdi ise süreç "tersine" işliyor, satıcı müşteriye geliyor. Burada yeni iletişim araçlarının da -mesela internet ticaretinin- büyük rolü var. Evvelden bir meta konusunda fiyatı belirleyen aktörler, onları üretip piyasaya süren üreticilerdi. Şimdi fiyat -yerine göre- bu metaları direk olarak üreticiden alıp piyasaya sunan "büyük alıcılar" tarafından üreticilere, serbest rekabet şartlarında adeta dikte ediliyor. Özellikle parakende piyasasında yaygın olan ve „tekelciymiş“ gibi görünen bu eğilimlerin karşısında, klasik ticari ilişkilerinin -deyim yerinde ise- „belini kıracak“ yapılanmalar, örneğinAmazon'un Markt-Place'i vb. alış-veriş platformları hızla gelişiyor. Herkesin programında bulunan metaları satıp alabileceği ortak bir pazar! Bu ve böylesi çelişkiler ile ilerleyen süreç, değişimler bizce sistemin yapısındaki dönüşümlere işaret ediyor. Velhasıl araştırılması gereken konular çoğalıyor.
Hadi bakalım, kolay gelsin!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.08.2025
13.04.2025
25.02.2025
4.02.2025
22.12.2024
1.07.2024
12.05.2024
15.04.2024
3.02.2024
24.11.2023