Hilâl KAPLAN
Ümmet içerisinde Kürtlere, Araplara ve özellikle Şiilere, Gülenciler kadar husumetle yaklaşan bir grup bulmak zordur. Gülencilerin dış politika anlayışına bakıldığında, Ortadoğu coğrafyasında olup da İsrail kadar 'hoşgörüyle' yaklaşılması gereken başka bir devlet nerdeyse yok gibi. Bir de son dönemde yakınlaşılan Mısır darbe yönetimi var tabii… Ancak Sünni dünyanın beklenen kurtarıcısı olarak kendini gördüğüne ilişkin işaretler veren Gülen ve camiasının Şii düşmanlığı ayrı bir incelemeyi hak ediyor.
İronik olan, Şia düşmanlığını bunca içselleştirmiş bir grubun, Şia inancındaki bazı öğeleri nerdeyse birebir kopyalayıp uygulamasıdır. Bu hususta okuduğum en başarılı kıyas yazılarından birisini, Serhat Sondahhak yazmış. Dokuz maddelik kıyasın ilk dört maddesini bugün, geri kalanını Pazar paylaşacağım inşallah:
Gülenciler: Paralel Şia
Türkiye'de birilerini İsrailci veya İrancı olarak suçlamak çok kolaydır; biraz ümmetçi ise İrancı, biraz batıcı ise İsrailci olur birden. Peki bizim ölçümüz burada ne olmalı? Ak Parti özelinde baktığımızda, Ak Parti'nin İrancı olmakla suçlandığı dönemdeki en önemli dış politika meselelerinden olan Suriye, Irak ve Mısır'da İran'ın zıddı politikalarına bakmak yeterli olacaktır. İslam Dünyası Şii yayılmacılığı karşısında başını kaldırmış Türkiye'ye bakarken, Filistin'de Nasrallah'ın posterleri indirilip Erdoğan'ın posterleri asılırken, İran'ın ve Hizbullah'ın bayrakları indirilip Türkiye bayrakları asılırken Erdoğan'ın Şii yayılmacılığına çanak tuttuğunu söylemek insafsızlık değilse nedir?
Ak Parti'yi İrancılıkla ve Şia taraftarlığıyla suçlayan Gülen Hareketi'nin Şia'ya ait birçok noktayla benzeşmesi açıklanmaya muhtaçtır. Gülencilerle Şia arasında onlarca benzerlik olmasına rağmen belli başlı birkaçına değinmekle yetineceğim:
İmamın Masumiyeti – Gülen'in Masumiyeti: Şiiler akideleri gereği imamlarını masum olarak görüp, onların emir ve yasaklarının Allah'ın emir ve yasakları olduğuna, onlara itaat ve isyanın Allah'a itaat ve isyan olduğuna, onların dost ve düşmanı olanın Allah'ın dost ve düşmanı olduğuna inanırlar. İmamlara itiraz edilmesi câiz değildir. Onlara itiraz eden Rasûlullah'a itiraz eden gibidir. Rasûlullah'a itiraz eden Allah-u Teâlâ'ya itiraz eden gibidir.
Gülenciler ise Gülen'in sözlerini, Şia'daki imamlar gibi tartışmasız kabul etmektedir. Ciddi bir itikadi problem teşkil eden 'Cebrail parti kursa, ona oy vermem' demesi gibi sözleri bile tevil edilmekte, Gülen'in her sözü şartsız, sorgusuz şekilde adeta masumiyet makamındaymışçasına kabul edilmektedir.
Takıyye - Tedbir: Şia'ya şüpheyle bakılmasına sebep olan en önemli sebep hiç şüphesiz takıyyedir. Ehli Sünnet'e göre sadece can korkusu ile kafire yapılması gereken takıyye, Şia inancında ise her durumda geçerli olabilir.
Gülen cemaatinin yılladır uyguladığı 'tedbirin' Şia'nın takkıye anlayışından farkı var mıdır? Takıyyenin isminin tedbir diye değiştirilmesi dışında ikisi arasında değişen nedir? Bürokrasideki 'abi'lerin tedbir için içki içtiği, eşlerinin tedbir için tesettürden çıktıkları gibi anlattıkları birçok olay tedbir denilen garabet inancın boyutlarını ortaya koymaktadır. Siyasi olaylara baktığımızda ise 7 Şubat ve 17 Aralık olaylarında Gülencilerin 'Bunların bizimle ilgisi yok' demesi takıyye değil de nedir?
Humus - Himmet : 'Bilin ki, ganimet olarak aldığınız herhangi bir şeyin beşte biri mutlaka Allah'a, Peygamber'e, onun yakınlarına, yetimlere, yoksullara ve yolculara aittir.' (Enfal 41). Ayette belirtildiği üzere ganimetten alınanın beşte bir yani humus, Şia akidesinde mensuplarının elde ettiği kârlardan, maaşlardan, ticaretten, madenlerden alınmaktadır. Ayrıca humusun sarfiyatında çok şeffaf olmaması Şii halk arasında da tedirginliğe sebep olmaktadır.
Gülencilerde ise humus'un ismini himmet olarak görüyoruz. Bu hareketin kurumlarında veya bu hareket teşvikiyle kamu kurumlarında çalışanların maaşlarının %10 luk kısmını, bu hareketin sohbetlerine giden esnafların ve özel sektör çalışanlarının kazançlarının belli bir kısmını bu hareketin finansmanı için bağışladığını görüyoruz. Hiçbir şekilde şeffaf olmayan, nereye nasıl ve neden harcandığı bağışlayıcı tarafından tam olarak bilinmeyen bu himmetler maalesef zaman içinde araç olmaktan çıkıp amaç haline de gelmiştir.
Seçilmiş İmam – Seçilmiş Cemaat: Şia akidesinde Hz. Peygamber'den (sav) sonra gelen Hz. Ali (ra) ile başlayıp Muhammed bin Hasan el-Askeri ile biten 12 imam seçilmiştir. Bu İmamlar insanların bilmediğini bilir, geleceği görür, insanlar arasında seçilmiş bir konuma sahiptir.
Gülenciler ise seçilmiş bir cemaat olduklarını söylemektedir. Fethullah Gülen bir vaazında önemli bir zattan naklettiğini söyleyerek şöyle demektedir: 'Hz. Peygamber temessül buyurdu, rüya değil, Türkiye'nin meselesini filancalara bıraktık biz, bakış bu, şimdi hakkınızda nebinin hüsnü zannı bu…'. Evet buradan öğreniyoruz ki Gülen hareketi, Türkiyenin 'seçilmiş cemaati'dir. Ne de olsa seçilmiş olmak sorgulanmadan istediğin yolda, istediğin şekilde yürümeyi de mübah kılar.
Yazarlar
-
Mehmet Ali ALÇINKAYA2026’ya Girerken; Barış, Demokratik Toplum ve Enternasyonal Özgürlük Yürüyüşü... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mensur AkgünGemini’ye göre 2026’da Türkiye… 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akif BEKİVicdansız senenin kelimesi dijital vicdanmış 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Taha AkyolKara bir yıl 2025 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
İbrahim KahveciOkudukça yoksullaşan bir ülkeyiz 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mümtazer TÜRKÖNEBölücüler ve Ülkücüler 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet Ocaktan2026’da deliler çağına karşı bir umut ışığı yanar mı? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Gökhan BACIKErken Cumhuriyet dönemi eleştirileri: Revizyonizm mi, Türk usülü “woke” mu? 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Yıldıray OĞURHavf ve reca arasında yeni bir yıla... 31.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehim TAŞTEKİNAfrika Boynuzu’ndaki oyun: İsrail kime şah çekti? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Hakan TAHMAZTürkiye’ye özgü sürecin muhasebesi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
KEMAL GÖKTAŞBarış Akademisyenleri'nin göreve iadesine istinaf engeli: Daire, Danıştay kararına direndi 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Fehmi KORU2026: Beklentiler, beklentiler… 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Ahmet TAŞGETİRENNasıl anılmak isterdiniz? 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Erol KATIRCIOĞLUÇözüm için mücadele demokrasi için mücadeledir 30.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bekir AĞIRDIRTürkiye'de davaların portresine kısa bir bakış: Hâlâ en güçlü ortak talep neden adalet? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Murat SevinçLeyla Zana ve Gözde Şeker ne yaptı? 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Bahadır ÖZGÜRUyuşturucu dosyasındaki sürpriz isim! "Cumhurbaşkanımızın tensipleri ile…" 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TIRAŞYENİ YILDA DA KURU EKMEK BİZİ BEKLİYOR… 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Akın ÖZÇER23 yılın en kötüsü 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mehmet TEZKANİktidar medyası infilak etti 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Eser KARAKAŞUlus devlet, milli egemenlik, çevre, insan hakları, uyuşturucu ve Venezuela 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Nevzat CİNGİRTBir fotoğraf karesinden çok daha ötesi... 29.12.2025 Tüm Yazıları
-
Kemal CAN2025 giderken 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mustafa PAÇALRTÜK ve basın özgürlüğüne geçit yok… 28.12.2025 Tüm Yazıları
-
Mesut YEĞENRaporların Gösterdiği 28.12.2025 Tüm Yazıları



























Yorum yazarak yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Marmara Yerel Haber (marmarayerelhaber.com) hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Yazarın Diğer Yazıları
17.06.2019
27.05.2019
6.05.2019
1.05.2019
29.04.2019
24.04.2019
16.04.2019
15.04.2019
12.04.2019
8.02.2019