Zeki ALPTEKİN
Genel olarak hemen hemen herkesin üzerinde anlaştığı şekliyle ekonomik krizi, makro ekonomik gelişmede açıkca ortaya çıkan negatif trend olarak tanımlayabiliriz. Ekonomik konjöktüre, yani genel ekonomik duruma ilişkin olarak makro ekonomide 3 çeşit krizsel duruma işaret edilir:
1. Stagnasyon: makro ekonomide büyümemeyi, yani durgunluğu ifade eder.
2. Resesyon: yılın iki çeyrek arka arkaya negatif ya da azalan büyümeye verilen addır.
3. Depresyon: Resesyonun daha uzun sürelere yayılmış hali, buhran dönemidir.
Gelişmedeki böylesi negatif trendler, genel olarak bir ülkenin, bir bölgenin ya da dünyanın tümünü, yani ekonomik sektörlerin ve yaşam alanlarının hepsini kapsayan, ilgilendiren bir ekonomik kriz olabileceği gibi bu, ekonomide istihdam, fiyat, kapital akımı vb. gibi belli değişikenleri, faktörleri birinci dereceden ilgilendiren ekonomik krizler, ya da yalnızca ekonominin belli alanlarında -mesela demir-çelik, otomobil ya da konut sektörlerinde- ortaya çıkabilen ve (ekonomik) yaşamı dolaylı olarak etkileyen sektörel-yapısal krizler de olabilir. Her ne şekilde olursa olsun, her krizin politik sonuçları vardır, her kriz yönetimi politika ile birebir alakalıdır.
Krizler Neden Oluşur

Her ekonomik gelişme belli bir ekonomik çevrim, yapı icinde oluşur, hareket eder. Konjöktür diye de adlandırılan bu hareketlenme pozitif olduğunda, ekonomik refahın (prosperite) söz konusu olduğu „yüksek konjüktür“den bahsedilir. Göstergelerin negatif olması, örneğin ekonomik gelişmenin aşağı yönlü olması krizsel konjöktüre delalet eder. Konjöktürü, ekonomik çevrimi, bir makro ekonominin dönüşünü Mahfi Eğilmez basitçe aşağıdaki şekilde ifade ediyor:
Buna göre bir ülke ekonomisinin krize düşmeden yürüyebilmesi için bu faktörlerin bir arada, birbirleriyle uyumlu olarak çalışması, fonksiyon göstermesi lazım! Şöyle ki:
İşçi olsun, Girişimci (kapitalist) olsun çalışarak Gelir elde eden her insan, gelirlerinin bir kısmı ile ihtiyaçlarını karşılamak üzere Tüketim de bulunur, yani harcar. Yeterli geliri varsa, harcamadıkları kısmını -daha sonra, ileride harcamak üzere- yedek akçe olarak Tasarruf ederler. Tasarruf edilen miktarlar toplumsal planda, yapılacak olan Yatırımlar
için bir kaynak teşkil eder. Ki bu da varolan ya da yapılması planlanan, insanların çalıştığıÜretim birimlerinin finansmanı demektir. Bu çevrimi (W. Hofmann'a dayanarak) biraz değişik şekilde, aşağıdaki gibi de göstermek mümkün:

Şekillerdeki faktörlerin yanyana duran olgular değil, birbirleri ile ilişki içinde, zamansal olarak peşisıra varolan faktörler olduğunu söyleyelim. İşte kriz dediğimiz olgu, varlıklarıyla makro ekonominin işleyişini sağlayan bu faktörlerin çevrimde birbirleriyle doğru orantıda, ölçülü olarak var olamamaları durumunda, aralarındaki göreceli ölçülü-orantılı ilişkilerin dengesinin bozulmasıyla ortaya çıkar.
Örneğin bu ilişkiler dengesi içinde Gelirlerin orantısal olarak aşırı azalması (ki bu mesela ücretlerin enflasyon oranının altında artması ile reel olarak gerilemesi, ya da tüketici fiyatlarının aşırı enflasyon nedeniyle gelirlerin normal harcamaya yetmemesi) durumunda (kapitalist ekonomi toplumunu bir arada tutan bir olgu olan) Piyasada Talep düşer; yani insanlar daha az harcama yaparlar. Bu ise piyasadaki metaların, üretilmiş malların elde kalmasına, ekonomideki dili ile Arz Fazlalığına, dolayısiyle fabrikalarda tipik bir Üretim Fazlalığı krizine neden olur (Ekonomi politikdeki dili ile kapitalizmde sıkça görülen bu kriz tipi, aynı zamanda Aşırı Birikim Krizi olarak da anılır). Bu durumun en azından orta vadeli tekrarı ise üretim birimlerinde istihdamın azalmasına, diğer bir deyimle işçi çıkarmalara neden olarak toplumda işsizliğin artmasını beraberinde getirir. Yukardaki şekillerde, basitleştirerek izah etmeye çalıştığımız ekonomik çevrimin anlaşılırlığını sağlamak için, konunun fazla dallanıp budaklanmaması açısından, yaratılan makro ekonomik zenginliğin toplumsal grup ve sınıflar arasında Dağıtımını, burada Devlet'in, Devlet Politikası'nın rolünü, sistem içindeki değişimin ana kanallarından olan Kredi Sistemini (Bankalar) ve Para Piyasalarını (Borsalar vs.), sermayenin dolanım süreci vs. analizimizin dışında bıraktığımızı belirtelim.
Tüm bu anlatılanları ekonomi politikdeki diliyle, bir örnekle özetleyecek olursak;
makro düzendeki ters gelişmeler belli bir süre zarfında birikip çoğalır, göreceli olarak oluşmuş olan dengeden sapmalar, yaratılmış ekonomik artı değerin paylaşımında toplumdaki grup ve sınıfların çıkarları etrafında, karşılıklı olarak birbirlerini yaratır. Burada (mutlak) „Denge Durumu“ sadece teoride işe yarayan (ideolojik) bir kurgudur. Gerçekte olan ise; ekonomide ortaya çıkan orantısızlıkların birbirlerinin korrektifi olarak karşılıklı olarak birbirlerini tamamlayıp ''düzeltmeleri'', yeni şartlarda tekrar yaratmaları ile göreceli dengelerin yeniden oluşmasıdır.
Diğer bir deyişle yukardaki faktörler toplumda, ekonomide, politikada değişimlerden etkilenen değişkenlerdir. Bu etkilerin sürekli ve belli bir yöne doğru olması durumunda krize yol açabilen dalgalanmalar, iniş-çıkışlar işte bu zemine dayanmaktadır. Toplumda ve makro ekonomide varolan her türlü sayısız „piyasa aktörleri“nin varlığı şartlarında böylesi göreceli denge ya da „dengesizlik“ durumu tesadüfi değildir; bu nedenle her zaman krizsel gelişmeye açıktır.
Konjöktürdeki tüm krizvari gelişmelerde belirleyici olan, piyasa ekonomisinin itici gücünü oluşturan kâr ve kârı maksime etme motivasyonudur. Bu nedenle sermaye sahipleri her zaman maliyetleri düşürücü yeni teknolojilerin uygulanması eğilimindedir. Böylelikle konjöktürel hareketlerin özünü, periyodik olarak krizli iniş anları ile, bu sırada ortaya çıkan rant-kâr minimizasyonunun telafi edilmeye çalışıldığı yükselme döneminin çıkışlı süreçleri oluşturur.
Mesela kârın yükseldiği periyotta (kredi hacminin artmasının da desteği ile) sermaye oluşumu-birikimi hızlanır. Kriz döneminde ihmal edilmiş olan yatırım mallarının üretimi, genellikle peşisıra yükselme döneminde artar. Bu, sermaye sahiplerinin rekabet nedeniyle sahip olduğu kâr maximasyonu eğilimi doğrultusunda (emek) maliyetlerini düşürücü yeni teknolojilere, üretimde rasyonelleşme uygulamalarına denk düşer. Bu ise üretim araçlarına olan talebi, makinalar üreten sektörlerdeki üretimi, dolayisiyle istihdamı artırır, tüm bunlar bu sektörlerde ödenen ücretlerin miktarını yükseltir. Yatırım malları (makina sanayisi) sektöründe ödenen „fazla“ ücretle yaratılan talep, günlük ihtiyaclarını karşılamak ya da belli istemlerini tatmin etmek amacı ile tüketim sektörüne yönelir. Bu da tüketim sektöründe daha fazla üretimi ve istihdamı tetikler. Ekonomi-konjöktür yukarda da söylediğimiz gibi yükselişe geçer. Ancak:
Üretim araçları sektöründe (yatırım malları, makina sanayisi) ortaya çıkan gelişme ile birlikte tetiklenen ve periyodik olarak işsizliği azaltan bu konjöktürel gelişmenin içinde, aynı zamanda ileriye yönelik olarak istihdami azaltan efektler de vardır:
a) Yeni üretim teknolojilerinin üretiminin artması ile istihdam yükseliyor; ancak istihdamın yükselerek devam etmesi, bir yerde yükselen ücretlerin, gelirlerin harcanması ile bağlantılıdır. Ancak bunun, istemlerin tatmin edilmesinin de sınırları vardır. Yani bir insan normalde ve ortalama olarak bir, ya da en fazla iki adet arabaya sahip olarak bu konudaki istemini tatmin etmiştir. Burada sözü edilen talep doyurganlığıdır.
b) Yeni teknolojilerin uygulanması, üretimde rasyonelleşme sağlaması nedeniyle istihdamı azaltıcı özelliktedir. Çünkü rasyonelleşme ile istenen, birim başı üretimde işçilik maliyetlerini düşürmek, böylelikle metaların daha az maliyetle üretilerek ilgili firmaya rekabet şartlarında avantaj sağlamasıdır. Azalan istihdam eğilimi ile, daha önce ücret artışı sayesinde tetiklenen talep artışı, böylelikle baskı altına girer, etkisini giderek kaybeder.
Klasik rekabetçi kapitalizm şartlarında ortaya çıkan bu tür konjöktürde yükselme döneminin mi, yoksa kriz durumunun mu daha baskın olacağı sorusu, işsizliğin azaldığı yükselme periyotunun uzunluğu ve yoğunluğu ile bağlantılıdır. Burada da tayin edici olan, fiyatların ve reel ücretlerin nasıl gelişeceğidir.
Yukarıda bir krizin oluşumunu, konjöktürün iniş-çıkışlarını maddi üretimden klasik bir örnekle açıklamaya çalıştık. Ancak bilindiği gibi çıkış biçimi itibarı ile finansal kaynaklı olan krizler de vardır. Konuyu dağıtmamak için bunları sırası geldiğinde kısa olarak ele alacağız. Ancak çıkış yeri ne olursa olsun her genel kriz, yaşamın tüm alanlarını etkisi altına alır, ekonomik çevrimin dengesini bozar; bunun için de krizdir.
Gelecek makalemizde, tarihde dünyayı saran belli başlı ekonomik krizleri ele almaya çalışacağız.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları





































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
9.08.2025
13.04.2025
25.02.2025
4.02.2025
22.12.2024
1.07.2024
12.05.2024
15.04.2024
3.02.2024
24.11.2023