DOĞAN ÖZGÜDEN
Türkiye’de saatler 14’ü, Brüksel’deyse 12’yi gösteriyordu… Ellerimizde plastik eldivenler, burunlarımızda birer koruyucu maske, göçmen ağırlıklı mahallemizin sokaklarını koşar adım arşınlayıp Cezayirli eczacımızdan ikimiz için de hayati ilaçları, Türk marketinden sürgünümüzün tuzu biberi bazı yiyecekleri, Afganistanlı büfeciden İnci’nin efkâr dağıtmak için vazgeçemeyip beni de duman altı ettiği sigaraları aldıktan sonra kapıda karşılaştığımız Arnavut ve Alman komşularımıza, Portekizli kapıcılarımıza da sabırlar dileyerek eve kapandık…
Kapanır kapanmaz da Artı Gerçek yazısını yazmaya koyuldum.
Belçika zaten, Koronavirüs belasının bulaştığı diğer Avrupa ülkeleri gibi 14 Mart’ta ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) toplantılara, eğitim kurumlarına, lokanta ve kahvehaneler dahil ticari faaliyetlerin çoğuna getirdiği sınırlamalar nedeniyle tam bir karmaşa halindeydi.
65 yaşın üstündekilerin, virüs kapma ve bulaştırma tehlikesine daha açık oldukları gerekçesiyle sokağa çıkmamaları, aile bireyleri dahil kimseyle bir araya gelmemeleri ısrarla tavsiye edildiğinden, 80’lerdeki kişiler olarak ikimiz de inzivaya çekilmiş, hayati alışverişler hariç dışarıya adım atmaz olmuştuk.
Eksik olmasınlar, 65 yaş sınırının altındaki meslektaşlarımız, komşularımız, dostlarımız bu dönemde de bizi yalnız bırakmadılar, telefonla bir ihtiyacımız olursa temin edip kapımızın önüne bırakacaklarını söyleyerek ikimizi de son derece duygulandırdılar.
Bu ilk geçiş döneminde, 46 yıldır çeşitli milliyetlerden yetişkinlere, gençlere ve çocuklara eğitim ve sosyal servis veren Güneş Atölyeleri de resmi tatil günleri dışında ilk kez kepenk indirmek zorunda kalmıştı. Yine de belli faaliyetleri atölyelerdeki arkadaşlarla birlikte internet bağlantısı üzerinden yürütebiliyorduk.
Virüse yakalananların hızla artması, bu hastalık yüzünden ölenlerin sayısının 10’u bulması üzerine federal bir devlet olan Belçika federal hükümetin ve de 5 bölge hükümetinin başbakanlarının ve uzmanların katıldığı Ulusal Güvenlik Kurulu 18 Mart itibariyle saat 12’den itibaren 5 Nisan gecesine kadar sürecek olan confinement (eve hapsolma) rejimi ilan etti.
Türkiyeli muhalif bir gazeteci olarak OHAL’in zaten hiç yabancısı değilim… 2. Dünya Savaşı’na denk gelen çocukluk, çok partili rejime geçildikten sonraki gençlik yıllarımda, OHAL’in farklı versiyonlarını yakından tanıdım: Savaşın başlamasının ardından ilan edilip 1947’ye kadar süren sıkıyönetimi, 1955’deki 6-7 Eylül pogromundan, 1960’daki 28 Nisan direnişinden, 1963’deki 21 Mayıs darbe girişiminden, 1970’deki 15-16 Haziran işçi direnişinden ve 1971’deki 12 Mart darbesinden sonra ilan edilen sıkıyönetimleri de… Bunlardan son üçünün şahsen hedefi de oldum, hele sonuncusu beni de İnci’yi de ülkemizden koparttı.
1974’deki Kıbrıs fütuhatından, 1978’de solculara, Kürtlere ve Alevilere karşı can kırımlarının yoğunlaşmasından ve de 1980’deki 12 Eylül darbesinden sonra ilan edilen sıkıyönetimlerin kahrını bizzat yaşamadımsa, yaşayanların acısını Belçika’daki yayınlarımız ve direniş örgütlenmeleriyle hep paylaştım… İnci de ben de bunlardan sonuncusunun şahsen de hedefi olduk ve Türk vatandaşlığından atıldık.
Türkiye’de OHAL, bu yıllanmış sıkıyönetimin sivil donuna sokulmuş halidir… Faşist Evren Cuntası’nın Türkiye’ye dayattığı ve Kürt illeri dışındaki seçmen vatandaşların referandumda oyların yüzde 90’ıyla onayladıkları 1982 Anayasası’nın 119-122. maddelerine göre Türkiye'de devlet terörü dört farklı yöntemle kurumsallaştırıldı. Sıkıyönetime ek olarak seferberlik hali, savaş hali ve de olağanüstü hal, yani OHAL.
Genel olarak Türkiye, özel olarak da Kürt illeri OHAL’i ilk kez 1983’te, sıkıyönetimin yerini almak üzere ilan edildiğinde tanıdı. OHAL ilan edilen bölgede Turgut Özal, Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Tansu Çiller, Necmettin Erbakan ve Bülent Ecevit’in başbakanlıkları döneminde ta 2002 yılına kadar halka kan kusturuldu.
Erdoğan’ın tek adamlığı döneminde ise 2016 çakma darbesi gerekçe gösterilerek Türkiye genelinde ilan edilen 3 aylık OHAL de tam yedi kez uzatılarak 18 Temmuz 2018'e kadar iki yıl sadece darbe zanlılarına değil, islamo-faşist yönetimin tüm muhaliflerine yaşadıkları ülkeyi cehennem etti.
OHAL’in sona erdirilmesiyle de hiçbir şey değişmedi, çünkü OHAL’e artık gerek kalmamıştı. Tek adam diktası kurmayı kafasına koymuş bulunan Erdoğan 2014’te kendini cumhurbaşkanı seçtirdikten sonra 2017’deki anayasa referandumuyla başkanlık sistemi kuracak, 24 Haziran 2018’de yeniden cumhurbaşkanı seçildikten sonra sadece cumhurbaşkanı değil, aynı zamanda başbakan, silahlı kuvvetler başkomutanı, yargı erkinin gerçek patronu, ana akım medyanın efendisi olarak 25 Temmuz 2018’de TBMM’den geçirttiği bir torba yasayla Terörle Mücadele, Türk Silahlı Kuvvetleri, Milli İstihbarat Teşkilatı, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri yasalarını değiştirerek OHAL’i kalıcı hale getirecekti.
Türkiye’nin bu ilan edilmemiş OHAL’i yurt dışına da sarkacak, İçişleri Bakanlığı “terörist” saydığı kişiler hakkında kırmızı, mavi, yeşil, turuncu, gri renkte arama bülteni çıkartarak onları ihbar edenlere 300 bin TL’den 4 milyon TL’ye varan ödüller koyacaktı.
Dahası, “akademik” kılıf altında piyasaya sürdüğü SETA’nın raporlarıyla yurt dışındaki muhalif gazeteci, akademisyen ve siyasetçiler sürekli hedef gösterilecekti.
Türkiye’nin resmi ya da ismi konulmamış OHAL’i ile bizim Belçika’da beş gündür yaşamakta olduğumuz OHAL’in uzaktan yakından ilgisi yok.
Aslında Belçika OHAL’iyle tanışmamız İslamcı teröristlerin 2015’de Paris’i ve 2016’da Brüksel’i sarsan kanlı eylemlerinden sonrasına rastlıyor.
Paris’teki terör eylemleri üzerine Belçika’da Tehditlerin Analizi İçin Eşgüdüm Organı (OCAM) ülke çapında 4 üzerinden 2 olan teyakkuz seviyesini 3’e çıkartmış, bunun sonucunda ilk önlem olarak başta Brüksel’de yapılması beklenen Belçika-İspanya milli futbol maçı olmak üzere bir dizi sportif, kültürel ve folklorik etkinlik ya iptal edilmiş ya da yerleri değiştirilmişti.
22 Mart 2016’da İslamcı teröristlerin Brüksel Uluslararası Havaalanı ile AB kurumlarının yakınındaki Maelbeek metro istasyonunda yaptıkları ve 30’dan fazla cana mal olan kanlı eylemden sonra OCAM teyakkuz seviyesini tüm ülkede 4’e çıkartmış, yürürlükte olan güvenlik önlemlerine ek olarak Brüksel’e uçak seferleri başka alanlara yönlendirilmiş, Brüksel garları arasında tren seferleri durdurulmuş, kültürel etkinlikler ertelenmiş, daha da önemlisi vatandaşın güvenliğini sağlamak için mevcut polislere ek olarak Belçika Ordusu’ndan çok sayıda asker AB kurumlarıyla Belçika’nın devlet dairelerinin bulunduğu yerlerde gece gündüz nöbete sokulmuştu.
Dört yıl önceki OHAL’e oranla bu sefer Koronavirüs’e karşı ilan edilen OHAL başta da belirttiğim gibi vatandaşın günlük yaşamını altüst eden çok daha ciddi önlemler içeriyor.
Ama Belçika’da dört yıl önceki OHAL gibi, bu yeni OHAL de vatandaşın yaşamını ve sağlığını güvence altına almayı amaçlıyor. Türkiye’deki OHAL’ler ve uzantıları gibi vatandaşın yaşamını hiçe saymayı, özgürlüğünü gasp etmeyi ve seçtiği belediye başkanlarının kayyum tayiniyle yerlerinden uzaklaştırılması ve hatta tutuklanmasında olduğu gibi siyasal tercihlerini ayaklar altına almayı amaçlamıyor.
Aksine, Koronavirüs tehdidi ve onun getirdiği OHAL, bir yıla yakındır tarihinin en ciddi siyasal krizlerinden birini yaşayan Belçika’da siyasal partilerin çoğunun bir ara çözüme vararak nelere gebe olduğu bilinmeyen bu karanlık dönemde ülkenin bir süre için istikrarlı bir hükümete sahip olmasını sağladı.
Daha önce de yazmıştım, hükümet kurma çalışmalarına başlanabilmesi için her şeyden önce seçimlerden sayısal olarak en güçlü çıkan iki partinin, güneyde sosyalist PS ile kuzeyde milliyetçi N-VA’nın, seçim kampanyası sırasında birbirleri aleyhindeki hasmane ve uzlaşma tanımaz beyanlarına bir sünger çekerek birlikte pazarlık masasına oturmayı kabullenmeleri, ardından da bir orta yol programı üzerinde uzlaşmaları gerekiyordu. Bunun için de N-VA’nın Belçika’yı bir konfederal devlete dönüştürme dayatmasından, PS’nin de sermaye kesimini rahatsız eden bazı sosyal reform projelerinden vazgeçmesi bekleniyordu.
Ama her ikisinin de bu konularda ödün vermesini engelleyen bir neden vardı. Valon ve Brüksel bölgelerinde birinci parti olan PS son seçimde oy kaybederken, radikal sol PTB ve çevreci ECOLO büyük oy artışı sağlamışlardı. Flaman bölgesinde birinci parti olan N-VA ise, seçimlerden ikinci parti olarak çıkan aşırı sağcı VB’nin tehdidi altındaydı, üstelik yeni kamuoyu yoklamaları son aylarda bu partinin N-VA’yı da aşarak birinci parti olduğunu gösteriyordu.
Belçika Kralı’nın tayin ettiği arabuluculardan sonuncusunun da tam havlu atmaya hazırlandığı sırada Koronavirüs krizi patlak verince kamuoyunda uyanan panik, PTB ve VB dışındaki tüm partileri bu duruma geçici de olsa bir çözüm getirmek için farklılıklarını bir kenara bırakıp masaya oturmaya zorladı.
İlk merhalede mevcut geçici azınlık hükümetinin yine liberal parti MR üyesi Sophie Wilmès’in başbakanlığında tam yetkili yeni bir hükümete dönüştürülmesi, Meclis çoğunluğunun desteğine sahip bu hükümetin Belçika’yı özellikle altı ay süresince kanun kuvvetinde kararnamelerle (KKK) yönetmesi konusunda uzlaşmaya varıldı.
Dopinglenmiş hükümetin Salı günü Kral önünde yemin etmesinin hemen ardından federal başbakanın yönetiminde beş farklı bölge hükümeti başbakanlarının ve uzmanların katılımıyla toplanan Ulusal Güvenlik Kurulu 18 Mart itibariyle saat 12’den itibaren 5 Nisan gecesine kadar sürecek olan confinement (eve hapsolma) rejimini ilan etti.
Şimdi Valonlar, Flamanlar, Almanlar’ın yanı sıra yüzden fazla farklı milliyetten yabancı kökenli vatandaşların oluşturduğu Belçika, ülkenin ilk kadın başbakanı Sophie Wilmès’in komutası altında Koronavirüs’ü yenmeye çalışacak.
Yenebilirse, bugün masa başında anlaşmış görünen siyasal partilerin kalıcı hükümet kurma pazarlıkları altı ay sonra yeniden başlayacak.
Federal hükümetin kurulabilmesi 2007-2008 yıllarında 194 gün, 2010-2011 yıllarında ise tam 541 gün sürmüştü. Koronavirüs krizi atlatılabilirse, ondan sonra tekrar başlayacak el enselerle yeni kalıcı hükümetin kurulması daha aylarca sürerek tüm rekorları kırabilir.
Bittabi, bu da başarılamazsa ve de Koronavirüs türünden yeni bir bela musallat olmazsa Belçikalı seçmenin erken seçim için yeniden sandık başına gitmesinden başka çare kalmaz. O takdirde de Valon bölgesinde radikal sol PTB’nin, Flaman bölgesinde aşırı sağ VB’nin birinci parti olarak çıkması, bunun kaçınılmaz sonucu olarak da Belçika Krallığı’nın üniter niteliğini yitirerek konfederal bir devlete dönüşmesi sürpriz olmaz.
Türkiye OHAL’lerinin ve KKK’larının kahrını çekmiş olanlar için Belçika OHAL’i ve KKK’ları, şimdilik vatandaşın yaşamını ve özgürlüklerini tehdit eder görünmüyor… İlk ağızda benim için rahatsız edici olan, siyasi sığınmacıların kabul işlemlerinin askıya alınması ve de işyerlerinin kapanması nedeniyle işini kaybeden çok sayıda emekçinin “geçici” de olsa düşük “işsizlik” ödentileriyle yaşamak zorunda kalması…
Ya Türkiye? Erdoğan, Koronavirüs’ü fırsat bilerek isminin başındaki tahakkümcü sıfatları ve elindeki mutlakiyetçi yetkileri bile yetersiz bulup Türkiye’de OHAL’i yeniden hortlatır mı?
50’li yıllarda Milliyet’in temsilcisi olarak Ege illerinde röportajlar yaparken Aydın’da duyduğum bir tekerleme belleğimden hiç silinmedi.
Kaagı vaaa kaagıcık vaa, kaagıdan kaagıya fark vaa!
Yani, kargı var kargıcık var kargıdan kargıya fark var!
Türkiye’deki OHAL’lerle Belçika’da halen yaşadığımız OHAL’i kıyaslarken tekerlemeyi güncele uyarladım:
Ohal var, ohal’cik var, ohal’den ohal’e fark var!
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları
-
Berin UYARONLAR İÇİN... 12.09.2022 Tüm Yazıları
-
İbrahim UsluSeçmen yolsuzluğu önemsiyor mu? 9.09.2022 Tüm Yazıları
-
Hasan GÜRKAN“SEVMEK YİNE DE BİR SARRAF İŞİDİR, YERYÜZÜ KİTAPLIĞINDA” 18.08.2022 Tüm Yazıları
-
Oktay Cansın EMİRALSAVAŞ VE ZAMAN 7.08.2022 Tüm Yazıları
-
Özgül Üstüner COŞKUNİnceden 5.07.2022 Tüm Yazıları
-
Namık ÇINARBir toplumun geri kalma inadı 21.06.2022 Tüm Yazıları















































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
14.11.2025
4.11.2025
9.10.2025
14.09.2025
7.09.2025
13.07.2025
10.03.2025
30.10.2024
15.10.2024
7.10.2024