Etyen MAHÇUPYAN
Tıkanmış, AKP’nin içine gömülmüş ve üstü örtülmüş siyasi hayatımız açısından son günlerde benimle bazı Cumhurbaşkanı Başdanışmanları ve onların medyadaki uzantıları arasındaki atışma epeyce ‘renkli’ görüldü. Ama bu, birbiriyle ‘geçinemeyen’ birkaç kişinin karşılıklı sataşmasının çok ötesinde bir durum… Mesele AKP içinde giderek belirginleşen, yoğunlaşan, güç kullanan, müdahil olan ama partinin hiçbir kademesi tarafından sorgulanmayan bir siyaset tarzına muhatap olmamız. Giderek bu siyaset tarzının kurumsallaşıyor olması…
Dolayısıyla son yaşananlar dikkate alındığında kaçınılmaz bir soru var karşımızda: Nasıl oldu da bu denli seviyesiz bir siyaset AKP adına sergilenebilir hale geldi ve iktidarı destekleyen medyanın da önemli bir kısmını avucunun içine aldı? Buna kişisel bir soru daha ekleyebiliriz: Niçin ben de bu seviyeyi kabul etmeyi ima eden bir yazı kaleme aldım?
İlk soruyu ele almak üzere adım adım gidelim…
1-AKP’nin on dört yıllık iktidar başarısının esası, vesayet rejimini etkisiz hale getirmesi, bunu da başarılı bir ekonomi yönetimi ve sosyal politika hamlesi eşliğinde yapmasıydı. Böylece bir yandan eski merkezin kalıpları kırılıp çeperden gelenlere açıldı, diğer yandan da herkes için daha müreffeh ve kalkınmış bir ülke yaratıldı. Dolayısıyla merkezdeki direncin toplumsal meşruiyet üretme şansı kalmadı. Dahası bu direnç, hukuk ve bürokratik güç üzerinden gayrimeşru kanalları zorladıkça, toplumun giderek daha geniş bir kesiminin AKP etrafında kenetlenmesine tanık olundu.
Bu refah sıçraması yatırıma yönelebilecek para miktarını yıllar içinde dolar cinsinden onlarca misline taşıdı. Bunu kullanacak yeni bir iş dünyası ağı oluştu. Ama değişimin hızı ve siyasi acelecilik nedeniyle aynı anda büyük bir rant kaçağı da ortaya çıktı. Bu rant ile alt düzeylerdeki siyasi gücün bütünleşmesi bugün bazı siyasetçileri, bürokratları ve medya mensuplarını bir araya getiren irili ufaklı gruplaşmalar yaratmış durumda. Söz konusu gruplar bir yandan birbiriyle çekişirken, aynı zamanda iç koalisyonlarla ortak çıkarlar etrafında ağlar da oluşturabiliyorlar.
Bunların çok da şaşırtıcı olduğu söylenemez. Türkiye gibi potansiyelleri kullanılmamış, katma değerin büyük kısmı merkezdeki bir avuç makbul kimlikli aile ve çevresi arasında bölüşülmüş olduğu bir ülkede, değişimi taşıyan bir toplumsal hareketin bir anda iktidara gelmesi ve hızla ilerleme mecburiyetinde kalması böyle bir tabloyu gerçekçi kılıyor.
Ancak AKP yönetimi bu on dört yıl içinde zımnen bir tercihte daha bulundu. Normalleşmeyi kendi lehine bir durum olarak görse de o yönde harekette tereddüt etti. Kendisine karşı yapılan her gayrimeşru hamleyi, ‘olağanüstü siyasi halin’ sürdürülmesi için bir imkana çevirmenin avantajına kapılabildi. Böylece tabanını ‘diri’ tutarak, kavgayı sürdürerek yola devam etti. Bu süreçte medya bir ‘savaş cihazı’ olarak yapılandı. Parti ise gerçek anlamda kurumsallaşamadı ve Erdoğan’ın en alt düzeydeki olaylarda bile müdahalesine ve liderliğine muhtaç oldu.
2-Son bir buçuk yıla girildiğinde ‘yıkarak’ ilerleme dönemi bitmekteydi. Yıkılması gereken ve iktidarın nüfuzu dışında kalan herhangi bir yapılanma kalmamıştı. Bürokratik tasfiyenin devam etmesi gerekse de, bunun zamana yayılma zorunluluğu vardı. Artık iktidarda kalabilme ve ülkeye bir sıçrama daha yaşatmanın yolu ‘inşadan’ geçmekteydi. Nitekim Erdoğan çok sayıdaki başbakan adayının arasından, Davutoğlu’nu muhtemelen bu nedenle tercih etti. Belki Davutoğlu’nun parti içi siyasete ve rant sistematiğine bulaşmamış biri olması da bu tercihte etkili oldu. Ama asıl beklenti bir inşa döneminin başlaması ve devletin yeniden kurumsallaşmasının sağlanmasıydı.
Ne var ki Davutoğlu ismi parti içindeki birçok grup için ‘cazip’ değildi. Her inşa dönemi kendi kadrolarını üretir ve siyaset erbabını nitelik ve nicelik olarak değiştirir. Bu inşa dönemi de kaçınılmaz olarak bir doğal tasfiyenin gelebileceğini ima ediyordu. Bu ağın içindeki bazı kişi ve gruplar siyaset için tek bir şanslarının kaldığını düşündüler: Erdoğan’ı kuşatmak. Nitekim Başbakan olmasıyla birlikte Davutoğlu’nu kötülemek üzere epeyce çaba harcandı ama Erdoğan bunların hepsinin önüne set çekti. Ancak aynı süreçte Başbakan etrafında da benzer bir atmosfer yaratma peşinde olanlar belirmeye başladı. Erdoğan ile Davutoğlu arasında mesafe ve hoşnutsuzluk oluşması, her iki taraftaki bu türden çevrelerin işine geldi.
Güç üzerinden siyasete tutunmak isteyenler bu gerilimi derinleştirmek istediler. Partinin insicamını yitirme tehlikesi bu kişileri rahatsız etmedi. Bu arada iktidarı destekleyen medyanın önemli bölümü Erdoğan’ı ‘araçsallaştırmaktan’ çekinmeyen söz konusu ağın sözcüsü gibi addedildi. Giderek bu medya gücü doğrudan bir ‘silaha’ dönüşürken, ortak düşmanla mücadele mantığı önce parti dışında ama çok kolay bir geçişle parti içinde de düşman yaratmaya soyundu.
3-Kasım seçimiyle birlikte AKP’nin amacı yeni bir anayasa sayesinde bürokratik vesayetten, ‘geri dönüşü mümkün olmayacak şekilde’ kurtulmaktı. Başkanlık sisteminin bunu sağlamada etkili olacağı da açıktı. Önünde ise iki yol vardı. Biri anayasayı öne almak, toplumsal tartışmayı hakkıyla yapmak, meşruiyeti sağlamak ve başkanlığı bu tartışmanın içinden üretmekti. İkinci yol ise başkanlığı temel almak, bunu zorlayacak bir siyasi ortam üretmek, isteneni emrivaki ile gerçekleştirmek ve anayasayı da bu süreçte kotarmaktı.
AKP hâlâ bu kararı net bir biçimde vermiş gözükmüyor. İşi doğru yapmakla fırsatçı davranmak arasındaki tercihin berrak olmadığı görülüyor. Çünkü tabanın ve partinin bu konuyu konuşmasına ihtiyaç kalmadan, bizzat parti içine dönük bir emrivaki yapma heveslisi olanlar var. Partiye tutunmuş olan kişi ve grupların bir bölümü, işin hakkıyla yapılması halinde siyasette yerlerinin olmayacağının farkındalar. Dolayısıyla ikinci yolun tercih edilmesini istiyorlar, bunu merkez üzerinden zorlamaya çalışıyorlar ve medyayı da ‘tetikçi’ olarak kullanıyorlar.
4-Sonuç ‘reisçilik’ denen ve Erdoğan’a itibar kazandırmak bir yana, onu yıpratan bir tümörün AKP içinde yoğunlaşmasıdır. Yapay ve sürekli tehdit yaratarak lideri ‘koruma’ temelli bir dalkavukluk çok popüler hale geldi. ‘Millilik’ söyleminin ‘bizden olmayana’ işaret eden siyasi muhafazakârlığının işlevselliği hemen keşfedildi. Hiçbir bilimsel temeli olmayan bir ‘içe kapalı ekonomi’ savunuculuğuyla söz konusu millilik pekiştirildi. Ama her adımda oportünizm daha da görünür hale geldi…
Bugün AKP’ye musallat olan şey, seviyesizliğin ‘aktörleşmesidir’…
Şimdi gelelim ikinci soruya… Ben niçin söz konusu seviyesizliğe inmeyi ima eden bir yazı yazdım?
Cevap aslında çok basit: Çünkü AKP ve çevresi, giderek tüm muhafazakâr ve İslami kesim bu durum karşısında sessiz ve edilgen. Malum tayfa ise elindeki medya gücünü kullanarak bana olmadık hakaretleri ve yalanları savurabildi, Gülay Göktürk’ün işine rahatlıkla son verebildi. Bazılarının vicdanı yaralandı, üzüldüler, tek tük yazılar da yazıldı. Ama ortada kendi içindeki habislikle yüzleşmekten kaçınan koca bir parti var. Kimse ‘böyle mi olmalı’ ya da ‘istediğimiz bu mu’ diye kamu önünde açık yüreklilikle sormuyor. Gazete ve televizyonlardaki aparaçikler bütün cehaletleriyle ‘siyaset’ yaparken, onların düzeyi gelip bu harekete destek vermiş herkese bulaşıyor…
Eğer sorun seviyesizlikten duyulan tedirginlik ise, böylesine kritik bir noktada birilerinin o türden kaygıları arka plana atması gerekiyor… Eğer mesele seviyesizliğin kirleticiliği ise, benim öyle fazla ‘temiz kalma’ merakım da yok. Benim derdim siyaseti zehirleyen bu oportünizmin görünmez olma, kendisini gizleme imkanının ortadan kalkması. Eğer görünür olması ve tartışılır hale gelmesi bir başkasının da seviyesizliği kabul etmesini gerektiriyorsa, o adımın çekinmeden atılmasından yanayım.
Not: Bu arada ‘Bizde asıl yalan beyan esastır!’ başlıklı yazıyla ilgili olarak sosyal medyanın ‘kaynadığı’ söylendi. İki Başdanışman arasında olduğu söylenen ‘uygunsuz ilişki’ nedeniyle… Oysa bu tabirin içi tamamen boş… Özellikle öyle çünkü yazının başlığının açıkça söylediği üzere ve yazının ilgili paragrafında da ifade edildiği gibi bu bir ‘yalan’. Yazı malum danışman ve çevresinin benim ve Cevdet Akçay hakkında söyledikleri yalana karşılık olarak verilmiş bir yalandan ibaret. Eğer yalanla işi idare edeceklerini sanıyorlarsa bunun pek gerçekçi bir beklenti olmadığını anlamaları için…
Etyen Mahçupyan, 16 Şubat 2016
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları



































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
25.10.2025
25.10.2025
15.03.2025
20.02.2025
15.10.2024
24.09.2024
19.09.2024
10.09.2024
2.09.2024
13.04.2024