Alper GÖRMÜŞ
Türkiye’yi 12 Eylül 1980 darbesine sürükleyen büyük siyasi cinayetlerin işleyiş ve sonuç alma mekanizmalarının henüz bilinmediği günlerde, karşıt siyasi güçlerin hedef belirlemedeki ölçülerini anlamakta hepimiz çok zorlanmıştık... Kurbanların çoğunlukla, aktivizmleriyle ve katı siyasi görüşleriyle öne çıkmışlar arasından değil de katı siyasi eğilimlerden her biriyle temas kurabilme yeteneğine sahip “ılımlı” kişiler arasından seçilmesi, başlangıçta hepimizi şaşırtmıştı.
Sonradan anladık ki, bu tercihler, toplumdaki cepheleşmeyi derinleştirmek isteyenler açısından doğru ve rasyonel tercihlerdi. “Bakın” denmiş oluyordu böylece, “ılımlılar bileşiddetin hedefidir ve çatışan taraflardan birinin parçası olmak dışında bir tercih imkânı yoktur.”
Toplumsal çatışmadan ve kutuplaşmadan nemalanmak isteyenlerin; barış ve uzlaşma yerine kavga ve inadı öne çıkarmak isteyenlerin elindeki en etkili silahlardan biri de toplumda “bile” duygusu yaratan uygulamalardır.
12 Eylül’den önce “sol”da ve “sağ”da terörün hedefi olarak seçilen ılımlı isimler nasıl geniş “sol” ve geniş “sağ”daki ılımlı eğilimleri törpüleyip uçlarda birikmeyi teşvik ettiyse, hiç kimsenin şüphesi olmasın, Ahmet Türk’ün tutuklanması da Kürtler arasında “bile” duygusuna yol açarak barışçı, uzlaşmacı eğilimleri törpüleyecek.
Bağlantı kayışlarının önemi...
Ortada bir siyasi çatışma varsa, çatışan taraflar arasında bağlantı kayışı işlevi gören siyasi figürler de vardır. Bu türden bağlantı kayışlarını korumak hayati önemdedir; onlar da koparsa, hayal kırıklığının ve “birlikte olamayız” duygusunun önünde artık hiçbir engel kalmaz.
Hiç kuşkusuz ki, Ahmet Türk, “Kürt meselesi” diye adlandırdığımız çatışmalı toplumsal durumun tarafları arasındaki en önemli bağlantı kayışlarından biri, hatta belki de en önemlisi... Dolayısıyla onun tutuklanması, önceki tutuklamalardaki hayal kırıklığına devasa bir “bile” duygusu ekleyecek.
Bence bu tutuklama, ileride Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) yöneticilerine “biz bu işi nasıl yaptık, bu kurşunları göz göre göre ayağımıza nasıl sıktık” dedirtecek tutuklamaların en fazla pişmanlık yaratanı olarak kayıtlara geçecek. (Bu türden tutuklamaları bugün savunanlar, yarın yargının hangi kanadının tuzağına düşüldüğü yönündeki açıklamaları için şimdiden düşünmeye başlayabilirler.)
‘Barış dilencisi’
Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekili Celal Doğan, geçtiğimiz günlerde Meclis kürsüsünden onu şöyle anlattı:
“Ahmet Türk'le bu çatı altında beraber milletvekilliği yaptık 1977'de. O günden beri tanırım, inanarak söylüyorum, bizim neslin son barış elçisidir. Asla ve kat'a ağzından bir tek gün ‘şiddet’ lafı çıkmamıştır, şiddete yandaş olmamıştır. Süleyman Demirel dâhil cumhurbaşkanlarından, rahmetli Özal dahil, şimdiki Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan başbakanken dâhil, kapısını çalmadığı devlet adamı bırakmamıştır. Hep kapılarda barış dilencisi olmuştur.”
Hakikaten de, şiddetle arasına mesafe koyma ölçüsüyle bakıldığında, “barış dilencisi” sıfatını onun kadar hak eden başka kaç siyasetçi bulunabilir? Üstelik, unutmayalım, Diyarbakır Cezaevi tecrübesine rağmen öyle kalabilimiş bir adamdan, o günleri “Her gün Tanrı’ya; ‘canımı al da beni bu işkenceden kurtar’ diye yalvarıyordum. Ölüm bile elimize geçmiyordu” diye hatırlayan bir adamdan söz ediyoruz... 2011’de, Ahmet Türk Demokratik Toplum Partisi genel başkanı iken onu anlatan bir portre kaleme almıştım. Portre doğal olarak onun “barış dilencisi” yanına odaklanmıştı... “Gandhi mayalı bir Kürt” başlığını taşıyan portrede, onun Gandhi tarzı bir barışçılığa en yakın siyasetçilerden biri olduğunu teslim ediyor, fakat bir yandan da Gandhi olamadığını savunuyordum:
“O korkunç Diyarbakır Cezaevi tecrübesinden sonra samimi bir barış adamı olarak kalması hiç kolay değildi. Fakat o bunu başardı, besbelli ki mayasında tipik olmayan bir şeyler vardı. Hatta bana sorarsanız, Gandhi mayalı bir Kürt’tü o. Maya tutmadı, çünkü Gandhi olabilmek için gerekli başka hasletlere sahip değildi.”
Aşağıda beş yıl önce kaleme aldığım Ahmet Türk portresini, dikkat dağıtacağı için buraya almadığım birkaç paragraf hariç olmak üzere bir kez de Serbestiyet okurları için yayımlıyorum.
‘Gandhi mayalı bir Kürt’, Aktüel dergisi, Mart 2011
Genç Siviller’den Nezir Akyeşilmen’in yazısı (...) daha başlıktan itibaren (“Türkiye’ye de Gandhi gerek”) beni heyecanlandırdı. O başlık aklıma hemen Ahmet Türk'ü getirdi.
Şimdi düşününce, bende böyle bir çağrışıma en çok, uğradığı haksızlıklara ve şiddete rağmen şiddetin asla bir çözüm olamayacağına dair sergilediği kararlı duruşun yol açtığına inanıyorum.
Şiddete karşı aynı “kararlı duruş”u sergileyen başka Kürt siyasetçilerin bende Gandhi izlenimi uyandırmamasının nedenini de biliyorum. O “kararlı duruş” nasıl bir dille ifade ediliyor, hangi vücut diliyle, hangi ses tonuyla ve en önemlisi hangi yüz ifadesiyle ve hangi bakışlarla? Bunlarla ve benim için önemli olan benzer başka kriterlerle (bazıları ifade bile edemeyeceğim kadar ayrıntı düzeyinde) birlikte düşündüğümde, geriye Ahmet Türk’ten başka kimse kalmıyor.
Diyarbakır’dan sonra şöyle konuşmak...
“Kürt ya da Türk, acı hepimizi eşitliyor. Bu sorun karşısında sahici bir çözüm için Türk-Kürt herkes el ele vermeli. Artık anlayalım, birbirimizi anlamadan, yaklaşmadan, el ele vermeden, gönül birliği yapmadan hiçbir sorunu çözemeyiz…”
12 Eylül’ün ardından yolu ünlü Diyarbakır Cezaevi’nden geçen bir Kürt’ün yıllardır böyle konuşması, konuşabilmesi için hamurunda tipik olmayan bir mayanın bulunması gerekir. Bugün birçok yorumcuya “Diyarbakır olmasaydı Kandil de olmayabilirdi” dedirten o korkunç cezaevinde yaşadıklarını daha birkaç ay önce şöyle anlatmıştı Ahmet Türk:
“Her gün Tanrı’ya; ‘canımı al da beni bu işkenceden kurtar’ diye yalvarıyordum. Ölüm bile elimize geçmiyordu. Beni 200 askerin arasına çırılçıplak getirip copla dövdüler. Tuvaletlerde pislik yediriyorlar, 24 saat işkence yapıyorlardı. Dayaktan her yerimiz simsiyahtı. Gece baskın yapılıyor, dayakla marş okutuluyordu, korkudan 56 tane marş ezberledim. Cezaevinden çıktıktan sonra köyüme gittim, şafakta uyanıyordum köyün etrafı panzerle sarıldı diye. Evimde bile geceleri uykuda ayağa kalkıp marş okuyordum dayak korkusundan.”
Gandhi tarzı siyasi mücadelenin gücü
Gandhi tarzı siyasi mücadelenin gücü, onun muarızlarından biri tarafından şöyle anlatılmıştı:
“Senden nefret ediyorum, ama sana karşı çok güçsüzüm. Eğer silahla mücadele etseydin en kısa sürede kolayca senin hakkından gelirdim. Fakat sen yeri geldiğinde bize bile acıyor, yardım ediyor ve bize karşı nefret beslemiyorsun. Kendimizi çok güçsüz hissediyor ve bir şey yapamıyoruz.”
Bana sorarsanız, Türkiye’de zaman zaman kendisini Ahmet Türk karşısında böyle hisseden birileri var ve onlar Ahmet Türk’ün her zaman değil, bazen Gandhi’ye benzemesine şükrediyorlar.
(...)
Gandhi olmak kolay değil...
Gandhi hoşgörülü, bağışlaması bol bir insan, bu belli, fakat aynı zamanda siyasi bir figür ve onun bir siyasetçi olarak taşıdığı erdemleri Ahmet Türk’te pek göremiyoruz. En büyük nâkısa, empatisinin ciddi sınırlarının olması... Bu yanı demokratlığını da zedeliyor ve bazen demokratik prensipler üzerinden değil de demokratik prensiplerden faydalanmaya ehil olanlar ve olmayanlar üzerinden konuşuyor. Başbakan Erdoğan'ın “Kürtçe eğitim hakkı verirsek, Çerkesler, Lazlar, Gürcüler de ister" sözlerini şöyle karşılamıştı mesela:
“Tabii ki her azınlığa saygıyla yaklaşmak gerekir ama birileri kendi isteğiyle bu toprağa yerleşmiş. Bunlar Türkiye Cumhuriyeti’nin kendine tanıdığı hakları kullanmış. Kürtlerse bu ülkenin geçmişinden günümüze kadar TC’nin temel taşlarından biri, iki halkından biridir."
Yani: Hoş geldiniz dağ Lazları, dağ Çerkesleri, dağ Gürcüleri...
Oysa Kanco aşiretinin lideri Ahmet Türk, çocukluğunu, gençliğini şu öyküyle geçirmiştir (12 Eylül öncesinde öldürülen, Ahmet Türk’ün de öğretmenliğini yapan yazar Ümit Kaftancıoğlu’nun “Tüfekliler” adlı kitabından):
“Cumhuriyet kurulur. Ahmet Türk’ün aşireti, Atatürk’ü tanımaz, baş eğmez Ankara’ya. Yıl 1925’tir. Atatürk, Kasro Kanco’nun dik başlılığını öğrenir öğrenmez, bir bölük jandarma çıkartır Mardin’den. Jandarma Kasro Kanco’yu kuşatır. Askerler sağlam şatoyu iyice bilemediklerinden, piyade tüfekleriyle bir başarıya ulaşamazlar. Ankara durumu iyi kavrayamadığı için, Mardin’den gönderilen tabur da başarılı olamaz. Kasro Kanco saltanatı sürmektedir.
“Sonunda, Diyarbakır’dan kalkan bir topçu birliği, Karacadağ tepesine üslenir. Şatoya haber gönderilerek, direnmeden vazgeçilmesi istenir. Aracılar durumu iletirler şatoya. Şato direnmekte kararlıdır. Şato topa tutulur. Birkaç top mermisinden sonra, şatonun çöle bakan mazgallarından biri parçalanır. Bir gedik açılır. Şatonun içindekiler topun gücünü anlarlar: 'Ere ere bese lo, Kemalo başo' derler. ('Evet evet, peki yeter, Kemal çok üstün...') Bu olaydan sonra Kancolar’a, Atatürk tarafından ‘Türk’ soyadı verilir.”
Bugün haklı olarak “Bize zorla ‘Türk’ soyadı vermişler” diye yakınan bir siyasetçinin “hak” meselesinde “yerlilik-göçmenlik” kriterleriyle konuşması en azından hüzün verici.
Gandhi olmak kolay değil; ben de zaten “Gandhi mayalı” demiştim...
Yazarlar
-
Yıldıray OĞUR"Aynılar aynı yerde ayrılar ayrı yerde” iyi mi oldu? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENTürkiye adına şık görüntüler değil 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUKomisyon raporu yazılamıyor… Sebep ne? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezGürlek’ten ekranda iddianame savunmasıyla ‘önyargılama’ 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANİçimizdeki Osmanlıya çok iyi gelir... 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolÖzerk üniversite? 15.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları












































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
21.07.2025
14.07.2025
23.06.2025
19.06.2025
17.06.2025
8.06.2025
1.06.2025
11.05.2025
8.05.2025
4.05.2025