Hakan AKSAY
Aslında derdim, bugün Türkiye'de bir liderin sahip olması gereken üç özelliği basitçe ve kısaca dile getirmek.
Eğer bu amaçla yazılan yazı için yukarıdaki başlığı spekülatif bulduysanız, bu bayramlık beni affedin. "Liderin üç özelliği ve seks" gibi çekici ama yanıltıcı bir başlık değil bu. Sonuçta yazı, başlıktaki soruya cevap vermeyi amaçlıyor.
31 Mart seçimleri üzerine çok yorum yapıldı, yapılıyor. Bazıları yine yandaşlık üzerinden durumu idare etme çabası olduğu için kıymetsiz. Ama çok yararlı ve zihin açıcı analizler de var (bu arada son Oksijen Gazetesi'nin önemli bölümü bu tür yazılardan oluşuyor).
Ben burada yalnızca seçim sonuçlarını belirleyen ana unsurlardan birinin, toplumun bıkkınlığı ve mevcut birçok siyasi liderin bazı olumsuz özelliklerinden (nihayet) bunalmaya başladığı olduğunu vurgulamakla yetineceğim.
Gelelim şu üç özelliğe.
Özeleştiri yapmak en zor iş
Sadece siyasiler değil toplumdaki neredeyse tüm bireyler özür dilemeyi zayıflık sayıyor. Yaptığının yanlış olduğunu kabul etmek, bir zaaf gibi algılanıyor.
Önündekinin ayağına basıyorsun, ama basmamış gibi davranıyorsun, öteki yana bakıyorsun. "Pardon" demek bile zor. Çünkü bu ülkede "pardon çıkalı eşekler çoğaldı" gibi bir deyiş bile uydurulup yaygınlaştırılmış durumda.
Neyse, biz siyasilere odaklanalım.
Son yıllarda AKP'den ayrılan Gelecek ve DEVA partilerinin ne kadar büyüyebileceği üzerine çok tahmin dile getirildi. Her ikisinin de parlak yanları var gibiydi. Ne var ki, bunlar (özellikle de liderleri) yakın geçmişin ve onun günahlarının birer parçasıydı.
Ama burada yapılacak sağlam özeleştiriler bu partilerin yelkenlerini şişirebilirdi. Olmadı. Özeleştiri yapmaya dilleri dönmedi. Hatta bir ara bunlardan birinin önderi, 2015'in karanlık aylarıyla ilgili olarak "Terörle mücadele defterleri açılırsa birçok insan, insan yüzüne çıkamaz" dedi. Merakla devamını bekledik. Nafile!
Son seçimler bu gibi partilerin varlıklarıyla yoklukları arasında çok büyük fark olmadığını daha net gösterdi.
Bir diğer lider, Meral Akşener, MHP içinden çıkarak yeni bir partiyle başarılı adımlar atmaya başladı. Kimileri onun 90'lı yıllardaki icraatlarını ısrarla hatırlatsa da, siyasi konjonktürün değişme ihtimalinin, ona bir şans verilmesini gerektirdiğini düşünenler az değildi. Onun için 90'lara pek değinilmeden çıkılan yolda merkez sağda yeni ve güçlü bir oluşum beklendi. Maalesef olmadı. Ortaya çıkan, daha çok, yeni bir MHP'yi andırıyordu.
Tartışmalı "Altılı Masa" süreci ve daha sonra da yerel seçimlerdeki keskin iniş çıkışları, "hür ve müstakil GICIKLIK (!) siyaseti" çizgisi, Mansur Yavaş ve Ekrem İmamoğlu'na iktidardan bile daha ağır suçlamalarla ilerlenmeye çalışılması, bu partiyi ve liderini derin bir çıkmaza sürükledi.
Ve elbette İYİ Parti'de ne şimdiki durumla ilgili bir özeleştiri yapılıyor, ne de bir veya birkaç adım önceki gelişmelerle ilgili. Ve muhtemelen olmayacak da.
Peki, CHP bu özeleştiriyi yaptı mı? Bu soruya gönül rahatlığıyla evet demek zor. Ancak yaşanan kongre süreci ve Mayıs seçimlerinin kaybedilmesinde en büyük sorumlu olarak görülen liderin koltuktan indirilmesi, kuşkusuz bu alanda bir ileri adım olarak algılandı.
Türkiye bu sıkıntılı durumu değiştirmek zorunda. İnsanların özür dilemesi, siyasilerin ve bu arada liderlerin özeleştiri yapması aslında onların güçsüzlüğünü değil gücünü gösterir. Toplum bunu (eğer içtenlikle ve anlaşılır biçimde yapılabilirse) hissedecek, karşılığını samimiyetle verecektir.
Kimsenin "yeryüzü Tanrılarına" ihtiyacı yok. Hepimizin etten kemikten, bazen hata yapan ama hatasını kabul ederek düzelten, bunun üzerinden yeni ve daha etkili adımlar atabilen liderlere ihtiyacı var.
Tahminim, bunu anlayan siyasi yöneticilerin önümüzdeki dönemde seçmenlerle daha çok kaynaşacağı ve popülaritesini arttıracağı yolunda.
Yandaşlık, aklar ve karalar
Kutuplaşma üzerinden yaşanan gerginlikler, ülkemizin en önemli sorunlardan biri.
AK Parti iktidarının büyük bölümü, karşıtlık ve düşmanlık kaynaklarının keşfedilmesi ve bunlar üzerinden toplumun kutuplaştırılması ile geçti. Sonuçta çoğunluğu oluşturan ve AKP'nin kendisini tepesine yerleştirdiği toplumsal gruplar, kendilerinden daha zayıf ve dezavantajlı olan diğerlerine karşıtlık yoluyla lider Erdoğan'ın arkasından yürüdü.
Bu durum giderek herkesin siyasete, hatta hayata "aklar ve karalar" üzerinden bakması gibi hastalıklı bir sonuç yarattı.
AKP'nin karşısında olanlar da tıpkı onun gibi "kutuplaştırıcı" bir üslup kullanıyordu. Herkes bir şeylerin "AK"ıydı ve karşısında olduğunu düşündüğü "KARALAR"a yönelik acımasız bir mücadele veriyordu.
Böyle bir renksiz hayat içinde en ufak şeyler (giysiler, tavırlar, bıyıklar, hatta kimi kelimeler) kimin nerede durduğunu gösterir gibiydi ve herkes kendisi gibi olmayanın yok olmasını istiyordu.
Bu arada hemen herkes kendi liderliğinin "yandaşı" haline dönüştü. "Kol kırılsa bile yen içinde kalmalıydı".
Bu "kutuplaş(tır)ma virüsü" öylesine yayıldı ki, karşıt grupların kendi içine bile sıçradı.
Bakın her iki cephedeki son dönemin tartışmalarına.
Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum'un uyarıları AKP'li bir dizi isimden tepki aldı. Şimdi kimin "daha AK" olduğu üzerine şiddetli bir polemik sürüyor.
Diğer yandan son günlerde CHP eski lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve gazeteci Uğur Dündar arasında oldukça sert bir tartışma başladı. Her ikisi ve geçmişleri üzerine çok şey söylenebilir. Ama şart değil. Benim dikkat ettiğim konu başka: Sosyal medyada gösterilen tepkilerin herhalde yüzde 90'ı ya Kılıçdaroğlu'nu ya da Dündar'ı tümüyle savunup karşı tarafı berhava etmekle meşgul. Yani bu iki isimden birisi mutlak "AK", diğeri "KARA" olmak zorunda.
Hayatımızda "GRİ" kalmadı, imdat!
Liderler ve lider adayları açısından, kendi AK'larının peşinde koşup karşıtlarını KARA ilan etmek en kolayı gibi.
Ancak Türkiye bundan yoruldu, bıkmaya başladı. Bu seçimler bunun işaretleriyle dolu.
Artık liderler "algılardaki AKLAR ve KARALAR"ın aslında bir arada yaşamak zorunda olduğu üzerinden kucaklayıcı bir tavır sergilemeli.
Bu asla "belkemiği eksikliği" anlamına gelmiyor. Sadece acımasız polemikler yerine kucaklayıcı diyalogların artmasını gerektiriyor.
İyi yürekli olmak...
Şimdi size saçma gelebilir. Siyasette böyle kriterler olmaz diyenleriniz çıkabilir. Ama ben çocukluk masallarından bu günlere kadar hayata (ve tabii ki onun içinde yer alan siyasete de) iyilerin ve kötülerin mücadelesi olarak bakarım.
Elbette "hiçbir insan günde 24 saat iyi/kötü olmaz" ve hayatın kendisi gibi insanlar da karmaşıktır. Ancak sağlam etik ilkelerine sahip olanların olumlu karar ve davranışları, olumsuzlardan çok daha fazladır.
Bundan neredeyse yarım yüzyıl kadar önce kendimce keşfettiğim sosyalizmin, siyaset ve ideolojinin dışında bir tür "iyi, dürüst ve adaletli olma kılavuzu" olduğunu düşünüyordum.
Sonradan benim gibi sosyalist olanlar arasında birçok kötü, çıkarcı, sinsi insan gördüm. Hem sosyalistliğimin ilk yıllarında Türkiye'de, hem de 80 darbesi sonrası gittiğim "yeryüzü cenneti" Sovyetler Birliği'nde.
İlk başlarda, rastladığım her kötülüğü "kuralları bozmayan istisnalar" olarak yorumlamayı tercih ettim. Ama sonra bu istisnaların haddinden fazla olduğunu gördükçe gözlerim açılmaya başladı.
Bu arada "düşman saflarda", yani "kapitalistler", sağcılar, dindarlar, milliyetçiler arasında tertemiz ve ahlaklı insanlar olduğunu kendime itiraf edecek bilince ulaştığımda iş daha da karmaşıklaştı.
Falanist ya da filanist olmakla otomatik olarak iyi veya kötü olunmuyordu.
Elbette siyasetin, ideolojinin önemsiz olduğunu düşünmüyorum. Ama onunla her şey bitmiyor. Ben bunu Lenin ve Stalin'den Brejnev'e, Gorbaçov'a, Yeltsin'e ve Putin'e kadar farklı liderler üzerinden yıllarca inceledim ve yaşadım.
Türkiye'nin başındaki kişinin yalancı, sahtekar, dolandırıcı, vicdansız olmasını istemem.
Siyasette tartışmaya alıştığımız çok sayıda konu bir yana, son derece önemli bir mesele de, liderin ahlaklı olmasıdır. Vicdan ve onur sahibi olmasıdır.
Maalesef Türkiye'de aynı anda hem akıllı hem de ahlaklı olmak, seyrek rastlanan bir durum. Ya ahlaklı ve "saf" (başka bir kelime kullanmayayım şimdi bayram günü) oluyorsun, ya da ahlaksız ve akıllı (aslında akıllı değil kurnaz demek gerek)...
Liderlerimizin bu iki olumlu özelliği aynı anda taşıması benim en büyük dileklerimden biri.
Ve sonuç olarak, bu saydığım üç özelliğe kim sahipse ya da kim bu açılardan daha güçlü, samimi ve inandırıcı ise onun Türkiye'nin bir sonraki lideri olma potansiyelinin daha fazla olduğunu düşünmek istiyorum.
Yazarlar
-
Nevzat CİNGİRTHerkes genel başkan olabilir; ama lider olmak herkese nasip olmaz 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Tanıl BoraEntegrasyon 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKAN200 liralık ülke olduk 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALTürkiye Orwell’ın 1984 rejimine doğru sürükleniyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali BAYRAMOĞLUErdoğan şemsiyesi: İki algı, iki Türkiye 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçMuhalefetin hassasiyetler konusundaki hassasiyeti! 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORUYeniler oyuna girince ne olur? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZPKK’nin silahsızlandırılması sürecinde kritik hafta 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Figen ÇalıkuşuNeden yapmazlar? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Taha Akyol‘Durdurmaya gücünüz yetmez’ 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim Kirasİktidarın avantajı muhalefetin şansı 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ali ALÇINKAYAKomplodan Demokratik Topluma; 27 Yıllık Tecrit, Direniş ve Özgürlük. 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Elif ÇAKIRSayın Şimşek 124. sıra Türkiye’ye yakışıyor mu? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRTEMU’yu yasaklattı, vizeye taktı: İTO Başkanı milyarlarca lirayı nereye harcıyor? 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
İsmet BerkanAvrupa’da olan biteni takip ediyor musunuz? Yeni bir dünya kuruluyor 14.02.2026 Tüm Yazıları
-
Murat YETKİNErdoğan’ın Gürlek Tercihi: CHP’ye Darbeyle Baskın Seçimin Çok Ötesinde 13.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENGözü kara tayinler 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mustafa KaraalioğluBu endeksi yalanlayan biri çıkmayacak mı! 12.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldız ÖNENYönetilebilir bir çatışma olarak ABD-İran 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hasan CEMALKürtçe konuştum, tokat yedim; Türkçe bilmiyordum ki! 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlker DEMİRAYŞE HÜR DAHİL SOLUN BİR ELEŞTİRİ PRATİĞİ 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünTarihinin önemli bir dönüm noktasında Türkiye… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇERMala fide politia 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet OcaktanMilletin vicdan hizasında durmayı başaramazsanız… 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mahfi EgilmezOrtaçağ’a dönüş 11.02.2026 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciNüfus verileri ne diyor? 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selami GÜRELBaşlangıçta Eylem Vardı! (Am Anfang war die Tat!) 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
İlhami IŞIKKırılmalar karşısında Türkiye ve Kürtler 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURSon anlarında telefonunda Candy Crush oynayan diktatörün hikayesi 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİÖzgür Özel'in öfke patlaması 10.02.2026 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRYakın geleceğin Türkiye’si: Kutuplaşma azalmayacak, psikolojik olarak form değiştirecek 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞEDEP YAHU… 9.02.2026 Tüm Yazıları
-
Yetvart DANZİKYANSuriye’yi konuşurken aslında Türkiye’yi konuşuyoruz 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKAKP İslamcı bir parti mi değil mi? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cengiz AKTARErmeni uzlaşmazlığı efsanesi 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit AkçayUluslararası para sisteminin geleceği 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Hikmet MUTİCHP ve Deva Partisi'nin İmralı imtihanı... 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Şeyhmus DİKENNaum Faik var mıydı? 8.02.2026 Tüm Yazıları
-
Berat ÖZİPEKYargı kararları ve yanlış yerde olanlar 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet AKAYABD İran'dan Elini Çek! Mollaların İşini Ancak İran Halkı Bitirir! 7.02.2026 Tüm Yazıları
-
Selva DemiralpFed başkan adayı Warsh “Karaman’ın koyunu” olabilir mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Seyfettin GürselEn düşük işsizlik rekorunu kırdık! Sevinelim mi endişelenelim mi? 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mücahit BİLİCİDeccalin görünümleri 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAKANOrtadoğu bataklığından nasıl çıkarız?.. 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ümit KARDAŞTekçi-otoriter rejimden vazgeçmeden demokrasi hayali satmak 6.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet Faruk ÜnsalKonjonktürle gelen konjonktürle gitti 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cihan TuğalAmerikan hegemonyası ve Kürt hareketi 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Ali TürerHEZİMET Mİ KAZANIM MI ! 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Cafer SolgunCHP ve Kürt sorunu 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİN‘Kürtlerin Zamanı’na ne oldu? 3.02.2026 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞGümrük birliğini revize edelim ama nasıl? 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENYanlış Hesaplar 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Haşmet BABAOĞLUKorkunç bir soy 2.02.2026 Tüm Yazıları
-
Abdurrahman DilipakÇirkin Amerikalı geldi aşka! 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Cemile BayraktarKürtleri kazanmanın vaktidir 29.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mehmet ALTANToplumsal Fakirleşmeye Siyasetin Katkısı 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Vahap COŞKUNÜç kırılma 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUKürt Sorunu ve demokrasi ilişkisi üzerine 28.01.2026 Tüm Yazıları
-
Ahmet İNSELYitirileni Değil Yeniyi Ararken 27.01.2026 Tüm Yazıları
-
Baskın ORANSuriye olayı ve Türkiye’deki “Süreç” 23.01.2026 Tüm Yazıları
-
DOĞAN ÖZGÜDENTam 80 yıl sonra aynı komplo, aynı ihanet! 22.01.2026 Tüm Yazıları
-
Melih ALTINOKBarzaniler Suriye’de PKK’yı niçin gazlıyor? 21.01.2026 Tüm Yazıları
-
Taner AKÇAMHrant 19 yıldır bizimle bir başka yaşıyor 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Kemal CANSuriye’de olanın adını koymak 20.01.2026 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEŞara’nın sakalı 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Hakan AlbayrakSadece “Suriye Cumhuriyeti” 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Doğu Ergilİnanç, siyaset ve şiddet üzerine bir manifesto 18.01.2026 Tüm Yazıları
-
Sedat KAYABarbarlık Çağı 5.01.2026 Tüm Yazıları
-
Berrin SönmezŞalvar sevdası “yeni gömlek” ölçütünün habercisi mi? 1.01.2026 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Abdulmenaf KIRAN11. YARGI PAKETİ, YENİ ADALETSİZLİK VE EŞİTSİZLİKLER YARATTI 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet İlhanKararsızlığın Erdemi: Kesinliğin Gölgesinde Düşünmek 27.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nuray MERTİslamcılık Öldü mü? 26.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat BELGEYüzdük yüzdük 22.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ali BULAÇHakim sınıfın iki zümresi 11.12.2025 Tüm Yazıları
-
SİBEL HÜRTAŞCHP programı halka ne vadediyor? Nasıl bir parlamenter sistem? 9.12.2025 Tüm Yazıları
-
Galip DALAYOrta Doğu, Trump Amerika’sına Uyum Sağlıyor 3.12.2025 Tüm Yazıları
-
Sezin ÖNEYŞu meşhur “İznik Konsili” 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Zekeriya KurşunDağıstan Cumhuriyeti ve Ayna Gamzatova 1.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fikret BilaAK Parti çekingen 26.11.2025 Tüm Yazıları
-
Necati KURÇOCUK HAKLARI EVRENSEL BİLDİRGESİ 19.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zeki ALPTEKİNEmeğin Sosyolojisi ve Kapitalizmin Geleceği: Marx vs. Marx 16.11.2025 Tüm Yazıları
-
Mehveş EVİNYerel yönetimlerle işbirliği kültür politikası için hayati 13.11.2025 Tüm Yazıları
-
M.Latif YILDIZÇÖZÜM SÜRECİ KOMİSYON VE EKMEN 12.11.2025 Tüm Yazıları
-
Zülfü DİCLELİKeşke… 4.11.2025 Tüm Yazıları
-
Etyen MAHÇUPYANKemalizm mi daha ‘iyi’, (Yeni) İttihatçılık mı? (3) 25.10.2025 Tüm Yazıları
-
Hasan Bülent KAHRAMAN‘Parlak gelecek’ ve sol gelecek... 12.10.2025 Tüm Yazıları
-
Metin Karabaşoğluİnsanların devletlerle savaşı 9.10.2025 Tüm Yazıları
-
İlnur ÇEVİKTrump’ın dünyasına hoşgeldiniz… 3.10.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ata UÇUMTERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ SÜRECİ! 14.09.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan AKSAYPutin, Trump’ı parmağında oynatmaya devam ediyor 17.08.2025 Tüm Yazıları
-
Gülçin AVŞARSorumluktan kaçmak umuttan kaçmaktır 12.08.2025 Tüm Yazıları
-
Alper GÖRMÜŞZora girmiş bir anlatı: “ABD emperyalizminin değişmez stratejik hedefi bağımsız Kürt devleti” 1.08.2025 Tüm Yazıları
-
Abdullah KıranYeni süreç ve Suriye denklemi 27.07.2025 Tüm Yazıları
-
Cihan AKTAŞTahran bir kez daha bombalanırken 23.06.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın SelcenDemokrasiye giderken cumhuriyetten olmak 17.06.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet ÖZTÜRKÇetin Uygur bir kitaba sığar mı? 10.05.2025 Tüm Yazıları
-
Yüksel TAŞKINİktidar milli iradeyi “tapulu arazisi” sandığı için büyük bir bedel ödeyecek 22.04.2025 Tüm Yazıları
-
Ayhan ONGUNDEMOKRATİK EĞİTİM MÜCADELESİNE ADANMIŞ YAŞAMLAR 21.04.2025 Tüm Yazıları
-
Pelin CENGİZTrump’ın yeni vergileri diye yazılır, ‘post modern merkantilizm’ diye okunur 7.04.2025 Tüm Yazıları
-
Cennet USLUİktidar neden umduğunu bulamadı? 2.04.2025 Tüm Yazıları
-
Hayko BAĞDATSokaklarda yükselen ses 28.03.2025 Tüm Yazıları
-
Halil BERKTAYPKK ve Türk solcuları (4) “Dağlarında gerilla var memleketimin” 16.03.2025 Tüm Yazıları
-
Haluk YurtseverKaosta 'hegemonya' arayışı 11.03.2025 Tüm Yazıları
-
Arzu YILMAZHodri Meydan 10.03.2025 Tüm Yazıları
-
Aydın ÜnalParti ve iktidar 25.02.2025 Tüm Yazıları
-
Ümit KIVANÇİç duvarlar 10.02.2025 Tüm Yazıları
-
İhsan DAĞIİmamoğlu nasıl kurtulur? 1.02.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal ÖZTÜRKKürt meselesindeki psikolojik bariyerler 17.01.2025 Tüm Yazıları
-
Münir AKTOLGABATI’DAN FARKLI BİR ÖRNEK OLARAK TÜRKİYE’DE VE ARAP ÜLKELERİNDE DEVRİMCİ DÖNÜŞÜM DİYALEKTİĞİ... 16.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cenk DoğanÜRETİCİLERE İLK OLARAK KOOPERATİF LAZIM 4.12.2024 Tüm Yazıları
-
Cevat KORKMAZFiller ve Çimen... 22.11.2024 Tüm Yazıları
-
Tuncer KÖSEOĞLUTamirhanelere giden toplar… 4.11.2024 Tüm Yazıları
-
Ayşe HÜRDevletin Muhteşem Örgütlenmesi: 6-7 Eylül 1955 Pogromu 9.09.2024 Tüm Yazıları
-
Ferhat KENTEL“Maarif” marifetiyle yeni “makbul vatandaş” kurma çabaları 26.07.2024 Tüm Yazıları
-
Banu Güven“Bozkurt” Almanya’da sahaya indi 4.07.2024 Tüm Yazıları
-
İBRAHİM Ö. KABOĞLUDevlet ve yürütme kaç başlı? 27.06.2024 Tüm Yazıları
-
Gürbüz ÖZALTINLICHP’nin normalleşme politikası Erdoğan’a mı yarar? 21.06.2024 Tüm Yazıları
-
Oya BAYDARBir yazamama yazısı 14.06.2024 Tüm Yazıları
-
Bayram ZİLANAK Parti’de değişim gecikiyor mu? 4.06.2024 Tüm Yazıları
-
Soli ÖzelBetül Tanbay'ın gözünden "Gezi"nin tarihi 30.05.2024 Tüm Yazıları
-
Reha RUHAVİOĞLUTürkiye’de Kürtçenin Durumu: Gidişat, İmkânlar ve Fırsatlar 18.05.2024 Tüm Yazıları
-
Atilla AytemurBingöl Erdumlu Kitabı: Film gibi hayat* 24.01.2024 Tüm Yazıları
-
Şahin ALPAY"Ergun Abi"ye veda 10.11.2023 Tüm Yazıları
-
Ahmet ALTANYüzyıllık cumhuriyet başarılı mı başarısız mı? 29.10.2023 Tüm Yazıları
-
Levent GültekinDin, insanları kardeş yapar mı? 26.09.2023 Tüm Yazıları
-
Ayhan AKTARŞair Roni Margulies’in ardından… 7.08.2023 Tüm Yazıları
-
Ceyda KaranBiden ve iki cephede birden yenilgi 30.06.2023 Tüm Yazıları
-
Orhan Kemal CENGİZMuhalefetin sınavı asıl şimdi başlıyor 1.06.2023 Tüm Yazıları
-
Roni MARGULIESMutlu bitmiş bir göç öyküsü 20.05.2023 Tüm Yazıları
-
Burhanettin DURANTarihi Yol Ayrımındaki Kritik Seçim 6.05.2023 Tüm Yazıları
-
Celal BAŞLANGIÇKendini kurtarmak için Erdoğan, Erdoğan’ı reddedecek! 14.04.2023 Tüm Yazıları
-
Ergun AŞÇIErsagun Hanım 5.03.2023 Tüm Yazıları
-
Uğur Gürses‘Dolambaçlı katlı kur’ yolunda 23.01.2023 Tüm Yazıları
-
Besim F. DellaloğluMesafenin Sosyolojisi 16.12.2022 Tüm Yazıları
-
Hidayet Şefkatli TUKSALKur’an kurslarında yatılı eğitim ve çocukların korunması 15.12.2022 Tüm Yazıları
-
Nergis DemirkayaAltılı Masa ortak yönetim planı: Her partiye bir yardımcı bir bakan 17.11.2022 Tüm Yazıları
-
Nabi YAĞCIŞaşıyorum gerçekten… 24.10.2022 Tüm Yazıları










































































































































Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
1.08.2025
17.07.2025
26.06.2025
22.06.2025
11.05.2025
10.05.2025
13.04.2025
29.03.2025
20.03.2025
6.03.2025